mahkeme 2024/97 E. 2025/578 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/97

Karar No

2025/578

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/97 Esas - 2025/578
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/97 Esas
KARAR NO : 2025/578

HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/02/2024
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Cari hesap belgesinden de anlaşılacağı üzere davalı tarafın ticari anlaşma gereceğinde davacıya gönderdiği ürünlerin bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini ancak ödemediğini, Bakırköy 11. İcra Dairesi'nin 2023/18065 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, yetki itirazı doğrultusunda dosyanın Sakarya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2023/14360 esas sayılı dosyasından devam ettiğini, davalının 60.134,02-TL borcu olduğunu ileri sürdüğünü ve ödenerek bu kısım yönünden dosyanın kesinleştiğini, borcun 134.276,02-TL olduğunu, borcun 74.142,00-TL'lik kısmının ödenmediğini ve davalı tarafça itiraz edildiğini, itirazın iptalini, kötü niyetli kısmi itiraz nedeniyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari alım satım olduğunu, ancak davacı tarafından hatalı olarak düzenlenen cari hesaba göre başlatılan icra takibini kabul etmediklerini, cari hesap ilişkisine ilişkin 01/01/2019 tarihinden itibaren olan dökümlerin dosyaya sunulduğunu ancak 2018 yılına ilişkin olanların davacı tarafça sunulmadığını, davacı şirkete ödeme yerine geçmek üzere toplam 200.000,00-TL bedelli 17 adet çek verildiğini, çekler cari hesaba dahil edilmediğinden icra takibi başlatıldığını, 60.134,02-TL'nin iyi niyet göstergesi olarak ödendiğini, davanın reddi ile davacı aleyhine asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, açık hesap ve fatura ilişkisinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2023/14360 takip numaralı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının ödeme yapıp yapmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği hususlarında olduğu anlaşıldı.
Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2023/14360 sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, toplam 134.276,02 TL üzerinden takibin yürütüldüğü, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 17.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, süresinde borca itiraz edildiği, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
Defterdarlıktan gelen belgeler incelenmiştir.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı HMK'nın 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.
YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. ... , Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Somut olayda;
Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağın düzenlenen faturalardan kaynaklandığını, faturaların tebliğ edildiğini ve herhangi bir süresinde itirazın yapılmadığını, takip dosyasına 60.134,02 TL borçlu olduğunun bildirildiğini, bu miktarın mahsubu ile bakiye kısımdan alacaklı olduklarını belirtmiştir. Davalı taraf borcun miktarına itiraz etmiş ve ödemenin yapıldığından davanın reddini talep etmiştir.
Davacı taraf süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği, davacı tarafın ticari defterlerini flash bellek içerisinde sunduğu tespit edilmiştir.
Davalı taraf 04.06.2024 tarihli dilekçesinde mali ve idari işlerin yürütüldüğü ve davalı şirkete ait ticari defterler ile muhasebe evraklarının hepsinin içinde bulunduğu idari binanın patlama sonucunda yok olduğunu ileri sürmüştür. Ancak ticari defterlerin yok olduğuna dair zayi belgesi sunmamıştır.
Mahkememizin 10.12.2024 tarihli ara kararı ile davacının defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ... sunduğu 10.02.2025 tarihli rapor incelendiğinde, davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, takibe konu faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, 31.12.2020 tarihinde davacının 134.276,02 TL alacaklı olduğu, 09.02.2024 tarihli 32.000,00 TL virman ile davacının 31.12.2024 tarihi itibariyle davalıdan 102.276,02 TL alacaklı olduğu konularında tablolar ekleyerek görüş bildirdiği görülmüştür.
Alınan raporlar taraflara tebliğ edilmiş ve rapora itirazlar incelenmiştir.
Dosya kapsamı ve 10.02.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; davalı taraf süresi içerisinde ticarini ibraz etmemesi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının delil olma vasfına haiz ticari defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiştir. Davacının ticari defter kayıtları ve sunulan deliller ile cevap dilekçesinde açık kabul beyanı dikkate alınarak taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmıştır. Davaya konu faturalara 6102 sayılı yasanın 21.maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz edilmediği tespit edildiğinden taraflar arasında takibe konu faturalara esas satışın gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Davacının delil olma vasfına sahip ticari deterlerin incelenmesi ile davalıdan 134.276,02 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın takip dosyasındaki borca itirazını kısmi şekilde yaptığı ve ödemesi yapılan 60.134,02 TL'nin mahsubu ile davacının davalıdan 74.142,00 TL alacaklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı taraf cevap dilekçesinde çek yoluyla ödeme yapıldığı ileri sürmüş, Mahkememizce muhatap bankalara bildirilen çeklerle ilgili bilgi almak için müzekkere yazılmış ve kayıtlar getirilmiştir. Muhatap bankaların cevabi müzekkereleri içeriğinde yer alan çek görüntülerinde tarafların keşideci, lehtar veya ciranta olarak dahi ismi geçmediğinden davalının davacıya ödeme yaptığı tespiti yapılamamıştır. Bunun dışında davalı taraf bakiye 74.142,00 TL'yi ödediğine dair makbuz ya da ödeme belgesi sunamamıştır.
Bilirkişi raporunun sonuç kısmında davacının davalıdan 102.276,02 TL alacaklı olduğu belirtilmiş olsa da hesaplamayı takip talebi tarihine göre yapmasının gerekmesi, 32.000,00 TL ödemenin takip tarihinden sonraki döneme ilişkin olması, ayrıca davacı vekilinden buna ilişkin izahat alınması nedenleriyle takip tarihi itibariyle var olan 134.276,02 TL alacak miktarından takip dosyasına yapılan ödeme miktarının mahsubu ile bakiye 74.142,00 TL alacak miktarınca davacının alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 18/09/2018 Tarih, 2017/3266 Esas 2018/4228 Karar Sayılı ilamında, "...TTK'nın 1530.maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Taraflar arasında da sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz..." belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesi kapsamında taraflar arasında bir tedarik sözleşmesi bulunmadığı ve davalının Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi hükmünce temerrüde de düşürülmediğinden davacının icra takibindeki işlemiş faize ilişkin talebine yönelik davalı itirazı yerinde görülmüştür. Çoğun içinde az var da vardır esasına göre asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
Kabul edilen alacak likit olduğundan kabul edilen alacak miktarının üzerinden yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
2-Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2023/14360 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın toplamda 74.142,00 TL asıl alacak yönünden iptali ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alacak likit olduğundan İİK67/2. madde uyarınca 74.142,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatına davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,
4-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 5.064,64-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 594,79-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 4.469,85-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 594,79-TL Peşin/nisbi Harcı, 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 644,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.666,89-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
8-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/09/2025

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim