Erzurum BAM 3. HD 2022/1198 E. 2024/1040 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/1198
2024/1040
27 Mayıs 2024
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1198
KARAR NO : 2024/1040
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2022 (Karar)
NUMARASI : 2017/264 Esas, 2022/107 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)|Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %50 pay sahibi olduğunu, 10/04/2017 tarihli genel kurul kararı ile şirketin yönetim kurulu başkanı ..., başkan yardımcısı ...'in müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığını, bu süreçte şirket müdürü ...'in yönetim kurulu başkanının çift imza kuralına aykırı olarak şirket hesabından para çektiğini, borçlanma yaptığını ve şirketin diğer ortaklarına maaş bağladığının tespit edildiğini, yine şirket yönetim kurulu başkanının ... İnşaat Taahhüt Nakliyat Mühendislik Harfiyat Turizm Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi isimli ve ... ve kardeşlerine ait firma üzerinden satış yaptığını, mal sevk ettiğini ve bu sevkiyatlarda tonaj sınırının aşıldığının tespit edildiğini, çift imza kuralına aykırı olarak satışların yapıldığını, işçi alımı yapıldığını ve tüm bu durumların firmayı zarara uğrattığını, son olarak müvekkilinin vekili olan ...'in görüşmek için firmanın işlettiği taş ocağına gittiğini ancak burada şirket müdürü ..., diğer ortaklar, kardeşleri ve firmada çalışan kamyon şoförleri tarafından darp edildiğini, olayla alakalı savcılık soruşturması başlatıldığını, bu durumda yönetim kurulu başkanının şirket faaliyetlerini ve işlemlerini yerine getirmesinin imkansız hale geldiğini, bundan dolayı şirketin işleyişi, mali yapısı ve borçları hakkında bilgi sahibi olamadıklarını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak şirketin 10/04/2017 tarihli genel kurul kararının iptali ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde;
Somut olayda; davacının davalı şirkette pay sahibi olduğu, 10/04/2017 tarihinde davalı şirketin genel kurul toplantısının yapıldığı, bu toplantının çağrısız olarak düzenlendiği ve tüm ortakların katıldığı, davacının da genel kurul toplantısında vekili sıfatıyla ... sıfatıyla temsil edildiği görülmektedir.
6102 sayılı TTK'nun 414. Maddesinde genel kurulun toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilanla çağrılacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın 416. Maddesinde de bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurulun toplanabileceği ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alınabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda da davalı şirketin 10/04/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının çağrısız olarak düzenlendiği, bütün ortakların toplantıya katılım sağladıkları, ortaklardan herhangi birinin çağrısız genel kurul toplantısı yapılmasına yönelik itirazda bulunmadığı anlaşılmakla genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığı sonucuna varılmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 425. maddesinde pay sahibinin paylarından doğan haklarını kullanmak için genel kurula kendisinin katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilci olarak genel kurula gönderebileceği düzenlenmiştir. Buna göre şirkette pay sahibi olan ortak genel kurul toplantısına bizzat katılabileceği gibi, paylarından doğan haklarını kullanabilmek için genel kurula kendisi yerine bir temsilci de gönderebilecektir. Dava konusu olayda davacının 10/04/2017 tarihli toplantısına bizzat katılmadığı, davacı tarafından düzenlenen yetki belgesine istinaden ... tarafından genel kurulda temsil edildiği, bu temsilcinin genel kurul toplantısında divan başkanı sıfatıyla görev aldığı, alınan kararların oylamasına iştirak ettiği dosya kapsamı ile sabittir. TTK'nun 446. maddesinde genel kurul kararlarının iptali talebiyle dava açabilecek kişiler düzenlenmiş olup; buna göre toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçiren, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin genel kurul kararının iptali talebiyle dava açabilecekleri belirtilmiştir. Somut olayda ise; her ne kadar davacı genel kurul toplantısına bizzat katılmamış ise de; yetkili kıldığı ... tarafından genel kurul toplantısında temsil edildiği ve divan başkanı olarak görev yapan bu temsilcinin alınan kararlara olumlu yönde oy kullandığı görülmektedir. Davacının bu şekilde toplantıya katılımının sağlandığı ve alınan kararlara da olumlu oy verdiği değerlendirildiğinde yukarıda belirtilen yasa maddesine göre genel kurul kararının iptali talebiyle dava açma hakkı bulunmamaktadır. Zira davacı temsilci marifetiyle toplantıda temsil edilmiş, temsilci tarafından genel kurulda alınan ara kararlara olumlu yönde oy kullanılmış ve genel kurulun çağrısız toplanmasına ilişkin yukarıda belirtilen yasa maddesinde ki ön görülen şartlara uyulmuş olup, bu durumda davacı genel kurul kararının iptalini talep edebilecek kişiler arasında bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı 6102 sayılı TTK'nun 446/d maddesine dayanarak işbu davayı açtığını iddia etmiş ise de; davacının yönetim kurulu üyesi olmadığı, bu nedenle kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olabilecek nitelikte yönetim kurulu üyesi sıfatını taşımadığı anlaşıldığından bu fıkra uyarına da davacının genel kurul kararının iptalini talep edebilecek kişiler arasında yer almadığı sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca 6102 sayılı TTK'nun 445. maddesinde kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine 446. maddede belirtilen kişiler tarafından karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. Buna göre genel kurul kararının iptali talebiyle açılacak olan davada genel kurul toplantısının kanun veya esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ileri sürülmesi gerekmektedir. Ancak somut olayda davacı, 10/04/2017 tarihli genel kurul toplantısının kanun veya esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırı olduğuna dair herhangi bir iddia veya delil ileri sürmemektedir. Davacı genel kurul kararlarının iptali talebiyle açmış olduğu işbu davada şirket müdürü ve yönetim kurulu başkanının şirket aleyhine işlemler yaptığını, şirketi zarara uğrattıklarını, şirket mali yapısını ve faaliyetlerini denetlemesine izin verilmediğini ileri sürmektedir. Davacının ileri sürmüş olduğu bu hususlar genel kurul kararının iptalini talep etmesini gerektirecek nitelikte yasada aranan şartları taşımamaktadır. Zira davacının ileri sürmüş olduğu bu hususlar genel kurul kararının iptalini talep etme hakkını doğurmayıp, başka bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikteki taleplerdir. Genel kurul kararının iptali sebepleri yasada açıkça belirtilmiş olup bu sebepte somut olayda bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle davacının genel kurul kararının iptali talebiyle dava açabilecek kişiler arasında yer almadığı, genel kurul kararının iptali sebeplerinin yasada açıkça düzenlendiği, somut olayda bu iptal sebeplerinin yer almadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş olup; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın REDDİNE Dosya kapsamında görevlendirilen kayyımların görevlerine son verilmesine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde sayılan iptal sebepleri oluştuğundan Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesine iş bu davayı açtıklarını, müvekkilinin davalı şirkette %50 pay sahibi olduğunu, 10/04/2017 tarihli genel kurul kararı ile şirketin yönetim kurulu başkanı ..., başkan yardımcısı ...'in müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığını, bu süreçte şirket müdürü ...'in yönetim kurulu başkanının çift imza kuralına aykırı olarak şirket hesabından para çektiğini, borçlanma yaptığını ve şirketin diğer ortaklarına maaş bağladığını tespit ettiğini, yine şirket yönetim kurulu başkanının ... İnşaat Taahhüt Nakliyat Mühendislik Harfiyat Turizm Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi isimli ve ... ve kardeşlerine ait firma üzerinden satış yaptığını, mal sevk ettiğini ve bu sevkiyatlarda tonaj sınırının aşıldığının tespit edildiğini, çift imza kuralına aykırı olarak satışların yapıldığını, çek keşide edilip piyasaya sürüldüğünü, işçi alımı yapıldığını ve tüm bu durumların firmayı zarara uğrattığını, yargılama sırasında mahkemece 06/06/2017 tarihli ara karar ile ... ve ...'un kayyım olarak atandığını, ...'nin davalı şirket ile ilgili ticari belgeleri kendilerine veya kayyımlara teslim etmemesi ve şirket müdürü ...'i taş ocağına girdiği sırada darp ederek şirket hakkında bilgi alınmasını zorlaştırmasının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, kayyım heyetine 03/07/2017 tarihli beyanları ile ... ve ...'nin ortakları olduğu ... İnşaat Taahhüt Nakliyat Mühendislik Harfiyat Turizm Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ne müvekkilinin onayı ve herhangi bir yönetim kurulu kararı olmadan taş ocağından çıkan malın diğer firmalara satılan bedelden daha yüksek satıldığını, çift imza kuralına aykırı olarak verilen çeklerin, satışların olduğu bilgisinin verildiğini, kayyımların 19/07/2017 tarihli savcılık suç duyurusu ile müvekkilinin ortağı ve pay sahibi olduğu şirketten mal kaçırıldığının açıkça ortaya konulduğunu, ortaklardan ... ve ...'nin davranışları ile yönetimin imkansız hale getirilmesi ve dolayısıyla kayyımlık görevinde kalmalarının bir anlamı olmayacağı gerekçesi ile kayyım ... ve ...'un 20/09/2017 tarihli raporla görevden azillerini istediklerini, taleplerinin aksine mahkemece kanundan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ve yaptıkları savcılık suç duyuruları, elde edilen belgeler, şirket mali tabloları, defter kayıtları, paravan olarak kullanılan ... Ltd. Şti.'nin nasıl kurulduğu, nasıl ayakta kaldığının, vergi kayıtları gibi yeterli ve gerekli şekilde araştırılmadığını, ayrıca istifa eden kayyımların yerine atanan ... ve ...'nın müvekkilinin gerçekleştireceği pay devrini engelleyerek akabinde aldıkları ani karar sonrası şirketin sermaye artırımına gidilmesi ve dolayısıyla kanun hükümlerine aykırı olarak görevlerini taraflı şekilde icra etmelerinin yerel mahkeme tarafından defatle beyan etmelerine rağmen dikkate alınmadığını, yönetim kurulu kararı ile çift imza ile temsilde yetkilendirilen ve akabinde yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'i cebir, hile ile saf dışı bırakarak, yönetim kurulunda ve müvekkilinin pay sahibi olduğu şirkette tek başına hareket eden ...'nin halen daha davalı şirkette yönetimde olduğunu, müvekkiline TTK'dan doğan pay sahipliği haklarını kullandırmayarak söz konusu pay sahibi olunan şirketin sermayesini kendi şirketi için kullandığını, müvekkilinin maddi açıdan telafisi olmayan zararlara katlanmak durumunda kaldığını, açıkladıkları nedenlerle ...'yi yönetim kurulu başkanı olarak belirleyen Erzurum ... Noterliği'nin 30/12/2016 tarih ve ...yevmiye numaralı karar defteri sayfa no:.... karar sıra no:.. ve 10/04/2017 tarihinde alınan kararın iptalinin gerektiğini, mahkeme gerekçesinin aksine davanın açıkça yasada sayılan şartları taşıdığının aşikar olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, Anonim şirket genel kurul kararının iptali ile şirkete bağımsız denetçi tayini istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili dava dilekçesinde 10/04/2017 tarihli genel kurul kararı ile şirketin yönetim kurulu başkanı ..., başkan yardımcısı ...'in müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığını, şirket yönetim kurulu başkanının ... İnşaat Taahhüt Nakliyat Mühendislik Harfiyat Turizm Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi isimli ve ... ve kardeşlerine ait firma üzerinden satış yaptığını, mal sevk ettiğini ve bu sevkiyatlarda tonaj sınırının aşıldığının tespit edildiğini, çift imza kuralına aykırı olarak satışların yapıldığını, işçi alımı yapıldığını ve tüm bu durumların firmayı zarara uğrattığını, müvekkilinin vekili olan ...'in görüşmek için firmanın işlettiği taş ocağına gittiğini ancak burada şirket müdürü ..., diğer ortaklar, kardeşleri ve firmada çalışan kamyon şoförleri tarafından darp edildiğini, olayla alakalı savcılık soruşturması başlatıldığını, bu durumda yönetim kurulu başkanının şirket faaliyetlerini ve işlemlerini yerine getirmesinin imkansız hale geldiğini, iddia ederek 10/04/2017 tarihli genel kurul kararının iptalini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı;
