Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1805
2025/269
12 Şubat 2025
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1805
KARAR NO : 2025/269
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/07/2023
NUMARASI : 2022/125 Esas - 2023/429 Karar
DAVACI :......
VEKİLİ :......
DAVALI :......
:......
VEKİLİ :......
DAVA : İtirazın İptali (Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/02/2022
KARAR TARİHİ : 12/02/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 12/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Günaydın Turizm Seyahat ve Hiz. Org. San. Tic. Ltd. Şti.Çömlekçi Ortanca Mh. No:16 Ortahisar/TRABZON adresinde yemek şirketi olarak ticari faaliyette bulunduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında bir ticari ilişki mevcut olup müvekkil şirket bu ticari ilişkiden doğan edimlerini tamamıyla yerine getirmiş olmasına rağmen davalı borçlu taraf edimlerini zamanında yerine getirmediğini ve bu nedenle müvekkil şirketin alacağı ortaya çıktığını, taraflar arasında kararlaştırılan devir nedeniyle müvekkil şirketin davalıdan 1.837.375,97 TL protokole dayalı alacağı bulunduğunu, müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden dolayı müvekkil şirket davalıya devrettiği yemekhane ekipmanlarına karşılık 1.250.000 TL değerinde protokol düzenlendiğini, ancak müvekkilin zikredilen protokoldeki alacağının zamanında ödenmemesi üzerine müvekkil şirket yetkilileri defalarca borçlu şirkete borcun ödenmesi için başvuru yapmış ise de müvekkil şirket yetkilileri bu başvurulardan olumlu bir sonuç alamadığını ve nihayetinde de 20.12.2021 tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte 1.837.375,97 TL alacağın tahsili için davalı borçlu aleyhine Kocaeli İcra Dairesinin 2021/161997 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu borca itiraz ettiğini ve takibin haksız olarak durmasına neden olduğunu, davanın kabulü ile fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile Kocaeli İcra Dairesi'nin 2021/161997 E. sayılı dosyası ile yapılan takibe karşı davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %40 oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça her ne kadar müvekkil şirket aleyhine 2021/161997 Esas sayılı dosya ile 20 Mart 2012 tarihli protokol sebebi ile icra takibi yapılmış ise de ilgili icra takibine süresi içinde yapmış oldukları itirazlarında da açıkça dile getirildiği üzere protokol altında Apaydın Şirketi olarak atılan imza müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında her iki şirketin de aynı sektörde ticaret ile uğraşması sebebi ile geçmiş dönemde ticari ilişkileri mevcut olmakla beraber müvekkil şirketin söz konusu ticari ilişkiden kaynaklanan ile de ortaya çıkacağını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, protokoldeki imzayı kabul manasına gelmemekle birlikte protokolde tahrifat mevcut olduğunu, davacı tarafın dava konusu etmiş olduğu protokolde yine imzayı kabul manasına gelmemekle birlikte protokolde tahrifat mevcut olup tahrifatlı kısımda herhangi bir imza paraf da yer almadığını, ilgili protokol de incelendiğinde görüleceği üzere tahrifatlı kısımda kuvvetle muhtemel davacı Günaydın şirketinin edimi yer almakta olup bu husus da yargılamaya konu edilmemesi açısından davacı tarafça kasten tahrif edildiğinin açık olduğunu, hal böyle olunca davacı tarafın sayın mahkemeyi yanıltmak kastı ile hareket ettiği hukuken de (imzayı kabul manasına gelmemekle birlikte) söz konusu protokolün de hükümsüzlüğü söz konusu olduğunu, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı firmadan satın almış oldukları gıda malzemelerine ilişkin borçları olan 03.08.2012 tarih ve 7.968,68 TL, 04.08.2012 tarih ve 7.990.25 TL, 08.08.2012 tarih ve 23.917,66 TL tutarındaki tahsilat makbuzlarıyla nakit ve çek olarak ödendiğini ve firmaya herhangi bir borçlarının kalmadığını, davacı tarafın %40'dan aşağı olmamak kaydı ile talep etmiş olduğu icra inkar tazminatının haksız olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı kötüniyetli olarak takip başlattığından takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE, Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen kararda dosyaya kazandırılan ödeme aracı olan çeklerin hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmaması verilen kararın hukuka aykırı olduğunu kanıtladığı gibi istinaf taleplerinin bu yönüyle de kabülünün gerektiğini, mahkemece verilen kararda hangi hukuki gerekçe ile ispat külfetinin davacı şirket tarafında olduğunun belirtilmediğini ve davalı şirket savunmaları gibi hiçbir hukuki zemini bulunmayan genel geçer ifadeler ile karar verildiğini, ödeme aracı olan ve borçlar kanunu gereğince asıl olanın peşin satış olduğu hukukumuzda davalı şirket ve bilirkişi tarafından belirtilen çeklerin avans olarak verildiği hususu dahi inceleme konusu yapılmamış olmasının verilen kararın eksik inceleme ürünü olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, zira çeklerin ödeme aracı olduğu ve borçlar kanunu gereğince asıl olanın peşin satış olduğunun mahkemece kabul edilmesi durumunda takibin devamına karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, ... tarafından davacı şirketin yerine getirmeyi taahhüt ettiği edimleri yerine getirdiğine ilişkin düzenlenerek davalı borçlu şirkete gönderilen açık faturalara imza atarak edimlerin yerine getirildiğini hukuken kabul etmesi ve ödeme aracı olan çeklerin ödenmesi karşısında haklı ve yerinde olarak yapılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından takibin devamına ve lehlerine %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline ve takibin fazlaya dair her türlü hak ve alacağımız saklı kalmak kaydı ile vekâlet ücreti, faiz, masraflar ve harçlar hariç takip tarihi itibariyle 1.837.375,97-TL üzerinden devamına karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarih, 2022/125 Esas - 2023/429 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava satış sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nin 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; Davacının takibe ve davaya konu ettiği 20.03.2012 tarihli protokol ile davacıya ait olan mutfak malzemelerinin 1.250.000,00 TL bedel karşılığında davalıya devredildiğini, bedelinin davalının İstanbul Darülaceze’de işe başladıktan sonra iki ay sonrasında sıralı çeklerle bir yıl vadeli olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, protokol kapsamında davalıya bir kısım fatura gönderildiği, faturaların davalının yetkilisi tarafından imza karşılığı alındığını, bir kısım ödemelerin çeklerle yapıldığını, bakiye kalan 1.028.009,00 TL’nin ödenmediğinden bahisle davaya konu takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafın protokoldeki imzayı kabul etmediği, faturalara konu emtianın teslim edilmediğini, çeklerin avans çeki olduğunu beyan ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterleri ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. (6098 sayılı TBK’nın 207/1-2.maddesi)
6098 sayılı yasanın “Satıcının Borçları” başlıklı kısımdaki 210.maddesine göre; satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Yine aynı yasanın “Alıcının Borçları” başlıklı kısımdaki 232/1. Maddesine göre ise; alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür. Anılan yasal düzenlemelere göre satıcı malın teslimini, alıcı ise bedeli ödediğini ispat etmelidir.
Somut olayda; Davacı taraf davasını 20.03.2012 tarihli protokole dayandırmış olup, anılan protokol davacıya ait mutfak malzemelerinin davalıya satışına ilişkindir. Dava dilekçesi içeriği, anılan protokol, protokol kapsamında düzenlendiği iddia edilen toplam 621.465,76 TL bedelli 4 adet fatura içeriği, davalı tarafından davacıya verilen toplam 221.991,00 TL bedelli çekler ve davalının davacıya gönderdiği Kocaeli 6. Noterliğinin 17537 yevmiye sayılı 19.06.2013 tarihli ihtarname cevap içeriğinde “…görüşmeler sonucu varılan mutabakata göre müvekkil şirkete teslim edilmesi gereken makine, ekipman ve araçların karşılığında şirketinize avans olarak…” ve “Yukarıda açıklandığı üzere müvekkil şirkete gönderilmesi hususunda mutabakata varılan makine, ekipman ve araçların hiçbir zaman teslim edilmediğinden ödemezlik def’inde bulunuyoruz” şeklindeki beyanlarından taraflar arasında mutfak malzemelerinin satışı hususunda anlaşma olduğu anlaşılmıştır.
Anılan satışa konu malzemelerin hangi mutfaktaki malzemeler olduğu yönünden ise, davalının cevap dilekçesi ve davacının cevaba cevap dilekçesi incelendiğinde; davacının İstanbul Darülaceze Müdürlüğündeki mutfaktaki demirbaş malzemeleri olduğu, davacının anılan malzemeleri ücreti karşılığında aldığını iddia ederek davalıya devrettiğini beyan ettiği, buna göre satışa konu mutfak malzemelerinin İstanbul Darülaceze Müdürlüğündeki mutfak malzemeleri olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açılandığı üzere; satış sözleşmelerinde satıcı malın teslimini, alıcı ise bedeli ödediğini ispat etmelidir. Eldeki olayda davacı taraf malları teslim ettiğini, davalı taraf ise mal teslimi yapılmadığını beyan etmektedir.
Dosya kapsamında davacının uyuşmazlık konusu döneme ait defterleri incelenmiş, davacının defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 05.01.2023 tarihli rapordaki tespitlere göre; davacının 2012-2013 yıllarına ait tutulması zorunlu ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmadığı gibi defterlerinin yazılı da olmadığı bildirilmiş, bu nedenlerle davacının defterlerinin lehine delil vasfında olmadığı, 6100 sayılı yasanın 222/4.maddesi gereği davacının aleyhine delil olabileceği, buna göre davacının satışa konu ettiği ve protokol kapsamında düzenlendiğini söylediği faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, dolayısıyla iddiasını defterleri ile ispat edemediği anlaşılmaktadır.
Davalının tutulması zorunlu 2012-2013 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen ve usulüne uygun açılış ve kapanış tasdikleri bulunan, usulüne uygun tutulan kayıtlara göre; davacının dayandığı protokole ilişkin faturaların davalının defterlerinde de kayıtlı olmadığı görülmüştür.
Davalı yetkilisinin 12.07.2023 tarihli duruşmada yemin edası sırasında faturalardaki imzaların kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak mal teslimini kabul etmediği görülmüştür. 6102 sayılı yasanın 21/2.maddesine göre bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Faturanın tebliği, malların teslim edildiğini göstermez. Defter ve faturaların da davacı lehine tek başına delil oluşturmayacağı açıktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-944 esas 2021/197 karar sayılı ilamı) Davacı taraf teslim iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde satıma konu malların İstanbul Darülaceze Müdürlüğünün mutfağında bulunan demirbaşlar olduğu, anılan malzemelerin bedeli karşılığında davacı tarafından alındığı ve davalıya devredildiği iddia edilmiştir. Dosyaya İstanbul Darülaceze Müdürlüğünden gelen yazı cevabında davacının anılan idarenin yemek işlerini 01.30.2012-17.06.2012 tarihleri arasında yürüttüğü bildirilmiştir. Davalının sunduğu cevap dilekçesinde ise davalının davacıdan hemen sonra 18.06.2012 tarihinde aynı işi aldığı görülmüştür. Davalının sunduğu cevap dilekçesi ekindeki hizmet alımı ek teknik şartnamesinin 2.4.maddesinde ise mutfakta bütün makine ve ekipmanın zimmetle teslim edileceğinin yazılı olduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece İstanbul Darülaceze Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının idareye ait mutfaktaki malzemeleri bedeli mukabilinde satın alıp almadığı, aldı ise hizmet sözleşmesinin bitiş tarihi olan 17.06.2012 tarihinde malzemelerini götürüp götürmediği veya malzemeleri davalıya devredip devretmediği, hizmet alım sözleşmesi gereği mutfak malzemelerinin idare tarafından mı verildiği, buna ilişkin teslim evraklarının ve davalıya ait 2012/4812 İKN numaralı tüm ihale dökümanlarının ve malzeme teslim evraklarının dosyaya alınarak, davacının davalıya teslim ettiği mutfak malzemesi olup olmadığı tespit edilmeden eksik araştırma ile hüküm verilmesi hatalıdır.
Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarih, 2022/125 Esas - 2023/429 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.12/02/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.