Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/463
2025/4
7 Ocak 2025
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/463 Esas - 2025/4
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/463 Esas
KARAR NO : 2025/4
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/07/2024
KARAR TARİHİ : 07/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...karşı taraf ... bir dönem işçileri olan dava dışı ... 'e asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödendiğini, Dava dışı işçilerin davalı şirkette çalıştığı dönemle alakalı olarak davalı tarafa düşen ödemeyle alakalı olarak ihtar gönderilmiş ancak davalı taraf yapılan ihtara cevap vermemiş ve herhangi bir ödemede bulunmadığını, davalı ... ile davacı şirket arasında 20120839 İhale Kayıt Nolu 03/12/2012 Sözleşme Tarihli T 18713 İş Makinaları Sürücülüğü ve Ambar Faaliyetleri Hizmeti Konulu sözleşme akdedilmiş olup dava dışı işçi ... bu sözleşmeye istinaden davalı nezdinde çalıştırıldığını, sözleşmenin 22. Maddesinde Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları belirlenmiş olup 22.1. Bendinde" Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." denilmektedir. Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü " Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel , Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları " başlığı altında düzenlenmiş olup, Çalışanların özlük hakları başlıklı 38. Maddenin 4. Bendinde " Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki ( işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez " belirtildiğini, davacı şirketin sadece ücret alacaklarıyla sınırlı olmak üzere davalının çalıştırmakta olduğu işçilerin alacaklarından sorumlu olduğunu, başka sorumluluğunun bulunmadığını, bu sebeple dava dışı işçiye davacı şirketçe kanun gereği ödenen kıdem tazminatın davalıdan rücuan tahsilini taleple dava etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesi vermemiş ve davacının ileri sürmüş olduğu bütün hususları inkar etmiş sayılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava rücuen tazminat talebinden ibarettir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde davalının çalıştırdığı işçilerden sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa dava dışı işçiye ödenen tazminattan kimin hangi oranda sorumlu olduğu, davacının davalıya ödenen tazminat nedeniyle rücu edip edemeyeceği yönündedir.
Mahkememizin 17.07.2024 tarihli tensip zaptının 13 numaralı ara kararı gereği eksikliğin tamamlanması yönünde ara karar alınmış olsa da ara kararın muhtıra şeklinde davacı vekiline tebliğ edilmediği tespit edilmiştir. 07.01.2025 tarihli celsede davacı vekilinin beyanı sözü edilen ara karar kapsamında alınmıştır.
Taraflar arasında imzalanan Hizmet Alımına ilişkin sözleşme ibraz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı idare ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7 ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 31/05/2022 tarih, 2021/1473 Esas ve 2022/1183 Karar sayılı kararı: "…Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir(Yargıtay 23.HD 2019/296 E-2020/340 K,2019/1047 E-2020/2188 K). Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile belirtilen ilkeler uyarınca davalıların davaya konu işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen faizi ile sorumlu olduğu, dosyaya aldırılan bilirkişi raporunun tam rucü yönünden görüş içerdiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/42932 E. ve 2015/35485 K. sayılı önceki ilamında da, "...Hizmet işleri genel şartnamesi öncelikle uygulanması gereken ihale dökümanı olarak sayılmıştır. Bu açıklamalara göre işçinin işçilik alacakları için iş mahkemesinde açtığı davada davacı kurumun sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı tarafından ödenen kısmın rücuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. ve 36/4 maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup şartnamenin 6. Bölüm 38. maddesi hükmüne göre çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davalı yüklenici sorumludur." şeklindeki izaha göre de, dava dışı işçinin diğerleri yanında davalının da işçisi olup sözleşmenin muvazaalı sayılamayacağı, İş Kanunun 112. maddesi değişikliğinin tahsilat kolaylığı sağlamak için konulduğu, aynı kanunun 2/6 maddesi 6. maddelerinin açık hükmüne ve sözleşme eki genel şartname hükümlerine göre, işçiye ödenen bedelin çalıştırılan süre ile sorumlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetlidir.” şeklindedir.
Mevcut dosyada taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesine bakıldığında davacının asıl işveren ve davalının alt işveren olduğu tespit edilmiştir. Anılan özleşmesinin 22. Bendinde" Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." şeklindeki, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü 38. Maddenin 4. Bendinde "Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki ( işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez " şeklindeki düzenlemeler, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren davalı) lehine herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yüklenicinin (alt işveren davalı) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işverenin (davacı) işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla takibe ve davaya konu ödemeden yüklenicinin sorumlu olduğu, davalı yüklenicinin takip konusu işçilik alacağından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin 05.11.2024 tarihli celsesinde dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde işçilik alacaklarından sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa kimin hangi oranda sorumlu olduğunun tespit edilmesinin istenmesine, dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesinden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının tespiti ile icra takibine konu miktarın yerinde olup olmadığı, takip öncesi işlemiş faizin yerinde olup olmadığı hususları da değerlendirilerek rapor tanzimi istenmiştir.
Bilirkişi ...'ün 11.12.2024 tarihli raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Bu raporda dava dışı işçinin giydirilmiş brüt ücreti üzerinden ve davacı tarafça ödenen tazminat miktarınca alternatif hesaplama ve ayrıca faize yönelik değerlendirme yapılmıştır.
Tüm dosya ve kapsamına göre, dava dışı ...'ün farklı işverenler sigortalısı olarak davacı asıl işveren nezdinde 25.08.2008-31.01.2024 tarihleri arasında çalıştığı, davalı işyeri sigortalısı olarak 01.01.2009-31.03.2011 tarihleri arasında 1183 gün süre ile çalıştığı, iş yeri devri usulü ile başka işverenler nezdinde çalışmaya devam ettiği, 31.01.2024 tarihinde kıdem tazminatını hak edecek şekilde emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği, banka dekontuna göre asıl işveren olan davacıdan toplamda 452.694,78 TL kıdem tazminatı ödemesi aldığı, en son giydirilmiş brüt ücretinin 29.663,39 TL olduğu, buna göre dava dışı ...'ün 452.999,48 TL kıdem tazminatı ödemesi alması gerektiği, belirlenen miktara ve sorumluluk oranına göre davalının 65.993,51 TL'den sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.Bilirkişi raporunda giydirilmiş brüt ücrete göre yapılan hesaplamaya itibar edilmiştir. Talebin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı dilekçesinde davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiş olup, faize yönelik bir talep yoktur. Davacı vekili 07.01.2025 tarihli celsedeki beyanında faiz talebinde bulunmuş olsa da dava dilekçesinde açıkça faiz talebi olmadığından ve bu talebini tamamen ıslah etmediğinden faiz talebi yönünden karar verilmemiştir.
Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,
-65.993,51 TL tutarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 4.508,02-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.131,15-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.376,87-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4 5-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 1.131,15-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 1.558,75TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 3.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 82,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.582,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.568,88-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.60,00-TL'nin kabul red oranına (%99,63 Kabul, %0,37 red) göre 3.586,68-TL'sinin davalıdan alınarak, 13,32-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
7-Artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafın yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/01/2025
Katip ...
e-imza
Hakim
...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.