Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/653
2025/101
18 Şubat 2025
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/653 Esas - 2025/101
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/653 Esas
KARAR NO : 2025/101
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/11/2023
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 24/11/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının şahıs şirketi olup davalı
şirketin taşeronluğunu yaptığını, davacı adına çalışan bir kısım işçinin emekli olması sonucu yapılan kıdem
tazminatı ödemelerini, davalı şirketin 202.511,68 TL ve 92.489,81 TL olarak iki parça halinde müvekkilinin hak
edişinden kestiğini, davalının herhangi bir yargı kararı olmadan yapılan ödemenin müvekkilinin hak edişinden
kesmesinin doğru olmadığını, Kamu İhale Genel Tebliğine ilişkin 25.10.20214 tarih ve 29156 sayılı resmi gazete
yayınlanan değişiklik ile 78.30 uncu maddenin birinci fıkrasının ( ç ) bendinde değişiklik yapılarak '' kıdem ve ihbar
tazminatı'' ibaresi çıkartıldığını, İlgili yasa değişikliği yapılmadan önce ihalelerde maliyet hesabına kıdem ve ihbar
tazminatı eklenmemiş olsa dahi 'sözleşme gideri ve genel giderler' kapsamında kabul edildiğinden ihale alıcısı
taşeron firmanın sorumluluğun söz konusu olduğunu, Ancak iş bu yasa değişikliği ile kıdem ve ihbar tazminatı bu
kapsamdan çıkartılmış olduğundan ihale alıcısı taşeron firmanın sorumlu tutulabilmesi için çalışanın kıdem ve
ihbar tazminatı maliyetlerinin ihale bedeline eklenmesi gerektiğini, davacının almış olduğu ihalelerde çalışanların
kıdem ve ihbar tazminatları maliyet hesabına dahil edilmediğini, bu nedenle davalı şirketin davacı şirketten
yapmış olduğu kıdem tazminatı ödemelerini istemesi doğru olmadığını, davacıya ödenmeyen 147.500,00-TL
alacağının davalı şirketten tahsilini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yapılan kesintilerin alt işveren işçilerine ödenen kıdem
tazminatlarının davacı şirkette çalıştıkları döneme ilişkin kısmı olduğunu, bu işçilerin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...
Ve ... olduğunu, davalı şirket ile davacı arasında ... Sözleşme Nolu 28.12.2020 tarihli Fabrika
Yardımcı İşçilikler Hizmet Alımı konulu sözleşme imzalandığını, bahsi geçen işçilerin bu sözleşme kapsamında
davacı bünyesinde çalışmaya başladığını, alt işveren işçilerinin alacaklarıyla ilgili davalı şirketin tek
sorumluluğu ücret alacaklarıyla sınırlandırılmış olduğunu, bu alacak açısından da 3 aylık bir azami süre
öngörüldüğünü, davalı şirketin alt işveren işçilerinin kıdem tazminatından sorumluluğu yalnızca işçi açısından
var olan müteselsil sorumluluğun tezahür olduğunu, davacıyla davalı şirket arasındaki iç ilişkide ise tüm
sorumluluk davacı şirkete ait olup davalı şirket tarafından davacının hak edişinden yapılan kesintiler hukuka
uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Tüm Dosya ve Kapsamına Göre;
Dava alacak talebinden ibarettir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalının dava dışı ... (TC ...), ...(TC ...), ...( TC ...), ...( TC ...), ... ( TC ...), ...( TC ...), ... ( TC...), ...(TC ...), ...(TC ...), ...( TC ...), ...(...) adlı kişilere ödediği kıdem tazminatı tutarlarının davacının hak edişlerinden kesilip kesilemeyeceği, tarafların kıdem tazminatı ödemesinden dolayı sorumluluklarının olup olmadığı, davacının alacak talebinde haklı olup olmadığı yönündedir.
Mahkememizce dava konusu taraflar arasında imzalanmış ihale ve sözleşme örnekleri ile SGK dan işçelerin hizmet dökümleri, tazminat ödemelerine ilişkin tüm bilgi ve belgeler celp edilmiş dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizin 11/06/2024 tarihli ara kararı ile dosya bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi Av. ... 16/05/2024 Tarihli raporunu Mahkememize ibraz etmiştir.
Taraflar arasında imzalanan Hizmet Alımına ilişkin sözleşme ibraz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı idare ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7 ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 31/05/2022 tarih, 2021/1473 Esas ve 2022/1183 Karar sayılı kararı: "…Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir(Yargıtay 23.HD 2019/296 E-2020/340 K,2019/1047 E-2020/2188 K). Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile belirtilen ilkeler uyarınca davalıların davaya konu işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen faizi ile sorumlu olduğu, dosyaya aldırılan bilirkişi raporunun tam rucü yönünden görüş içerdiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/42932 E. ve 2015/35485 K. sayılı önceki ilamında da, "...Hizmet işleri genel şartnamesi öncelikle uygulanması gereken ihale dökümanı olarak sayılmıştır. Bu açıklamalara göre işçinin işçilik alacakları için iş mahkemesinde açtığı davada davacı kurumun sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı tarafından ödenen kısmın rücuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. ve 36/4 maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup şartnamenin 6. Bölüm 38. maddesi hükmüne göre çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davalı yüklenici sorumludur." şeklindeki izaha göre de, dava dışı işçinin diğerleri yanında davalının da işçisi olup sözleşmenin muvazaalı sayılamayacağı, İş Kanunun 112. maddesi değişikliğinin tahsilat kolaylığı sağlamak için konulduğu, aynı kanunun 2/6 maddesi 6. maddelerinin açık hükmüne ve sözleşme eki genel şartname hükümlerine göre, işçiye ödenen bedelin çalıştırılan süre ile sorumlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetlidir.” şeklindedir.
Mevcut dosyada taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesine bakıldığında davacının asıl işveren ve davalının alt işveren olduğu tespit edilmiştir. Anılan sözleşmesinin 22. Bendinde" Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." şeklindeki, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü 38. Maddenin 4. Bendinde "Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki ( işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez " şeklindeki düzenlemeler, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren davalı) lehine herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yüklenicinin (alt işveren davalı) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işverenin (davacı) işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla davaya konu ödemeden davalı yüklenicinin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda davaya konu taleplerin davalıdan talep edilemeyeceği kanaatiyle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1Açılan davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.903,54-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep eden tarafa iadesine,
6-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/02/2025
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.