Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1171
2024/1738
2 Aralık 2024
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1171 - 2024/1738
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1171
KARAR NO : 2024/1738
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...)
ÜYE : ...(...)
ÜYE : ...(...)
KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/03/2023
NUMARASI : 2019/358 Esas - 2023/171 Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 29/07/2019
KARAR TARİHİ : 02/12/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 19/12/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/101793 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının aleyhine başlatılan icra takibine konu bononun 18/06/2010 tanzim tarihli, 18/06/2017 ödeme tarihli 300.000-TL bedelli, alacaklı olarak davalı ... adına hazırlanmış bono olduğunu, davacının davalıya böyle bir bono vermesinin hiçbir zaman için söz konusu olmadığını, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari, hukuki yada maddi ilişkinin söz konusu olmadığını, davacının davalıya borçlu olmasını gerektirecek hiçbir unsurun bulunmadığını, müvekkilinin davalıyı tanımadığını, davalı ve dava dışı ... isimli şahıslar hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, dava dışı ... isimli şahıs ile müvekkilinin 30/06/2010 tarihine kadar evli kaldıklarını, evli kaldıkları dönemde dava dışı ...' ın davacıya boş senetler imzalattığını ve boşandıklarında da söz konusu senetleri imha ettiğini söylediğini, dava dışı ...'ın imha ettiğini söylediği senetlerden biri olan ve davacı ile hiçbir ilişkisi bulunmayan dava dışı ...'ın şimdiki eşi olan davalı ... tarafından 300.000-TL bedel yazılarak 18/06/2019 tarihinde takibe konulduğunu ve 22/07/2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, senedin düzenlenme tarihinde davacı ile davalının birbirlerini tanımadıklarını, alacaklı olan davalının kötü niyetli olduğunu, icra takibinde davalının davacı aleyhinde reeskont iskonto faizi talep ettiğini, davalının bu şekilde bir faiz talep hakkının bulunmadığını, söz konusu bononun ödeme tarihinin 18/06/2017 olarak belirtilmiş ise de bu tarihin bile sonradan icra takibi yapılırken 2019 yılında yazıldığını ve geriye dönük tarih atıldığını, ayrıca davacının isminin yazıldığı kalem ile diğer bilgilerin yazıldığı kalemin farklı olduğunu, davacının memur olarak görev yaptığını, icra takibine başlatıldığında icra işlemlerinin derhal yapılacağından davacının zor duruma düşeceğini, davacının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/101793 sayılı takip dosyası ve takibe konu bono bakımından davalıya borçlu olmadığının tesptini, icra takibinin ve ilgili bononun iptalini (geçersizliğini), davalı ...’ın takibinde haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; enedin alacak verecek ilişkisine dayanmakta olup illetten mücerret olduğunu, senet metni üzerinde nakden kaydı yazdığını, senedin sonradan doldurulduğu iddialarını kabul etmediklerini, davacının senedi hem güven ilişkisine dayalı olarak imzaladığını beyan ettiğini, sonrasında ise zorla imzaladığını iddia ettiğini beyan ederek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına,
2-Asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi hukuka ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davalı, davacı ...'ün kendisine bonodan kaynaklı borcu bulunmadığından işbu takipten feragat etmediğini, aksine yıllarca alacağına alamayan ve üstüne haksız bir şekilde hakkında ceza yargılaması yürütülen davalı daha fazla yıpranmamak ve aile hayatının bu durumlardan kötü etkilenmemesi adına davacının ceza yargılamasında uzlaşma şartı olarak icra takibinden feragati öne sürmesi sebebiyle takipten ve alacağından feragat etmek durumunda kaldığını, ilk derece mahkemesince dosya içeriği dahi incelenmeksizin direkt davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, işbu kararın kaldırılması gerektiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının yerel mahkemede dile getirmediği, ileri sürmediği hiçbir neden ve talebi istinaf aşamasında ileri sürmesine muvafakat etmediklerini, alacaklı olan davalının haksız ve kötü niyetli olduğu açık olduğunu, dosya alacağının likit ve belli olduğunu, likit olan alacakta davalının haksız ve kötü niyetli olması da dikkate alındığında kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde herhangi bir yanlışlık olmadığını, olmayan bir alacaktan dolayı icra takibinin başlatılması, kesinleştirilmesi, davalı aleyhine haciz işlemlerinin yapılması, maaşından kesintilerin olması, bu kesintilerin alacaklı tarafından tahsil edilmiş olması davalının iyi niyetli olmadığının ve haksız olduğunun bir göstergesi olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2023 Tarih - 2019/358 Esas - 2023/171 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
DAVA; menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı, davalı tarafından, aleyhine Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/101793 esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmasına üzerine icra takibine esas bono nedeniyle borçlu olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, takibe konu senedin alacak verecek ilişkisine dayandığını, senedin illetten mücerret olduğunu, senet metni üzerinde nakden kaydı yazdığını, senedin sonradan doldurulduğu iddialarını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, somut davada taraflar arasında CMK'nın 253. maddesi uyarınca sağlanan uzlaşma nedeni ile davanın konusuz kalması nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulmuş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Eldeki davada; davanın taraflarının da yer aldığı Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/295 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, dosya davacısı ... tarafından dosya davalısı ... ve dava dışı ... aleyhine dolandırıcılık suçlaması ile dava açıldığı, sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verildiği, anılan karar için istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine BAM tarafından taraflara uzlaşma teklifi yapılmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, bilahare taraflar arasında uzlaşma sağlandığı, bunun üzerine dosya davalısı tarafından dosya davacısına, davaya konu edilen Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/101793 icra dosyasında yapılan tahsilatların iade edildiği ve 18/10/2022 tarihinde iş bu takipten feragat edildiği ve hacizlerin kaldırılmasının talep edildiği görülmüştür.
Eldeki davada; somut uyuşmazlık, taraflar arasında CMK'nın 253. maddesi uyarınca sağlanan uzlaşma nedeni ile konusuz kalmıştır. Taraflar arasındaki uzlaşmanın eldeki davadan sonra gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Dosya arasına alınan ceza dava dosyası ve uzlaşma tutanağı içeriğinden davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği görülmüştür.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72-(5) maddesi; "dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz" hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.
Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72-(5) maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 17/03/2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K., 07/12/2011 tarihli ve 2011/13-576 E. 2011/747 K. ve 20/03/2013 tarihli ve 2012/19-778 E. 2013/250 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Eldeki davada; davalı, davacıya takibe konu bono bedelinin ödenmesi için takip başlatmıştır. Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/101793 esas sayılı dosyasına konu edilen senedin taraflar arasında hangi hukuki ilişki temelinde düzenlendiği dosya kapsamı delillerle sabit değildir. Tüm dosya kapsamından, davacının, davalının şuan ki eşinin eski eşi olduğu, taraflar arasındaki alacağın gerçek bir borçlanma iradesi sonucu olup olmadığının hem somut dava dosyası hem de dosya arasına alınan uzlaşma tutanağı kapsamında sabit olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davalının, davacı aleyhine takibe konu bonodan mütevellit alacak için başlattığı takipte haksız olduğu ve ceza yargılaması sonrasında takibe konu borç nedeniyle başlatılan takiplerden ceza yargılamasındaki uzlaşma sürecinden hemen sonra feragat edilmesi sonrasında, davalının davaya konu icra takibini başlatmakta, davacı ve davalının birbirleri karşısındaki sıfatları da gözetildiğinde kötü niyetli olduğu, böylelikle, mahkemece; taraflar arasında CMK'nın 253. maddesi uyarınca sağlanan uzlaşma nedeni ile davanın konusuz kaldığı, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı ile yargılama gideri ile kötü niyet tazminatından davalının sorumlu bulunduğu kanaatiyle icra takibine konu asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/12/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.