10/04/2017 tarihinde davalı şirketin genel kurul toplantısının yapıldığı, bu toplantının çağrısız olarak düzenlendiği ve tüm ortakların katıldığı, davacının da genel kurul toplantısında vekili sıfatıyla ... sıfatıyla temsil edildiği, davalı şirketin 10/04/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının çağrısız olarak düzenlendiği, bütün ortakların toplantıya katılım sağladıkları, ortaklardan herhangi birinin çağrısız genel kurul toplantısı yapılmasına yönelik itirazda bulunmadığı, bu haliyle genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığı;
Davacı temsilcisinin genel kurul toplantısında divan başkanı sıfatıyla görev aldığı, alınan kararların oylamasına iştirak ettiği, TTK'nun 446. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali talebiyle dava açabilecek kişiler düzenlenmiş olup; buna göre toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçiren, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin genel kurul kararının iptali talebiyle dava açabilecekleri, somut olayda ise; her ne kadar davacı genel kurul toplantısına bizzat katılmamış ise de; yetkili kıldığı ... tarafından genel kurul toplantısında temsil edildiği ve divan başkanı olarak görev yapan bu temsilcinin alınan kararlara olumlu yönde oy kullandığı, davacının bu şekilde toplantıya katılımının sağlandığı ve alınan kararlara da olumlu oy verdiği değerlendirildiğinde yukarıda belirtilen yasa maddesine göre genel kurul kararının iptali talebiyle dava açma hakkı bulunmadığı;
Davacı 6102 sayılı TTK'nun 446/d maddesine dayanarak işbu davayı açtığını iddia etmiş ise de; davacının yönetim kurulu üyesi olmadığı, bu nedenle kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olabilecek nitelikte yönetim kurulu üyesi sıfatını taşımadığı anlaşıldığından bu fıkra uyarına da davacının genel kurul kararının iptalini talep edebilecek kişiler arasında yer almadığı;
Ayrıca 6102 sayılı TTK'nun 445. maddesinde kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine 446. maddede belirtilen kişiler tarafından karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açılabileceği, buna göre genel kurul kararının iptali talebiyle açılacak olan davada genel kurul toplantısının kanun veya esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ileri sürülmesi gerektiği, somut olayda davacı, 10/04/2017 tarihli genel kurul toplantısının kanun veya esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırı olduğuna dair herhangi bir iddia veya delil ileri sürmediği davacı genel kurul kararlarının iptali talebiyle açmış olduğu işbu davada şirket müdürü ve yönetim kurulu başkanının şirket aleyhine işlemler yaptığını, şirketi zarara uğrattıklarını, şirket mali yapısını ve faaliyetlerini denetlemesine izin verilmediğini ileri sürdüğü, davacının ileri sürmüş olduğu bu hususların genel kurul kararının iptalini talep etmesini gerektirecek nitelikte yasada aranan şartları taşımadığı, davacının ileri sürmüş olduğu bu hususların genel kurul kararının iptalini talep etme hakkını doğurmadığı, anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf aşamasında alınması gereken 427,60. TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 80,70. TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90. TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-
İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
-
Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere ... tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02