Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1209
2024/1753
2 Aralık 2024
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1209 - 2024/1753
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1209
KARAR NO : 2024/1753
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...)
ÜYE : ...(...)
ÜYE : ...(...)
KATİP :...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/03/2023
NUMARASI : 2021/510 Esas - 2023/312 Karar
DAVACI : NEOVA KATILIM SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : HAK TRANS ULUSLARARASI TAŞIMACILIK İNŞAAT TARIM PETROL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
İHBAR OLUNAN : ALLİANZ SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 07/07/2021
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 06/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket nezdinde 115050601 numaralı sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... Plaka sayılı (Mercedes marka çekici) araç 06/08/2020 tarihinde karıştığı kaza sebebiyle dava dışı ... Plaka sayılı aracın hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, davacı şirket tarafından aracı hasara uğrayan araç malikine /sigortacısına tazminat ödenmek zorunda kalındığını, bu sebeple davacı şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminat tutarı rücüen talep hakkı doğmuş olduğunu, KTK. 81. Maddesi uyarınca sürücüler sorumluluğunun saptanmasında yararlı olacak kanıt ve izler dahil, kaza yerindeki durumu değiştirmemek yükümlülüğü altında olup aksi halde aynı kanunun 95. maddesi ve Trafik Sigorta Poliçesinin Genel Şartlarının B.4/F maddesi gereğince, sürücünün olay yerini terk etmesi nedendi ile sigorta şirketinin ödemek zorunda kaldığı tazminatı rucuen tazmin etmek zorunda olduğunu, bu kapsamda tazminat belini ödeyen müvekkil şirket lehine davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/371 E. Sayılı icra takibi başlatılmış ise de davalı yan haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmekle takibin durmasına sebebiyet verdiğini, huzurdaki dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de bir sonuç alınmadığını, davalının aracının ticari olması nedeni ile de itirazın iptali davasının ticaret mahkemesine açılmış olduğunu, dava sonucunda davacı alacağının karşılıksız bırakılmamsı amacı ile davalı/borçlunun banka hesapları üzerine dava değeri kadar teminatsız tedbir konulmasını talep ettiği, yukarıda açıklanan nedenlerle; öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, haksız ihtirazın iptali ile duran icra takibinin devamına ve alacağın yasal faizi ile tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, iş bu davaya bakmakla görevli mahkeme açık bir şekilde Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın, görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı şirketin adresinin "..." olması nedeniyle iş bu davaya bakmakla yetkili mahkeme Kızıltepe Mahkemeleri olduğunu, davanın, yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından talep olunan bedele ilişkin olarak her türlü zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dolmuş olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafından iş bu itirazın iptali davası süresi içerisinde ikame edilmediğini, esasa ilişkin olarak davalı şirkete ait ... plakalı aracın, davacı sigorta şirketi nezdinde 115050601 poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Katılım Sigorta Poliçesi bulunduğunu, davacı sigorta şirketi tarafından, 06/08/2020 tarihinde davalı şirkete ... plakalı aracın karışmış olduğu maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davalı şirketten talepte bulunulduğunu, davacı sigorta şirketinin, trafik kazasının tarafı olan üçüncü şahsa ödenen bedeli kendi sigortalısına rücu edilmesi amacıyla iş bu davayı ikame ettiğini, ancak somut olayda sigorta şirketinin, sigortalısına rücu edebilmesine ilişkin gereken şartlar bulunmadığını, dava dilekçesi içeriğinde davacı sigorta şirketi tarafından; Karayolları Trafik Kanunu'nun 81. maddesi, 95. maddesi ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
'nın B.4/f maddesi uyarınca, sürücü tarafından olay yerinin terk edilmesi nedeniyle sigorta şirketince üçüncü şahsa ödenen bedelin sigortalısına rücu edilebilmesi imkanı olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, olmadığı takdirde esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/371 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, iş bu davaya bakmakla görevli mahkeme açık bir şekilde Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ancak yerel mahkeme tarafından görev itirazımız dikkate alınmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava sigorta şirketinin kendi sigortalısına rücu talebinden ibaret olduğunu, davalı şirketin adresinin "..." olması nedeniyle iş bu davaya bakmakla yetkili mahkeme Kızıltepe Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından talep olunan bedele ilişkin olarak her türlü zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dolmuş olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından dava konusu uyuşmazlık hatalı nitelendirilmiş, sigorta şirketinin kendi sigortalısına rücu şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmediğini, davacı tarafından açık bir şekilde yalnızca asıl alacak üzerinden davanın açılması ve işlemiş faize yönelik bir talep veya harçlandırma olmaması karşısında işlemiş faiz yönünden de hüküm tesis edilmesi hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sigorta poliçesi incelendiğinde sigortalı aracın ticari olduğu , taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki de ticari olduğundan ve kazanın meydana geldiği yerin Kocaeli Dilovası olması hasebiyle Sayın Başkanlık huzurdaki davaya bakmaya görevli ve yetkili olduğunu, yine kaza tarihi nazara alındığında kanunda belirtilen zamanaşımı süreleri dolmadan huzurdaki davanın açıldığı aşikar olduğunu, davalı taraf bir başka itiraz olarak da davalı tarafa ait araç sürücüsünün gerçek anlamda bir olay yeri terki durumunun oluşmadığını iddia etmiş ise de dilekçesinin ilerleyen bölümlerinde tevilli yolla terk durumunu ikrar ettiğini beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2023 Tarih - 2021/510 Esas - 2023/312 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Katılım Sigorta Poliçesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Katılım Sigorta Poliçesinden kaynaklanan alacağının tahsili için Gebze İcra Dairesi'nin 2021/371E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı işleteni davalı olan ... plaka sayılı (Mercedes marka çekici) aracın, dava dışı ... plaka sayılı araca çarpması şeklinde gerçekleşen kaza nedeniyle davacı şirket tarafından aracı hasara uğrayan araç malikine /sigortacısına tazminat ödenmek zorunda kalındığını, sürücünün olay yerini terk etmesi nedendi ile sigorta şirketinin ödemek zorunda kaldığı tazminatın rucuen tahsili için Gebze İcra Dairesi'nin 2021/371 E. sayılı icra takibini başlattığı, ödeme emrine itiraz üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
Dosya arasına alınan Gebze İcra Dairesi'nin 2021/371 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 41.000,00 asıl alacak 1.488,35 TL faiz alacağı için ilamsız takip yolu ile icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu vekilinin süresinde takibe, yetkiye, borca, faize ve ferilere itiraz ettiği, İcra Müdürlüğünce itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir.
İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (HGK’nın 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K.).
Kaldı ki itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ, S: İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 27.11.2013 gün ve 2013/13-372 E., 2013/1606 K. sayılı kararı). Buna göre somut olayda; davalı şirketin yasal süresi içerisinde icra takibine itizarında icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz ettiği, ancak mahkemece 14/12/2021 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında "davalının yetki itirazının HMK 16.maddesi gereğince reddine" şeklinde ara kararla yetki itirazının reddine karar verildiği; ancak tüm dosya kapsamından davalının, aleyhine başlatılan ve davaya esas teşkil eden Gebze İcra Dairesi'nin 2021/371 Esas sayılı icra dosyasında takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı yönünde itiraz da bulunduğu ve akabinde yetkili icra dairesinin, Kızıltepe icra daireleri olduğunu bildirdiği, yine, davalı tarafından eldeki davaya yasal süresinde sunulan cevap dilekçesinde de mahkemenin yetkisine itiraz edildiği ve yetkili mahkemenin Kızıltepe mahkemesi olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Eldeki davada; her ne kadar ilk derece mahkemesince, yukarıda da belirtildiği şekilde "davalının yetki itirazının HMK 16.maddesi gereğince reddine" şeklindeki ara karala yetki itirazının reddine karar verildiği görülmüşse de, mahkemece; açıkça icra müdürlüğünün yetkisine yapılan itiraz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmediği ve bu hususta gerekçeli kararda da bir açıklama getirilmediği anlaşılmış, bu eksikliğin de yukarıda açıklanan neden ve gerekçelerle usul ve yasaya uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Eldeki davada; davalı tarafın dava dilekçesinde talep edilen tutara ilişkin olarak zamanaşımı defisi ileri sürdüğü, ancak mahkemece zamanaşımı defisi yönünden olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmediği ve gerekçede de bu hususta bir açıklama yer almadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere zamanaşımı, maddi hukuktan kaynaklanan bir def’i ve savunma aracıdır. Somut olayda, davalı tarafça yasal süresi içerisinde zamanaşımı def’i ileri sürülmüş ancak, mahkemece bu def'i hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Davalı, zamanaşımı definde bulunduğuna göre 11.04.1940 gün ve 15/70 sayılı YİBK gerekçesinde açıklandığı üzere; zamanaşımı defi mevcut olduğu takdirde mahkemece herşeyden önce, bu defin incelenmesi, gerçekleşmesi halinde, artık esas hakkında incelemeye devam olunmayıp, davanın bu yönden reddi gerekir. Davanın bu noktadan reddi, işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Mahkemece; davalının zamanaşımı defi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yazılı şekilde davanın esastan kabulüne karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2-Kaldırma nedenlerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-4) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4) maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,
a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2023 Tarih - 2021/510 Esas - 2023/312 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
02/12/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.