Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1181

Karar No

2024/1741

Karar Tarihi

2 Aralık 2024

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1181
KARAR NO : 2024/1741

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/02/2023
NUMARASI : 2018/1128 Esas - 2023/145 Karar

DAVACI :......
VEKİLİ :......
DAVALI :......
:......
VEKİLİ :......

DAVA TÜRÜ : Tazminat
DAVA TARİHİ : 28/12/2018
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 19/12/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin uzun yıllar Diyarbakır ili, çevre il ve ilçeleri kapsayacak şekikle davalı şirketin bölge bayii/tek satıcı ve dağıtıcısı olduğunu, davalı şirkete belirli zamanlarda yapılan sözleşmenin sonuncusunun 01/01/2013 tarihinde imzalandığını ve bu sözleşmenin 11/04/2018 tarihinde davalı şirket tarafından tek taraflı ve haksız şekilde feshedildiğini, davalı şirketin feshin 3 ay sonra geçerli olduğunu bildirmesine rağmen 3 aylık süre içinde davacı şirketin sipariş ekranını kapatarak mal göndermeyi durdurduğunu ve davacı şirketin ticari faaliyetine bu şekilde engel olduğunu, davacı şirketin izlediği iyi bir ticari strateji ve yaptığı tanıtım, organizasyonlar ile geniş bir ağ yakaladığını, bu sayede davalı şirketin sektöründe lider olmasına katkı sağladığımı, davacı şirketin her yıl Türkiye çapında en fazla satış yapan bayi olduğunu, davacı şirketin, davalı şirketin mallarının bölgede sürümünü arttırmak için bayi ağı oluşturduğunu, alt bayilerle ilişkiyi sıkı tatmak için reklam ve organizasyonlar yaptığını, bu organizasyonların en sonuncusunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlendiğini, 2018 yılı ticari faaliyete başlamışken davalı şirketin bu şekilde fesih, fesih öncesi ve sırasındaki engelleri sonucunda davacı şirketin çökme noktasına geldiğini, davacı şirketin davalı şirkete duyduğu güvenden dolayı yeni yıl için çeşitli reklam malzemeleri yaptırdığını, davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı ve haksız şart niteliği ile fesh ettiğini, davacı şirketin bölgede tek satıcı okluğunu, yapmış olduğu satış, tanıtım ve pazarlama ile davalı şirkete kazandırdıkları sonucunda portföy-denklştirme istemi konusunda hakları olduğunu, tüm bu izah edilen sebeplerle; davacı şirket, her bir kalem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla reklam, 242.880,00-TL yatırım organizasyon bedeli, 10.000,00TL mahrum kalınan kar, 10.000,00-TL denkleştirme isteminin ticari faiziyle davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı şirket ile aralarında tek satıcılık sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmenin haksız olarak fesh edilmesi sebebiyle denkleştirme tazminatı, kâr mahrumiyeti ve reklam giderlerinin tazminini talep ettiğini, davalı şirketin, mülkiyeti kendisine ait renklendirici makinelerinin, davacı tarafından haksız olarak iade edilmemesi sebebiyle işleyen kira bedelleri, uğranılan kâr mahrumiyeti ve davalı şirketin izni olmadan kullanılan fikri haklarının ihlalinin tazmini için karşı dava açma haklarının saklı olduğunu, bu hususta dava şartı olan ticari arabulucuya yaklaşık 1 milyon TL'nin tazmini için başvurulduğunu, görüşmelerin henüz sonuçlanmadığını, davalı şirketin, Türkiye'de 1954 yılından beri Marshall marka ürünleri satmakta olduğunu, dünyanın en büyük küresel boya ve kaplamalar şirketi ve özel kimyasalların ana üreticisi olan Amsterdam merkezli AkzoNobel' in Türkiye'deki iştiraklerinden biri olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında tek satıcılık sözleşmesinin bulunmadığını, sözleşmede davacıya tekel hakkı veren bir maddenin olmadığını, davacı şirket ile davalı şirket arasında bayilik ilişkisinin olduğunu, bu sözleşmede bölge tayini ve tek satıcılık ihtiva eden bir hüküm bulunmadığını, AkzoNobel'in ve Marshall'ın hiçbir bayisi ile prensip olarak tek satıcılık ilişkisi kurmadığını, süresi veya reklam /pazarlama faaliyetlerinde bulunulmasının ticari ilişkinin tek satıcılık olduğunun delili olamayacağını, davacı şirketin tek satıcılık ilişkisini ispatlayamadığını, davacı şirketin, davalı şirketin tek satıcısı olduğunu ispat edemediğinden portföy/denkleştirme tazminatı talebinin yerinde olmadığını, davalı şirketin, davacının ürün satış ekranını kapattığı iddiasının doğru olmadığı, davacı ile aralarında zaten ürün satış bedeli ve iskonto