Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/108

Karar No

2025/115

Karar Tarihi

12 Şubat 2025

T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/108
KARAR NO : 2025/115

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/10/2024
NUMARASI : ...... Esas - .... Karar

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :

DAVA İHBAR OLUNAN :

DAVA KONUSU : Menfi Tespit Davası (İİK m.72)
DAVA TARİHİ : 08/08/2022
KARAR TARİHİ : 12/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iflas erteleme sürecine girdikten sonra 2015 yılında Davalı .....'e verilen ve ödenmeyen üç çek nedeniyle icra takibi başlattığını, iflas ertelemesinden üç dört ay sonra davalıyla yapılan görüşmeler sonrasında tekrar işbirliğine gidildiğini ve müvekkili şirketin mal vererek çek ödemesi yaptığını, buna rağmen davalının çekleri iade etmediğini ve müvekkili şirketin borçlu değil alacaklı konuma geçtiğini, kayıtlarda yapılacak inceleme ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilebileceğini iddia etmekle müvekkilinin davalıya çekler nedeni ile 107.000-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin ..... (.....) mahkemeleri olduğundan bahisle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasında devam eden iş ilişkisinde davacının davalı müvekkiline borçlandığını ve bu borcunu ödenmediğini, müvekkilinin bu borçları tahsil etmek için açtığı icra takiplerine davacının itiraz etmediğini ve
borcu kabul ettiğini, müvekkilinin elinde davacıya ait çekler bulunduğunu ve takiplerin bu çekler üzerine olduğunu, davacı tarafından borcun ödendiği iddia edilse de bunun ispat yükünün davacıya ait olduğunu, tanıkla ispatın söz konusu olamayacağını, menfi tespit davalarında ispat yükünün davacıya ait olduğunu ve alacağın ödeme nedeniyle son bulduğunu iddia eden davacının bunu senetle ispat etmesi gerektiğini, tüm ticari defterlerin incelenerek müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit
edilebileceğini savunmakla öncelikle davanın usulden reddine, aksi kanaatte davanın esastan reddine ve lehlerine alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ : ''... usulüne uygun tutulmuş ticari defterler sahibi lehine delil teşkil etmekle birlikte borçlu olunmadığına karar verilmesi istenilen çeklerin vade tarihlerinin 10/10/2015, 24/10/2015, 10/11/2015 olduğu anlaşılmakla tarafların 2015 yılı ticari defterleri incelemesi sonucu, davacı ticari defterlerine göre davacı firmanın ...... tarih ve .... yevmiye numarası ile davalı firmaya ..... TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterleri incelendiği ise 2015 senesi için davaya konu çeklerin
hesaplara kayıt edildiği, aynı çeklerin bedelli çıkış işlemlerinin yapıldığı, ...... tarih ..... yevmiye numarası ile sene sonu kapanış işlemlerinin yapıldığı davalı şirketin 17.099,38 TL borç bakiyesinin olduğu belirtilmekle, 2015 yılı defterlerine göre sene sonu itibariyle
davacının defterleri itibariyle davalıya borçlu olduğu görülmekle ve bu şekilde sene sonu kapanışı yapıldığı anlaşılmakla, davacının vade tarihleri 2015 yılı olan çeklerden ötürü borçlu olmadığına dair ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça 2015 yılı defterlerine göre davanın ispatlanamadığı, davacının kendi defterlerinin aleyhine delil teşkil ettiği anlaşılmakla, ayrıca davacı tarafın dava dışı ...... firmasından kaynaklanan borç bakiyesinin cari hesaplara virman yapılmasından kaynaklı da farklılık bulunduğu belirtilmekle bu hususta da taraflar arasında mutabakat olduğuna dair dosyaya bir delil sunulmadığından, davanın reddine karar verilmiş, dosyada tedbir kararı olmadığından şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine ...'' gerekçesi ile davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilinin 24.12.2024 havale tarihli süresinde bulunan istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile yargılama aşamalarındaki yazılı ve sözlü beyanları tekrarla, davalı tarafından borcu olmadığı halde takip başlatıldığını, cari hesap ve ticari kayıtlarla borç kayıtları oluşturulduğunu, İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, çelişkili ve hatalı olduğunu, müvekkilinin tasdiklenen konkordato projelerinin tasdikine kadar itirazların mevcut olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : ....... Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.10.2024 tarihli .... Esas - .... Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan / olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir :
Dava; mal verilerek bedelleri ödendiği iddia olunan çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemiyle, İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvuruda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Menfi tespit ve istirdat davaları İİK m. 72 '' Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır.
Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Dava
borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.
'' hükmünü haizdir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması HMK m.222 ''(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi
hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmünü haizdir.
6100 sayılı HMK m.266, 279, 281 uyarınca; bilirkişi raporu çözümü özel ve teknik değerlendirme, uzmanlığı gerektiren hususlarda iddia - savunma ile toplanan bilgi - belge ve delillere uygun olacak nitelikte alınır. Bunun dışında raporda açıklama yapılması, hakim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerin yapılması yasaktır. Rapora itiraz, belirsiz ve eksik olan teknik hususlar için açıklama yapılmasını istemektir. Bunun yanı sıra bilirkişi raporunun denetimi re'sen gözetilecek nedenlerle hakim tarafından da yapılır. Eğer taraf itirazı yerinde görülürse veya raporda hakim tarafından re'sen eksiklik ve / veya belirsizlik saptanırsa açıklama yapılması
amacıyla ya ek rapor alınması ya da yeni bilirkişi raporu alınması cihetine gidilir. Raporun denetimi hakim tarafından yapılmakla birlikte belirsizlik ve / veya eksiklik bulunmuyorsa ya da hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken hususlarda açıklama yapılması bekleniyorsa, çözüm hukuki bilgi ile giderilebilecek nitelikte ise, itiraz yerinde bulunmayabilir. Zaten hukuki konularda bilirkişiye başvurulması da yasaktır. Bilirkişi raporuna karşı beyanlar ve itirazlar birlikte değerlendirildiğinde açıklanan hususlar gözetildiğinde iddia - savunma - toplanan bilgi, belge, deliller ile itirazların raporlarda ve gerekçeli kararda karşılandığı saptanmıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna atıfta bulunularak hüküm kurulmuş hangi raporun hangi nedenle hangi kısmının neden üstün tutulduğu karar yerinde tartışılmıştır. Mahkeme hukuki yorum ile nihai sonuca doğru bir şekilde varmıştır.
Çek kıymetli evrak olup, sebepten mücerret bir ödeme aracıdır. Çek kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi amacıyla verilir ve çek bir ödeme aracıdır. Çekin, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle iadesinin gerektiğinin (somut davada mal verilmesi karşısında iadesinin gerektiği davacı tarafından iddia edilmekle) davacı yanca kesin delillerle kanıtlanması gerektir. Satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. Satım sözleşmesi ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdürler. Mahkemece bu maddenin dikkate alınarak ispat yükünün davacıya yükletilmesi yerindedir. Zira, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki elinde bulunduran davalının ayrıca davacıdan emtia teslim aldığını da
kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. İspat yükü TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine göre davacıda olup, davacının miktar itibariyle borçlu olmadığının yazılı delille kanıtlaması gerekir. Bu hususta davacının ticari defterlerinde kaydı bulunmayan çeklere ilişkin davanın ispatlandığı kabul edilemez. Bir ödeme aracı olan çekin ilerde teslim edilecek emtiaya karşılık avans olarak verildiği ve çek bedeli kadar mal teslim edilmediğini ileri süren davacı bu hususu ispat etmelidir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 21.06.2017 tarih 2016/7961 E. -2017/5343 K.)
Somut davada, keşide - ödeme tarihleri 2015 yılı olan çeklerden ötürü borçlu olmadığına dair ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça 2015 yılı ticari kayıt ve defterlerine göre davanın ispatlanamadığı, davacının kendi defterlerinin aleyhine delil teşkil ettiği, davacı tarafın dava dışı ...... firmasından kaynaklanan borç bakiyesinin cari hesaplara virman yapılmasından kaynaklı da farklılık bulunduğu, taraflar arasında mutabakat olduğuna dair dosyaya bir delil sunulmadığı, teslim fişleriyle çek bedeline mukabil mal teslim ettiğini de ispat edemediği kanaati ile davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmüştür.
İstinaf incelemesine konu karar başlığında; mahkemenin adının altına "2 NOLU KALEM" ibaresinin yazılacağına ilişkin HMK'da hüküm bulunmaması karşısında anılan ibarenin yer alması ve ayrıca; davalı vekilleri adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; dosya kapsamına göre kararın dayandığı bilgi - belge ve delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlerde isabetsizlik bulunmaması, davacının takip ve davaya konu alacağının varlığını ve alacağının miktarını ispatlayamaması, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmaması, HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf kanun yolu başvurusunun HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere ;
1-)Davacının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 615,40-TL olup davacı tarafından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu neticesinde hazine'ye gelir kaydına, bakiye kalan 187,80-TL daha istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesi tarafından istinaf eden davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için sarf ettiği masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-)Artan avansların İlk Derece Mahkemesince HMK m.333'e uygun iadesine,
7-)Karar ilamının 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Başkan
e-imzalı

Üye
e-imzalı

Üye
e-imzalı

Katip
e-imzalı

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim