Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1797
2025/254
12 Şubat 2025
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1797
KARAR NO : 2025/254
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2021
NUMARASI : 2020/75 Esas - 2021/70 Karar
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ..
DAVALILAR : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 13/05/2015
KARAR TARİHİ : 12/02/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 12/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların müvekkili şirketin muhasebeciliğini yaptıkları dönemde davalıların kusurları nedenleriyle müvekkilinin vergi borçlarını ödemediklerini, bu nedenle müvekkiline verdikleri iki adet senet bedellerinin ödenmemesi nedeniyle, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Kocaeli 1. İcra Müdürülüğü'nün 2014/13033 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların itirazı üzerine takip durduğunu, davalıların haksız itirazının iptali ve takibin devamı için iş bu davayı açtığını, haksız itirazın iptaline, asıl alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davacının muhasebesinden sorumlu kişiler olmadıklarını, muhasebe bürosunda çalışan olduklarını, icra takibine konu borcu kabul etmediklerini, dilekçede açıklanan nedenlerle takibe yapılan itirazlarının haklılığı kabul edilerek takibin iptaline ve davanın davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın Kısmen Kabulü Kısmen Reddi İle,
2- Davalı ...’ın Kocaeli 1. İcra Dairesi 2014/12033 E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 64.266,00-TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile devamına,
3- Fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Hüküm altına alınan 64.266,00-TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davanın davalı ... yönünden reddine,
6- Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, borçlu ... yönünden avalist sayılıp, temel ilişkiye dayanılamayacağı ve borçtan sorumlu tutulamayacağı hükmünün yerinde olmadığını, takibin faiz yönünden de devamına karar verilmesi gerekirken, sadece asıl alacak yönünden hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, ... bakımından takibe ilişkin faizin başlangıç tarihinin bono vade tarihlerinden itibaren devamına karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, senetlerin dayandığı hukuki ilişkiyi soyut iddialara dayandırdığı ve kendini haklı göstermek amacıyla somut gerçekle bağdaşmayan iddialara başvurduğunu, gerekçeye dayandırılan söz konusu Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararına, Yargıtay tarafından bozma kararı verildiği, bozma sonrası yapılan mahkemedeki yargılama neticesinde ise zaman aşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına dair karar verildiğini, ortada kesinleşen bir mahkeme kararı yok iken Yargıtay tarafından bozulmuş ve zaman aşımına uğramış bir dosyada sadece önceki nihai karara dayanılarak, mahkemece alacağın ispat edildiğini ileri sürmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının haklı ve yasal bir alacağı olmadığı halde icra takibi başlatarak işbu davayı açmakla kötü niyetli olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ın borçlu olduğunun ispatlandığını, davalı ... ile davacı arasında temel ilişkinin varlığının ispatlandığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2021 tarih, 2020/75 Esas - 2021/70 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava itirazın iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın ... yönünden reddine, diğer davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nin 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının davalılar hakkında Kocaeli 1.İcra Müdürlüğünün 2014/12033 esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen 2 adet senede dayanarak ilamsız takip başlattığı, takibe konu senetlerin; alacaklısı davacı, düzenleyeni davalı ..., kefili ise diğer davalı ... olan düzenleme tarihi olmayan 01.07.2005 ödeme tarihli 20.000 Euro bedelli senet ile alacaklısı davacı, düzenleyeni davalı ..., kefili diğer davalı ... olan düzenleme tarihi olmayan 01.08.2005 ödeme tarihli 20.000 Euro bedelli senetler olduğu, anılan senetlerin davacının muhasebe işlerini yürüten davalıların davacıya verdiği zarara karşılık olarak düzenlendiğini beyan ederek ve anılan bedellerin ödenmediğinden bahisle takibe konulduğu, davalıların itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın ... yönünden reddine, diğer davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusu yapıldığı anlaşılmıştır.
1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
a-Senetlerin vade tarihleri dikkate alındığında olaya uygulanması gereken ve bononun unsurlarını düzenleyen 6762 sayılı TTK’nın 688.maddesine göre; “Bono veya emre muharrer senet:
1. Senet metninde (Bono) veya (Emre muharrer senet) kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan kelimeyi;
2. Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini;
3. Vadeyi;
4. Ödeme yerini;
5. Kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını;
6. Senedin tanzim edildiği gün ve yeri;
7. Senedi tanzim edenin imzasını; ihtiva eder.” Aynı yasanın 689.maddesi ise unsurların bulunmaması halini düzenlemiş olup madde metni şöyledir: “Aşağıdaki fıkralarda yazılı haller mahfuz kalmak üzere, bundan önceki maddede gösterilen unsurlardan birini ihtiva etmiyen bir senet bono sayılmaz.
Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır.
Sarahat bulunmadığı takdirde senedin tanzim edildiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda tanzim edenin ikametgahı sayılır.
Tanzim edildiği yer gösterilmiyen bir bono, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır.”
