mahkeme 2023/659 E. 2024/997 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/659

Karar No

2024/997

Karar Tarihi

17 Mayıs 2024

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/659
KARAR NO : 2024/997

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21.06.2022
NUMARASI : 2021/550 Esas - 2022/403 Karar

İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI : ...- ...
VEKİLLERİ : Av. ... - ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...- ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVALI : SOMPO SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ... - ...
Av. ...
Av. ...- ...
Av. ... - ...

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
BAŞVURU TARİHİ : 14.03.2023-16.03.2023-17.03.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 24.04.2023
KARAR TARİHİ : 17.05.2024
YAZIM TARİHİ : 03.06.2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşinin davacıya ait ... plakalı araç ile seyir halinde iken davalı ...'in maliki ve sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araçla çarpıştığını, davaya konu trafik kazasının davalı ...'in kusuru nedeniyle meydana geldiğini, davacının kaza nedeniyle ciddi şekilde yaralandığını, davacıya ait ... plakalı araçta da zarar oluştuğunu, davanın açıldığı dönem itibariyle davacının tedavisinin devam ettiğini, tedavi sırasındaki masrafların bir kısmının sosyal güvence kapsamında karşılandığını ancak bir kısmını ise davacının ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle sosyal güvence kapsamında kalmayan harcamaların maddi zararlar kapsamında tazmin edilmesi gerektiğini, davacıya ait ... plakalı aracın onarımının halen devam ettiğini, araçta değer kaybı meydana geldiğini, aracın onarımı sırasında davacının araçsız kaldığını ve davacının araç mahrumiyetinden doğan zararının da davalı ... tarafından karşılanması gerektiğini, davacının davaya konu kaza nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiğini, yüzünde sabit iz kaldığını, davacının kadın olması ve henüz 35 yaşında devlet memuru olması nedeniyle yaşadığı ıstırap ve acının had safhada olduğunu, kişiye ilişkin (sosyal güvence hesabından karşılanmayan tedavi/ilaç giderleri ve sair) zararlar kapsamında 500,00 TL maddi tazminatın davalı ... için haksız fiil tarihinden, davalı Sigorta Şirketi için ise (limit dahilinde kalmak kaydıyla) ihbar tarihinden geçerli olmak üzere işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının şimdilik 2.000-TL sinin davalı ... için haksız fiil tarihinden, davalı sigorta şirketinden ise (limit dahilinde kalmak kaydıyla) ihbar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, davacının araçtan mahrum kalması nedeniyle oluşan zararının şimdilik 100,00-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesini, 50.000,00TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı ve yetki itirazında bulunduklarını, davalının ikamet adresinin Körfez olduğunu, görevli mahkemenin Körfez Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davalının davaya konu kazanın meydana gelmesinden dolayı herhangi bir kusurunun bulunmadığını, trafik kaza tespit tutanağının hatalı ve eksik tutulduğunu, davacının iddia ettiği şekilde bir bedeni ve maddi zararının bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, manevi tazminat taleplerinden sigorta şirketinin de sorumlu tutulması gerektiğini, davanın sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiğini, davacının aracında da iddia edilen kadar maddi hasarın bulunmadığını, davacının aracının kaza yerinden çalışarak uzaklaştığını, herhangi bir çekici vb...kullanılmadığını, gerekli bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının aracını ticari bir işte kullanmadığını, kira bedelinin araştırılmasının yerinde olmadığını, davacının aracının serviste ne kadar süre kaldığına ilişkin bir bilginin dosya içerisinde bulunmadığını, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Sompo Japan Sigorta A.ş. vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davalının ikamet adresinin Beykoz olması nedeniyle davanın Beykoz Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu gereğince davacı usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın davalı şirkete başvuru yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının taleplerinin Trafik Sigortası Genel Şartlarında yer alan teminat dışı kalan hallerden olması nedeni ile başvurunun reddi gerektiğini, davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada; A) maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 3.035,66 TL tedavi giderinin davalı SGK'dan 18.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, 6.000,00 TL araç değer kaybının davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03/03/2016 tarihinde itibaren, sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 05.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine (sigorta şirketinin sorumluluğu sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi olan 03.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesine, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talep ile fazlaya ilişkin talebin reddine, B) Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 5.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.03.2016 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; maddi tazminata ilişkin istinaf sebeplerinde; araç değer kaybına ilişkin olarak, yerel mahkeme, 21.06.2022 tarihli kararında değer kaybı tutarının 6.000 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olduğunu, kararda, istinaf kararı sonrası sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olduğunu, bahsi geçen 01.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise “... ... plakalı araçta kaza nedeniyle gerçekleşen değer kaybının (dava tarihi itibariyle) 6.000,00 TL olduğunun ..." ifade edildiğini, yerel Mahkeme tarafından verilen bu kararda bilirkişi raporuna itirazlarının nazara alınmamış olduğunu, ayrıca konuya ilişkin olarak dosyaya 5 farklı rapor sunulmuş olduğunu, araç rayiç değerlerinin belirli bir tarifesinin olmadığını, bununla birlikte sunulan 5 bilirkişi raporunun her birinin bir diğerinden farklı olduğunu, tespit edilen değer kaybı bedellerinin gerçeklikle bağdaşmadığını ve keza 2016 yılı için açılan dava sonucunda hükmedilecek tazminat bedelinin de hâlihazırda bir anlamının kalmadığinı, ilk derece Mahkemesi'nin 06.10.2020 tarihli ilk kararında araç değer kaybının 6.467,50 TL olarak kabul edildiğini, bu tutar taraflarınca istinaf edilmiş ve “rayiç değer kaybı / gerçek zarar" hesaplaması yapılması gerektiğinin ifade edildiğini, istinaf kararı öncesi hükme esas alınan 03.04.2019 tarihli (Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan) bilirkişi raporunda, esasen istinaf Mahkemesi kararında işaret edildiği şekliyle de hesap yapıldığını, aracın rayiç değer kaybının 9.000 TL olduğunun ifade edildiğini, yerel mahkeme'nin istinaf kararı sonrasında hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda “değer kaybı tutarının 6.000 TL olduğu” şeklindeki kararının yerinde olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olarak yerel Mahkeme 21.06.2022 tarihli kararında “ geçici iş göremezlik tazminatının reddine karar verildiğini, davacının geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı yönündeki tespitin hatalı olduğunu: davacının gelir kaybına uğradığının açık olduğunu, zira izinli ve raporlu olan personelin, söz konusu süreler için fazla mesai ücreti ya da sair ek ödeme almasının mümkün olmadığından, davacının mahrum kaldığı bir geliri olduğunu, söz konusu müzekkere cevabında da “... kaza tarihi ve sonrasındaki 10 günlük iyileşme süreci içerisinde herhangi bir fazla mesai ödemesi almadığı (Adalet Komisyonu tarafından ödemeye ilişkin ismi bildirilmemiştir) .." ifadesine yer verilmiştir ki, davacı'nın isminin bildirilmemesinin gerekçesinin "raporlu" olmasından kaynaklı olduğunu, bu sonuçla davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından “geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talebin reddine" karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminata ilişkin istinaf sebeplerinde; davacı söz konusu trafik kazası nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiğini, tedavisinin uzun süre devam ettiğini, davacının yüzünde sabit iz kaldığını, Adli Tıp Raporuna göre davacının yüzünde saptanan izin kalıcı nitelikte olduğunu, davacının yüzünde kalan iz hasebiyle yaşadığı ıstırap ve acının had safhada olduğunu, halen yüzündeki izi makyaj ile kapatmadan dışarıya çıkmadığını, çekingenlik yaşadığını, davacının sürekli yüzündeki izin belli olup olmadığını sorduğunu, bu nedenle sıkıntı yaşadığını, son derece sıkıntılı günler geçirdiğini, bu bağlamda manevi tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmesi gerekirken yerel Mahkeme tarafından hükmedilen 5.000,00 TL manevi tazminat miktarının son derece düşük olduğunu, somut olayın özellikleri, hakkaniyet ve nesafet kuralları ile bağdaşmadığını, hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalının kaza nedeni ile hiçbir kusuru bulunmadığını, trafik kazası tespit tutanağının eksik ve hatalı düzenlendiğini, kusur bilirkişi raporunun ve bu rapor esas alınarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının bir değer kaybı ve araç yokluk gideri alacağı da bulunmadığını, alacağın kabulü anlamına gelmemek üzere, Bölge Adliye Mahkemesi kararında, "kaza tarihi itibari ile hasarlı ve hasarsız değerlerinin tespit edilmesi" istenildiğini, ancak, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda, güncel piyasa değeri üzerinden, dava değeri itibariyle hesaplama yapılması Bölge Adliye Mahkemesi kararına açıkça aykırı olduğunu, dayanak alınan bilirkişi raporunda, tarihlerde de maddi hata olduğunu, hesaplanan değer kaybının da çok yüksek olduğunu, davacının aracı, kaza yerinden çalışarak uzaklaşmış olduğunu, herhangi bir çekici vb. kullanılmadığını, tespit edilen şekilde değer kaybının olmasının da mümkün olmadığını, davacının araç yokluk gideri de bulunmadığını, bu talebe de itiraz ettiklerini, davacı, aracını ticari bir işte kullanmadığını, davacının bu konudaki talebine ilişkin olarak dosyada hiçbir belge ve delil bulunmadığını, davacının aracının serviste ne kadar süre kaldığına ilişkin bir bilgi dosya içerisinde bulunmadığını, bu sürenin kötü niyetli olarak uzatımının mümkün olduğunu, davacının, mahrum kalınan kar şeklinde herhangi bir zararının bulunduğunun kabulü anlamına gelmemek üzere, davacı aracını kullanmadığı için yakıt vb. giderlerden tasarruf yapmış olduğunu, ancak, yerel mahkeme bu hususları değerlendirmeden, raporu esas alarak karar vermiş olduğunu, davacının maluliyeti bulunmadığını, sağlıklı sonuca ulaşılabilmesi için, isticvabının talep edildiğini ancak mahkemece bu talebin de gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiş olduğunu, buna rağmen, manevi tazminatı isteminin de kısmen kabulüne karar verilmiş olduğunu, davacının, manevi zararı bulunmadığını, bu nedenle de yerel Mahkeme kararının da hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kabul yönünden ortadan kaldırılmasını, davacının maddi- manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde; İşbu dava dosyasının 12.04.2021 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile davalı kurumun davaya dahil edilmesine karar verildiğini, buna istinaden davalı kuruma dahili dava dilekçesinin gönderilmiş olduğunu, davalı kurumundan neyin talep edildiğinin anlaşılamadığını, davalı kurumdan kaza nedeniyle tedavi giderlerine ilişkin bir alacak talebi var ise somut olayda, davacı ile davalı kurum arasında bir haksız fiil ilişkisi bulunmadığını, kaza Burdur'da meydan gelmiş olup davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, dava konusu alacaklar için zamanaşımı itirazlarının da mahkemece dikkate alınmadığını, davacı geçirdiği trafik kazası sonrasında, kazadan sonra gittiği sağlık kurumunda trafik kazası olarak hasta kabul edilmiş olduğunu, sağlık giderlerinin davalı kurum tarafından karşılanıp karşılanmayacağına yönelik herhangi bir talepte bulunmadığını, davalı kurumun tazminat yükümlülüğünün Sağlık Bakanlığı tarifesine göre belirlenecek tedavi giderleri ile sınırlı olduğunu, davacının tedavisinin davalı kurum ile anlaşmalı branş veya anlaşmasız branş işlem olduğu hakkında bilgi vermek için davalı kuruma müracaatın olması gerektiğini, böyle bir müracaat olmadığı gibi davacının davalı kurumdan talep edebileceği herhangi bir tedavi gideri alacağı da bulunmadığını, her belgeli tedavi giderini davalı kurumun ödeme sorumluluğu olmadığını, mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davalı kurum yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının, davalı kurumdan bir alacağı olduğu kabul edilse dahi, davacıya fatura edilen masrafların makul miktarlarda olup olmadığının tespiti için bilirkişilerden alınan raporların eksik ve hatalı olduğunu, davalı kurum aleyhine 3.035,66 TL'lik maddi tazminat yönünde hüküm kurulduğu halde davalı kurum, diğer davalılar ile birlikte 5.100,00 TL mahkeme vekalet ücretinin tamamından ve harç ile yargılama giderinin de tamamından aynı miktarlarla davalılarla birlikte müşterek ve müteselsilsilen sorumlu tutulmuş olduğunu, davalı kurum, aleyhine hükmedilen meblağla sınırlı olarak mahkeme vekalet ücretinden,harç ve yargılama giderlerinden sınırlı sorumlu olarak müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi(geçici iş göremezlik tazminatı, değer kaybı, hak mahrumiyeti ve tedavi gideri) ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maddi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;
