mahkeme 2024/894 E. 2025/198 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/894
2025/198
8 Nisan 2025
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/894 Esas - 2025/198
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/894 Esas
KARAR NO : 2025/198
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA İHBAR OLUNAN : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA İHBAR OLUNANLAR : 2- ...
3- ...
DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 27/12/2024
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil bankanın Hendek/Sakarya şubesi ile müteveffa ... arasında 25/05/2017 tarihinde bireysel kredi sözleşmesi imzalandığını, müteveffaya bireysel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırılmış ve davalı sigorta şirketi ile kredi sözleşmesi ile bağlantılı hayat sigortası poliçesi imzalandığını, kredi borcunun vadesinde ödenmemesi üzerine hakkında yasal işlemlere başvurulması yoluna gidilecekken borçlunun 26/01/2028 tarihinde vefat ettiği öğrenilmiş olup tarafımızca mirasçılarına karşı 27/09/2018 tarihinde hendek icra müdürlüğü 2018/1156 e.sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, Müteveffa mirasçıları aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmiş olduğundan itirazın iptali yoluna gidildiğini, Hendek 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/36E. Sayılı dosyasında yapılan yargılamada Sakarya BAM 7.HD 2020/365 E. Nolu dosya ile karar kaldırılmış yeniden yapılan yargılama yapıldığını, "Dava konusu olayda kredi ve sigorta alacaklısı bankanın öncelikle dava dışı sigorta şirketinden/teminatından alacağını tahsil etmeye yönelik hukuki yolları kullanıp kullanmadığı hususunda; davacı vekili, sigorta şirketine yaptıkları başvuruya red cevabı almaları üzerine şirkete karşı herhangi bir dava veya takip yoluna gitmedikleri, doğrudan mirasçılara karşı iş bu davayı ikame ettikleri yönünde beyanda bulunmuştur. Dolayısı ile bankanın mirasçılara başvurmadan önce ön şart olan sigorta şirketine karşı hukuki yolları tüketmediği anlaşılmıştır." gerekçeleriyle davanın Hendek 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/2 -E. Sayılı dosyasında yargılama ile karar kesinleştiğini, dava dışı müteveffa ...'a Müşteri No:7098766, T.C ... numaralı poliçe ile davalı tarafından hayat sigortası tanzim edilmiş olup poliçede;" "Sigortadan birinci derecede hak sahibi dain-i mürtehin safatını haiz ve aynı zamanda dönülemez lehtar olarak sigortalının vefat anındaki kredi borcu , bu borca ait faiz ve yasal masrafları ile varsa bankaya ait olan diğer tüm borçlarını geçmemek kaydı ile ...'dir."hükmü yer aldığını, bu sebeplerle Davamızın kabulü ile, Müteveffa ...'ın üzerindeki 16.070,00 TL sigorta alacağının müteveffanın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yıllık %32 temerrüt faizi ve temerrüt faizi üzerinden hesaplanacak BSMV ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı TTK 1420. Maddesine göre (6762 sayılı TTK Madde 1268); sigorta alacaklarında zamanaşımı süresi 2 yıldır. Yine, Hayat Sigortası Genel Şartları' nın zamanaşımını düzenleyen C.13. Maddesine göre sigorta sözleşmelerinden doğan tüm taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alındığını, zaman aşımı iddialarının bulunduğunu, esasa ilişkin olarak Muris ... 'ın T.C. Ziraat Bankası AŞ' den kullanmış olduğu tüketici kredisi sonrasında krediyle bağlantılı olarak şirketimiz nezdinde sigorta kapsamına dahil edildiğini, Kredi bağlantılı hayat sigortası ile; bankadan kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alınmakta ve bu kişilerin herhangi bir nedenle vefatları halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedeli sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, sigorta süresi içinde sigortalının vefatı halinde -teminat tutarı ile sınırlı olmak üzere- kredi borcu bankaya, varsa teminatın kalan kısmı sözleşmede belirtilmişse lehtarlara, lehtar belirtilmemişse kanuni mirasçılara ödendiğini, Kredi kullanma koşulları krediyi sağlayan kurum olarak banka tarafından belirlendiğini, Davacı tarafın iddia ettiği gibi zorunlu hayat sigortası imzalatılması gibi bir durum söz konusu olmadığını, Bu kapsamda şirketimiz tarafından murise zorunlu hayat sigortası imzalatıldığı iddiaları haksız ve mesnetsiz olduğunu, Muris/ sigortalı ...' ın vefat tarihi itibariyle şirketimiz nezdinde; 25.05.2017 başlama- 21.05.2020 bitiş tarihli, ...poliçe numaralı, 20.000,00-TL vefat teminat tutarlı hayat sigortası bulunduğunu, sigorta- sigorta bedeliyle sınırlı olmak üzere- sigortalının sigorta süresi içerisinde vefat riskine karşı güvence sağlayan hayat sigortası olup, teminatın kapsamı hayat sigorta sözleşmesi özel şartlarına ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen kanseri hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, kredili hayat sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davaya konu hayat sigorta poliçesinde davacı ...'nin dain mürtehin kaydı yer almaktadır. Davacı vekili, kredi borçlusu ...'ın müvekkil bankadan bireysel kredi kullandığını, ancak 26.01.2018 tarihinde öldüğünden haberdar olduklarını, bu borcun ödenmediğini, murisin mirasçıları aleyhine Hendek İcra Müdürlüğünün 2018/1156 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve Hendek Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, davanın reddine karar verildiği, poliçe ile teminat altına alınan miktar üzerinde banka alacağının bulunduğunu belirterek daini-i mürtehin sıfatıyla iş bu davayı açmıştır.
