mahkeme 2022/1317 E. 2023/1075 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1317
2023/1075
6 Haziran 2023
T.C. TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
T.C.
TRABZON
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1317
KARAR NO : 2023/1075
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/03/2022
NUMARASI : 2021/101-2022/390 E.K.
DAVACI : ... - ...
Elmaalan Mah. Güvercinlik Küme Evleri No:15 İç Kapı No:1
Arsin/ TRABZON
VEKİLİ : Av. ...
[16456-54762-08673] UETS
DAVALI : ... - ...
Kaymaklı Mah. Doğan Sk. No:3 İç Kapı No:3 TRABZON
VEKİLİ : Av. ...
[16156-51881-70715] UETS
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 06/06/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/06/2023
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2006 yılında dava dışı üçüncü kişiden almış olduğu borç nedeniyle 14.04.2006 düzenleme tarihli 10000 USD bedelli senedi vade ve alacaklı ismi açık olacak şekilde düzenleyerek dava dışı üçüncü kişiye verdiğini, daha sonrasında senet borcunun ödendiğini, müvekkilinin yakın dostu ve iş arkadaşı olan Enver Esmer'in senedi alarak çalıştıkları işletmenin kasasına koyduğunu, senedin bu tarihten itibaren davalıya ait işletme kasasında unutulduğunu, müvekkilinin davalıya ait işyerinde uzun süre şoförlük yaptığını, emekli olması nedeniyle ödenmeyen işçilik alacaklarına binaen davalı aleyhine Trabzon 2. İş Mahkemesinin 2020/655 Esas nolu dosyası üzerinden dava açtığını, davalının bunun üzerine kötü niyetle şirket kasasında unutulan bu senedi vade ve alacaklı ismini doldurarak Trabzon İcra Müdürlüğünün 2020/22819 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine koyduğunu, müvekkilinin takip konusu senet uyarınca davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı gibi senet borcunun da daha öncesinde ödendiğini, bu olaylar nedeniyle müvekkilinin şikayeti doğrultusunda davalı aleyhine Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/2557 nolu dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığını ileri sürerek takip uyarınca davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu senedin davacıya verilen borcun karşılığı olarak alındığını, davacının borcunu ödememek için bu davayı açtığını savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; "Dosya içerisinde bulunan tüm kanıt ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;
Dava konusu uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen bonoya istinaden başlatılan icra takibindeki borçtan sorumlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava dilekçesi cevap dilekçesi Trabzon İcra Dairesinin 2020/22819 Esas sayılı icra takip dosyası Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/2557 sayılı soruşturma dosyası mahkememiz dosyası içerisinde celp edilerek incelenmekle, senet üzerindeki yazıların davacı tarafından yazılmadığı iddiasının varlığı nedeniyle dosya ATK ilgili İhtisas Dairesine gönderilerek, senet üzerindeki alacaklı isminin ve vade tarihinin sonradan doldurulup doldurulmadığı, bu kısımlar ile diğer kısımlar arasında mürekkep ve yazı farkının olup olmadığı hususlarında teknik inceleme yaptırılmış ve rapor tanzim edilmiştir. Tanzim edilen raporda; inceleme konusu senette kullanılan kalem mürekkeplerinde, yazı yaşı tayinine yarayan bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığı, senette yer alan yazıların ve imzaların yaşı, söz konusu bölümlerin sonradan eklenip eklenmediği hakkında bir tespit yapılamadığı belirtilmiştir.
Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, senedin sonradan lehtar tarafından doldurulmasında kanuni bir engel bulunmamaktadır. Senet sonradan lehtar tarafından aradaki anlaşmaya uygun olarak tamamlanabilir. Senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası var ise, iddia eden taraf bunu yazılı delil ile ispat ile mükelleftir. Somut olayda, davacı imzalamış olduğu senedin sonradan lehtar tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia etmekte ancak, bu hususu yazılı delillerle ispat edememektedir. Zira yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca; senede karşı senetle ve yazılı delille ispat zorunlu olduğundan bu davalarda tanıkla ispat mümkün değildir. Bu nedenlerle mahkemece, davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılmış ve davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkilinin şikayeti doğrultusunda davalı aleyhine yürütülen ceza soruşturmasına ilişkin dosyanın sonucu beklenilmeksizin eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş söyleyişle; ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır.
Bu kapsamda; ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda (mülga) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 53. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.74) düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını; öngörmesi esasına dayanmaktadır.
818 sayılı BK’nın “Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde: “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi hükmü de aynı yönde bir düzenlemeyi içermektedir.).
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.1975 tarihli, 1971/T-406 E. ve 1975/1 K; 23.1.1985 tarihli, 1983/10-372 E. ve 1985/21 K.; 27.04.2011 tarihli, 2011/17-50 E. ve 2011/231 K.; 03.04.2013 tarihli, 2012/19-873 E.,2013/433 K. sayılı kararları).
Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, BK’nın 53. maddesi bir engel oluşturmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1981 tarihli, 1979/1-131 E. ve 1981/587 K., 27.04.2011 tarihli 2011/17-50 E., 2011/231 K.; 03.04.2013 tarihli, 2012/19-873 E., 2013/433 K. sayılı kararları; Çenberci, M: Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965,s.22 vd).
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.1989 tarihli ve 1989/11-373 E., 472 K.; 27.04.2011 tarihli, 2011/17-50 E., 2011/231 K.; 03.04.2013 tarihli ve 2012/19-873 E., 2013/433 K. sayılı kararları).
Dosya kapsamında yapılan incelemede dava ve takibe konusu senet üzerindeki sahtecilik iddialarına binaen davacının şikayeti üzerine davalı hakkında Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/181 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, davanın yargılamasının devam ettiği görülmüştür. Yukarıda ceza ve hukuk yargılamaları arasında yapılan açıklamalar uyarınca maddi vakıayı çözümleyecek iddialara ilişkin olarak açılmış olan bahsi geçen ceza davasında verilerek karar bu davanın sonucuna etkili olacağından ceza davasının menfi tespit davası bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsiz olmuştur.
O halde mahkemece yapılan iş; Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/181 Esas sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi, varsa davacının beyanlarını doğrular nitelikte davalıya yanca sadır olmuş ikrar mahiyetindeki beyanlarının araştırılması, yoksa ilgili dosyanın sonucunun beklenilmesi suretiyle hasıl olacak durum uyarınca bir karar verilmesinden ibarettir.
Açıklanan bu durum karşısında mahkemece davanın sonucuna etkili olacak nitelikteki ceza dosyası bekletici mesele yapılmaksızın ve hatalı hukuki nitelendirmeler uyarınca yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüyle mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüyle Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2022 tarih ve 2021/101 Esas, 2022/390 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harcın DAVACIYA İADESİNE,
4-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına ALINMASINA,
5-İstinaf kanun yolu başvurusunun incelenmesi sırasında duruşma yapılmadan karar verildiğinden bu aşama için davacı yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine GETİRİLMESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nun 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06/06/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Başkan
...
e-imzalıdır.
...
Üye
...
e-imzalıdır.
...
Üye
...
e-imzalıdır.
...
Katip
...
e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.