oranı ile ilgili anlaşmazlık olduğunu, davacının rakip firma ile anlaşmış olduğundan davalı şirkete sipariş vermediğini, davacının Marshall markalı ürünleri iade etmek istediğini, ürün iade etmek isteyen davacının ürün sipariş etmek istemesinin çelişkili olduğunu, reklam giderleri ve kâr mahrumiyeti taleplerinin hukuki olmadığını, ispata muhtaç olduğunu, bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ön inceleme duruşmasında öncelikle feshin haksız olup olmadığını belirleyeceğini, akabinde tazminat hesabının yapılacağını karar altına almasına rağmen gerekçeli kararında feshin haklı-haksız olup olmadığını değerlendirmemiş sadece usule uygun olmasının yeterli gördüğünü, mahkeme gerekçeli kararında '01/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda da; usulüne uygun olarak tutulmuş davalı defterlerine göre davacının davalıdan alacağının olmadığının tespit edildiği görülmüş' şeklinde değerlendirme yaptığını, zira dava konusu alacaklarının davalı defterlerinden tespitinin mümkün olmadığını, gerek mahrum olunan kar gerek portföy-müşteri tazminatı alacağı ve gerekse de yatırım ve organizasyon bedeli davacının ticari defter ve kayıtlarından tespit edilebilir nitelikte olduğunu ve tespit de edildiğini, mahkemece; 'davacının yatırım reklam ve organizasyon bedeli talebinin raporda tespit ve hesaplamasının da yapılmadığı ve bu yönde ki iddialarını da ispatlayamadığı', şeklinde değerlendirmesinin de kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira bu hususa ilişkin fatura tarafımızca dosyaya sunulduğunu, davacının kendi bölgesinde davalı şirketin ürünlerinin tek satıcısı olduğunu, davalı şirketin yazışmaları bu durumu açıkça ortaya koyduğunu, davacının yıllar süren çaba sonucu oluşturduğu müşteri çevresi doğrudan davalı şirket tarafından kullanıldığını, hal böyleyken ve ticari faaliyet yılı başlamışken davalı şirket davacının ticari faaliyetini; mal göndermeyerek, sipari ekranını kapatarak fiilen bitirme noktasına getirdiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının sözleşmede açıkça yer alan ve kendisine verilen bir hakka dayanarak sözleşmede belirlenen usule ve hukuka uygun şekilde sözleşmeyi feshettiğini, bu hususun yerel mahkemede yapılan yargılama esnasında ispat edildiğini, portföy tazminatı talep edebilmek ve tek satıcılıktan söz edebilmek için gereken koşulların hiçbiri gerçekleşmediğinden davacı iddialarını ispatlayamadığını, ürünleri iade etmek isteyen davacının ürün sipariş etmek istemesi de çelişkili olduğunu, zaten bu iddiasını ispatlayacak bir delil de sunamadığını, dolayısıyla bu dayanaktan yoksun iddiasının da değerlendirmeye alınmaması gerektiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 Tarih - 2018/1128 Esas - 2023/145 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında belirli zamanlarda yapılan sözleşmenin sonuncusunun 01/01/2013 tarihinde imzalandığını ve bu sözleşmenin 11/04/2018 tarihinde davalı şirket tarafından tek taraflı ve haksız şekilde feshedildiğini, davalı şirketin feshin 3 ay sonra geçerli olduğunu bildirmesine rağmen 3 aylık süre içinde davacı şirketin sipariş ekranını kapatarak mal göndermeyi durdurduğunu ve davacı şirketin ticari faaliyetine bu şekilde engel olduğunu belirterek davacı tarafından eldeki davanın açıldığı, açılan davada, yapılan tanıtım ve organizasyon bedelleri ile 2018 yılı için beklediği ancak mahrum kaldığı kâr ile davalı şirkete sağlamış olduğu pazar ve müşteri çevresinden dolayı denkleştirme alacağının talep edildiği, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi olup olmadığı, sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı, davacının tazminat talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Dosya arasına talimat yoluyla aldırılan 09/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi sonucunda, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı ve usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla kanunun aradığı yasal şartlar dahilinde delil olma niteliği taşıdığı, davacı işletmenin ticari defteri, dava dosyası kapsamında bulunan ve Diyarbakır Gökalp Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce gönderilen BA-BS kayıtları ve davacı işletmenin Kurumlar Vergisi Beyannameleri ile mali tablo kayıtları çerçevesinde yapılan incelemeler sonucunda, davacı tarafın denkleştirme istemi doğrultusunda portföy tazminatı alacağının olduğu ve hakkaniyete uygun bir şekilde yapılan hesaplamalar sonucunda, söz konusu portföy-müşteri tazminatı alacağının 1.253.168,78 TL olduğu, ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkinin temel dayanağı olan 01/01/2013 tarihli bayi sözleşmesinin, davalı işletme tarafından 11/04/2018 tarihinde, sözleşmenin 6/a maddesi uyarınca feshedilmesi sonucunda, davacı işletmenin 2018 mali yılı için yoksun kalınan kâra maruz kaldığı ve bu bedelin, davacı işletme ticari defter ve mali tablolarında yer alan kayıtlara göre yapılan hesaplamalar sonucunda 1.001.533,03 TL olduğu, son olarak davacının, davalı ile sözleşmesinin feshinden sonra faaliyetine davalının bayisi olduğu dönemdeki şekilde devam ettiği, ancak bahsi geçen dönemdeki bayilerin büyük çoğunluğu ile sözleşmenin sonrasındaki dönemde çalışmasının bulunmadığı, yeni müşteriler edinmek suretiyle farklı bir markanın temsilcisi olarak, yeni bir müşteri portföyü ile ticari yaşamına devam ettiği yönünde görüş bildirdiği görülmüştür.
Dosya arasına alınan 01/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının 2018 yılına ait yasal ticari defterlerinin TTK Hükümlerine ve muhasebe sistem uygulama genel tebliğine uygun tutulduğu, yevmiye, kebir ve envanter defterleri birbirlerine uyumlu olduğu, sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu, davalı Marshall Boya ve Vernik San. A.Ş. ile davacı Özhevsel Inş. Taş. Pet. Ürn. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. arasında 01.01.2013 tarihli Bayilik Sözleşmesi'nin düzenlenerek imza altına alındığı, İş bu sözleşmenin 6/a maddesinde 'Marshall'ın herhangi bir süreye bağlı olmaksızın 3 ay öncesinden fesih ihbarında bulunmak koşuluyla tek taraflı olarak fesih hakkı saklıdır.” maddesinin yer aldığı, davalı şirketin bu maddeye dayanarak 11.04.2018 tarihli Kadıköy 32. Noterli aracılığı ile fesih ihbarnamesi göndererek sözleşmeyi tek taraflı fesh ettiği, İş bu sözleşmeye bağlı olarak taraflar arasında mal/hizmet teslimlerinin yapıldığı ve buna istinaden davalı firma tarafından satış faturalarının düzenlendiği, bu faturaların davalının yasal ticari defterlerine kaydedildiği, karşılığında ise davacı firma tarafından cari hesaba mahsuben ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin de davalının yasal ticari defterlerine kaydedildiği, Davalının ticari defter kayıtları ve bu kayıtlara esas teşkil eden fatura ve belgeler incelendiğinde takip konusu ödemenin davalının yasal ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde ise öncelikle ona bakılmalıdır.
Eldeki davada, taraflar arasındaki sözleşmenin TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeler çerçevesinde kaldığını diğer bir ifadeyle sözleşmenin" acentelik, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme" niteliğinde olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Üzerinde düzenleme tarihi ve tarafların imzalarına havi bayilik sözleşmesi davalı tarafça dosyaya ibraz edilmiştir. Taraflar dosyaya sunulan sözleşme maddelerine karşı çıkmamışlardır. Bayilik sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı, sözlü olarak da kurulabileceği dikkate alındığında taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin dosyaya sunulan sözleşme şartları ile kurulduğu kabul edilmiştir. Davacının bu sözleşme hükümlerine göre davalının bayiliğini yaptığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin ürettiği veya üretimini yaptırdığı mallarının dağıtım ve pazarlaması için davacıya dağıtım, depolama ve satış işinin verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca sözleşmenin fesih ve koşullarının düzenlendiği madde; iş bu protokol, taraflarca sözleşme bitiş süresinin 3 ay öncesinden yazılı olarak ihbarında bulunulmadığı takdirde, aynı koşullarla ve üçer yıllık dönemler halinde uzayacaktır. Marshall'ın herhangi bir süreye bağlı olmaksızın 3 ay öncesinden fesih ihbarında bulunmak koşuluyla tek taraflı olarak fesih hakkı saklıdır düzenlemesini içerdiği görülmüştür.
Davalı tarafından davacı şirkete Kadıköy 32. Noterliği vasıtasıyla gönderilen 11.04.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 6/a maddesi hükmü gereği işbu ihbarnamenin tebliğinden müteakip 3 ay sonra geçerli olmak üzere sözleşmenin fesih edildiği, feshin yürürlüğe girdiği tarihi müteakip muhatabın internet adresinde, Marshall'a ait tüm logo ve unvanın, ilgili tüm haberlerin ve bunlarla sınırlı olmamak üzere davalının bayisi olduğunu gösteren tüm içeriklerin kaldırılması, davalıya ait tüm materyallerin iade edilmesini ve sair sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ihbar edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6/a maddesinde davalı Marshall'ın sözleşmenin sona ermesinden 3 ay öncesinden fesih ihbarı hakkı tanınmış olup, davalı şirket tarafından sözleşme, 6/a maddede yer alan ihbar önellerine uyularak feshedilmiştir. Sözleşmedeki ihbar önelleri her iki tarafın ortak iradesi ile kararlaştırılmış olup, davalı taraf sözleşmede öngörülen süreye uyarak sözleşmeyi yenilemeyeceğini davacıya bildirmiştir. Bu durumda sözleşme davalı şirket tarafından sözleşme hükümlerine uygun olarak sona erdirildiğinden davacın tarafın feshin haksız olduğuna dair iddiaları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 11. HD., 31/03/2022 tarih, 2020/5477 E., 2022/2637 K. Sayılı ilamında, tek satıcılık sözleşmesini "Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde öyle bir sözleşmedir ki, bununla yapımcı, mamüllerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da, sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğünü üstlenir. Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcının asgari alım, sürümü arttırmak için faaliyette bulunma, bilgi verme, müşteri hizmetlerini yerine getirme, yapımcının menfaatlerini koruma, sır saklama, rekabet yasağı gibi yükümlülükleri bulunmaktadır (Tandoğan Haluk, Borçlar Hukuku,Özel Borç İlişkileri, c:1, Ankara, 1985, s:27-28, 42vd., İşgüzar Hasan, Tek Satcılık Sözleşmesi, Ankara, 1989, s:14, 61-69 vd.). Tek satıcılık sözleşmesinin konusu mal ve hizmetler genellikle belli bir müşteri çevresi bulunan ve zorunlu olmamakla birlikte piyasada tanınmış bir marka içeren mal ve hizmetler olup içeriğine göre özel yasalarla da koruma altına alınabilir.
Tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya o bölgede tekel hakkı tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK.nın 122/5.maddesine göre acentelikle ilgili denkleştirme kuralları hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanır. TTK.nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilme koşulları yer almaktadır." şeklinde açıklamıştır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, bir sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olarak tanımlanabilmesi için belirli unsurlar taşıması gerekir ki bunlardan en önemli satıcıya belirli bir bölgede tekel hakkının tanınmasıdır. Tekel hakkı tanınmayan sözleşmeler, tek satıcılık sözleşmesi değil ancak bayilik sözleşmesi olabilir.
6102 sayılı TTK'nın 122-(5) maddesinde denkleştirme istemi olarak tanımlanan, doktrinde de genel olarak portföy tazminatı olarak da ifade edilen tazminatın tek satıcılık sözleşmelerinde de istenebileceği hüküm altına alınmıştır.
Eldeki uyuşmazlıkta davacı tek satıcı olduğunu ileri sürmüşse de, tek satıcılık sözleşmesinin, yapımcı ile tek satıcı arasında hukuki ilişkileri düzenleyen, yapımcının ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belli bir coğrafi bölgede tekel hakkına sahip olarak tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının da söz konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğü üstlendiği bir sözleşme olmasına göre, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin tek satıcılık sözleşmesi olmadığı gibi davacıya tekel hakkı veren bir sözleşme de olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Denkleştirme tazminatı (portföy tazminatı) 6102 sayılı TTK 122 maddesinde acentelik sözleşmelerinden kaynaklan portföy oluşturma karşılığı olarak düzenlenmiş, yasanın 5. fıkrasında "(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." düzenlemesini içermektedir. Az yukarıda açıklandığı gibi taraflar arasındaki sözleşme yasanın aradığı, tek satıcılık sözleşmesi yada benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerden olmadığı anlaşılmakla TTK 122 maddesine dayalı denkleştirme isteminin yerine olmadığı sonucuna ulaşılmış, bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir (emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/57 E. 2015/16049 K.,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2991 E. 2021/4968 K. Sayılı ilamları).

Davacı vekilinin sözleşmenin feshinden kaynaklı kâr (gelir) kaybı tazminatı istemine yönelik istinaf isteminin incelenmesinde;
TTK 121. maddesine göre, "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir. Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır. Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin tamamlanması hâlinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına oranlanarak belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da bu maddede yazılı hâllere göre onun yerine geçenlere verilir" denilmektedir.
Yanlar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin 11.04.2018 tarihinde fesih edildiği tarafların kabulündedir. Davacı dava dilekçesinde açıkça sözleşmenin haksız yere feshedilmesi nedeniyle mahrum kalınan kar isteminde bulunmuştur. BK. m. 106 uyarınca mahrum kalınan kar, müspet zarar kapsamında olup istenebilmesi için sözleşmenin geçerliliğini koruması gerekir. Somut olayda sözleşme feshedilmiş olup, ayrıca sözleşmede de fesih halinde müspet zararın istenebileceğine dair hüküm bulunmadığından, davacı feshedilmiş bir sözleşmeye dayanarak müspet zarar kapsamında mahrum kalınan kar isteminde bulunamayacağından, ilk derece mahkemesince davacının bu istemi yönünden de davanın reddedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Davacı vekilinin sözleşmenin devam edeceğine duyulan güven nedeniyle "yapılan masraflar için" talep edilen tazminat istemine yönelik istinaf isteminin incelenmesinde;
Eldeki davada; davacı, portföy tazminatı ve yoksun kalınan kar dışında sözleşmenin devam edeceğine duyulan güven nedeniyle yapılan masraflardan dolayı da tazminat isteminde bulunmuştur. Ancak davacının bu tazminat istemi sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih edildiği temeline dayalı talepler olup yukarıda belirtildiği üzere haksız fesih söz konusu olmayıp, feshin süreli sözleşmenin yenilenmeyeceğine yönelik bildirime dayalı yapıldığı sabit olmakla mahkemece bu talebin de reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/12/2024

...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim