mahkeme 2024/129 E. 2025/203 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/129

Karar No

2025/203

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/129 Esas - 2025/203
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/129 Esas
KARAR NO : 2025/203

HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 3-...
İLİŞKİLİ KİŞİ/(LAR) :

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/02/2024
KARAR TARİHİ : 08/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 'ne bağlı, ...ile yukarıda davalı olarak belirtilen firmalar arasında hizmet alımına dair imzalanan sözleşmeler ile ...Özel Güvenlik Hizmetleri işi 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında anılan firmalara verildiğini, Davalı Şirketler bünyesinde çeşitli dönemlerde çalışan ... 'a 14.04.2022 tarihinde emekliye ayrılması nedeniyle kendisine Kuruluşumuzca üst işveren olarak toplam 113.499,12-TL kıdem tazminatı ödemesi yapılmıştır. ... 01.04.2007 - 14.04.2022 tarihleri arasında davalı şirketler bünyesinde çalışmış bulunmaktadır. Ancak ödemelerden alınan firmaların dönemleri itibari ile hukuken sorumlu olması nedeniyle ödenen kıdem tazminatlarının anılan firmalara rücu edilmesini,01.04.2007-29.03.2016, 29.03.2019-29.05.2019, 29.05.2019-29.07.2019 tarihleri arasında ... ... 100.176,46-TL 01.07.2021-30.09.2021 tarihleri arasında ...-... ...TL 29.07.2019-28.03.2020, 29.03.2020-30.06.2020, 01.10.2021-31.12.2021 tarihleri arasında ... ...TL 01.07.2020-31.10.2020, 01.11.2020-31.03.2021 tarihleri arasında ... ...TL Davalı Şirketler ile Kuruluşumuz arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında imzalanan sözleşme ile davalılar ve Teşekkülümüz arasında üst-alt işveren ilişkisi mevcut olmuştur. Üst işveren olarak Teşekkülümüzün sorumluluğu, İş Kanunu'nun 2.maddesi 6.fıkrası gereğince Kanun'dan kaynaklanan sorumluluğumuz gereği Kuruluşumuzca ödemeler yapılmıştır. Ancak ödeme yapılan işçi davalı yüklenici Şirketlerin işçisidir ve kıdem tazminatının ödenmesinde akdi sorumlulukları bulunmaktadır. İşbu dava ile müteselsil sorumluluktaki iç ilişki nedeniyle Borçlar Kanunu'na dayanan rücu talebi olduğunu, Davacı tarafından ödenen toplam 113.499,12-TL'nin ödeme tarihlerimizden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı Şirketlerden alınarak tarafımıza ödenmesine karar verilmesini, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı Şirketler işçisine ödenen toplam 113.499,12-TL'nin ödeme tarihlerimizden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı Şirketlerden alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bakartaş ve CMG vekili cevap dilekçesinde özetle; Kamu İhale Kurumunun tip sözleşme ve şartnameleri ile ihaleye girerek iş alan müvekkil şirketin personeli işe alıp-çıkarma gibi bir yetkisi söz konusu olmadığını, Bu durum taraflar arasında imzalanan sözleşmeden tereddüde yer verilmeyecek şekilde ispatlanmakta olduğunu, Davacı ile davalı şirket arasında gerçek anlamda işçi- işveren ilişkisinin olmadığını, davalı şirketin işçilerin işe alınmasında ya da çıkartılmasında hiç bir tasarrufu bulunmamaktadır. Davacı idare alt-işveren konumunda olan davalı şirkette bulunması gereken yönetim yetkisini tek taraflı iradesi ile kendisinde bulundurmaktadır. İşçiyi işe alıp-çıkarma, çalışma şekil ve şartlarını belirleme vs. işçiyle ilgili tüm yönetim yetkisi idare ile imzalanan sözleşme ve şartnamelerden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı idarededir. Arada asıl işverenlik - alt işverenlik ilişkisinin kanuni anlamda bulunmadığı açıktır. Bu durum Yargıtay kararı ile de doğrulanmaktadır. Uygulamada da ekseriyetle görüldüğü üzere işçi alacak davalarında taşeron firmalar davalarda muhatap dahi alınmadığını, davacı kurum yetkililerinin personele rızaen yaptığı ödemede, davalı şirketin herhangi bir kusuru olmadığından davanın davalı şirket yönünden reddi gerekmektedir. Ayrıca 4857 Sayılı İş Kanunun 6. Maddesine göre müvekkilin işçilik alacaklarından kanuni sorumluluğu devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, Yargılama Giderleri ve Avukatlık Ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Vekili cevap dilekçesinde özetle; İşçilerin her birinin seçimi, işe alınmaları, alacakları ücretleri ve her türlü özlük haklarının belirlenmesi, işyerinde uyacakları kuralların tayini ve işçilerin denetlenmeleri v.b. İşveren yetkilerinin tamamı münhasıran ... uhdesinde olduğu gözetildiğinde ...'in işveren sıfatının bulunmadığını, Teiaş'ın işçilere karşı tüm yetkiyi haiz olduğu bir durumda tabii olarak sorumluluğun da tamamına sahip olması gerekmektedir. Esasen ihale evrakı ve imzalanan sözleşmeler incelendiğinde görüleceği üzere maddi edimler ve sorumluluklar da bu çerçevede belirlenmiştir. Nitekim ne sözleşmelerde ne de fiyat tekliflerinde kıdem tazminatına ilişkin herhangi bir ödeme kalemi yer almamıştır. Dolayısıyla açmış olduğu ihalede kıdem tazminatı için fiyat teklifi almamış, şartnamesinde bu hususta bir koşul ortaya koymamış ve nihayet bu gider kalemi için ...'e hiçbir ödeme yapmamış olan davacının, işbu dava ile ileri sürdüğü rücu talebi hem haksız hem de kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, Yargılama Giderleri ve Avukatlık Ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava rücuen tazminat davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde davalının çalıştırdığı dava dışı işçilerden dolayı sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa dava dışı işçilere ödenen tazminattan kimin hangi oranda sorumlu olduğu, davacının davalıya ödenen tazminat nedeniyle rücu edip edemeyeceği hususlarındadır.
Taraflar arasında imzalanan Hizmet Alımına ilişkin sözleşme ibraz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı idare ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7 ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 31/05/2022 tarih, 2021/1473 Esas ve 2022/1183 Karar sayılı kararı: "…Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir(Yargıtay 23.HD 2019/296 E-2020/340 K,2019/1047 E-2020/2188 K). Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile belirtilen ilkeler uyarınca davalıların davaya konu işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen faizi ile sorumlu olduğu, dosyaya aldırılan bilirkişi raporunun tam rucü yönünden görüş içerdiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/42932 E. ve 2015/35485 K. sayılı önceki ilamında da, "...Hizmet işleri genel şartnamesi öncelikle uygulanması gereken ihale dökümanı olarak sayılmıştır. Bu açıklamalara göre işçinin işçilik alacakları için iş mahkemesinde açtığı davada davacı kurumun sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı tarafından ödenen kısmın rücuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. ve 36/4 maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup şartnamenin 6. Bölüm 38. maddesi hükmüne göre çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davalı yüklenici sorumludur." şeklindeki izaha göre de, dava dışı işçinin diğerleri yanında davalının da işçisi olup sözleşmenin muvazaalı sayılamayacağı, İş Kanunun 112. maddesi değişikliğinin tahsilat kolaylığı sağlamak için konulduğu, aynı kanunun 2/6 maddesi 6. maddelerinin açık hükmüne ve sözleşme eki genel şartname hükümlerine göre, işçiye ödenen bedelin çalıştırılan süre ile sorumlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetlidir.” şeklindedir.
Mevcut dosyada taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesine bakıldığında davacının asıl işveren ve davalının alt işveren olduğu tespit edilmiştir. Anılan sözleşmesinin 21.2. Bendinde" Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." şeklindeki, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü 38. Maddenin 4. Bendinde "Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki ( işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez " şeklindeki düzenlemeler, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren davalı) lehine herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yüklenicinin (alt işveren davalı) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işverenin (davacı) işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla takibe ve davaya konu ödemeden yüklenicinin sorumlu olduğu, davalı yüklenicinin takip konusu işçilik alacağından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi ...'ün 27.12.2024 tarihli raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Bu raporda dava dışı işçi ...'un giydirilmiş brüt ücreti üzerinden ve davacı tarafça ödenen tazminat miktarınca alternatif hesaplama ve ayrıca faize yönelik değerlendirme yapılmıştır. Yapılan hesaplamaların denetlemeye müsait, hükme elverişli olduğu tespit edilmiştir.
Tüm dosya ve kapsamına göre, dava dışı işçi ...'un davalı şirketler nezdinde sigortalı olarak çalıştığı, banka dekontuna göre asıl işveren olan davacıdan çalışma dönemlerine ilişkin olarak 129.591,14 TL kıdem tazminatı ödemesini 25.04.2022 tarihinde aldığı, dava dışı işçinin en son giydirilmiş brüt ücretlerine göre hesaplama yapılan 27.12.2024 tarihli bilirkişi raporundaki 1. alternatifli hesaplamanın yerinde olsa da, davacının yapmış olduğu ödemenin dikkate alınması gerektiğinden 2. Alternatifli hesaplamaya itibar edilmiş, talep miktarıyla bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalının dava dışı işçilerin işçilik alacağı bedelinden ödeme tarihinden işleyen avans faizi ile sorumludur (Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 09/06/2022 tarih, 2021/1593 Esas ve 2022/1236 Karar sayılı kararı). Bu kapsamda davaya konusu alacağa ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KABULÜ ile, 113.499,12-TL'nin dava dışı işçi ...'a yapılan ödeme tarihi olan 25/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan (kabul edilen miktar bakımından davalıların dava dışı ...'u çalıştırdıkları süre oranlarıyla ayrı ayrı sınırlı sorumlu olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 7.753,12-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.938,29-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.814,83-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 1.938,29-TL Peşin/nisbi Harcı, 7.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 242,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.607,89TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra
6-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan toplamda 9440,00 TL'nin 3.200,00 TL'sinin ...'nden, 3.120,00 TL'sinin ...'nden, 3.120,00 TL'sinin ...'nden ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafların yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
08/04/2025

Katip ...
e-imzalı

Hakim ...
e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim