mahkeme 2024/235 E. 2024/1015 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/235
2024/1015
20 Mayıs 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/01/2024
NUMARASI : Esas - Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Ticari Şirkete Kayyım Atanması
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 20/05/2024
YAZIM TARİHİ : 23/05/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin....esas sayılı dosyası ile açılan kayyım tayini davasında 02/01/2024 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kayyım tayini istenilen davalı şirketin %50 hisse payı oranında ortağı olduğunu, şirketin Ereğli İlçesinde faaliyet gösterdiğini, şirketin diğer ortaklarının ve yönetiminin tutum ve davranışları ile şirketin şu anki faaliyetleri ve mali durumunun kayyımın atanmasını gerekli kaldığını, kayyım atanma şartlarının oluştuğunu, davalı şirketin makinaları, fabrika ve ekipmanları satacağının müvekkilince haricen öğrenildiğini, satış işlemlerine karşı müvekkilinin izni ve onayının bulunmadığını, şirkete ait makine, ekipmanlar ve gayrimenkulün satılması halinde taraflarına ticaret mahkemesinde dava açılacağını müvekkilince noter ihtarnamesi ile davalı şirkete bildirildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince ortakların diğer ortakların yazılı izni olmadan hisselerini devredemeyeceklerinin hüküm altına alındığını, devredenin ortakların uğradığı zararı karşılayacağının da maddede yer aldığını, bu hükme aykırı hareket edildiğinin taraflarınca tespit edildiğinden davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini ve davalı şirketin mali durumunun daha fazla bozulmaması ve hak kayıplarının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılamanın adli yardım talepli olarak yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin UETS adresine gelen elektronik tebligatın telefona şifre gelmediğinden zamanında öğrenilemediğini, HMK 115/1'e göre dava şartlarının mevcut olmadığını, bu durumu davanın her aşamasında tarafların ileri sürebileceğini, davacının müvekkili şirketin ortağı olmadığını, davacının müvekkili şirketle hiçbir resmi kaydının bulunmadığını, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davanın geçersiz sözleşmeye dayalı olarak açıldığını, noter onayı olmayan devir sözleşmesinin geçersiz olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin adi bir sözleşme olduğundan dolayı pay devri veya vaadi sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının müvekkili şirkete kredi alabilmek için aracılık yaptığını, kredinin alınabilmesi için taraflar arasındaki adi sözleşmenin imzalandığını, gerçekte böyle bir devrin mevcut olmadığını, kanunun aradığı şekil şartına uygun devir sözleşmesi olmadığı gibi taraflar arasında ödenen bir bedelin de bulunmadığını belirterek; öncelikle davanın husumetten reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Ereğli Ticaret Sicili Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabına göre davacının davalı şirkette pay sahibi ve ortağı olmadığı anlaşıldığından TTK 630 Maddesi gereğince davacının kayyım tayini talebinde bulunmakta ve işbu davayı açmakta aktif husumeti olmadığından işbu davanın HMK 114/d. maddesi gereğince aktif husumete ilişkin dava şartı yokluğundan davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında ortaklık sözleşmesi düzenlenmiş olduğundan müvekkilinin davalı şirkete kayyım atanmasını isteme yetkisi bulunuğunu, ayrıca aleyhlerine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, delillerin toplanmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin, kayyım tayini istenilen şirkette ortaklık sözleşmesi uyarınca %50 hisse payı oranında ortaklığının halen devam ettiğini, davalı şirket ile müvekkili arasında 01/01/2023 tarihinde ortaklık sözleşmesi imzalandığını, söz konusu iş yerine ve içerisinde bulunan makinalara, organize sanayi bölgesinde .....Mahallesi, .... Mevkii ... ada, .. parsel de bulunan asıl fabrikaya 1/2 oranında ortak olduğunu, söz konusu fabrikada bulunan yeni alınan makine, fabrika ve ekipmanların satılacağını öğrendiklerini, bu satış işlemlerinin yapılması hususunda müvekkilinin izin ve onayı olmadığını, yapılan sözleşmenin 8. Maddesinde ''iş bu ortaklıkla ilgili olarak ortaklar hisselerini diğer ortağın yazılı izni ve muvafakatlerini almaksızın bir başkasına devir ve temlik edemez, ortaklardan biri diğer ortağın izni olmaksızın hissesini devredemez üçüncü kişi ve kişilere satamaz, kapatamaz yanına ortak alamaz ve veya kısmen tadil edemez bu gibi durumlarda ortağın her türlü zararını karşılamak durumundadır. Her türlü ihtilafların halinde Konya/Ereğli Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." şeklinde hüküm bulunduğunu, davalı tarafça bu hükme aykırı hareket edildiğinin tespit edildiğini, gerekçeli karar, kısa karar, ve ara kararların tamamen birbirine çelişkili olduğunu, HMK'nın 297. maddesi gereğince hükmün sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiğini, davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerektiğini, yemin delili ve bilirkişi incelemesinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmediğini, tanıkların dinlenmediğini belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davalı şirkete kayyım atanması talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı taraf, davalı şirketin %50 ortağı olduğunu, şirkete ait mal varlıklarının satılacağını haricen öğrendiklerini, davalı şirkete ait mal varlıklarının davacının onayı olmadan satılamayacağını ileri sürerek davalı şirkete kayyım tayin edilmesini talep etmekte, davalı taraf ise davacının şirket ortağı olmadığını, bu nedenle şirkete kayyım tayinini isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmektedir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesinde;
" (1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
(3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.
(4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu madde hükmüne göre şirket ortağı olmayan kişilerin şirket yöneticisinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden istemesi mümkün değildir. Her ne kadar davacı, 01/10/2023 tarihli sözleşme gereğince şirket ortağı olduğunu ileri sürmekte ise de Türk Ticaret Kanunu'nun 595 inci maddesi gereğince limited şirketlerde pay devrine ilişkin sözleşmenin yazılı olarak yapılması, tarafların imzalarının noterce onanması ve şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devrinin ortaklar genel kurulunca onaylanması gerekir. Davacı tarafça sunulan sözleşmede noter onayı bulunmadığından sözleşme geçersiz olup davacının davalı şirketin ortağı olduğunun kabulü mümkün değildir. Buna göre mahkemece davacının davalı şirketin ortağı olmadığı ve şirkete kayyım tayin edilmesini talep etme hakkı bulunmadığı yönündeki kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak davada sıfat, maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalı sıfatı ise, dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı da pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının belirlenmesinde olduğu gibi maddi hukuka göre tespit edilir. Sıfat dava şartı değil, itirazdır. Taraf sıfatı HMK 114. maddesinde dava şartı olarak düzenlenmemiş olup, ilk derece mahkemesince aktif husumet ehliyetinin dava şartı olduğu kabulü doğru olmamışsa da mahkemece dava aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedildiğinden mahkemenin aktif husumetin dava şartı olduğu yönündeki hatalı kabulü sonuca etkili görülmemiştir. Bu nedenle davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 20/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.