Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1711
2024/1756
2 Aralık 2024
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1711 - 2024/1756
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1711
KARAR NO : 2024/1756
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...)
ÜYE : ...(...)
ÜYE : ...(...)
KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/08/2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2024/327 Esas
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : SINIRLI SORUMLU 10 NOLU KOCAELİ KÖRFEZ MİNİBÜS MİDİBÜS OTOBÜS MOTORLU TAŞIYICILAR KOOPERATİFİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
TALEP : İhtiyati Tedbir
DAVA TARİHİ : 10/07/2024
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 09/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin 12/06/2024 tarihinde genel kurulda aldığı 13 numaralı karar ile davacının kooperatif ortaklığından düşürülmesi için yönetim kuruluna yetki verildiğini, yönetim kurulunca davacının üyelikten düşürüldüğüne dair karar alınıp alınmamış olduğu hususunda davacıya tebliğ edilen herhangi bir karar bulunmadığını, genel kurul kararının tedbiren durdurulmaması halinde geri dönüşü imkansız ve davacının mağduriyetine sebep olacak telafisi güç zararlar doğacağını, beyanla 12/06/2024 tarihli genel kurulun 13 numaralı maddesindeki kararın uygulanmasının davacı yönünden tensip ile tedbiren durdurulmasını, davalı kooperatifin 12/06/2024 tarihli genel kurulda davacının ortaklıktan ihraç edilmesine dair yönetim kuruluna yetki verilmesini içeren 13. maddenin iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince 01/08/2024 tarihli ara karar ile, HMK 389, 390/3 ve 392-(1) uyarınca yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı ve hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından bahsedilemeyeceği ve talebin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul kararının tedbiren durdurulmaması halinde geri dönüşü imkansız ve davacının mağduriyetine sebep olacak telafisi güç zararlar doğacağı izahtan vareste olduğunu, yaklaşık ispat koşulu da sağlandığından yerel mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinin reddi kararının yerinde olmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/327 Esas sayılı 01/08/2024 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; genel kurul kararın iptali istemine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dosyanın incelemesinde; davacının, 12/06/2024 tarihinde genel kurulda alınan 13 numaralı karar ile davacının kooperatif ortaklığından düşürülmesi için yönetim kuruluna yetki verildiğini, yönetim kurulunca davacının üyelikten düşürüldüğüne dair karar alınıp alınmadığı hususunda davacıya tebliğ edilen herhangi bir karar bulunmadığını, genel kurul kararının tedbiren durdurulmaması halinde geri dönüşü imkansız ve davacının mağduriyetine sebep olacak telafisi güç zararlar doğacağını beyanla 12/06/2024 tarihli genel kurulun 13 numaralı maddesindeki kararın uygulanmasının davacı yönünden tensip ile tedbiren durdurulmasını, davalı kooperatifin 12/06/2024 tarihli genel kurulda davacının ortaklıktan ihraç edilmesine dair yönetim kuruluna yetki verilmesini içeren 13. maddenin iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği, ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6102 sayılı TTK'nın 449. maddesine göre; "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir".
6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2). maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 390-(3). maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK.'nun ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449. maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği, bu hükme göre yapılacak değerlendirmede HMK'nın 389-(1) maddesindeki; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, yaklaşık ispat koşulu da gözetilerek uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kıstası göze alınacaktır.
Eldeki uyuşmazlıkta, davacı vekili 12.06.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplatısında en az toplantı nisabının (yeter sayısı) toplantı süresince korunması gerekmekte ise de toplantının ortasında en az 4-5 kişi toplantıyı terketmiş olup iş bu haliyle toplantı yeter sayısı toplantı süresince tamamlanmamasına rağmen genel kurul yapılarak karar alındığını ve kararların yoklukla malul olduğunu ileri sürmektedir. Davalı şirket davaya konu toplantı ilgili resmi kurum görevlilerinin gözetim ve denetiminde ve her yönü ile usule, yasaya ve kooperatif ana sözleşmesine uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini ileri sürmektedir.
Dosyada bulunan 12.06.2024 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde, 106 ortaktan 35 ortağın asaleten, 19 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 54 ortağın toplantıya katıldığı, toplantıda alınan kararların 13. madde hariç olmak üzere oy birliği ile alındığı görülmüştür.
Eldeki davada; davaya ve ihtiyati tedbir istemine konu genel kurul kararlarının 6102 sayılı TTK'nın 416. ve 418. maddelerinde sayılı nisaplara uygun alındığı ve genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasını gerektirecek usule aykırılıklar olduğunun yaklaşık olarak ispat edilemediği görülmekle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
Karar başlığında; davacı vekili ile davalının adresinin yazılmaması ve talebin niteliğine uygun şekilde düzenlenmemesi, ayrıca, karar tarihi ile karar yazım tarihinin yazılmaması, İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklikler mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/12/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.