SoorglaÜcretsiz Dene

Erzurum BAM 3. HD 2024/485 E. 2024/1031 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/485

Karar No

2024/1031

Karar Tarihi

27 Mayıs 2024

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/485

KARAR NO : 2024/1031

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 18/12/2023 (Karar)

NUMARASI : 2023/320 Esas, 2023/888 Karar

DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2019/... esas sayılı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle takip konusu borç bakımından teminatı mukabilinde ihtiyati tedbir konulması ve takibe konu borç bakımından borçlu olmadıklarının tespitinin gerektiğini, yüklenici ... Nakliyat İnş. Şirketinin 10/12/2019 tarihli borcu kabul ve ikrar belgesinde Erzurum .... İcra Müdürlüğüne hitaben "müdürlüğünüzde işlem gören 2019/... E sayılı dosya kapsamında ... Genel Müdürlüğünün ...bankasında bulunan hesabına bloke konulduğunu öğrenildiğini, anılan borcun ...'nin borcu olmadığını, şirketçe ... Genel Müdürlüğünden ihale kapsamında yapımı taahhüt edilen Yakutiye- Aziziye Kanalizasyon inşaatı işinde kullanılan 800 mm.çapındaki boruların bedeli olduğu, boruların şirket tarafından ...ISI müh. Şti den alındığını, boru bedelinin ...ISI şirketine ... ye şirketçe teklif edilen fiyat üzerinden ödeneceğinin taahhüt edildiğini, ...'den şirkete 3 nolu hak ediş karşılığında 531.062,00 TL boru bedeli ödendiğini, ödenen bu bedelin ... IS şirketinin hesabına şirket tarafından ödendiğini, ödemeye ilişkin dekontun ekte sunulduğu" şeklinde beyanda bulunduğunu, davanın haklılığını ortaya koyan en kuvvetli delil olduğunu, davacı kurumun genel müdürlüğünün 2018 yılı yatırım programında bulunan 07/06/2018 tarihli sözleşme ile yüklenici ... inş. Şirketinin uhdesinde bulunan 1.120.150,00 TL sözleşme bedeli Yakutiye ve Aziziye İçme Suyu ve Kanalizasyon İnş" yapı işinin ihale edildiği ve bitirildiğini, yüklenici ... inş.şirketinin idareye dilekçe vererek iş kapsamında bulunan ...'lük hat için sözleşmede bulunan miktarda 2504m ...'lük korige kanalizasyon borusu satın aldığını, ancak hattın bir kısmı yapılamadığı için borunun tamamının kullanılamadığını, bu yüzden mağdur olduğunu belirttiğini ve kalan boruların idare tarafından alınmasını talep ettiğini, bu talep üzerine yönetim kurulunun 2018/... karar sayılı kararı ile yüklenici ... şirketinden kamu yararı göz önüne alınarak yüklenicinin ihalede borular için verdiğini, ihzarat bedeli üzerinden söz konusu 630 m 0 800'lük borunun idari tarafından alınması yükleniciye borular için yapılacak ödemenin ise ihzarat bedeli üzerinden hesaplanarak müteahhidin hak edişine dahil edilerek ödenmesine karar verildiği, ... inşaat şirketi ile yüklenici ... İnş şirketi arasında 27/11/2018 tarihli dilekçesi ile sözleşme imzaladıklarını boru bedellerinin kendilerine ödenmesini talep etiklerini, davalının 27/11/2018 tarihli dilekçeyi ve sözleşme olarak gördüğü formları esas alarak kendisini iş ve borç ilişkisinin tarafı sayarak 11/06/2019 tarih ve ... kayıt numaralı ihtarnamesi ile 31/05/2019 tarih ....numaralı faturayı gönderdiğini ve alış satış tutarının tespit edildiğini 5 gün içinde mevcut kayıtlar ve rakamlar üzerinden mutabık kalınıp kalınmadığının bildirilmesinin istendiğini, davalının Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibini başlattığını beyanla davanın kabulüne karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 219/... Esas sayılı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle takip konusu borç bakımından teminatı mukabilinde ihtiyati tedbir konulmasına ve takibe konu borucun 721.027,20 TL tutarındaki asıl alacak) ve ferileri bakımından borçlu olmadıklarının tespitine icra takibine konu edilen alacak miktarının %20 nisabından az olmamak üzere davalının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan iş bu davanın son derece haksız ve mesnetsiz olduğunu davanın reddinin gerektiğini, davalı şirketin çeşitli ebat ve özelliklerdeki boruları davacı müdürlüğe ait depolara naklettiğini, söz konusu sevkiyat esnasında irsaliyeler kullanıldığını ve irsaliyelerin karşı taraf işçileri tarafından imzalanmak suretiyle malların teslim alındığını, ilerleyen süreçte müvekkili olan şirketin söz konusu malları davacı idareye fatura ettiğini, Erzurum... Noterliğinin 31/05/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gönderdiğini, 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya herhangi bir itirazın olmadığı gibi herhangi bir ödemenin de yapılmadığını, davalı şirketin davacı idareye söz konusu malları teslim etmesine ve fatura etmesine rağmen bir türlü ödeme alamadığını, tüm girişimlerinin cevapsız kaldığını, Erzurum .... İcra müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiğini, söz konusu takibin yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi sebebiyle kesinleştiğini, dava dilekçesinde borç konusu boruların kimin ihalesinde kullanıldığı ya da bedelinin kime ödendiği hususunun müvekkili şirket açısından hiçbir önem arz etmediğini, bu hususun ... Genel Müdürlüğü ile ... Nakliyat inş şirketinin kendi içi ilişkisi olduğunu, şirketin talebinin malı teslim ettiği davacı idareye yönelik olduğunu, dava dilekçesinde söz edilen 531.062,00 TL tutarındaki havale davalı şirket tarafından göndericiye iade edilmiş olduğu bu hususun banka kayıtlarıyla sabit olduğunu, davalı şirketin ... şirket tarafından gönderilen 531.062,00 TL tutarındaki bedelin davacı idare ile davalı arasındaki borca mahsuben gönderildiğini tetkik etme imkanı bulunmadığından davacı idare ile ... inş şirketi arasındaki iç ilişkinin bilinmediğinden söz konusu malların doğrudan davacı idareye teslim edilip fatura edildiğinden ve davalının faturayla sabit olan alacağı ile gönderilen bedelin uyuşmadığından söz konusu paranın geri gönderildiğini, davacı idarenin hangi proje kapsamında ne ihale yaptığı, ihalenin kimin uhdesinde kaldığı, ödemenin kime ne zaman hangi koşullarda yapıldığı hususlarının bu dava açısından hiçbir bağlayıcılığı ya da aydınlatıcı yönü bulunmadığını, davacının davalı şirketten alınan söz konusu borulara yönelik bir takım dava dışı şirketler, ödemeler, hak edişler, ihaleler vs. Belirterek uyuşmazlığı karışık hale getirme çabasında olduğunu, buna karşı uyuşmazlığın çözümünde bakılacak tek şeyin söz konusu boruların davacı idareye verilip verilmediği ve bedelinin ödenip ödenmediği hususu olduğunu beyanla ihtiyati tedbir kararının teminatsız kaldırılmasına, bunun mümkün görülmemesi halinde %15 teminat mukabilinde kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın dava konusu bedelin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur.

YEREL MAHKEME KARARI;

Mahkemece, "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Davalı şirket ile davacı kurum arasında takibe konu boruların alım satımına dair herhangi bir sözleşme ya da hukuki ilişki tespit edilememiştir. Her ne kadar irsaliyeler altında belediye çalışanlarının imzası da bulunsa, yapılan sözleşmelerden, davalının davacı kuruma yaptığı başvurudan söz konusu boruların davalı tarafından dava dışı şirkete satışı yapılan borular olduğu yönünde mahkememizde kanaat oluştuğundan davacının davasının kabulü ile taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmamasına rağmen icra takibi yapılmasının kötü niyetli olduğu kanaati ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın KABULÜ ile; Davacının Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2019/... esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, Asıl alacağın %20'si oranında olan 144.205,44 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İhtiyati tedbir kararının mahkememiz kararının kesinleşmesine kadar devamına," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF İTİRAZLARI:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin dava konusu boruları teslim ettikten sonra fatura düzenlediğini, alacağın tahsili için davacı kuruma yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kalması nedeniyle icra takibi başlattıklarını, alacağın tahsili için kanunun izin verdiği tüm yolları kullanan müvekkili hakkında kötü niyetten bahsetmenin hatalı olduğunu, aksine icra takibine itiraz etmeyip, takip kesinleştikten sonra menfi tespit davası açan davacı kurumun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin Erzurum ... Belediyesi ile uzlaşma yoluna gittiğini, baştan beri sulhten yana tavrını koyarak tüm hacizleri kaldırdığını, davacı kurumun hiçbir zararının doğmadığını, davacı tarafın da belirttiği üzere dava dışı bir şirket tarafından müvekkil şirkete 531.062,00-TL tutarında havale yapıldığını, bu bedelin davacı ile müvekkili arasındaki borca mahsuben gönderildiğini tetkik etme imkanlarının bulunmadığından ve alacakla gönderilen paranın örtüşmediğinden paranın dava dışı şirkete iade edildiğini, bu nedenle para tahsil etme adına kötü niyetli davranan bir şirketin 531.062,00-TL tutarında bir meblağı iade etmesinin mümkün olmadığını, dava konusu boruların bedeline ilişkin fatura düzenlenerek noter aracılığı ile gönderildiğini, teslimatların irsaliye ile yapıldığını ve boruların bizzat kurum çalışanlarına teslim edildiğini, müvekkil şirket tarafından davacı kurumuna alacağın tahsili için yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle ihtiyati haciz başvurusunda bulunularak ihtiyati haciz kararı verildiğini, dava dışı şirket ile davacı kurum arasındaki iç ilişkinin müvekkilinin alacaklı olduğu gerçeğini değiştirmediğini, boruların dava dışı şirkete teslim edilmediğini, ... Genel Müdürlüğü personeline imza karşılığı teslim edildiğini, boruların kimin ihalesinde kullanıldığı ya da bedelinin kime ödendiğinin müvekkil şirket açısından hiçbir önem arz etmediğini, bu hususun ... Genel Müdürlüğü ile ... Nakliyat İnş. Ltd. Şti.'nin kendi iç ilişkisi olduğunu, müvekkil şirketin talebinin malı teslim ettiği davacı idareye yönelik olduğunu, yerel mahkemenin vermiş olduğu menfi tespit kararında davanın özünden koptuğunu ve hatalı karar verdiğini, dava konusu uyuşmazlıkta bakılacak tek şeyin iddia ettikleri gibi boruların davalı kuruma verilip verilmediğinin tespiti ve borular verildiyse bedelinin ödenip ödenmediği olduğunu, bu husun da hem dosyadaki mevcut belgelerle hem de davacı tarafın ikrarı ile açıklığa kavuştuğunu, tüm bu delil ve beyanlara rağmen davanın kabul edilmesi ve müvekkil şirketin kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin son derece hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava; faturaya dayalı olarak başlatılan ilamsız takipte borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Somut olayda; davalı tarafça 31.05.2019 tarihli ... sıra nolu bir adet faturaya dayalı olarak davacı aleyhinde icra takibi başlattığı, davalının ... kanalıya icra dairesine hitaben borca itiraz dilekçesi gönderdiği, ancak icra müdürlüğü tarafından borçlu/davacının borca itiraz dilekçesinin icra müdürlüğüne hangi tarihte ulaştığına dair bir bilginin dilekçe üzerinde bulunmadığı ayrıca bu evrakın icra dairesine ulaştığı tarihin net olarak ... müdürlüğü tarafından icra dosyasına bildirilmediğinden itiraz dilekçesinde ulaşma tarihi net olarak belli olmayan dilekçe hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve borçlunun takibin durdurulması talebinin reddine karar verildiği, bunun üzerine davacı/borçlunun işbu somut davayı ikame ederek davalı ile aralarında icra takibine konu faturadan kaynaklı bir ticari ilişki olmadığını ve davalıdan herhangi bir boru satın alma durumunun olmadığını ileri sürerek davalıya icra takibine konu faturadan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalının ise icra takibine konu faturaya konu boruların davacının deposuna teslim edildiğini, bu sebeple davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürdüğü ve mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/.. E., 2003/... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahip olduğu aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı, (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) bu hükmün fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirdiği bu karinenin, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koyduğu, diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabileceği, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklandığı, işin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belge niteliğinde olduğu, fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olmasının gerektiği, faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerektiği, faturanın, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunmasının gerektiği, TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karine olup 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerektiği, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belgenin fatura olmadığı, bu belgenin belki icap olarak kabul edilebileceği, buna itiraz edilmemesinin, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmayacağı, öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamayacağı, karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacirin, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlaması gerektiği, akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı olmadığı, faturanın ispat aracı olmasının, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerli olduğu, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edildiği, faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer aldığı, faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlı olduğu, VUK'nın m. 230). dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmeyeceği, faturaya itirazın, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılması gerektiği, itirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varmasının şart olmadığı, sekiz günlük sürenin, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi olmadığı, sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşıdığı, sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfetinin faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olduğu, faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebileceği, faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiğinin kabul edilmesi gerektiği, faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekmektedir. (T.C. Yargıtay 23. HD 10.02.2016 T 2015/4576 E, 2016/621 K.)

Yukarıda belirtilen Yargıtay içtihadı ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın İİK ve HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, icra takip dosyasındaki faturanın "açık fatura" olarak tabir edilen fatura olarak düzenlendiği, davalının bu faturada bulunan boruları davacının aldığı ve bedelini ödemediği iddiasında bulunduğu, davacının dava dilekçesinde ise faturayı kabul etmediğini, davalı tarafından kendisine teslim edilen boruların dava dışı ihale alıcısı firmaya ait olup artan boruların ihale alacısından bedeli hak edişlere eklenmek suretiyle ve ihale alıcısı tarafından davacıya ait depoya taşınması şartıyla alınmasına karar verilen borular olduğunu beyan ettiği, davalının dava dışı ihale alıcısı firma tarafından ihale kapsamında ihaleye konu güzergah içerisinde kanalizasyon inşaatı içerisinde kullanacağı boruları satan firma olduğu, yani ihale alacısı firmanın boruları davalıdan satın aldığı firma olduğu, davalının iddialarında herhangi bir şekilde faturaya konu ettiği boruların ihale alacısı firmanın ihale kapsamında kendisinden aldığı borular ile aynı borular olmadığını ileri sürmediği, bu haliyle davalının davaya ve icra takibine konu fatura yönünden ispat külfetini üzerine alarak HMK'nın 190. Maddesine göre davanın mahiyeti gereği ispat yükü bakımından kanunda özel bir düzenleme bulunmadığı, bu haliyle taraflar arasında ticari ilişki olduğunun davalının ispat edemediği, davaya konu icra dosyasında da borçluya yapmış olduğu boru satışına ilişkin fatura kesildiği iddiasında bulunarak fatura yönünden ispat yükünün iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf olan davalıya ait olduğu, davacı tarafın faturayı kabul etmediği, faturaya süresinde itiraz edilmemesinin, düzenleyen lehine delil niteliği kazanabilmesi için öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin olması ve bunun kanıtlanmış olması gerekeceği, her ne kadar kanunda 8 gün içinde itiraz edilememesi halinde faturanın içeriğinin kabul edildiği ifade edilmişse de bu hükmün yalnızca faturanın olağan içeriği hakkında geçerli olduğu, süresi içinde itiraz edilmeyen faturadaki her türlü bilginin doğruluğunun kabul edildiği veya malın alıcıya teslim edildiği anlamına gelmeyeceği, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği de faturanın sözleşmenin kurulması anı ile değil ifasıyla ilgili olduğu, faturaya süresinde itiraz edilmemesinin, düzenleyen lehine delil niteliği kazanabilmesi için öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi olması ve bunun kanıtlanmış olması gerekeceği, süresi içinde itiraz edilmeyen faturadaki her türlü bilginin doğruluğunun kabul edildiği veya malın alıcıya teslim edildiği anlamına gelmeyeceği, kaldı ki somut uyuşmazlıkta davacının 19.07.2019 tarihinde davalının gönderdiği ihtarnameye ve ihtarname ekindeki faturaya itiraz ettiği, davalı/alacaklının ancak yazılı bir belge ile iddiasını ispatlamak zorunda olduğu, boruların tek başına davalı firma tarafından davacıya ait depoya götürülerek davacı çalışanlarına teslim edilmesinin taraflar arasında ticari ilişki olduğunun kabulünü gerektirmeyeceği, bu haliyle söz konusu faturadaki boruların davalı tarafından davacıya satıldığının davalı tarafından ispatlanamadığı, bu durumda davalının faturada belirtilen boruların davacıya satıldığını ispat etmesi gerektiği, bu haliyle davalının icra dosyası kapsamında davacı ile aralarında ticari ilişki olduğunu ispat edemediği, yine dosyada davalının dava dışı şirketten olan alacağının temlik edildiğine ya da davalının böyle bir talep hakkının var olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, aksinin de davalı tarafından ileri sürülmediği, taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmamasına rağmen icra takibi yapılmasının kötü niyetli olduğu bu sebeple de mahkemece davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

  1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. İstinaf aşamasında alınması gereken 49.253,37. TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 12.313,35. TL harcın mahsubu ile bakiye 36.940,02. TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

  3. İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  5. Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

  6. Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere... tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SözleşmesindenTespitkabulütarihihükümMenfiKaynaklanan)numarasıerzurum(Hizmetcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim