mahkeme 2024/910 E. 2025/641 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/910

Karar No

2025/641

Karar Tarihi

7 Ekim 2025

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/847 Esas - 2025/660
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/847 Esas
KARAR NO : 2025/660

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/12/2024
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, birtakım mobilya malzemelerinin üretilerek davalının göstermiş olduğu, adreste bu mobilya malzemelerinin kurulumunun gerçekleştiğini, ödemenin yapılmadığını, bu nedenle alacaklarının bulunduğu, davacı tarafından davalı şirket aleyhine 470.394,40-TL asıl alacak üzerinden cari hesap alacağına dayalı olarak Sakarya 2. İcra Dairesi'nin 2024/9082 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattıklarını, davalı tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan vaki itirazın iptalini, icra takibinin devamını, haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz eden davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yapılan takibin herhangi bir dayanağının bulunmadığını, 2022 yılında yapılan ticaret sebebiyle davacıya gerekli ödemenin yapıldığını, daha sonrasında müvekkili şirketin kabul etmediği şekilde faturalar kestiğini ve bu faturalara karşı iade faturalar kestiğini, takibin kötü niyetli olduğunu, davanın reddini, haksız ve kötü niyetli olarak takibin devamını talep eden davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, açık hesap ve fatura ilişkisinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.
Taraf arasındaki anlaşmazlık; taraflara arasında ticari işin olup olmadığı, ticari iş kapsamında mal tesliminin gerçekleşip gerçekleşmediği, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağı olup olmadığı ve neticeten takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.
Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2024/9082 sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 470.394,40 TL asıl alacak üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "CARİ HESAP ALACAĞI 470.394,40 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine 06.08.2024 tarihinde borca itiraz edildiği ve takibin 15.08.2024 tarihinde durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı HMK'nın 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.
..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı).
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Somut olayda;
Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağın düzenlenen faturalardan kaynaklandığını, mal satışı olduğunu, mobilyaların kurulumunun yapıldığı belirtmiştir.
Davalı taraf 2022 yılındaki ticari ilişki kapsamında ödemeleri yaptığını, davaya konu edilen faturaları kabul etmediklerini, iade ettiklerini, sözleşme yapılmadığından faturaların geçerli olmadığını belirtmiştir.
Davacı icra takip talebinde alacağın kaynağını cari hesap olarak belirtmiş ise de taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığı, ticari ilişkinin açık hesap şeklinde işlediği, davacının hesap ekstresindeki faturadan kaynaklı alacağını talep ettiği anlaşılmıştır. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın açık hesap ilişkisinden kaynaklandığı tespiti yapılmış ve yargılama bu tespite göre yürütülmüştür.
Tarafların süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği tespit edilmiştir.
Mahkememizce dosya bilirkişiye gönderilmiş, bilirkişi kök raporda sadece davacının ticari defterlerini incelemiştir. Mahkememizin ara kararı doğrultusunda ek raporda davalının ticari defterlerini incelemiştir.
Bilirkişi ....sunduğu 29.05.2025 tarihli kök raporda; davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, 2023 yılında düzenlenen mal satış faturasına itiraz ve iptal seçenekleri kullanılmadan süresi içerisinde iade faturası düzenlendiği, 2024 yılında düzenlenen faturaya süresinde itiraz edilmediği, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan 470.394,40 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi ,....sunduğu 26.06.2025 tarihli ek raporda; davalının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, davacının ticari defter kayıtlarında davalıya 148.000,00 TL borçlu olduğu belirtilmiştir.
Alınan rapor taraflara tebliğ edilmiş ve tarafların rapora karşı itirazları incelenmiştir.
Davalının ticari defter kayıtlarında, davacıdan alacaklı olduğu belirlenen miktarın, davacıya 2022 yılında yaptığı ödeme olduğu ve bu ödemenin kendi ticari defterinde “avans” kısmına kaydedildiği, dolayısıyla davalının alacağının kaynağının, kendi defter kayıtlarına göre avans ödemesi olduğu tespit edilmiştir.
Davacının takip konusu yaptığı alacak, 07.11.2023 tarihli BYR202300000083 numaralı faturanın iadesi sonrasında düzenlenen 31.07.2024 tarihli 673.394,40 TL bedelli faturaya dayanmaktadır. Takip konusu 470.394,40 TL’lik miktar ise, 31.07.2024 tarihli 673.394,40 TL’lik fatura bedelinden, davalının 2022 yılında ödediği 203.000,00 TL tutarındaki avansın mahsup edilmesiyle oluşan tutardır.
Davalı taraf yargılamanın tüm aşamalarında mal teslimini kabul etmemiş, borçlu olmadığını ileri sürmüş ve faturaları iade etmiştir. Dosya kapsamına göre davalının avans ödemesi yapmış olmasına rağmen, bu ödemenin davacı tarafından mal teslimi ve montajın yapıldığına ilişkin bir sonuç doğurduğu kabul edilemez. Kaldı ki taraflar, böyle bir ticari işin kapsamını ve içeriğini tarih belirtilmek suretiyle ortaya koymamışlardır.
Takibe konu fatura döneminde taraflar arasında herhangi bir ticari iş ilişkisinin bulunduğu da ispat edilememiştir. Davacı tarafça sunulan 17.03.2025 tarihli dilekçe ekindeki, davalı tarafından kabul edilmeyen fotoğraflardan da mal tesliminin gerçekleştiği sonucuna varılamaz.
Tarafların ticari defterlerinin örtüşmemesi ve 2023 yılı fatura döneminde taraflar arasında ticari işin, mal tesliminin ve montajın ispatlanamaması nedeniyle davacıya yemin teklif edilmiştir
Davacı vekili 14.10.2025 tarihli celsede yemin deliline dayanmayacaklarını beyan etmiştir. Yemin deliline de dayanılmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Şartlar oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatının reddine,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 5.065,80-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 74.559,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
7-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,

Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/10/2025

Katip
e-imzalıdır

Hakim
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim