Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1714

Karar No

2024/1757

Karar Tarihi

2 Aralık 2024

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1714 - 2024/1757
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1714
KARAR NO : 2024/1757

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2024/254 Esas

DAVACILAR : 1-..........
2-..........
VEKİLİ : Av. ........
DAVALILAR : 1-..........
2-MERT METAL DEMİR SAÇ BORU PROFİL TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ (Eski Ünvan: DEMSAN METAL DEMİR ÇELİK SAÇ BORU TAAHHÜT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.) - Adnan Kahveci Cad. Botanik Sok. No:6 Şekerpınar/KOCAELİ
VEKİLİ : Av. .........

DAVA TÜRÜ : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
TALEP : İhtiyati Tedbir
DAVA TARİHİ : 22/05/2024
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 16/12/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ..., davalı Mert Metal Demir Saç Boru Profil Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nde (Eski Unvan: Demsan Metal Demir Çelik Saç Boru Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti.) işbu dava yoluyla hükümsüz olduğunun tespiti talep edilen devir sözleşmesi ve genel kurul kararı öncesinde pay sahibi olduğunu, 28/01/2020 tarihinde tanzim edilen hisse devir ve tasfiye sözleşmesi ile şirketteki paylarının şirkette ortak olan diğer davalı ...'a devredileceği kararlaştırılmış olup, buna ilişkin 04/12/2020 tarihli genel kurul kararı alınmış ve 08/01/2021 tarihinde karar Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, söz konusu sözleşme ve buna istinaden alınan genel kurul kararı davacının fiil ehliyetine sahip olmaması sebebiyle kesin hükümsüz olduğunu, huzurdaki dava bu durumun tespiti amacıyla açıldığını, 28/01/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ve buna istinaden alınan 04/12/2020 tarihli genel kurul kararının ehliyet eksikliği sebebiyle hükümsüz olduğunun tespitine, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince 23/05/2024 tarihli ara karar ile; " ... 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu 'nun 389. Ve 390. Maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir için gerekli şartları taşımayan tedbir talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının rahatsızlığı sebebiyle hükümsüz olduğunu tespitini talep ettiğimiz sözleşme ve genel kurul kararı hisse devrine ilişkin olduğunu, dava süresince ihtiyati tedbir kararı alınmamasının, şirket hisselerinin, mevcut mal varlığının devrine ve bu şekilde davacıdan kaçırılması sonucuna yol açacağı aşikar olduğunu, özellikle dava sonunda devir sözleşmesi ve buna istinaden alınan genel kurul kararının hükümsüzlüğü tespit edildiğinde, tedbir kararı verilmediği için şirketin mevcut hisselerin üçüncü kişilere devredilmesi ve banka hesaplarının boşaltılması tehlikesi sebebiyle tespit kararının bir anlamı kalmayacağını, dolayısıyla dava sonunda elde edilmesi beklenen sonucun, yararın tedbir kararı verilmeden bir anlamı olmadığını beyan ile; yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar tarafından, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/254 Esas sayılı 23/05/2024 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı şirkette pay sahibi olduğunu, 28.01.2020 tarihinde tanzim edilen hisse devir ve tasfiye sözleşmesi ile şirketteki paylarının şirkette ortak olan diğer davalı ...'a devredileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, söz konusu sözleşme ve buna istinaden alınan genel kurul kararının davacının fiil ehliyetine sahip olmaması sebebiyle kesin hükümsüz olduğunu beyan ederek 28.01.2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ve buna istinaden alınan 04.12.2020 tarihli genel kurul kararının ehliyet eksikliği sebebiyle hükümsüz olduğunun tespitini ve bu süreçte davalı şirket ve diğer davalı ...'a ait banka hesapları ve mal varlıklarına tedbir konulmasını talep etmiş olduğu, davalılar tarafından davanın ve talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, verilen karar aleyhine davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 449. maddesine göre; "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir".
6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 390-(3). maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.

Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK.'nun ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449. maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği, bu hükme göre yapılacak değerlendirmede HMK'nın 389-(1) maddesindeki; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, yaklaşık ispat koşulu da gözetilerek uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kıstası göze alınacaktır. Öte yandan kanun koyucu şirketler hukukunda genel kurul kararlarına karşı ayrı bir prosedür öngörmekle (TTK'nın 449. maddesi) tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilirken şirketler hukukunun kendisine özgü yapısının gözetilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Eldeki davada, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerine tebligat yapılarak görüşlerinin alınması için çağrılmaları ve geldikleri taktirde görüşlerinin alınması takdire bağlı olmayıp yasal bir zorunluluk olduğundan ilk derece mahkemesince, 25.04.2024 tarihli tensip zaptının 11 nolu kararı gereğince TTK'nın 449. maddesi hükmü uyarınca yönetim kurulu üyelerine tebligatların usule uygun şekilde tebliğe çıkartıldığı, çıkarılan tebligatların ilgililerce usulüne uygun şekilde tebellüğ edildiği görülmüştür.
Eldeki davada; usule uygun yapılan tebligatlara rağmen yönetim kurulu üyelerinden hiç biri dava konusu genel kurul kararları hakkındaki görüşlerini mahkemeye sunmadıkları anlaşılmıştır.
Eldeki davada; geçici hukuki koruma türü olan ihtiyati tedbirin şartları yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığından, ilk derece mahkemesince; TTK'nın 449. maddesi hükmüne uygun işlem yapılması, dosyadaki deliller ve iddianın ileri sürülüş biçime göre bu aşamada davacının ihtiyati tedbirin ön koşulu olan yaklaşık ispat olgusunu gerçekleştiremediğinden davacılar tarafından talep edilen ihtiyati tedbir isteminin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
Karar başlığında; davacı vekili ile davalı şirketin adresinin yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; İhtiyati tedbir talep eden davacıların İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/12/2024

...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim