Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/5
2025/240
13 Şubat 2025
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .....
KARAR NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2024
NUMARASI : ... Esas- ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLLERİ : Av......
İSTİNAF EDEN
DAVALILAR :1-........
2-........
VEKİLİ :Av......
DAVA : Tazminat
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
YAZIM TARİHİ : 14/02/2025
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas- ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA:Davacı vekili, müvekkilinin davalı ........ ile, Konya İli, Sarayönü İlçesi, ... Mahallesi'ndeki petrol istasyonu ve tarla niteliğindeki taşınmazın devri için anlaştığını, 18.09.2018 tarihli protokol uyarınca 1,5 milyon toplam bedelli, muhtelif vadelerde 8 adet çekin müvekkiline verildiğini, devri yapılan taşınmaz üzerine müvekkili lehine 5 yıl süreli, 1 milyon TL bedelli ipotek tesis edildiğini, çeklerin zamanında eksiksiz ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılacağı hüküm altına alınmış ise de, çeklerin ödenmediğini, müvekkilinin tapuyu devretmesine rağmen 2 yıl boyunca hiçbir ödeme alamadığını, 28.10.2020 tarihli protokolle, davalının 1 milyon TL’ni nakden ödemesi halinde müvekkilinin 1.5 milyon TL bedelli çekleri iade etmeyi ve ipoteği kaldırmayı kabul etmesine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, aradan 8 ay daha geçmesine rağmen hiçbir ödeme alamayan müvekkilinin, bu kez diğer davalı ........'ün üstlenerek borcun sadece 50.000,00 TL'sinin ödendiğinden bahisle bakiye 950.000,00 TL'nin 50.000,00 TL'sinin 18.6.2021 tarihli protokol günü, kalanının 2021 yılı Ağustos ayından 2022 yılı Mart ayına kadar, her ayın 8. gününde olmak ve ilki 150.000,00 TL, diğerleri her biri 100.000,00 TL olmak üzere taksitler halinde ödenmesi durumunda müvekkiline hiçbir borcu kalmayacağını kabul ettiğini ancak, ........'ün, protokolün imza tarihinde 50.00,00 TL ödemiş ise de, diğer ödemelerin hiç birini zamanında yapmadığı gibi, 12.1.2022 tarihine kadar da sadece toplam 600.000,00 TL ödeme yaptığını, 07.06.2023 tarihinde de, açıklama kısmında son protokole atıfta bulunarak toplam 350.000,00 TL ve gecikme faizi/gecikme bedeli açıklamasıyla da 64.329,00 TL'ni müvekkilinin hesabına havale ettiğini ve işbu ödemelerden iki gün sonra da protokol gereği tüm borçların ödendiğinden bahisle hükümsüz kalan ipoteğin fekkini ve kambiyo senetlerinin iadesini ihtar ettiğini, davalıların kötüniyetli olduğunun anlaşılması üzerine sözleşmeden dönüldüğüne ilişkin ihtarın gönderildiğini, davalıların sözleşmeye aykırı davranarak edimlerini yerine getirmediklerini ileri sürerek, borçlunun temerrüdü nedeniyle taşınmazın devri sözleşmesinden dönmek suretiyle tapunun iptali ile müvekkili adına iadeten tesciline, davaya konu taşınmazın devir tarihinden itibaren tahakkuk eden hakkaniyete uygun kullanım bedelinin tespiti ile davanın bu kısmına yönelik olarak işbu belirsiz alacak davasının kabulüyle şimdilik 50.000,00 TL'sinin ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu talebin kabul edilmemesi halinde, işbu belirsiz alacak davasının kabulüyle, geç ve eksik ödeme sebebiyle uğranılan zararların yapılan kısmi ödemelerin faiz ve masraflara sayılmak suretiyle tespitiyle şimdilik 250.000,00 TL'nin ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığı sabit olduğundan müvekkilinin uğradığı munzam zararın tespitiyle şimdilik 250.000,00 TL'nin ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davaya konu ipotek süresinin süresiz (alacak tahsil edilene kadar) uzatılmasına ve tespit edilecek alacak miktarınca ipotek bedelinin artırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili, müvekkili ........ şirketinin, davacının oğlundan ........ parselde kain petrol istasyonunu satın aldığını, alım satım sırasında ödenen bedelden sonra kalan bakiyenin ödenmesi noktasında 18.09.2018 tarihli protokolün imzalandığını, protokolde, satıcı adına 8 adet, toplam 1.500.000,00 TL tutarında çek keşide ederek verildiğini ayrıca, taşınmaz üzerine davalı lehine ipotek tesis edildiğini, çekin ödeme aracı olması nedeniyle çeklerin alıcıya verilmesiyle aktin gerçekleştiğini ve borçlunun ödeme yükümlülüğünün sona erdiğini, tarafların 28.10.2020 tarihinde yeni bir anlaşma yaptıklarını, anlaşmaya göre, müvekkilinin 1.000.000,00 TL ödemekle bakiye borcu kapatmış olacağını, müvekkilinin 28.10.2020 tarihli "İBRANAME" başlıklı sözleşme ile borcunu ödeyip bitirdiğinde, taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılacağını ve 8 adet çekin iade edileceğini, yapılan peyderpey ödemelerin toplamı 1 milyon TL'ye ulaşana kadar lehine tesis edilen ipoteği kaldırılmayacağını, 19.02.2021 tarihinde dava konusu taşınmaz ve üzerindeki petrol istasyonunu diğer davalı müvekkili ........ isimli şirketin satın aldığını, ........'ün, ........'ün davacıya olan borcunu üstlendiğini ve bu kapsamda tarafların katılımı ile 18.06.2021 tarihli protokol düzenlendiğini, ödeme şekli ile ödenecek miktarın kararlaştırıldığını, davacının tüm bu protokolleri hiçbir baskı altında kalmadan imzaladığını, tüm ödemeleri kabul ettiğini, 18.06.2021 tarihli protokole konu borcun 07.06.2023 tarihi itibariyle sona erdiğini, davacının bu tarihten önce sözleşmeden döndüğüne dair ihtarının bulunmadığını, tüm ödemeleri kabul eden davacının müvekkilinden talep edebileceği herhangi bir hakkının da olmadığını, en son tarihli protokol ile önceki tarihli tüm anlaşma ve protokollerin hukuki geçerliliğinin ortadan kalktığını, davacının munzam zarar iddiasının da yerinde olmadığını ve zararın varlığı ile miktarının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Somut olayda; davacının iddiasına göre taraflar arasında taşınmaz alım satımının gerçekleştirildiği, davacının davaya konu taşınmazı tapuda davalıya devrettiği ancak davalının bedelini ödemediği, bu nedenlerle uğramış olduğu zararların tazminine yönelik dava açıldığı, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde; davacının tacir kaydı bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının tacir olmaması ve davanın da mutlak ticari davalardan olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin mahkememize ait olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple uyuşmazlığın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş....'' gerekçesiyle, davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, davacının tacir sıfatına haiz olup, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının taşınmazı vekaleten sattığını, petrol istasyonunun davacının oğlu adına kayıtlı olduğunu, satışa ilişkin protokolleri düzenleyen ve imzalayan her ne kadar davacı olsa da, protokollerin taşınmaz alım satımına ilişkin düzenlenmiş olduğunun aşikar olduğunu, bu taşınmazı satanın da davacının oğlu olduğuna göre, davacının oğlu adına bu protokolleri imzaladığını, davacının oğlunun da tacir olduğunu, yargılama sırasında asli müdahale talebinde de bulunulmasına rağmen mahkemece bu talebin usule aykırı olarak reddedildiğini, davanın tapu iptali ve tescil yönünden tefrik edilmiş olup, mahkemenin ........ E-........ K. sayılı ilamı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacının tapu iptali ve tescil taleplerini atiye bırakarak bu taleplerinden vazgeçtiğini, taraflarının muvafakatları alınmadan karar verildiğini, hem davacının hem de asli müdahale talebinde bulunan oğlunun tacir sayılması gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında, 22.02.2024 tarihli celsede davacı tarafa, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri üzerinden alınması gereken harcın ikmali için ihtarlı kesin süre verildiği, davacı tarafça eksik harcın ikmal edilmemesi nedeniyle 02.05.2024 tarihli celsede dosyanın harç ikmal edilinceye kadar ve 3 ay süre ile işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekili tarafından ibraz edilen 18.07.2024 tarihli yenileme dilekçesinde, terditli taleplerinden tapu iptali ve tescil ile kullanım bedelinin tahsili talebini, yani dava dilekçesinin talep sonucu kısmındaki 2/a ve 2/b bendindeki taleplerini şimdilik atiye terk ettiklerini, işbu talepleri yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, dava dilekçesindeki diğer talepleri hakkında yenileme talebinde bulunduklarını, belirsiz alacak davalarının aynen devam ettiğini beyan ettiği, mahkemece işbu beyan sonrası tefrik edilerek Mahkemenin ........ E. sayılı dosyasına kaydedilen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmemesi üzerine 10.9.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında hükme bağlanmış ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemelerin, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. TTK'nın 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacaktır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Her ne kadar mahkemece davacının tacir ve davanın da mutlak ticari dava niteliğinde olmadığından bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de, uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan işletme devir sözleşmesine dayalı olup, 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c maddesi uyarınca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması hakkındaki düzenlemelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu nazara alınarak işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi yerinde görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarih, ... Esas- ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafça yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/02/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.