mahkeme 2023/849 E. 2024/1161 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/849
2024/1161
6 Haziran 2024
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/849
KARAR NO : 2024/1161
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01.02.2023
NUMARASI : 2020/483 Esas - 2023/62 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALILAR : 1- ... - ...
2-... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - ...
Av. ... - ...
Av. ... - ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : 3 -... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : 4 -AXA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : ... - ...
DAVACILAR : 1-... - ...
2-... - ...
3-... - ...
4-... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 03.03.2023-13.03.2023-13.03.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 25.05.2023
KARAR TARİHİ : 06.06.2024
YAZIM TARİHİ : 06.06.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 19.01.2023 tarihinde müteveffa araç sürücüsü ... ... plakalı otomobili ile Bursa istikametinden Yalova istikametine gitmekteyken kaplama üzerinde başı boş duran davalı ...'ya ait TR 25 10 52368 küpe numaralı büyükbaş hayvana çarptığını, ne olduğuna bakmak için arabasını durdurup olay yerine geldiğinde aynı istikametten kontrolsüz şekilde gelen ... plakalı araç sürücüsü davalı ... önce yerde duran hayvana sonrasında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle müteveffaya çarparak ölümüne neden olduğunu, müteveffanın hiçbir kusurunun olmadığını, müteveffanın davacı ...'ın kocası, davacılar ..., ... ve ...'nın ise babaları olduğunu, müteveffanın aile babası olması neticesinde davacılara daime destek olduğunu, müteveffanın Gölcük ilçesinin en bilinen ve en iyi motor ustalarından biri olduğunu, aylık kazancı emekli aylığı ile birlikte 20.000,00 TL ile 25.000,00 TL arasında değiştiğini, kaza yapan ... plakalı araç kaza tarihi itibariyle geçerli davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi düzenlendiğini beyan ederek davacı ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı Axa Sigorta şirketinin poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile sadece davalılar ..., ... ve ...'dan tahsiline, davacı ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Axa Sigorta şirketinin poliçedeki limitle sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL , davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile sadece davalılar ...,... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 07.10.2022 tarihli dilekçesi ile; davacı ... için dava dilekçesinde istemiş oldukları 9.000,00 TL destekten yosun kalmaya ilişkin tazminat talebini 517.656,29 TL yükseltmiştir.
Davalı Axa Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davalı sigorta şirketinin dava konusu olaya karışan ... plakalı ... adına kayıtlı aracı ZMSS poliçesi ile sigortaladığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalıların yerleşim yerinin Yalova olduğunu, yetkisiz mahkemede dava açıldığını, müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, kusurun hayvan sahibine ait olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Maddi Tazminat Talebi Yönünden; Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile; 517.656,29 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren davalı Axa Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının Reddine, Manevi Tazminat Talebi Yönünden; Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile; davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ..., .. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile anılan davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Axa Sigorta vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Axa Sigorta vekili istinaf dilekçesinde; Sigortalı araç sürücüsü ...'nın sanık olarak yargılandığı ceza dosyasında hakkında beraat kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığı tespit edildiğinden ve maddi olay tespiti kesin olarak yapıldığından davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken talebin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında davalı şirket aleyhine %100 kusur oranı üzerinden müşterek ve müteselsil olarak kurulan hüküm son derece hatalı olduğunu, kesinleşen ceza mahkemesi kararı uyarınca davalı şirket sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde atfı kabil kusuru bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, ancak sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde belirlenebileceğini, yol işletilmesinden sorumlu kurum/kuruluşun sorumluluğunun, sigorta şirketine izafesinin mevzuatta yeri olmamakla birlikte yerel mahkemece davalı şirketin sorumluluğunu aşar mahiyette hüküm tesis edildiğini, maluliyet tazminatının hesaplanmasında esas alınacak Mortalite tablosunun TRH 2010 olduğu, hesaplamanın TRH 2010 ulusal Mortalite tablosunda yer alan veriler ve %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda anne babanın destek payı ayrılmaksızın hesaplama yapıldığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca; yetişkin çocukların arada bir ziyareti, her türlü hastalık ve sıkıntılarında yardıma koşmaları, anne ve babalarının desteği sayılmaları için yeterli olduğunu, bu nedenle, her ne kadar destekten yoksun kalma tazminat isteminde bulunmasalar da müteveffa yaşasaydı anne ve babasına da destek olacağından Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca dava dışı anne-babaya da hesaplamada pay ayrılması gerektiğini, Müteveffanın anne-babasının sağ olup olmadığı tespit edilmeksizin davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Nüfus Kayıt Örneği esas alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Axa Sigorta vekili Ek istinaf dilekçesinde; kararda hükmolunan ana para ve vekalet ücretlerinin davalı sigorta şirketinin poliçe teminatını aştığını, vekalet ücretleri yönünden davalı sigorta şirketinin 250.000,00 TL poliçe teminat limitine denk düşen vekalet ücretinden sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiğinin belirtilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; davalıların bu kazada asli yahut tali hiçbir kusuru bulunmadığını, söz konusu kazaya hayvan sahibinin kusuru ve müteveffanın gerekli önlemleri almamasının sebebiyet verdiğini, davalı ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kamu davası açılmış ise de Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29/12/2015 gün ve 2013/500 Esas ve 2015/491 Karar sayılı kararında ''sanığın taksir derecesinde kusurunun bulunmadığından CMK'nın 223/2-c. Maddesi gereğince BERAATİNE,'' kararı verildiğini, ayrıca ceza dosyasında maddi olguların tespiti amacıyla sırasıyla 25.03.2013 tarihinde bilirkişi raporu aldırıldığını, akabinde Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesince önce 24.06.2013 tarihli sonra da 14.04.2014 tarihli bilirkişi raporları aldırılmışsa da raporların tamamında meydana gelen kaza ile ilgili vekil edenlerin kusursuz bulunduğunu, hükme esas alınan aktüerya raporuna itirazları olduğunu, müteveffanın kazanın gerçekleştiği esnada 54 yaşında olup bu yaşta bir kişinin sağlık durumunun da bakiye ömür hesaplamasında dikkate alınması gerektiğini, bu nedenlerle müteveffanın daha önceden bir hastalığının bulunup bulunmadığının araştırılarak bakiye ömür tespitinin yapılması gerekmekte iken bu şekilde hüküm kurulması eksik ve hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/483 E - 2023/62 K Sayılı kararının gerekçesinde davalının kusurunun tam olarak ne olduğu, bilirkişi raporunda yazılı kusur oranının neden kabul edildiği ve cevap ile beyan dilekçelerinde ileri sürdükleri vakıaların hiç değerlendirilmediğini, salt bilirkişi raporunda yazılı hususlar gerekçeli karara esas alındığını, gerekçeli kararda bu hususların neden kabul edildiği ve itirazlarının hangi sebeplere dayanılarak reddedildiğinin açıklanmadığını, bu durum sebebiyle davalı açısından gerekçeli kararın eksik yazıldığını ve davalının adil yargılanma (hukuki dinlenilme) hakkının ihlal edildiğini, davaya konu ölüme sebebiyet veren durum davalının ineğinin otobana çıkması değil, ... ve ...'nın kusurlu davranışları olduğunu, davalının ineğinin otoyolda durması hususu sonuca sebebiyet vermediğinden illiyet bağının bu noktada kesildiğini, yerel mahkemece eksik inceleme neticesi hatalı karar verildiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HMK 355. maddesine göre tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin sebepler dahilinde Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklı haksız eylem nedeni ile destekten yoksun kalma talepli maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu, 19.01.2013 tarihinde meydana gelen olayda; otoyol üzerinde bulunan başıboş büyükbaş hayvan nedeni ile ardı adına iki ayrı trafik kazasının yaşanmış olduğu, ilk kazada davacılar desteği olduğu ileri sürülen ... plakalı araç sürücüsünün yolda bulunan ve davalılardan ...'ya ait büyükbaş hayvana çarpmış olduğu, ineğe çarpan ... plakalı araç sürüsünün çarptığı hayvanı ve aracını kontrol etmek üzere aracından indiği, yerde ölü ya da yaralı yerde hareketsiz yatan ineği kontrol etmek için yanına yaklaştığı esnada, arkadan aynı istikamette gelen davalılardan İlknur ...'nın maliki/işleteni olduğu, davalılardan ...'nın sevk ve yönetimindeki ve davalılardan AXA Sigorta A.Ş. Tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan... plakalı aracın önce asfalt kaplama üzerinde hareketsiz yatan hayvana çarptığı, kontrolünü kaybeden anılan araç sürücüsünün sonrasında çarptığı hayvanın yaklaşık 6 metre ilerisinde otoyol üzerinden durmakta olan davacılar desteği ...'a çarparak; çarpma noktasından itibaren ise yaklaşık 41 metre yol dışına savrulduğu ve bu kazada, davacılardan ...'ın eşi, diğer davacılar ..., ... ve ...'un babaları olan 1958 doğumlu ...'ın yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır.
Bu anlamda, davalılar araç sürücüsünün sorumluluğu, 6098 sayılı TBK 49 vd. Maddeleri gereğince kusur sorumluluğuna, işleten ve sigortacının sorumluluğu 2918 sayılı KTK ilgili hükümlerine göre kusursuz sorumluluğa, hayvan sahibinin sorumluluğu ise 6098 sayılı TBK 67.maddesi gereğince kusursuz sorumluluğa ilişkindir.
6098 sayılı Borçlar Kanunun 53. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler ölenin yardımından yoksun kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa lafzından da anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Burada korunmak istenen amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, herşeyden önce, destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir.
Davalılar vekillerinin ortak istinaf gerekçesi olan kusur raporu ve kusur oranlarına ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde;
6098 sayılı Borçlar Kanunun 49. Maddesin de düzenlenen "haksız fiil" olgusunun özel bir tezahürü de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85 vd. Maddelerinde düzenlenen motorlu araçların neden olduğu kazalarla ilgili sorumluluk halleridir. Bir motorlu aracın Karayolları üzerinde işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere karşı vermiş olduğu zararlardan dolayı araç sürücüsü, işleten, bağlı bulunduğu teşebbüs müştereken ve müteselsilen sorumludur. Motorlu taşıtların neden olduğu zararların giderilmesi için özel bir sorumluluk sistemi getirilerek motorlu araçlar için mali mesuliyet sigortası zorunluluğu getirilmiştir.(2918 sayılı Yasa madde 91).
Tazminat sorumluluğu dört temel koşulu gerektirmektedir. Bunlar : Hareket ( eylem- fiil) , Netice ( zarar veren sonuç) , illiyet bağı ve kusurdur. Türk Borçlar Kanun 49. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem nedeniyle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğuna göre , haksız fiil sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğundan şüphe duyulmamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. Maddesi " Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." düzenlemesine haiz olup; Yüksek Mahkeme ve Doktrin görüşleriyle kabul edilen ilkelere göre hukuk hakimi ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla bağlı olduğu gibi, ceza yargılamasındaki kesinleşen maddi olgularla da bağlıdır. Ceza Hukuku alanında suç olarak kabul edilen bir eylemin Özel Hukuk alanında tezahürünün de haksız fiil veya geçersizlik olduğunun kabulü gerekmektedir.
Davaya konu taksirle ölüme sebebiyet verme eylemi nedeniyle, Bursa C.Başsavcılığınca 2013/16227 soruşturma sayılı soruşturma neticesinde; davalı araç sürücüsü ve hayvan sahipleri hakkında 26.09.2013 tarihinde iddianame düzenlenerek kovuşturma aşamasına geçilmiş olduğu, Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen kovuşturma neticesinde 29.12.2015 tarih, 2013/500 Esas ve 2015/491 Karar sayılı kararı ile davalılardan ...'nın eylemi sabit bulunarak; netice ceza olarak adli para cezasına mahkûm edildiği ile davalı ... plakalı araç sürücüsünün olayda taksir düzeyinde kusurunun bulunmadığı kabul edilerek beraatine, hayvan sahibi olarak hakkında yargılama yapılan davalılardan ...'nın babası ...'nın ise yargılama devam ederken vefat etmesi nedeni ile düşme kararı verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğu görülmüştür.
Anılan ceza dosyası kapsamında Orhangazi Cumhuriyet Savcılığınca alınan kusur raporunda bilirkişi trafik polisi ... ; ... plakalı araç sürücüsü ...'ın olayda tali kusurlu olduğunu, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın olayda tali kusurlu olduğunu, TR-25-52368 küpe numaralı inek sahibi ...'nin asli kusurlu olduğu şeklinde uzmalık görüşü ve kanaat bildirmiş olduğu,
Orhangazi Cumhuriyet Savcılığınca alınan ikinci kusur raporunda bilirkişi trafik polisi ...; ... plakalı araç sürücüsü ...'ın olayda tali kusurlu olduğunu, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın olayda tali kusursuz olduğunu, TR-25-10- 52368 küpe numaralı inek sahibi ...'nin asli kusurlu olduğu şeklinde kanaat belirttiği,
Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/300 Es. Sayılı dosyasında Prof. Emine Ağar, Prof. Nadir Yayla, Yrd. Doç Dr. Müh. Şükriye İyinam'dan oluşan bilirkişi heyetince düzenlenen 15.12.2014 tarihli raporunda; - İlk kaza için ... plakalı araç sürüsü ile ...'nin eşit derecede kusurlu oldukları, - İkinci kazada ise ...'ın asli kusurlu, inek sahibi ... ile ... plakalı araç sürücüsü ...'nın tali kusurlu oldukları şeklinde kanaat belirttikleri,
Yine Ağır Ceza Mahkemesince Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesinden alınan ve hükme esas kabul edilen 14.04.2014 tarihli kusur raporunda; 1.ve 2. Kazada davalı ...'nın hayvanlarının karayoluna çıkmaması için gerekli önlemleri almaması nedeniyle kusurlu olduğu, sürücü ...'nın olayda kusursuz olduğu, olay ölen ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise ikinci olayda aracını durdurup, önlem almadan tedbirsizce karayolu üzerinde bulunduğu sırada ikinci araç tarafından çarpıldığı olayda kusurlu olduğu şeklinde uzmanlık kurul görüşü ve kanaat bildirilmiş olduğu görülmektedir.
İlk derece mahkemesince eldeki hukuk davası kapsamında bilirkişi Prof. Dr. Cenk Çelik'ten alınan 29.09.2021 tarihli kusur raporunda; ... plakalı araç sürücüsü ...'cının olayda %15 (Yüzde on beş) oranında, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın olayda %30 (Yüzde otuz) oranında kusurlu, Davalı inek sahibi ...'nin ise %55 (Yüzde elli beş) oranında kusurlu, Davalı ... ile ...'ın olayda kusursuz olduklarına ilişkin uzmanlık görüşü ve kanaat belirttiği,
İtiraz üzerine Karayolları trafik Güvenliği Dairesi üyeleri ..., ... ve ...'den oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 07.01.2022 tarihli kusur raporunda ise 20.09.2021 tarihli bilirkişi raporu ile paralel şekilde; Davalı inek sahibi ...'nın olayda %55 (Yüzde elli beş) oranında, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın olayda %30 (Yüzde otuz) oranında, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nın olayda %15 (Yüzde on beş) oranında kusurlu olduklarına ilişkin uzmanlık heyet görüşü ve kanaat bildirmişlerdir.
Yerel mahkemece hükme esas alınan kusur raporlarının ise , olayın meydana geliş biçimine uygun olduğu, tarafların kusur durumlarının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak hazırlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğine olarak hazırlanmış olduğu değerlendirildiğinde mahkememizce de davalı hayvan sahibinin asli, davacılar desteği müteveffanın tali düzeyde, davalı araç sürücüsünün ise alt düzeyde tali kusurlu kusurlu olduğu ve anılan kazanın gerçekleşmesinde bu kişilerin katışık eylemlerinin temel etken olduğu kabul edilmiştir.
Davalılardan hayvan sahibi ...'nın illiyet bağına ilişkin istinaf gerekçesinin incelenmesinde;
Davalı yönünden tazminat talebinin dayanağı hayvan sahibinin sorumluluğu kapsamında uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Hayvan sahibinin sorumluluğu kusursuz sorumluluk esasına dayanır. Bu yüzden 6098 sayılı TBK'da "kusursuz sorumluluk" halleri arasında, 67 maddede düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 67-" Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır. " düzenlemesine haizdir.
Eldeki davada davalı hayvan sahibinin kusuruna değil kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak tazminat sorumluluğuna gidildiğinden; davalının bu kazanın önüne geçebilmek adına gerekli özeni gösterdiğini ispat edemedikçe; müteveffanın kendi kusuru dışında tüm tazminattan, kusur oranlarından bağımsız olarak bir bütün olarak sorumlu tutulacaktır.
Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır. (Eren, F .Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2009, s.611, s.617) Başka deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.
İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. TBK’nın 69. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. İlliyet bağını kesen hallerden birinin varlığı veya zarara yapım bozukluğu veya bakım eksikliği dışında ve bunların bir katkısı olmaksızın mücbir sebepten üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanan başka bir kazanın sebep olduğu kanıtlanmadığı takdirde ispat yükü yerine getirilmiş sayılır.( Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-124 E , 2019/657 K Sayılı ilamı)
Buna göre her ne kadar davalı vekilince, kazadan önce davalıya ait ahırdan hayvanlarının çalındığı iddia edilmekte ise de ceza dosyası kapsamında tespit edildiği üzere davalıya ait ahırda bulunan bir çok büyükbaş hayvandan 15 büyükbaş hayvanın seçilerek çalındığı yönündeki savunmaya yani maddi vakıaya mahkemesince itibar edilmediği, bu durumun Yargıtay denetiminden geçerek de kesinleştiği, davalının ve müteveffa babasının, bir kısım hayvanlarının çalındığını ancak, Jandarmaya haber verdikleri halde Jandarma'nın tutanak tutamadığını, kazadan üç gün sonra tutanak tutulduğu şeklindeki savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hayvan hırsızlarının çalınan hayvanı zapt etmeden otoyola kaçmasına engel olmadıkları şeklindeki bir iddianın da genel yaşam tecrübelerine uygun olmadığı, kazadan üç gün sonra bu yönde bir bildirimde bulunan davalının sorumluluktan kurtulma amacına yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Ayrıca, davalı vekili tarafından doğru bir tespit ile somut olayda uygun illiyet bağı teorisine göre değerlendirme yapılması gerektiği ileri sürülmektedir. Her ne kadar davacılar desteğinin ölümüne neden olan olayın, desteğin davalının ineğine çarpması şeklinde gerçekleşen ilk kaza olmadığı ve ölüm olayı ile bu ilk kaza arasında illiyet bağının bulunmadığı pek tabi söylenebilecek ise de davacılar desteğinin ölümüne neden olan arkadan gelen aracın desteğe çarpmasına neden olan olayda da gece vakti otoyolda asfalt kaplama üzerinde bulunan ineğe çarpmanın verdiği etki ile sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeni ile olayın meydana geldiği, bu anlamda ölüm olayı ile ikinci kaza arasında illiyet bağının bulunduğu değerlendirildiğinden; davalı vekilinin anılan yönlere ilişkin istinaf talebi Dairemizce kabul görmemiştir.
Dahası, 6098 sayılı TBK 74. maddesi kapsamında, hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılan davalının, tazmin sorumluluğunun bulunmadığına dair savunmasının kabul edilmesinin olanaklı olmadığı da söylenmelidir.
Davalılar araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısının ortak istinaf istinaf sebepleri bakımından yapılan incelemede;
Davalı araç sürücüsünün ceza yargılaması neticesinde beraat etmiş olması, 6098 saylı TBK 74.maddesi gereğince, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmayan Hukuk Hakimi yönünden bağlayıcı olmadığından davalılardan araç sürücüsü ile araç sürücüsünün eylemlerinden sorumlu tutulan sigorta şirketinin, beraat nedeni ile tazmin sorumluluklarının bulunmadığına dair itirazları yerinde görülmemiştir.
Yanı sıra tazminat hesabı yapılırken aktüer bilirkişisi tarafından desteğin kendi kusuruna denk gelen %30 oranında indirim sağlanmış olduğu görüldüğünden bu kapsamdaki istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca davalıların sorumluluğu kanundan kaynaklanan özel bir ortaklaşa sorumluluk olduğundan davalıların kusurları nispetinde tazminattan sorumlu tutulmalarının gerektiği yönündeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Kaza tarihinde 58 yaşında olup; emekli aylığına hak kazanmış bulunan davacının asgari ücretin altında bir oranda gelirinin hesaplanması gerektiği yönündeki istinaf gerekçesi de Dairemizce kabul görmemiştir.