Davalı taraf süresinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşım itirazında bulunduğu, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının teminat dışında olduğunu ileri sürmüş ve davanın reddini talep etmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1420/1. maddesine göre, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
TTK'nın 1427/2. maddesine göre, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.
TTK'nın 1446/1 maddesinde sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirimde bulunması gerektiği belirtilmiştir.
Bu noktada açıklanması gereken diğer bir husus, arabulucukta geçen sürenin zamanaşımı süresine etkisidir.
İhtiyari arabuluculuk ile dava şartı olan arabuluculuk arasında sürelerin başlaması yönünden fark bulunduğundan, bu hususta öncelikle, eldeki davanın, dava şartı arabuluculuk kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekir.
28.7.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 59. maddesi ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 73 üncü maddesinden sonra gelmek üzere dava şartı olarak arabuluculuk maddesi eklenmiş ve 60. madde ile 6502 sayılı Kanuna eklenen geçici 2. maddede, bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerinin, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay'da görülmekte olan davalar hakkında uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hükme göre, davanın açıldığı ve karar tarihi itibariyle somut uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında kaldığı açıktır.
Bu halde, dava şartı arabuluculuk kapsamında kaldığı belirgin olan somut uyuşmazlıkta arabuluculukta geçen süre zamanaşımı süresinde dikkate alınmalıdır.
26 Mart 2020 tarihli ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“(1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
“a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, … itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır..."
Bilahare 30.04.2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile de yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla getirilen bu sürelerin 01.05.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir.
120 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin “Yargı alanında alınan tedbirler” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında “08.02.2023 tarihli ve 6785 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla olağanüstü hal ilan edilen illerde, yargı alanında hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar veya ilgililer bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler,
b) 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler,
c) Nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler, 06.02.2023 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 06.04.2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.” düzenlemesine, yedinci fıkrasında da; “Yerleşim yeri olağanüstü hal ilan edilmeyen iller olan kişilerin; olağanüstü hal ilan edilen illerde kan veya kayın hısımlarının bulunması veya olağanüstü hal ilan edilen illerde felakete uğrayanların kurtarılması, meydana gelen hasar ve zararın telafi edilmesi ya da ihtiyaçların karşılanması amacıyla bu illere gitmeleri halinde bu madde hükmü, söz konusu kişiler bakımından 06.03.2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar ülke genelinde uygulanır. ” düzenlemesine yer verilmiştir.
Arabuluculukta geçen süre ve pandemi döneminde geçen süre dışında zamanaşımını kesen veya durduran herhangi bir sebebin bulunmadığı somut olayda, dava dışı ...'ın 26.01.2018 tarihinde vefat ettiği, davacı bankanın davalıya müracaat ettiği ve davalının 19.04.2018 tarihli cevabi yazısında tazminat ödemeyi reddettiğine ilişkin belgenin dosyada yer aldığı, bu durumda alacağın muaccel olduğu, rizikonun gerçekleştiği tarihin 26.01.2018 tarihi olduğu, talebin davalının tazminat ödemeyi reddettiği tarih de dikkate alınarak dava açıldıktan geriye doğru arabuluculuk geçen süre (1 ay 29 gün) ve pandemide geçen süre (3 ay 3 gün) kadar gidilse de davanın riziko tarihinden itibaren iki yıldan çok daha fazla süre geçtikten sonra, yani zamanaşımı süresi geçtikten sonra, 27.12.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmakla açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın süresinde yapılmış zaman aşımı itirazı nedeniyle REDDİNE,
2--Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 16.070,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
6-Arabuluculuk ücreti olan 3600,00-TL'nin (sarf kararı olmadığından şimdilik taktiren ) davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
08/04/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.