6100 sayılı HMK'nın, 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) HMK'nın 341/2 maddesi gereğince "Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." Buradaki değer, 6763 Sayılı Kanunun 47 maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre arttırıldığında 2022 yılı için 8.000,00 TL olmuştur.
İncelenen dosyada; davacının kısmi dava olarak açtığı anlaşılan davasında ıslah ettiği değer kaybının 6.567,56 TL, tedavi gideri 3.035,66 TL, iş göremezlik zararı 766,67 TL ve hak mahrumiyeti olarak 100,00 TL olduğu, mahkemece kabul edilen değer kaybının ise 6.000,00 TL, tedavi gideri 3.035,66 TL ve hak mahrumiyeti olarak 100,00 TL olduğu,766,67 TL geçici iş göremezlik zararı talebinin reddedildiği, reddedilen değer kaybının ise 567,56 TL olduğu anlaşılmış olup, ilk derece mahkemesi tarafından kabul ve reddedilen tazminat miktarının genel hukuk mahkemeleri bakımından 2022 yılı için kesinlik sınırı olan 8.000,00 TL'nin altında kaldığından, istinaf olunan karar kesindir.
6100 Sayılı HMK'nın 346/1 maddesi "istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344'üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder." hükmünü içermektedir.
İstinaf olunan karar davacı ve davalı ... ve davalı SGK yönünden kesin olduğundan taraf vekillerinin maddi tazminat yönünden istinaf başvurusunun HMK 341/2 ve 352. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;
6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi zararın belirlenmesinde Borçlar Kanunun 56. maddesi ana ve ölçü kaideleri belirleyerek bu çerçevede takdir yetkisini somut olaya özgü olarak hakimin takdirine bırakmaktadır. Buna göre temel ölçütler "olayın özellikleri" olarak izâh edilen somut olaya ve tarafların sosyo ekonomik durumuna göre değerlendirme yapmak gereğidir. Denge unsur ise mülga 816 sayılı Borçlar Yasasının 48. maddesinin "adalete muvafık" lafzıyla izâh olunan ve yeni yasa da "uygun bir miktar paranın" da şeklinde yer bulan hakkimin durum ve koşulların gereklerine ve hakkaniyete uygun bireysel tatmin kadar toplumsal tatmini de göz önünden bulunduran bir karar vermesi gerekliliğidir. Öyle ki verilecek tazminat aynı zamanda en son kabul gören doktrin ve yargısal içtihatlarda olduğu gibi caydırıcılık etkisini de doğurmalıdır.
Somut olayda; olayın oluş şekli, kusur durumu, davacının maluliyeti ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen manevi tazminat tutarı da somut olayın özelliklerine uygun bulunduğundan davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı usulden reddine, manevi tazminat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.06.2022 tarih, 2021/550 esas ve 2022/403 sayılı karar sayılı kararındaki maddi tazminat hükmü kesin olduğundan davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı SGK vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf başvurularının HMK'nun 346/1 ve 352 maddeleri gereğince ayrı ayrı USULDEN REDDİNE,
A-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
B-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı ...'den alınması gereken 427,60 TL istinaf ilam harcından peşin alınan 241,41 TL'nin mahsubu ile bakiye 186,19 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
C- Davalı SGK harçtan muaf olmakla harç alınmasına yer olmadığına,

2-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.06.2022 tarih ve 2021/550 esas, 2022/403 karar sayılı kararındaki manevi tazminat hükümleri usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
3- Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalı ...'den alınması gereken 427,60 TL istinaf ilam harcının bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Tarafların istinaf başvurusu için yaptıkları giderlerin üzerlerinde bırakılmasına,
6-Karar tebliği, harç takibi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17.05.2024

Başkan ...
e imzalıdır
Üye ...
e imzalıdır
*Üye ...
e imzalıdır
Katip ...
e imzalıdır

İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim