mahkeme 2025/1242 E. 2025/1145 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1242
2025/1145
12 Eylül 2025
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....-.....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .....
KARAR NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 30/05/2025
NUMARASI : ... Esas
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN DAVACI : .....
VEKİLİ : Av.....
İSTİNAF EDEN
KARŞI TARAF DAVALI : .....
VEKİLLERİ : Av..... & Av.....
TALEP : İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 12/09/2025
YAZIM TARİHİ : 16/09/2025
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından karşı taraf davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davada 30/05/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı, karşı taraf davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin kardeşi ........ ile davalı şirkette %50'şer hisse ile ortak olduklarını, ticaret sicil kayıtlarından da görüleceği üzere, 2011 yılında müvekkilinin %50 olan payının 2016, 2017, 2019, 2023 ve 2024 yıllarında yapılmış olarak görülen genel kurul kararlarıyla 2024 yılında %0.75 oranına indirildiğini, 2016 yılı ve sonrasında yapılan genel kurullardan hiçbirinin çağrı üzerine yapılmadığını, müvekkilinin söz konusu genel kurul toplantılarına katılmadığını, onay vermediğini, imzalamadığını, alınan ve tescil edilen kararların müvekkilinin imzası taklit edilerek veya başka şekilde usulsüz olarak yapıldığını, 2016 yılı ve sonrasında alınan genel kurul kararlarının yoklukla batıl olduğunu, ortaklık ilişkisinin müvekkili için dürüstlük kuralı çerçevesinde çekilmez hale geldiğini ileri sürerek, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkilinin zarara uğramaması ve şirket mallarının korunması amacıyla şirketin araç kayıtlarına, iş makineleri kayıtlarına, taşınmazları ve banka hesapları üzerine 3. şahıslara devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, şirkete tedbiren yönetim kayyımı, reddi halinde denetim kayyımı tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Talep eden vekili, 17/04/2025 tarihli talep dilekçesi ile de, bilirkişi raporu ile tespit edilen hususlar nedeniyle davalı şirketin mal varlığının korunması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir için gerekli şartların oluştuğunu, ihtiyati tedbir kararını zorunlu kılan yeni gelişmeler ve bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda yaklaşık ispat sağlandığından müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi ve şirketin mevcut mal varlığının korunması adına, davalı şirkete ait taşınmazlar, iş makineleri, taşıtlar ve diğer menkul varlıklar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, "..Somut olayda ; dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi veya terditli olarak da şirket ortaklığından çıkmaya izin davası olup, tarafların menfaat dengesi, mevcut delil durumu, mali müşavir bilirkişinin 08/03/2025 tarihli raporunda yazılı ciro artışına rağmen anormal brüt zarar kaydı ve vergi ayarlaması yapılması hususları göz önünde bulundurularak, limited şirketin fesih ve tasfiyesine ya da davacının çıkma payı karşılığında çıkmasına izin verilmesi halinde davacının maddi haklarını etkileyeceğinden, davalı şirketin malvarlığının korunması amacıyla, davalı şirkete ait varsa araçlar ile iş makinaları ve taşınmazları üzerine 3. kişilere iradi olarak satış ve devrinin önlenmesi için teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile, 6100 s. HMK'nın 393/1. maddesi gereğince bu ara kararının tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde, 200.000 TL. nakdi teminatın veya kesin ve süresiz teminat mektubunun ibrazı şartıyla, davalı şirkete ait varsa taşınmazlar ile araçlarının ve tescilli iş makinalarının kayıtlarına 3. kişilere iradi olarak satış ve devrinin önlenilmesi için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ: Karşı taraf davalı vekili, geçici vergi beyannamesine dayanılarak ihtiyati tedbir verilemeyeceğini, verilerin kesin olmadığını, Vergi Usul Kanunu gereğince alınan beyannamelerin yıllık kurumlar vergisi beyannamesi ve yıl sonu bilanço-gelir tablosu olduğunu, bilirkişi raporunun yalnızca geçici beyana dayanmakta olup, kesin vergi tahakkuku ya da resmî mali yıl kapanışının bulunmadığını oysa, tedbir gibi ciddi sonuçlar doğuran bir kararın ancak sabit, kesinleşmiş ve güvenilir verilere dayanması gerektiğini, daha önce kaldırılan tedbirin aynı olay ve delillere dayanarak yeniden verilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, ikinci tedbir talebine dayanak gösterilen bilirkişi raporunun esasen şirketin geçici vergi beyanı ve muhasebe kayıtlarındaki durumunu değerlendirdiğini, şirket faaliyetlerini engelleyen nitelikte tedbirin kaldırılması gerektiğini, şirket malvarlığı üzerindeki tedbir olmazsa davacı açısından telafisi imkânsız ne tür bir zararın doğacağının ortaya konulamadığını zira, davacı ortağın hisseleri ve haklarının yargılama sonunda gerekirse tazminat veya pay değeri ödenmesi gibi yollarla korunabileceğini, buna karşılık tedbir kararı devam ederse, şirketin ticari itibarı, piyasa ilişkileri ve rekabet gücünün geri dönülmez biçimde zarar görmeye başlayacağını ileri sürerek, tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karşı taraf davalı vekili, itiraz duruşması celse beyanında, tedbir kararının kaldırılmasını, aksi kanaatte olunması halinde tedbirin kaldırılarak davalı şirkete denetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini beyan etmiştir.
İSTİNAF EDİLEN ARA KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, "...Davacı vekilinin denetim kayyımı tayini yoluyla talep ettiği hususların bir kısmı davalı şirketin borçlandırıcı işlemlerinin denetlenmesi hariç denetim kayyımı tayininin amacına uygun görülmemiştir. Davacı tarafın istediği şartlarda denetim kayyımı tayin edilemeyeceği anlaşıldığından davalı tarafın mevcut tedbir kaldırılarak yerine denetim kayyımı tayin edilmesi talebi kabul edilmemiştir.
Davalı taraf, mahkememizin 18/04/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına, kararda gerekçe olarak davalı şirketin geçici beyannamesi ve şirketin zarar etmesi gösterilmiş ise de, kesin beyanname ile şirketin gerekli düzeltmeleri yapıp kâra geçtiği, tedbirin koşullarının oluşmadığı ve tedbirin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz etmiş ise de;
Tedbirin değerlendirilmesi için alınan mali müşavir bilirkişinin 27/05/2025 tarihli ek raporundan; 2024 yılı kurumlar vergisi beyannamesine göre davalı şirketin hizmet satışlarından %62 oranında (brüt 61.225.678,26 TL.) zarar ettiği, 2024 dönem net kârının 4.827.025,94 TL. olduğu, 2024 yılında KDV dahil 45.342.822,33 TL.'lik araç sattığı, bu araçların bedelinin 27.506.169,33 TL.'sini tahsil edilip, kalan 17.836.653 TL.'lik kısmının (rapor tarihine kadar) tahsil edilmediği, araçların önemli bir kısmının ........ A.Ş.'ye yapılmış olduğu, bir kısım satış bedellerinin 50.000 TL. (........ plakalı 2016 model kamyonet), 150.000 TL. (........ plakalı 2015 model kamyon), 50.000 TL. (........ plakalı 2012 model yarı remörk), 50.000 TL. (........ plakalı 2009 model yarı remörk), 100.000 TL. (........ plakalı 2017 model kamyonet), 20.000 TL. (........ plakalı 2016 model kamyonet) gibi mahkememizde tereddüt uyandıran bedeller olduğu belirlenmiştir.
Her ne kadar davalı taraf 18/04/2025 tarihli ara kararının sadece mali müşavir bilirkişinin 08/03/2025 tarihli raporundaki geçici beyannameye dayalı ciro artışına rağmen zarar bulunduğu tespitine dayandırıldığı bildirilmiş ise de; söz konusu ara kararı mevcut delil durumu ile birlikte bahsedilen gerekçelere dayandırılmış, mevcut delil durumu da tedbirin verilmesinde gözönünde bulundurulmuştur.