6762 sayılı yasanın 689/1. Maddesine göre (6102 sayılı TTK’nın 777. Maddesi) göre 688.maddede (6102 sayılı TTK’nın 776. Maddesi) sayılan unsurları içermeyen senede bono denilemeyecektir. Eldeki uyuşmazlıkta da icra takibine konu senetlerin düzenleme tarihinin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple senetler kambiyo senedi vasfını taşımamaktadır. Senedin kambiyo senedi vasfını taşımaması halinde uyuşmazlığın hangi mahkemece çözümlenmesi gerekeceğine dair Yargıtay 13. H.D.'nin 2016/2345 E. 2017/6774 K. sayılı ilamında: "Mahkemece kambiyo vasfı taşımayan dava konusu senedin adi yazılı belge olarak geçerliliğini koruduğu ve davacının senedi teminat olarak verdiğini yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki; Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere dava konusu senet kambiyo senedi vasfı taşımadığı gibi dosyadaki bilgi ve belgelere göre taraflar tacir de olmadığından davada görevli Mahkeme ticaret mahkemesi olmayıp, taraflar arasındaki temel ilişkinin taşınmaz satımı olması nedeniyle asliye hukuk mahkemesidir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı kanunla değişik 5. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava, 6335 sayılı Yasa ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesi hükmünün yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. Görev, 6100 sy. HMK'nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. O halde Mahkemece, davanın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." denilmiştir.Yine Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nin 2015/14749 E. 2015/12725 K. sayılı ilamında da:
"Dosya kapsamında bulunan senet fotokopisinden TTK'nın 776/1. maddesinde öngörülen ödeme yerini ve tanzim yerini içermediği, böylece belgenin kambiyo vasfını taşımadığı anlaşılmaktadır. Buna göre dava; 5.000.-TL alacağın tahsili isteminden kaynaklanmakta olup, tarafların tacir olmadığı ve davanın da mutlak ticari nitelikte bulunmadığı nazara alındığında uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde, asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir." denilmiştir.
Somut olayda; Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı kanunla değişik 5. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürüldüğü; Görevin, 6100 sayılı yasanın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmesinin gerektiği anlaşılmaktadır.
Az yukarıda açıklandığı üzere; senetlerin vade tarihleri nazara alındığında; olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 688. maddesinde ki unsurlardan olan “düzenleme tarihi”nin bononun zorunlu unsurlarından olduğu, anılan unsurun eksik olması halinde aynı yasanın 689/1.maddesi gereği anılan senedin bono sayılmayacağı açıktır. Davaya konu edilen senetlerin her ikisinin de düzenleme tarihi bulunmadığı anlaşıldığından senetlerin kambiyo vasfı bulunmamakta olup adi senet niteliğindedir. (Benzer yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/2345 E. 2017/6774 K. Sayılı sayılı ilamı, Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nin 2015/14749 E. 2015/12725 K. sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3040 E. 2021/2619 K sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/185 E 2018/4109 K sayılı ilamı, Dairemizin 2024/1720 E 2024/1717 K. Sayılı ilamı)
Dosya kapsamında bulunan senet fotokopilerinden 6762 sayılı TTK’nın 688. maddesinde öngörülen düzenleme tarihini içermediği, böylece belgenin kambiyo vasfını taşımadığı anlaşılmaktadır. Buna göre davalıların tacir olmadığı ve uyuşmazlığında davalıların ticari işletmelerini ilgilendirmediği de nazara alındığında uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde alacağın var olup olmadığı ve kefaletin geçerli olup olmadığının değerlendirilerek asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenlerle mahkemece görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasa yönelik inceleme yapılması hatalıdır.
b-492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre; "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30. madde hükmü uygulanır [16-(4) md.]. Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilâm harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur. Takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK.'nun 120-(1) maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
Harçlarla ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini ve harcın yatırılmaması halinde ise ne gibi işlemler yapılacağını 30 ve 32. maddelerinde hükme bağlanmıştır.
Eldeki davada; itirazın iptali davasının dayanağı ilamsız icra takibinde asıl alacak, işlemiş faiz alacağı takibe konu edilmiş olup, dava dilekçesinde harca esas değer 64.266,00 TL olan takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden peşin harç yatırıldığı; ancak, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında alacağın faizi de kapsar şekilde "itirazın iptali" denilerek, takip konusu alacağın tamamının dava konusu yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, davanın takipteki toplam alacağa yönelik olarak açıldığının kabulü gerekir. İlk derece mahkemesince; “Davalı ...’ın Kocaeli 1. İcra Dairesi 2014/12033 E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 64.266,00-TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile devamına” şekilde takip öncesi faizi de kapsar şekilde hüküm kurulduğu, takibe konu toplam alacağa yönelik olan davada mahkemece, işin esasına girilmeden önce 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28-(a) ve 32. maddeleri uyarınca, eksik peşin harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilemeyeceği, (harcın tamamlanması halinde davanın kabul veya ret durumuna göre dava değeri üzerinden tarafların yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacağı) aksi halde, takip talebindeki asıl alacak miktarı üzerinden harçlandırılan davada işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından söz edilemeyeceği, bu şekilde kurulan hükmün hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve fazlasına karar veremeyeceği düzenlemesini içeren HMK.'nin 26. maddesine aykırı olacağı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar uyarınca ilk derece mahkemesince; öncelikle davacıdan icra takibine konu edilen asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faizin toplamı olan 119.643,88 TL yönünden eldeki davanın açılıp açılmadığı açıklattırılmadan ve davacının takibe konu ettiği alacak ve işlemiş faiz yönünden bir talebi olduğunu beyan etmesi halinde dava değeri (takip çıkışı) üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması gerektiği hususu gözetilmeden eksik harç ile yargılamaya devam edilip karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
2-Kaldırma nedenine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; tarafların istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.3.4 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Tarafların; İstinaf Başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2021 tarih, 2020/75 Esas - 2021/70 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-3)-4) ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine,
5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.12/02/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.