Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/921

Karar No

2025/238

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ....
KARAR NO : ....

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : .... (.......)
ÜYE : .... (.......)
ÜYE : .... (.......)
KATİP : .... (.......)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/01/2024
NUMARASI : ....... Esas - ....... Karar

İSTİNAF EDEN DAVACI : .......
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : .......
VEKİLİ : Av. ....
İHBAR OLUNAN : .......
DAVA : Menfi Tespit

İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
YAZIM TARİHİ : 21/02/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 22/01/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ....... ....San. Tic. A.Ş.'nin kredi kullanabilmesi amacıyla ....... Tic.ve San. Ltd. Şti.'nin keşideci, .......’in lehdar ve ciranta olduğu çekleri ciroladığını, son ciranta ....... olduğunu ve bu haliyle .......'ın çekleri davalıya vererek kredi kullandığını, borcu ödemesi gereken ....... ödemediği için davalının, müvekkili şirketi, .......’i ve ....... Ltd.Şti.'yi Konya.... İcra Müdürlüğü’nün ....... Esas ve ....... Esas sayılı dosyaları ile takibe koyduğunu, her nedense son ciranta olan ve davalı bankaya çekleri vererek kredi kullanan .......’ı icra listesinin dışında tuttuğunu, son ciranta ....... A.Ş.'nin halen faal bir şirket olup yüksek cirolu işler yaptığını, alacağını son ciranta ....... A.Ş. ye yöneltseydi alacağını tahsil edebileceğini, harici aldıkları duyuma göre de alacağın tahsil edildiğini, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, keşidecinin ya da cirantaların ödeme yapıp yapmadıkları, yaptılar ise ne kadar ödedikleri bilinmediği için davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını beyan ederek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla son ciranta ....... A.Ş. tarafından takibe konu çeklerle alakalı olarak bir ödemenin yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise ne kadar ödendiğinin ve de bu bağlamda müvekkili şirketin davaya konu icra dosyalarına konu edilen çeklerle ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının daha önce Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığına dair dava açtığını, yerel mahkeme tarafından davacının davasının reddine karar verildiğini, daha önce verilmiş menfi tespit davası gereğince kesin hüküm sebebiyle, davacının davasının reddine karar verilmesinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, takip yapıldığı tarihte ....... hakkında iflasın ertelenmesi davasının bulunduğunu, bu dava sebebiyle Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas - ....... Karar sayılı ek kararı ile tedbir kararı verildiğini, bu nedenle ....... hakkında icra takibi yapılamadığını, kabul etmemekle birlikte borcun ödendiği iddiasının ancak ....... tarafından ileri sürülebileceğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın .......'a ihbarının gerektiğini beyan ederek davanın reddi ile davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 31/03/2021 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...6102 sayılı TTK'nun 5/A-1. maddesinde;"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde, yine 7155 sayılı Kanun'un 23.maddesi ile eklenen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-1.ve 2. Maddesinde;"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde, 6100 sayılı HMK'nun 114/2.maddesinde;" (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde, HMK'nun 115/1.ve 2. maddesinde;" (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Davacı tarafça dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemediği gibi Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının da anlaşılamaması nedeniyle, mahkememizce 10/03/2021 tarihinde ihtarname düzenlenerek, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini mahkememize sunmak üzere bir haftalık kesin süre verildiği, bu kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkememize sunulmaması halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceği hususunun ihtar edildiği, kesin süreleri içerir 20/03/2021 tarihli ihtarın davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı tarafça süresi içerisinde arabuluculuk son tutanağı aslını sunmadığı anlaşılmakla, davanın HMK'nun 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 25/06/2021 TARİHLİ, ....... ESAS - ....... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 31/03/2021 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 25/06/2021 tarihli ....... Esas, ....... Karar sayılı kararı ile; "...Resmi Gazete'de 18/12/2018 tarihinde yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" düzenlemesi ile, TTK'nın geçici 12. maddesinde; "(1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği (01/01/2019) tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay'da görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz" düzenlemesi getirilmiştir.
Bunun yanında, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (HUAK) dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 18/A maddesi eklenmiştir. HUAK'ın 18/A-2 maddesinde, "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Menfi tespit davasında arabulucuya başvurunun zorunlu olup olmamasının incelenmesinde; öncelikle menfi tespit davasıyla ilgili genel bir açıklama yapılmasına ve ilgili yasa düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi dayanaksız kalır ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki bu da istirdat davasıdır. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 02/05/2019 tarih 2017/7853 Esas- 2019/4067 Karar sayılı ilamı).
Daha önceden dairemiz yukarıda yapılan tespit ve açıklamalar gereğince; ticari davalarda, alacaklıya istirdat talebinde bulunması halinde arabulucuya başvurma zorunluluğu kabul edildiğine göre, menfi tespit davasında da öncelikli olarak bir alacağın varlığı tartışıldığı gözönünde bulundurularak, menfi tespit davalarında da arabulucuya başvurma dava şartının yerine getirilmiş olması gerektiği, aksi taktirde hak arama konusunda eşitlik kuralı ihlal edilmiş olacağı gerekçeleriyle, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davaların açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak getirildiği gerekçeleriyle, ticari menfi tespit davalarında da HMK 114/2 maddesi gereğince arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi aranmış ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01/04/2021 tarihinde 2020/4396 Esas 2021/3198 Karar sayılı içtihadında; ".......
Bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi bazı koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre; (a) Öncelikle konusu, bir miktar paranın ödenmesi olmalı, (b) Sonra dava konusu olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmelidir. Bu koşulların bulunması halinde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olacaktır. Bu koşulların gerçekleşmediği ticari davalarda davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmeyecektir.
Kanun maddesinin metni ve gerekçesi bu kadar açık ve net olup zorlamayla da olsa genişletici bir yorum yapılmasına elverişli değildir. Zaten ileri ve özgürlükçü hukuk düzenlerinde zorunlu ve emredici kuralların dar yorumlanması esastır. Menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nun 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi sayısız hukuki sakıncalara da neden olacaktır. Bu itibarla kanun hükmünde öngörülen açık ifadelere rağmen dava şartı arabuluculuğun uygulama alanının genişletilmesi doğru değildir.
HMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Ancak menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilemeyeceğinden, ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında, davacının, dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan açılan davada ilk derece mahkemesince, dava şartı arabulucuya başvurulmadan açıldığı gerekçesiyle, usulden verilen ret kararına karşı, aynı nedenle yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozarak kaldırdığı, aynı dairenin benzer içerikli istikrarlı kararları (2020/6050 E. 2021/4519 K., 2020/6031 E. 2021/3835 K. vs.) nazara alındığında; menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartının aranmayacağı bu nedenle davanın esasına ilişkin delillerin toplanmasından sonra değerlendirme yapılması gerekirken; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi hukuka uygun görülmediğinden, davacının istinaf talebinin kabulüne, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının esasa ilişkin delillerin toplanmasından sonra değerlendirme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi..." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 22/01/2024 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacı şirketin davaya konu icra dosyalarına konu edilen çeklerle ilgili borçlu olmadığının tespitini talep edilmiş ise de;05/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafın uyuşmazlık dönemine ait 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yılları yevmiye defterlerinin kapanış tasdikleri bulunmadığı için HMK'nun 222. maddesindeki şartları taşımadığının belirtildiği, davacının borçlu bulunmadığı iddiasının senetle aynı kuvvette bir delil ve belgeyle ispat etmesinin gerektiğini, davacının iddiasının kambiyo senedine dayandığını, davacı şirketin davaya konu icra dosyalarına konu edilen çeklerle ilgili borçlu olmadığı iddialarını yazılı delille ispat edemediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ....... San.Tic.A.Ş.'nin kredi kullanabilmesi amacıyla ....... Tic.ve San.Ltd.Şti.'nin keşideci, .......’in lehdar ve ciranta olduğu çekleri ciroladığını, son ciranta .......'ın bu haliyle çekleri davalıya vererek kredi kullandığını, borcu ödemesi gereken dava dışı .......'ın ödemediği için davalının müvekkili şirkete, ....... ve ....... Ltd.Şti. hakkında Konya.... İcra Müdürlüğü’nün ....... Esas ve ....... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, ancak son ciranta olan ve davalı bankaya çekleri vererek kredi kullanan .......’ı icra dışında tutulduğunu, edinilen duyuma göre de davalı tarafça alacağın tahsil edildiğini, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı kayıtlarında yapılacak incelemeler sonucunda bu hususun ortaya çıkacağını, bu bağlamda yapılan yargılamada düzenlenen bilirkişi raporunda davalı şirketin uyuşmazlık dönemine ait 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yılları yevmiye defterlerinin kapanış tasdikleri bulunmadığı için HMK 222. maddesindeki şartları taşımadığı, 2012 yılı ticari defterlerinin HMK 222. maddesindeki şartları taşıdığı davaya ve icra takiplerine konu 12 adet ve 403.000,00 TL toplam tutarlı çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı net olarak tespit edilememekle beraber, diğer belgelere göre dava konusu çeklerin keşidecisinin ....... Ltd. Şti. olduğu, davacı şirket tarafından .......’den alınıp ....... Ltd. Şti.’ne ciro edilmiş olduğu, çeklerin tamamına karşılıksız işlemi yapıldığı, davaya ve icra takiplerine konu çeklerin bedellerinin davacı tarafından ödendiğine ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davaya ve icra takiplerine konu çeklerin bedellerinin keşideci ve diğer cirantalar tarafından ödendiğine ilişkin herhangi bir belge ve kayıt bulunmadığı, davacı taraf defterlerinde davalı banka ile ilgili herhangi bir borç ve alacak kaydı bulunmadığı yönünde tespit ve değerlendirmede bulunulduğunu, mahkemece söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinin usul ve esasa aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya uygun bir rapor olmadığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı taraf defterlerini incelemeye esas olmak üzere sunmadığını, bu yönü ile eksik incelemeye dayalı rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davalının hesap kayıtları deliline dayanılmış olması karşısında mahkemece davalı kayıtlarının celbi ile söz konusu kayıtlar üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, davalı bankanın ticari kayıt ve defterlerini ibraz etmekten kaçınması da davaya ilişkin iddialarını doğrular nitelikte olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut olayda davalı tarafından Konya.... İcra Müdürlüğü’nün ....... Esas ve ....... Esas sayılı dosyaları ile çeklere dayalı olarak ciranta olan davacının da içlerinde bulunduğu borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatılmış olup, davacı, takipler başlatıldıktan sonra davalı bankanın söz konusu icra dosya borçlarını çeklerde cirosu bulunan ve çekleri bankaya veren ....... San.Tic.A.Ş.'den ya da diğer çek borçlularından tahsil ettiğini iddia ederek Konya.... İcra Müdürlüğü’nün ....... Esas ve ....... Esas sayılı dosyalarına konu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davacı delil olarak banka kayıtlarına dayanmış olup, ilk derece mahkemesince banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiği görülmüştür.
Bankacı bir bilirkişiye davalı bankanın ilgili şubesindeki dava konusu Konya.... İcra Müdürlüğü’nün ....... Esas ve ....... Esas sayılı dosyalarına konu çeklerle ilgili banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilip banka kayıtlarında bir ödeme olup olmadığı var ise hangi tarihte kim tarafından ne miktarda ödeme yapıldığı konularında bilirkişi raporu alındıktan sonra tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/01/2024 tarih, ....... Esas - ....... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan ....... Üye ....... Üye ....... Katip .......
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

A.Ç

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim