mahkeme 2025/1362 E. 2025/1433 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1362

Karar No

2025/1433

Karar Tarihi

9 Eylül 2025

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1362 - 2025/1433
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1362
KARAR NO : 2025/1433

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/06/2025 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2025/575 Esas

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ....

DAVA TÜRÜ : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
TALEP : İhtiyati Tedbir
DAVA TARİHİ : 04/06/2025
KARAR TARİHİ : 09/09/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 09/09/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, halihazırda %40 sermaye payına sahip olmakla birlikte, taraflar arasında derdest olan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonucunda nihai olarak %50 - %50 ortaklık yapısının oluşması beklenen Ada Cam Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin kurucu ortağı olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana, mali idare, muhasebe düzeni ve finansal süreçlerin sevk ve idaresinin davacı tarafından yürütüldüğünü, davacının profesyonel emeği ve finansal katkıları sayesinde dava dışı şirketin bugünkü ticari ölçeğine ulaştığını ve ulusal/uluslararası piyasada saygın bir yer edindiğini, davalı ...'in ise %60 (% 50) oranında sermaye payına sahip ortak olup, şirket müdürü sıfatıyla şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, söz konusu yetkinin, evlilik birliği içinde davacının aile hukuku çerçevesinde duyduğu güven ve iyi niyet doğrultusunda verildiğini, ancak daha sonra ortaya çıkan gelişmelerin bu güvenin kötüye kullanıldığını ve davalının şirketi şahsi menfaatleri doğrultusunda yönettiğini açıkça ortaya koyduğunu, taraflar arasında önceleri güvene dayalı olarak kurulan ailevi ilişki ve ortaklık ilişkisinin, davalı ...’in son dönemdeki hukuka aykırı, etik dışı ve kötü niyetli tutumları neticesinde onarılamayacak derecede zarar gördüğünü, taraflar arasında halen görülmekte olan ve çekişmeli olarak devam eden boşanma davasının, mal rejiminin tasfiyesi davası ve hakkında açılan çeşitli ceza soruşturmalarının, davalının şahsi ve ticari güvenilirliğini tamamen ortadan kaldırdığını, davacı ile davalı arasında fiili bir evlilik ilişkisinin mevcut olduğu dönemde; davacının aile birliği içerisinde davalıya duyduğu güvenin istismar edilmeyeceği, kötüye kullanılmayacağı inancıyla davalı ...’in dava dışı şirketi tek başına temsil yetkisine sahip olacak şekilde şirket genel kurulunda müdür olarak seçilmesinde, kendi aralarındaki centilmenlik anlaşması gereği davacının da şirketin finans müdürü olarak çalışması koşulu ile olumlu oy kullanmakta bir sakınca olmayacağı iyiniyetiyle olumlu oy kullandığını ancak gelinen noktada davalı ...'in, aile birliğini ve davacının güvenini istismar ederek, şirket müdürü sıfatıyla şirketin mali durumunu kötüye kullanmaya başladığını, müvekkilinin uzun süre şirketin finans müdürü olarak görev yapmışken, davalı tarafından aniden ve sebepsiz şekilde aralarındaki centilmenlik anlaşmasına aykırı olarak görevden alındığını, davacının ekonomik bağımsızlığı ortadan kaldırılarak aylık ücretinin kesildiğini, işsiz bırakıldığını maddi ve manevi anlamda ağır zararlara uğratıldığını, davacının uzun süre şüphe duymasına rağmen şirket yönetimiyle ilgili soruları aile ilişkilerini koruma kaygısıyla dile getiremediğini, ancak yaşanan ağır olaylardan sonra şirketin finansal tablolarını görmek istediğinde, davalı ... tarafından davacıya herhangi bir bilgi verilmediği gibi ciddiye dahi alınmadığını, davalı ...'in, şirketin müdürü ve tek başına temsil ve ilzam yetkisine sahip kişisi olarak, davacının şirketin %40 (%50) sermayesine sahip ortağı sıfatıyla bilgi alma taleplerini sistematik şekilde reddettiğini, davalının, genel kurul onayından geçmemiş ve ortaklara sunulmamış finansal tabloları kullanarak şirketin bilançosunu tek taraflı şekilde düzenlediğini, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın ve genel kurul kararı alınmaksızın TTK md 608 hükmünü açıkça ihlal ederek kâr payı dağıtımına karar verdiğini, şirketi hukuka aykırı şekilde yönettiğini, müvekkili tarafından sınırlı şekilde erişilebilen bazı mali tabloların, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/775 Esas sayılı dava dosyasına sunulan bilirkişi raporları ve kayyım raporları birlikte değerlendirildiğinde; şirketin çok sayıda usulsüz işlemle zarara uğratıldığı ve davalının müdür sıfatını kötüye kullanarak şirket varlıklarını gizli ve karmaşık işlemlerle şahsi menfaati doğrultusunda yönlendirdiği, şirketi zarara uğrattığının anlaşıldığını, davacı tarafından Ankara 75. Noterliği’nin 19.02.2025 tarihli ve 03106 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle TTK m. 617 uyarınca genel kurulun toplanması istenmişse de, bu talebin “zaten toplantıya çağrılacağı” gibi soyut ve gerçeklikten uzak bir gerekçeyle reddedildiğini, gelinen noktada davalı şirket müdürünün hukuka aykırı ve kötü niyetli davranışlarının, şirketi maddi ve itibari yönden zarara uğrattığı somut biçimde anlaşıldığını, davalı ...'in, yasal yükümlülüklere riayet etmeyen, davacının ortaklık sıfatından doğan temel haklarını sistematik şekilde engelleyen ve bu suretle davacının malvarlığına doğrudan zarar veren bir tutum içerisinde olduğunu, dava dışı şirketin çıkarlarını korumak için huzurdaki davayı açan müvekkilinin, haklarını yalnızca dava yoluyla ileri sürebildiği bu süreçte, davalının kötü niyetli eylem ve işlemleri sebebiyle şirketin uğradığı zarar nedeniyle de sürekli mağdur edilmekte, şirket ortaklığından kaynaklanan asgari haklarını dahi kullanamaz hale getirildiğini, davalının, genel kurul yapılmasını engellemek suretiyle şirket faaliyetlerini gizlediği; şirketin ticari ve mali işlemlerini denetimden kaçırdığının sabit olduğunu, bu sebeple şirketin ne ölçüde zarara uğratıldığı, hangi işlemlerin şirket mal varlığını kendi şahsı ve yakın akrabaları başta olmak üzere üçüncü kişi ya da hesaplara aktarmaya dönük olduğu, ancak yargılamanın sonunda tam olarak ortaya çıkabileceğini, davalı ...'in, şirketin %60 (%50) sermaye payına sahip müdürü sıfatıyla, münferit imza ve temsil yetkisini kötüye kullanarak, şirketin gerçek mali durumunu ve şirkete verdiği zararı gizlemeye ve müvekkilin ortaklık ve denetim haklarını bertaraf etmeye yönelik sistematik işlemler gerçekleştirdiğini tüm bu sebeplerle; davalı ...’in, TTK md. 626 ve 613 hükümleri uyarınca özen borcunu, şirkete bağlılık yükümlülüğünü ve şirket menfaatlerine aykırı davranmama ödevini ihlal ederek dava dışı şirketi zarara uğrattığı; bu zarar nedeniyle TTK md. 553 gereğince sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek, müvekkilinin talebiyle açılan işbu davada şimdilik 70.000 TL üzerinden belirsiz alacak olarak dava dışı şirkete tazminat ödemekle yükümlü tutulmasına, davalının bugüne kadar yasaları hiçe sayarak ve yapılan ihtara rağmen genel kurul toplantılarını gerçekleştirmediği; genel kurul kararı olmaksızın kendi takdirine göre kâr payı dağıttığı ve bu yolla şirketin nakit kaynaklarını şirket dışına aktardığı; taraflar arasında geçerli olan paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin tasfiyesinde davacıyı zarara uğratmak amacıyla ve Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/775 Esas sayılı dosyasında görülen şirketin feshine ilişkin davada müvekkilinin tasfiye payının değerini düşürmek ve kendi payını artırmak gayesiyle hileli muhasebe işlemleri yaptığı anlaşıldığından, davalının yurt içi ve yurt dışındaki tüm taşınır ve taşınmaz mallarına, şirket hisselerine, banka hesaplarına ve sair mal varlığına nihai karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasına, işbu tazminat davasının, tazminat alacaklısı konumunda olan dava dışı zarar gören şirkete ihbarına; zarar gören dava dışı şirket ile ona zarar veren davalı aynı davada aynı tarafta bulunamayacağından, ihtiyati tedbir kararı verilerek nihai karar kesinleşinceye kadar; dava dışı şirketin yönetiminin öncelikle kayyım sıfatı ile müvekkil ...'e devrine, bunun kabul edilmemesi halinde dava dışı zarar gören şirketin temsilinin, %40 (%50) oranında pay sahibi olan müvekkili ... tarafından sağlanmasına, mümkün görülmezse akademisyenlerden oluşan yönetim kayyımı heyetinin atanmasına, bu da mümkün görülmez ise akademisyenlerden oluşan denetim kayyımı heyetini atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince 12/06/2025 tarihli ara karar ile; " ... 1-Davacı vekilinin; davalının taşınır taşınmaz mal varlıkları ile banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik tüm taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
2-Davacı vekilinin; dava dışı Ada Cam Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne yönetim kayyımı atanması, bu talep kabul görmez ise denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme, HMK'nın m. 389’un uygulama amacını ve somut olayın niteliğini göz ardı ederek, davalının mal varlığına tedbir konulamayacağı yönündeki değerlendirmesiyle hukuka aykırı karar verdiğini, mahkeme, dosyaya sunulan açık ve resmî belgeleri hiçbir değerlendirmeye tabi tutmadan “yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir” şeklindeki gerekçesiz yaklaşımıyla karar kurmuş; bu yönüyle karar hem yetersiz hem de hukuka aykırı bir karar olduğunu, daha önce reddedilen bir fesih davasını bu dosyada delil gibi değerlendirerek hukuken yanılgıya düştüğünü, ihtiyati tedbir kurumunun koruyucu amacını göz ardı ettiğini, davalı tarafın mal kaçırma ihtimalini hiçbir şekilde göz önünde bulundurmadığını, davacının yaklaşık ispat yükünü yerine getirdiği ve TTK m.389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; şirketin bütün iş ve işlemlerini bilen bir ortak olarak soyut ve gerçekle alakası olmayan beyan ve açılamalar ile davalı müvekkil ortağa karşı açılmış bulunan bu dava haksız ve tamamen kötü niyeti bir dava olduğunu, yerel mahkeme tarafından ihtiyati tedbir taleplerinin reddine yönelik verilmiş bulunan karar yasal olarak usul ve yasaya uygun olmakla beraber hukuken ihtiyati tedbir kararının davanın konusu ile aynı olması ve de tedbir kararının davayı sonuçlandırmaya yönelik bir karar olmaması gerekli olduğunu, hukuki bu şartlar da dikkate alındığı zaman yerel mahkemenin vermiş olduğu ret kararları yerinde ve usule uygun kararlar olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/575 Esas sayılı 12/06/2025 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; tazminat istemine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince; taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilince davalı ...'in müdürü olduğu dava dışı Ada Cam Sanayi ve Ticaret Limited Şti'ye vermiş olduğu zararlardan dolayı açmış olduğu tazminat davasında davalının yurt içi ve yurt dışındaki tüm taşınır ve taşınmaz mallarına, şirket hisselerine, banka hesaplarına ve sair mal varlığına nihai karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasına, işbu tazminat davasının, tazminat alacaklısı konumunda olan dava dışı zarar gören şirkete ihbarına; zarar gören dava dışı şirket ile ona zarar veren davalı aynı davada aynı tarafta bulunamayacağından, ihtiyati tedbir kararı verilerek nihai karar kesinleşinceye kadar; dava dışı şirketin yönetiminin öncelikle kayyım sıfatı ile müvekkil ...'e devrine, bunun kabul edilmemesi halinde dava dışı zarar gören şirketin temsilinin, % 40 (%50) oranında pay sahibi olan müvekkili ... tarafından sağlanmasına, mümkün görülmezse akademisyenlerden oluşan yönetim kayyımı heyetinin atanmasına, bu da mümkün görülmez ise akademisyenlerden oluşan denetim kayyımı heyetini atanmasına karar verilmesi talepleri üzerine, İlk derece mahkemesince dava konusu olmadığından ve yaklaşık ispat sağlanmadığından taleplerin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.
6100 sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Şirketlere kayyım (denetim, onay veya yönetim) atanmasına dair 6102 sayılı TTK'da açık bir hüküm bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde; TTK'nın 4721 sayılı TMK'nın ayrılmaz bir parçası olduğu hüküm altına alınmakla 4721 sayılı TMK'nın 426. vd. maddelerinin uygun düştüğü ölçüde şirketler için de kıyasen uygulanması gerekir. Nitekim Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerince de, şirkette organ boşluğu, şirket ortakların hak ve menfaatlerinin korunması gibi nedenlerle şirketlere yönetim, denetim ve onay kayyımı atanacağı benimsenmiştir.
Bu bağlamda, davacının ileri sürdüğü nedenlere yönelik olarak dosya kapsamındaki mevcut delil durumu gözetildiğinde; talebe konu tedbir istemleri yönünden gerekli olan yaklaşık ispat olgusunun bu aşamada gerçekleşmemesi, davacının haklı sebep olgularına yönelik iddialarının varlığı ve kapsamının yargılamayı gerektirmesi, davalının mal varlığının dava konusu olmaması, davalı şirkette organ boşluğu bulunmaması, kayyım atanması talebine ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/09/2025

Başkan ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Katip ...
e-imzalıdır

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim