mahkeme 2025/819 E. 2026/1 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/819
2026/1
5 Ocak 2026
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 202...... Esas - 202...
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 202...... Esas
KARAR NO : 202......
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/11/2025
KARAR TARİHİ : 05/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/11/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait olan ....... plakalı araç 16.04.2025 tarihinde sürücüsünün ......, sahibinin ......A.Ş. ait olduğu .......plakalı araçla birlikte Sakarya ilinde maddi hasarlı trafik kazasına karışmıştır. İlgili kazada davalı araç sürücüsü %100 kusurludur. Dava konusu kaza nedeniyle, müvekkile ait aracı uzun süre onarımda kalmış olup; müvekkil tarafından kullanılamadığından; meydana gelen hasarın yanında işbu davaya konu takibin konusu olan hak mahrumiyeti de meydana geldiğini, davamızın kabulü ile bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 10,00 TL hak mahrumiyeti tazminatının kaza tarihi olan 16.04.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalılardan tahsilini, Adli yardım talebimizin Kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .....cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacı tarafından ikame edilen davada kusur oranlarına itirazı olduğunu, Zira her ne kadar tutulan kaza tespit tutanağı akabinde şahsımın 6100 kusurlu olduğuna dair bir tespit mevcutsa da davacı tarafından da sunulan kaza tespit tutanağında görülecektir ki kazaya karışan davacıya ait araç benim sevk ve idaremdeki ......plakalı aracımın sol arka tamponuna vurması sonucunda anılan kaza meydana gelmiştir. Bu halde tarafımca kavşak içindeki manevra bitirilmek üzereyken kontrolsüzce kavşağa giren ve hızını kesmeyen davacı kusurludur. Sayın mahkemenizce tensip zaptı 13 numaralı ara kararıyla da celbi istenen MOBESE kayıtları incelendiğinde iddalarım somutlaşacaktır. Bu bağlamda anılan kusur oranının kesin ve bağlayıcı olmaması nedeniyle tüm delillerin ikamesi akabinde dosyanın uzman bilirkişi marifetiyle yeniden tespit edilmesi zaruridir. Davacı tarafın iddiaları ve talepleri ayrıca belirsiz ve aynı zamanda iyi niyetli değildir. Zira kazaya karışan davacıya alt araçta değişen ve onarılan parçalara bakıldığında söz konusu kazadan bağımsız birçok tamirat, tadilat işlemi mevcuttur. Zira anılan kazanın kavşak içerisinde ve hızların da düşük olduğu göz Önüne alındığında davacı tarafından kriz fırsata çevrilmek mantığıyla hareket edilerek araç tamamen yenilenmek istenmiştir. Kusur oranlarının kesinlikle kabul etmemekle birlikte tamamen kusurun tarafımda olduğu halde dahi kazayla bağlantılı olmayan tamirat ve tadilatlardan sorumlu tutulmam mümkün değildir. Zira anılan parça değişimleri ya da onarımları aracın davacıya teslimini geciktirdiyse bu husus davacının kendinden ya da ustadan kaynaklı olabilir. Ancak bu durumda aracından mahrum kalan davacnın bu bedeli şahsımdan talep ve tahsili mümkün olmadığını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı Efendioğulları cevap dilekçesinde özetle; Davacının adli yardım talebinin reddi gerekmektedir: yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeler dava dilekçesi ekinde sunulmadığını, Davacı yanın, araç mahrumiyet bedeli talep etmesinin hukuki koşulları oluşmamıştır. Dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ......plakalı araç 16.04.2025 tarihinde sürücüsünün ....., sahibinin ......A.Ş. ait olduğu ......plakalı araçla birlikte Sakarya ilinde maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği iddiasıyla araç mahrumiyet bedelinin tahsilini talep etmiştir. Dava dilekçesinde iddia edilen trafik kazasının ve bu kazanın müvekkil şirkete ait aracın sürücüsünün kusuruyla gerçekleştiği yönündeki iddiaları kabul etmiyor ve reddediyoruz. Davacı nın kendisine ait ........ plakalı araca, müvekkil şirkete ait ........plakalı aracın çarparak zarar verdiğini ispat etmesi gerekir. Ayrıca, davacının, bu trafik kazasının gerçekleşmesinin diğer davalının kusuruyla gerçekleştiğini ispat etmesi gerekmektedir. Davacı, kaza nedeniyle aracın onarımda kalması nedeniyle uzun süre aracı kullanamadığı için araç mahrumiyet zararının oluştuğunu iddia etmiştir. Kazanın oluşuna ve kusura ilişkin beyanlarımız saklı kalmak kaydıyla, davacının iddia ettiği araç mahrumiyet süresinin uzun süre olduğundan söz edilemez. Talep edilen araç mahrumiyet süresine itiraz ediyor ve kabul etmiyoruz. Davacının, araç mahrumiyet bedelinin talep koşullarının oluştuğunun kabulü anlamına gelmemek üzere, kazanın oluşunda davacı yan daha fazla kusurlu en azından tarafların kusurları eşit orandadır. Bu husus kusur yönünden yapılacka bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacaktır. Davacı yanın kusuru nedeniyle, trafik kazası gerçekleştiğinden, müvekkile ait araçta da hasar oluşmuş, müvekkil aracın tamir süresince araçtan yararlanamaması nedeniyle müvekkilin araç mahrumiyeti nedeniyle zararı oluştuğunu, davalının oluşan araç mahrumiyetinin davacının oluştuğu sonucuna varılan araç mahrumiyetinden takasını talep ediyor, bu yönüyle takas defimiz bulunmaktadır. Huzurdaki davanın, müvekkil şirkete ait ve davaya konu aracın zmm ve imm sigorta şirketlerine ihbarını, -torun center, fulya mahallesi, büyükdere cad. no:74/d, şişli, istanbul adresinde bulunan mapfre sigorta a.ş’ye, -ünalan mahallesi libadiye caddesi no: 84/2 üsküdar / istanbul adresinde bulunan ankara anonim türk sigorta şirketi’ne ihbarına, müvekkil aracında oluşan araç mahrumiyet bedeline ilişkin takas defimiz de gözetilerek davanın esastan reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava; Trafik kazasından kaynaklı araç mahrumiyet bedelinin davalılardan tahsiline yönelik tazminat taleplidir.
Eldeki dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra 04.11.2025 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nunda veya diğer kanunlarda, o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4).maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
Somut Olayda;
Dava mahiyeti gereği mutlak ticari dava değildir. Nispi ticari dava olma ihtimaline binaen taraflar hakkında tacir araştırması yapılmıştır.
Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin 24/11/2025 tarihli cevabi yazısında davacı ve davalı ......'in kaydının olmadığı, Sakarya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 21/11/2025 tarihli ve Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'nın 24/11/2025 tarihli cevabi yazılarında davacı ve davalı ......'in kaydının olmadığı, Sakarya Defterdarlığının 26.12.2025 tarihli cevabi yazısında davacı ve davalı .....in mükellefiyet kaydının olmadığı, UYAP üzerinden alınan Gelir İdaresi Başkanlığına ait kayıtta davacı ve davalı ......'in potansiyel mükellefiyet kaydı olduğu belirtilmiştir. Alınan tüm cevabi yazılara ve dosya kapsamına göre davacı ve davalı ......'in tacir sıfatına haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda eldeki davada, davacının tacir sıfatına haiz olmadığı davanın konusu dikkate alındığında mutlak ticari dava olmadığı gibi davacının tacir olmaması nedeniyle de davanın nisbi ticari dava da olmadığı, bu haliyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılarak 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği görev dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Bu karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, karara karşı kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-Yukarıda belirtilen yasal süre içinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak verilecek ek kararla davanın açılmamış sayılacağı ve davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği hususunun İHTARINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/01/2026
Katip
E-imzalıdır.
Hakim
E-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.