Tarafların menfaat dengesi, ihtiyati tedbirin amacı, mevcut delil durumu, davada gerek davalı şirketin feshine, gerekse alternatif çözüm olarak davacının çıkma payı karşılığında davalı şirketten çıkmasına izin verilmesi ihtimalinde, verilecek kararın sonuçsuz kalmasının önlenmesi, davacının ekonomik menfaatlerinin dolayısıyla davalı şirketin malvarlığının korunması amacıyla ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, davalı tarafın tedbire itirazının reddine karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine, davalı şirkete denetim kayyımı atanması yönündeki talebin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Karşı taraf davalı vekili, ihtiyati tedbirin temel koşullarının oluşmadığını ve talep eden tarafça yaklaşık ispatın sağlanamadığını, bilirkişi raporunun müvekkili şirketin esas faaliyet konusu olan otomotiv araç alım-satımı ve kiralama hizmetlerini hatalı bir şekilde "sabit kıymet satışı" olarak vasıflandırdığını, bu temel hatanın, raporun müvekkili şirketin mali durumu ve faaliyet kârlılığı hakkındaki tespitlerini tamamen geçersiz kılmakta olup, bu hatalı rapora dayanarak tedbirin devamına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile iddianın yaklaşık olarak ispat edildiği şeklindeki sonucun somut olayın gerçekleri ve bilirkişi raporunun hatalı içeriği karşısında mümkün olmadığını, mahkemenin, ihtiyati tedbir kararı verirken ve itirazı değerlendirirken, tarafların menfaat dengesini gözetme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirketin ana faaliyet konusu olan araç alım satımının tedbirle engellenmesinin telafi güç ve imkansız zararlara yol açacak nitelikte olup, bu denli geniş kapsamlı bir tedbirin hakkaniyet ve orantılılık ilkesine de aykırı olduğunu, tedbirin şirketin daha büyük zararlara uğramasına sebebiyet vereceğini, tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğini, mahkemece alınan teminatın da müvekkilinin zararlarını karşılamaktan uzak olduğunu, denetim kayyımı talebinin reddinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Talep, ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine dair kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmü,
Aynı Yasa'nın 636/4 maddesi de "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" hükmünü haizdir.
Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirketin feshi davası açabilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle, fesih isteminde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin var olup olmadığı yahut haklı olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. Diğer yandan anılan madde ile fesih davası açıldığında mahkemeye gerekli tedbirleri alma yetkisi verilmiştir. Bu çerçevede, mahkemece davadaki isteme göre, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceğinden, dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir. (Yargıtay 11.HD'nin 03/02/2015 tarih, 2014/15047 E- 2015/1168 K. sayılı ilamı )
İhtiyati tedbir kurumu genel olarak da HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü,
HMK'nın 390. maddesinde ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü,
Aynı Yasa'nın 396. maddesinde de '' Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ... E-... K. sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verildiği, Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece bilirkişi raporu alınarak tedbir talebinin yeniden kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerek TTK'nın 636. maddesi gerekse de HMK'nın 389. ve 390. maddelerinde belirtilen talep koşullarının oluşmadığı, talep eden tarafça yaklaşık ispatın sağlanmadığı, karara esas alınan bilirkişi raporu ile de yaklaşık ispatın varlığının ortaya konulamadığı, faaliyet konusu araç alım satımı olan şirket aleyhinde verilen tedbir kararının şirketin faaliyetlerini sekteye uğratacak mahiyette olduğu, yargılama sırasında durum ve koşulların değişmesi halinde mahkemece HMK'nın 396. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı da verilebileceği ve bu itibarla, mahkemece ihtiyati tedbir kararına itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, karşı taraf davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, karşı taraf davalının itirazının kabulü ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına dair yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Karşı taraf davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2025 tarih, ... Esas sayılı ARA KARARININ KALDIRILMASINA,
1-İstinaf başvurusunda bulunan karşı taraf davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
2-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflara ücret-i vekalet takdirine yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan karşı taraf davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince davanın esası ile ilgili verilecek kararda değerlendirilmesine,
B)Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
-Karşı taraf davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının KABULÜ ile, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden verilen 18/04/2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne ilişkin ARA KARARIN KALDIRILMASINA,
C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
D) Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/09/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nun 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
.....
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.