mahkeme 2025/532 E. 2025/537 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/532
2025/537
15 Ağustos 2025
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/532 Esas - 2025/537
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/532 Esas
KARAR NO : 2025/537
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/07/2025
KARAR TARİHİ : 15/08/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/08/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının toptan aldığı ayakkabıları yine toptan şekilde ayakkabıcılara satma işi yaptığını, davalının da ayakkabı dükkanı olduğunu, davalının davacıdan toptan ayakkabı satın aldığını ve bu ayakkabıları perakende şekilde dükkanında sattığını, davacı ve davalı arasındaki bu ticari ilişkinin yıllardır devam ettiğini, davalı tarafın davacıdan toptan satın aldığı ayakkabıların bedellerini değişik zamanlarda kısmen ödediğini, davalı ve davacı arasındaki ticari ilişkiye göre cari hesaba davalıya gönderilen ayakkabıların ücretleri eklendiğini ve davalının yapmış olduğu kısmi ödemelerin de düşürüldüğünü, davalının davacıya ödemediği 136.775,00 TL tutarındaki toptan ayakkabı bedeli ve faizi için Sakarya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2025/8948 Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı ise haksız yere ilamsız takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, açıklanan nedenlerle dava dilekçesinin ve delillerinin kabulüne, davanın kabulü ile Sakarya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2025/8948 Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, davalı tarafın haksız olması nedeniyle %20 'den az olmamak kaydıyla davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile aralarında ticari ilişki dışında, Hukuk Mahkemeleri Kanunu (HMK) kapsamında yetkili Sakarya mahkemelerine veren yazılı veya sözlü bir yetki anlaşması bulunmadığını, davalı olarak ikametinin ... olduğunu, bu nedenle davanın Kartal veya İstanbul Ticaret Mahkemeleri'nde açılması gerektiğini, Sakarya Ticaret Mahkemesi'nin yetkisiz olduğunu, Sakarya 3. İcra Dairesi'nin 2025/8948 Esas sayılı dosyası ile aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine karşı borca ve ferilerine süresinde itiraz ettiğini, davacının talep ettiği 214.690,00 TL'lik dava değeri ve 136.775,00 TL 'lik toptan ayakkabı bedeli borcu gerçeği yansıtmadığını, açıklanan nedenlerle yetki itirazının kabulüne, dava dosyasının yetkili İstanbul veya Kartal Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, yetki itirazının reddi halinde davacının haksız ve mesnetsiz davasının esastan reddine, davacının talep ettiği icra inkar tazminatına hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava; İtirazın İptaline ilişkindir.
Uyuşmazlık; davacının alacaklı olup olmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
İstanbul Sanayi Odası'ndan, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odasından, Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odasından, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'ndan, Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden, Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden istenilen bilgi ve belgeler celp edilerek incelenmiştir
IV-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde mutlak ticari davalar düzenlenmiş, 11/01/2011 tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu ( TTK 4/1-c.) hüküm altına alınmıştır.
Davanın konusu ürünlerin teslim edildiği halde ödemelerin yapılmadığı iddiasına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir. 6098 Sayılı TBK'nun Satış Sözleşmesi 207. Maddesinde "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. " düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1). Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (TTK 14/1). İktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir (TTK 17/1).
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Konu ile ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 177. maddesinde öngörülen hadlere dava tarihi itibariyle bakıldığında (2025 yılı için defter tutma ve sınır değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliği sıra no: 556'den yapılan incelemeye göre);
177/1 bendine göre satın aldıkları malları olduğu gibi veya işleyerek satanlar yönünden (ticari kazanç hesabına göre vergiye tabi olanlar) yıllık alımlarının tutarı 2.000.000,00 TL'yi veya satışlarının tutarı 2.800.000,00 TL'yi aşılması halinde esnaf sınırının geçildiğini ve ticari işletmenin bulunduğunun göstergesidir.
177/2. bendine göre 1. bent dışında işlerle uğraşıp da (hizmet sektöründe) gayrisafi hasıla miktarlarının 990.000,00 TL'yi aşılması halinde esnaf sınırının geçildiğini ve ticari işletmenin bulunduğunun göstergesidir.
Vergi Usul Kanunun 177. maddesi ile TTK'nın 11 ve 15. maddesindeki atıflar gereğince yukarıda özetlenen Bakanlar Kurulu kararının 1/a maddesindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, 2025 yılı için ticaret sektöründe vergilendirilenler yönünden hadlerin yarısı esas alınacağından, alışlarının veya satışlarının yarısını aşanlar ile 2. bentteki hizmet sektöründe faaliyet gösterenlerin gayrisafi hasıla miktarını aşanlarının ve karma sektörde faaliyet gösterenlerin ise, gayrisafi hasıla miktarlarının 5 katı ile yıllık satış tutarının toplamını aşanların TTK anlamında 2025 yılı itibariyle ticari işletme sahibi olarak nitelendirilecekleri anlaşılmaktadır.
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı, üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden, esnaf sayılmasını gerektirmez. Ayrıca GİB kişi sorgulama kayıtlarında, davacının meslek bilgisi olarak DEMİR YOLU LOKOMOTİFLERİNİN VE VAGONLARININ ONARIM VE BAKIMI olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık ayakkabı satış sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturadan kaynaklanmakta olup, satış sözleşmesi TTK’da düzenlenmediği sabittir. Taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edileceği, iş bu davada, davacı tarafın esnaf sınırını geçmemesi sebebi ile tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşıldığından davaya bakmakla görevli mahkemenin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/08/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.