Öte yandan, müteveffanın sanayi de motorlu araç ustası olarak çalıştığı ve çok tecrübeli bir usta olarak asgari ücretin çok üzerinde gelir elde ettiği ileri sürülmesi karşısında mahkemece, davacılar desteğinin gerçek kazancını tespit edebilmek için ilgili meslek odalarından ve kuruluşlardan sorularak gerekli araştırmaya yapması ilzam ederken; davacıların bu husustaki delilleri toplanmadan asgari ücret üzerinden hesaplama yapması doğru görülmemiş ise de davacıların istinaf talebi olmadığından dairemizce eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
Davalı Sigorta Şirketinin hesap yöntemine ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesindeki “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
İptal kararından sonra 19.06.2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7327 Sayılı Yasanın 18. maddesiyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Kanun" ibareleri "Kanunda" şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere; “Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak, b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır.” cümlesiyle, “Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” şeklinde ikinci fıkra eklenmiştir.
Bu yasal değişiklikten sonra Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar 04.12.2021 gün ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış, trafik kazalarından kaynaklanan araç hasarları değer kaybı hesabıyla, ölüm ve sakatlık halinde tazminat hesabının nasıl yapılacağı belirli kurallara bağlanmıştır.
Buna karşın, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra 2918 sayılı yasada yapılan düzenlemeler ise 14.02.2023 gün ve 32104 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 29.12.2022 gün ve 2021/82 esas, 2022/167 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
İptal kararında özetle; trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanma ile maddi hasarlardan kaynaklı zararların tazmini için 6098 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde işletene karşı dava açılabilmesinin mümkün olduğu, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin değer kaybı, destekten yoksun kalma ve/veya sürekli sakatlık zararına uğraması hâlinde işletenin ve kazadan dolayı olası sorumlu diğer kişilerin tazminat borçlarının kapsamı 6098 sayılı Kanun’a göre belirlendiği, uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu anılan Kanun kapsamında açılan davalara ilişkin yargı kararlarıyla şekillendiği, işletenin tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sözleşme yapılmış olan sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamı ise dava konusu kurallara göre belirlendiği, başka bir ifadeyle haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından doğan söz konusu zararların tazmininden dolayı sorumlu olan kişilerin tazminat sorumluluklarının hesaplanması farklı kurallara tabi kılındığı, bunun da zarar görenin gerçek zararının karşılanamaması riskini ortaya çıkardığı, bu çerçevede işleten ve olası diğer sorumluların 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan tazminat borçlarının kapsamı ile sigorta şirketinin dava konusu kurallara göre hesaplanan tazminat borcunun kapsamının farklılaşabileceği, 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarının dava konusu kurallara göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarından yüksek bir miktara tekabül etmesi hâlinde üçüncü kişinin zararının, bu zararı teminat altına alması için öngörülmüş olan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında karşılanamamasının söz konusu olabileceği, bu durumun zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı ve karayolu zorunlu trafik sigortasının öngörülmesinin temelinde yatan mağdurun gerçek zararının karşılanması amacıyla bağdaşmayacağının açık olduğu gerekçesiyle 2918 sayılı KTK'nun 90.maddesinin birinci fıkrasına eklenen ikinci cümle ile ikinci fıkranın iptaline karar verilmiştir.
T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar da yasal dayanaktan yoksun hale geldiğinden kendiliğinden hükümden düşmüştür. Böylece trafik kazalarından kaynaklanan zararlar hakkında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Anayasa Mahkemesi kararında da açıklandığı üzere uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu ve nasıl hesaplanacağı Yüksek yargı kararlarıyla şekillendiğinden, artık tazminat hesabı yerleşik yargı içtihatları doğrultusunda yapılacaktır.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin son kararları itibariyle (Yargıtay 4. HD. 23/06/2021 gün ve 2020/2895 esas, 2021/3586 karar); "Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. " Dolayısı ile Yargıtay tarafından da benimsendiği üzere davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi gerekir.
Buna göre, kazaya karışan araçların poliçelerinin düzenlendiği tarihte yürürlükte 2918 sayılı KTK'nun 90 ve 92.maddelerinin, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olduğundan somut olayda uygulanma olasılığı bulunmamaktadır.
Kabule göre de, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, %1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine, Yargıtay da uygulama birliğinin sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması ve yönünde içtihat geliştirdiğinden mahkemece tazminatın anılan yönteme göre hesaplanmasında ve buna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
Davalı Sigorta Şirketinin vekâlet ücretine ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde;
Mahkemesince, davacılardan ...'ın maddi tazminat talebi hakkında, davanın davalılardan sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere kabulüne karar verildiği halde, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden; davacının haklılık durumuna göre ve kabul red oranına göre gerekli ayrıma gidilmeden; davalı sigorta şirketi yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulması hatalı bulunmuş ise de davalı sigorta şirketince yalnızca vekalet ücreti ile sınırlı olarak istinaf gerekçesi ileri sürüldüğünden; istinaf talebi ile bağlı kalınarak; vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilmesine karar vermek gerekmiş olup; yargılama giderleri yönünden ise eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
Şu halde, ilk derece mahkemesi kararına karşı davalılardan ..., ... ve ... vekillerinin yukarıdaki bentler kapsamında yerinde görülmeyen tüm istinaf gerekçeleri nedeni ile başvurularının esastan reddine, davalılardan AXA Sigorta A.Ş. Yönünden ise istinaf başvurusunun vekalet ücreti ile sınırlı olmak üzere kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararında tespit edilen vekalet ücretine ilişkin hataların giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasın karar verilmiş olup, ilk derece mahkemesi kararındaki hata dairemizce düzeltilmek suretiyle aşağıdaki şekilde yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-A)Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
B)Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalılar ... ve ...'dan alınması gereken 35.361,10 TL + 6.147,90 istinaf karar harcından peşin alınan 8.840,28 TL + 1.536,98 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.520,82 TL + 4.610,92 TL istinaf karar harcının anılan davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
C)Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalı ...' dan alınması gereken 35.361,10 TL + 6.147,90 istinaf karar harcından peşin alınan 8.840,28 TL + 1.536,98 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.520,82 TL + 4.610,92 TL istinaf karar harcının anılan davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
D)Davalıların yaptığı istinaf giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
2-Davalı Axa Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.02.2023 tarih ve 2020/483 Esas, 2023/62 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiğinden,
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
A) Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile; 517.656,29 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren davalı Axa Sigorta A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
B) Davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının REDDİNE,
C) Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca alınması gerekli 35.361,10 TL harçtan, peşin alınan 512,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 34.848,78 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
D) Davacılar tarafından yapılan 512,33 TL peşin harç, 1.738,00 TL tamamlama harcı, 54,40 TL başvurma harcı, 3.100,00 TL bilirkişi ücreti, 404,10 TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.754,43 TL yargılama giderinden davanın kabul/ret oranına göre 5.140,31 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,
E) Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 74.942,19 TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı sigorta şirketi yönünden vekalet ücretinin 35.972,25 TL'sinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
F) Davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiklerinden 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalılara verilmesine,
G) Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı ... ve davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
H) Kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine
MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN;
A) Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile; Davacılar ... için 30.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL ve ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile anılan davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
B)Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca alınması gerekli 6.147,90 TL harcın davalılar ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
C)Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden; davacı ... için 9.200,00 TL vekalet ücretinin, davacı ... için 9.200,00 TL vekalet ücretinin, davacı ... için 9.200,00 TL vekalet ücretinin, davacı ... için 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile anılan davacılara ödenmesine,
D) Davalılar ..., ... ve ...'lar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden; 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalılara ödenmesine, 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalılara ödenmesine, 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan tahsili ile davalılara ödenmesine, 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı ..,.'dan tahsili ile davalılara ödenmesine,
4- İstinaf eden davalı Axa Sigorta A.Ş tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Davalı Axa Sigorta A.Ş tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-İstinaf gider avanslarının harcanmayan kısımlarının hesap edilerek yatıranlara iadesine,
7-Avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06.06.2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
*Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.