Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1807

Karar No

2024/1771

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1807
KARAR NO : 2024/1771

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/04/2023

NUMARASI : 2023/107 Esas - 2023/269 Karar

DAVACI (MÜTEVEFFA) : ... (T.C. NO: ...)
MİRASÇILARI : 1- ... (T.C. NO:...) - ...
2- ... (T.C. NO:...) - ...
3- ... (T.C. NO:...) - ...
4- ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : YAĞIZLAR YAPI MALZ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVA : Ticari Şirket
DAVA TARİHİ : 30/01/2020
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 04/12/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin %10 oranında hissedarı olduğunu, davalı şirkete hem yıllarca emeğini hem de sermayesini koymuş olan müvekkiline çoğunluk hisseyi elinde tutan ortaklar müsaade etmediği için davalı şirketçe bugüne kadar hiç kar payı ödenmediğini, ancak davalı şirketin diğer ortakları sefa içinde yaşamayı sürdürdüklerini, 24.07.2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul'da müvekkilinin ortaklıktan çıkma talebinin kabul edildiğini, ancak bugüne kadar ayrılma akçesi ödenmediğini belirterek, fazlaya, faize ve sair hususlara ilişkin her türlü beyan, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 24.07.2019 tarihli Genel Kurul kararı ile ortalıktan ayrılan müvekkiline davalı şirket tarafından ödenmesi gereken ayrılma akçesinin esas sermaye payının gerçek ve karar tarihine en yakın tarihteki değeri üzerinden belirlenmesine, tespitine ve ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...Konusu kalmayan dava hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu'nun 641.maddesine göre ortağın, şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahip olacağını, yine Türk Ticaret Kanunu'nun 597.maddesine göre ortağın esas sermaye payının değeri, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesince belirlendiğini ve kararın kesin olduğunu, bu çerçevede Mahkeme'ce yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların ve araçların rayiç değer tespitinin yapıldığını, ancak tesis, makine, cihazlar ve demirbaşlara ilişkin rayiç değer tespitinin yapılmadığını, bilanço değeri üzerinden değerleme ve hesaplama yapıldığını, oysa ki tüm değerlemelerin, karar tarihine en yakın tarih dikkate alınarak rayiç değer üzerinden yapılması gerektiğini, ayrıca delil listemizde de vurgulandığı ve talep edildiği üzere, davalı şirketin muvazaalı taşınır ve taşınmaz devri, ortaklara örtülü kazanç aktarımı ve başka şirketler kurup kurmadıkları veya ortak olup olmadıkları, gerekirse ticaret sicil kayıtları da incelenmek suretiyle tespit edilmediğini, davacının hisse oranının %3,07 değil, %10 olduğunu, sermaye artışına karşı olumsuz oy kullanan davacının aynı genel kurul kararı ile hem hisse oranının düşürülüp hem de ortaklıktan çıkmasına karar verilmesinin haksız olduğunu, genel kurul kararından itibaren 3 ay içinde ödeneceği belirtilen sermaye artış payının, 3 ay içinde şirket hesaplarına yatırılmadığını, davacının protokolü imzalamadığını, protokolün bağlayıcılığının bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda davacılar vekili lehine avukatlık ücreti hükmetmesine karşın, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretini ortadan kaldırdığını, açık şekilde yanılgıya düşülerek bir hüküm verilmiş olduğu, ivedilikle kararın kaldırılması veya düzeltilerek onanmasının elzem olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2023
tarih, 2023/107 Esas - 2023/269 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı muris ...'ün %10 sermaye payı ile davalı şirketin ortağı olduğu, 24/07/2019 tarihli olağanüstü genel kurulun 5. gündem maddesi kararı ile ortaklıktan ayrılma talebinin diğer ortaklar tarafından kabul edildiği, davacının eldeki dava ile ortaklıktan ayrılmasına rağmen ayrılma akçesinin ödenmediği gerekçesiyle eldeki davayı açtığı, davalının davaya cevap vermedikleri, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden 30.03.2021 tarihli rapor ile 06.09.2021 tarihli ek raporun alındığı, raporlarda davacının sermaye payının %10 kabul edilmesi halinde ayrılma akçesi alacağının 3.652.598,53 TL, 24.07.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun sermaye arttırımına ilişkin 3. maddesi sonrasında oluşan sermaye durumu dikkate alındığında davacının sermayesinin %03,07 ve ayrılma akçesinin 1.144.590,27 TL olduğunun belirtildiği, davacının 29.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 3.652.598,53 TL olarak ıslah ettiği, tarafların 30.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna ayrı ayrı itiraz ettikleri, davacı vekilinin ek rapora sermaye payının %10 olarak alınması gerektiği gerekçesiyle itiraz ettiği, ilk derece mahkemesince davacının sermaye payının %03,07 ve ayrılma akçesinin 1.144.590,27 TL olduğu kabul edilerek davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu, anılan kararın dairemizin 2022/258 esas 2023/49 karar sayılı ilamı ile “…Dosya istinaf aşamasındayken davalı vekilinin davacılarla imzalandığı belirtilen 07/12/2021 tarihli uzlaşma protokolü isimli sulh sözleşmesi kapsamında davacılar vekiline yapılan ödeme dekontlarını dosyaya sunarak davacıların istinaf isteminin reddini istediği anlaşılmıştır.
1-Davacılar vekilinin, sermaye payının %10 olarak alınması gerektiğine yönelik istinaf isteminin incelenmesinde;
Eldeki davada 24/07/2019 tarihli olağan genel kurulun sermaye arttırımına ilişkin 3. maddesinin iptaline ilişkin bir talep bulunmadığı gibi bu maddenin iptaline ilişkin ayrı bir dava açıldığına yönelik bir beyan da bulunmamaktadır. Bu durumda ayrılma talebinin kabul edildiği tarih itibariyle davacının sermaye payının %0307 olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
2-Ödeme yönünden yapılan istinaf isteminin incelenmesinde;
Ödeme def'i yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağından davalı vekilinin sunmuş olduğu 07/12/2021 tarihli uzlaşma protokolü ile davacılar ile sulh yaptıklarını ve bu kapsamda ödeme yapıldığını belirttiğinden, davalının yaptığını belirttiği ödemelerin araştırılarak ayrılma akçesi talebi yönünden davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmesi için kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
3-Kaldırma nedenine göre diğer istinaf istemleri incelenmemiştir.” Gerekçesiyle anılan kararın kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda mahkemece dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığında karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının, karşılıklı anlaşma (yani sözleşme) ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 313. maddesinin birinci fıkrasında; “Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.” hükmü getirilmiştir.
Sulh, bir sözleşme olarak mahkeme dışında da yapılabilir; buna, mahkeme dışı sulh denir. HMK’da mahkeme dışı sulh düzenlenmemiştir.
“Tarafların mahkeme dışında yapacakları sulh, kuruluş ve etkileri bakımından kural olarak bir maddi hukuk işlemidir. Mahkeme dışı sulh borçlar hukukunun konusu olduğundan, bu maddede düzenleme dışı bırakılmıştır. Taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesinin yapıldığı ve bu sözleşmeye uygun olarak mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebi, diğer tarafça kabul edilmediği takdirde, onun varlığının ve kapsamının iddia eden tarafça ispatlanması gerekecektir. Maddede, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan hak üzerindeki anlaşmanın yargılamaya etkisi olduğundan, sadece mahkeme içi sulh düzenlenmiştir.” (6100 sayılı HMK'nın Hükümet gerekçesi madde 313)
Mahkeme dışı sulh sözleşmesi, dava devam ederken yapılsa bile, kendiliğinden görülmekte olan davayı etkilemez; burada iki ihtimal vardır:
Taraflar mahkeme dışında yapmış oldukları sulh sözleşmesini mahkemeye verirler ve buna göre sulh olduklarını bildirirlerse, bu husus tutanağa geçirilir, taraflara okunur ve imza ettirilir. Bu halde mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşür.
Taraflar (ikisi birlikte) mahkeme dışında sulh olduklarını davaya bakan mahkemeye bildirmezlerse (veya taraflardan biri böyle bir sulh sözleşmesini inkar ederse), mahkeme dışındaki sulh sözleşmesine dayanan taraf, bunu mahkemede ispat etmekle yükümlüdür. (Kuru: Baki, Medeni Usul Hukuku Cilt 2, Yetkin Yayıncılık, Ankara 2020, s.1104)
HMK’nın “Sulhun Etkisi” başlığı altında düzenlenen 315. maddesinde ise; “Sulh ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar
sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hallerinde sulhun iptali istenebilir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
“...tüm sözleşmelerde olduğu gibi, tarafların iradelerini sakatlayan, hata, hile ve ikrah gibi bir sebebin varlığı durumunda veya sulh sözleşmesindeki hükümlerin, zor durumda olan taraf için gabin teşkil ettiği hallerde, söz konusu sözleşmeyi ortadan kaldırmak isteyen tarafın, borçlar hukukundaki kurallar çerçevesinde, sulhün iptali için dava açması mümkündür. Ortada mahkemece verilmiş bir hüküm bulunmadığından, kesin hüküm niteliğindeki sulhün, iradeyi sakatlayan sebeplere veya gabine dayanılarak iptali için ayrı bir dava açılması gerekecektir.” (HMK'nın Hükümet gerekçesi madde 315)
Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davalının, 24.01.2022 havale tarihli dilekçesi ile dilekçe ekinde bulunan davalı yetkilisi ile her iki tarafın vekilinin de imzasını taşıyan “Uzlaşma Protokolü” başlıklı belgeyi sunarak, tarafların sulh olmaları sebebiyle istinaf isteminin reddini talep etmiş, Dairemizin 2022/258 esas 2023/49 karar sayılı dosyanın anılan hususun da değerlendirilmesi yönünden kararın kaldırılması üzerine; mahkemece, sulh protokolüne karşı davacı vekilinin beyanı alınmış, davacı vekili protokolü ve protokol altındaki imzasını kabul etmiş, mahkemece sulh nedeniyle davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek tarafların istinafı nedeniyle yeniden dairemize gelmiştir.
Eldeki davayı da kapsadığı anlaşılan “Uzlaşma Protokolü” başlıklı protokol, vekaletnamesinde sulh yetkisi bulunan davacılar vekili Av. ... tarafından imzalanmış olup, anılan vekil tarafından 26.04.2023 tarihli beyanlarda da imza inkarında bulunmamıştır. O halde mahkemece; yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, “Uzlaşma Protokolü” başlıklı protokol ve ödeme belgeleri göz önüne alınarak ve tarafların protokole göre karar verilmesi yönünde bir taleplerinin de olmaması, yine davacının irade fesadı hallerine de dayanmaması nedeniyle sulh nedeniyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerinde olup, (Benzer yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/5857 esas 2022/7154 karar sayılı ilamı) davacı asillerin protokolde imzalarının olmaması nedeniyle protokolün davacıları bağlamadığı yönündeki davacılar vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Yine davacı taraf davacıların şirketteki payının %10 olarak hesaplama yapılması gerektiği yönündeki istinaf istemi de, az yukarıda açıklandığı üzere tarafların sulh nedeniyle çıkma akçesi üzerinde anlaşmaları, davacıların anılan bedeli protokole göre tahsil etmesi ve dairemizin 2022/258 esas 2023/49 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; eldeki davada 24/07/2019 tarihli olağan genel kurulun sermaye arttırımına ilişkin 3. maddesinin iptaline ilişkin bir talep bulunmadığı gibi bu maddenin iptaline ilişkin ayrı bir dava açıldığına yönelik bir beyan da bulunmamaktadır. Bu durumda ayrılma talebinin kabul edildiği tarih itibariyle davacının sermaye payının %03,07 olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
Ancak; az yukarıda açıklandığı üzere; eldeki davanın sulh nedeniyle sona erdiği, tarafların sulh protokolüne göre karar verilmesi yönünde bir taleplerinin de olmaması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulduğu, bu nedenle 6100 sayılı yasanın 331/1. Maddesine göre dava tarihindeki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinin değerlendirilmesinin gerektiği; buna göre davacıların toplam talebinin 3.652.598,53 TL olduğu, protokol ile anlaşılan bedelin 1.300.000,00 TL olduğu nazara alındığında yargılama giderlerinin bu miktarlar göz önüne alınarak hesaplanması gerekirken ve bu miktarlara göre vekalet ücretlerinin hesaplanması gerekirken yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulması hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle davacının istinaf talebinin reddine, davalının istinaf isteminin açıklanan nedenlerle kabulüne, dosyada toplanacak başka delil bulunmadığından HMK'nun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE,
1-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2023 tarih, 2023/107 Esas - 2023/269 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
a-Konusu kalmayan dava hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına,
b-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harç ve 62.377,25 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ‭62.431,65‬ TL harcın mahsubu ile kalan ‭62.004,05‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
c-Davacılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 194.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
ç-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 318.785,84 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
d-Davacılar tarafından yapılan 234,30‬ ‭‭ TL harç, 228,80 TL müzekkere ve tebligat gideri, 1.800,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.263,1‬0 ‬- TL yargılama giderinin tarafların dava tarihindeki haklılık durumuna göre (%36-%64) 814,71 TL’sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
e-HMK 120. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından karar kesinleşene kadar yapılacak masraflar mahsup edilerek arta kalan miktar olduğu taktirde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,
b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
c-Davalı tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 165,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 903,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
ç-Bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
d-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
f-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
g-Kararın 6100 sayılı HMK'nın'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2024

...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim