mahkeme 2024/201 E. 2024/1485 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/201

Karar No

2024/1485

Karar Tarihi

24 Eylül 2024

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :
KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/11/2023
NUMARASI : Esas - Karar

DAVACI : ... - T.C Kimlik No: ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTİNAF EDEN DAVALI : 1- ... - T.C Kimlik No: ...
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... - Av. ...

DAVALI : 2-

DAVA : Menfi Tespit

İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 24/09/2024
YAZIM TARİHİ : 27/09/2024
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 23/11/2023 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı, davalı ...'nin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait şahıs firması olan "..... Ses Sistemleri firmasının 2013 yılı sonunda müracaatla kapatılarak, ticari faaliyetinin son bulduğunu, müvekkili aleyhinde Konya.. İcra Müdürlügü'nde davalı ... tarafından 2... Esas sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, takibin 5 adet 5.000,00-USD'lik senetle ilgili olduğunu, ancak müvekkilinin, davalıları hiçbir şekilde tanımadığı, hayatı boyunca şahsen görmüşlüğü bulunmadığı gibi; söz konusu senetleri de icra takibinin açıldığından haberdar olduğunda ilk kez gördüğünü aynı zamanda senetler üzerindeki imzaların da kesinlikle kendisine ait olmadığını, şirkete ait tek imza yetkilisinin davacı müvekkilinin olduğunu, müvekkilinin evine söz konusu icra takibi dosyasından Antalya .. İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyası ile hacze gidildiğini ve haciz işlemi de uygulandığını, diğer davalı ve ciranta "..." adına ve yetkisiz imza ile tanzim edildiğini, sahte ve geçersiz senetlerin devamında .... Elektronik tarafından davalı ...'ye ciro edildiğini, davaya konu senetlerin davacı müvekkilinin imzasını taşımadığı ve herhangi bir uzman incelemesi gerektirmeden çıplak gözle bakıldığında bile bu durumun açıkça anlaşılacağını dava konusu geçersiz ve sahte senetlerin icra takibine konu edilmiş durumda olduğundan takibe konu senetler nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespiti ile senetlerin iptaline, müvekkilin daha fazla mağdur olmaması için HMK'nın 392/1. maddesi gereğince teminatsız olarak dava sonuna kadar ilgili çekin icra takibine konu edilememesi ve takibe konulmuş ise takibin durdurulması, ihtiyati haciz dahil her türlü takip ve haciz işlemlerinin yapılamaması için ihtiyati tedbir konulmasını, ayrıca davalının % 40'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf huzurdaki davayı her ne kadar Antalya Mahkemelerinde açmışsa da, davaya bakmakta Antalya Mahkemelerinin yetkili olmadığını, davacı borçlu tarafından açılan işbu davada mahkemenizce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli Konya Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde, takibe konu bonolar altındaki imzaya itiraz ettiğini ve müvekkili şirkete borcu olmadığını iddia ettiğini, davacı tarafın tüm bu iddialarının haksız ve kötü niyetli olduğunu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu bonoları dayanak gösterilerek davacı borçlu ile diğer davalı borçlu hakkında Konya .. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe ilişkin ödeme emrinin davacı borçluya usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiğini ve davacı borçlunun borca veya imzaya herhangi bir itirazı olmaksızın takibin kesinleştiğini, kesinleşme sonrasında borçlunun gerek bono üzerinde olan gerekse tespit edilen işyeri adreslerine hacze gidildiğini ancak söz konusu adreslerin kapalı veya boş olması nedeni ile herhangi bir işlem yapılamadığını, davacının daha sonra mernis adresine hacze gidildiğini, 16.05.2013 tarihli haciz sırasında davacı borçlu ... (...) “Şimdilik borca bir diyeceğim yoktur” demek sureti ile borcu ve takibe dayanak bonoları kabul ettiğini, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesini talep etmiş olup, açıklanan nedenlerle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili görevli Konya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini haksız ve kötüniyetli olan davacı hakkında alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacı şirket yetkilisi ...'in senetlerle ilgisine dair bir tespit yapılamadığı, davacının, dava konusu bonolar üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, davacının ve eski eşinin ceza dosyasında imzanın eski eşi ... eli ürünü olduğunu ikrar ettikleri, Mahkememizce imzanın davacının eski eşi ...'e ait olduğunun kabul edildiği, davacı şirket yetkilisi ...'in senetlerle ilgisine dair bir tespit yapılamadığı, nitekim Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;sanık ...'in üzerine atılı Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı beraatine karar verildiği, kararın 13/03/2023 tarihinde kesinleştiği, davacı ...'in dava dışı ... adına hareket ettiğinin de dosya da bulunan delillerle ispatlanamadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle davacının Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyasına konu; 27.12.2010 keşide tarihli, 01.09.2021 vade tarihli 5.000,00 USD meblağlı, 27.12.2010 keşide tarihli, 01.10.2011 vade tarihli 5.000,00 USD meblağlı, 27.12.2010 keşide tarihli, 01.11.2011 vade tarihli 5.000,00 USD meblağlı, 27.12.2010 keşide tarihli, 01.12.2011 vade tarihli 5.000,00 USD meblağlı, 27.12.2010 keşide tarihli, 25.12.2011 vade tarihli 5.000,00 USD meblağlı senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davacının, dava konusu bonolar üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasına karşın, davacını ve eski eşinin Ağır Ceza Mahkemesi yargılamasında imzanın eski eşi ... eli ürünü olduğunu ikrar etmeleri nedeni ile imza incelemesi yapılmaksızın imzanın davacının eski eşi ...'e ait olduğunun kabul edildiğinin ifade edildiğini, yargılama süresince verilen beyanlarda davacı ile dava dışı eski eş ...'in birlikte hareket ettikleri ve sırf borçtan kurtulmak amacı ile gerçekte ... tarafından fiilen işletilen ancak davacıya ait olan şahıs şirketine ait kambiyo evraklarında bulunan imzaya itiraz ettiklerini beyan ettiğini, nitekim davacı taraf gerek işbu dosyada gerekse CBS dosyasında kendi adına olan şahıs şirketin gerçekte fiilen eski eşi ... tarafından işletildiğini açıkça ikrar ettiğini, dava dışı ...'in de bu iddiayı savcılık dosyasında ikrar ettiğini, savcılık dosyasındaki beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu taraflarınca belirtilmiş ise de; mahkemece tarafların yalnızca imzaya ilişkin beyanlarının ikrar olarak kabul edildiğini, yalnızca söz konusu ikrar dikkate alınarak imza incelemesi yapılmadığını, sırf bu husus dahi eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunun açık bir göstergesi olduğunu, mahkemece dava dışı ...'in ticari vekil sıfatına haiz olduğu ticari temsilci sıfatına haiz olmadığı, davacı tarafından dava dışı ...'e herhangi bir vekaletname verilmediği gibi ticari temsilcinin Ticaret Sicil'e de kaydedilmediğini, ticari yetkisi olmayan dava dışı eşin yapmış olduğu işlem asıl ticari işletme sahibini bağlamadığını, kaldı ki davaya ilişkin malların davacıya teslim edildiğinin de ispatlanamadığının belirtildiğini, davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde kendi adına olan işletmenin fiilen eski eşi olan ... tarafından işletildiğini açıkça ikrar ettiğini, söz konusu ikrar mahkeme içi ikrar niteliğinde olup kesin delil olduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 13.01.2014 tarih .... Esas.... Karar sayılı ilamı ışığında dava dışı ...'in isticvabına karar verilerek bu yöndeki beyanlarının ve imza örneklerinin alınmasına karar verillmesi gerekmesine karşın eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edildiğini, bununla birlikte yine davacı tarafın beyanlarından davacıya ait işletmenin fiilen dava dışı ... tarafından idare edildiği ve bu durumun da davacının bilgisi dahilinde olduğu, dosya borçlusu davacının, haciz işleminden sonra dava dışı ... ile borcun tasfiyesi hakkında görüşme yaptığı birlikte değerlendirildiğinde davacı ile dava dışı ...'in en başından itibaren birlikte hareket ettikleri ve kötüniyetli olarak borçtan kurtulma ve müvekkilini zarara uğratma amacı ile hareket ettiklerini gösterdiğini, görüldüğü üzere davacının haksız ve kötüniyetli olarak tamamen borçtan kurtulma amacı ile işbu davayı ikame ettiğini, alacak likit bir alacak olup haksız ve kötüniyetli davanın reddi ile müvekkili lehine inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini beyanla kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı ve davalı .... Şti.'nin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresinde istinaf başvurusunda bulunmadıkları, bu sebeple davalı .... Şti. hakkında verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleştiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... yönünden istinaf incelemesi yapılmıştır.
Yargıtay HGK'nın 20/12/2017 tarih 2017/12-1149 Esas 2017/2029 Karar sayılı ilamında " .... Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 449. maddesinin birinci fıkrasında ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekâle imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir" şeklinde yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547. maddesinin birinci fıkrasında ise ticari mümessil; “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Ticari mümessillik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticari mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir.
Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu hâliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK m.450; TBK m.548).
Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. m. 449/2; TBK. m. 542/2).
Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır.
Nitekim ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK m. 449/l'de "...işlerini idare ..." ibaresiyle vurgulanmıştır.
Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir. Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 539/II. (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür.
İşletme sahibinin ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir.
Ticari mümessillik gibi ticari vekâlet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekâlet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir.
Borçlar Kanunu madde 453/ I ve II'ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir.
Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.” hükmünü içermektedir.
Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.
Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekâlet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir.
Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir.
Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez (BK. m. 453/2; TBK m. 551/2). Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK m. 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez..." hususunun belirtildiği (aynı doğrultuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.10.2011 tarih 2011/12-549 Esas 2011/644 Karar sayılı ilamı),
Davacının Konya .İcra Müdürlüğü'nün.... Esas sayılı dosyasında takibe konu senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, davacının Konya ..Ağır Ceza Mahkemesi'nin ....Esas ... Karar sayılı dosyasında verdiği ifadesinde "İddianamede adı geçen .... .... Sistemleri isimli şirket resmi manada benim üzerime kayıtlıydı ancak fiilen tüm iş ve işlemleri eşim ... yürütmekteydi, ben normalde böyle bir borcumuz olduğunu 2012 yılında evimize haciz için geldiklerinde öğrendim, bu haciz esnasında ben bir kısım evrak imzaladım ancak bu borcu kabul ettiğim manasına geldiğini bilmiyordum, senetler üzerinde yer alan imzalar tarafıma ait değildir, bu imzaları eski eşim olan ... benim imzalarımı taklit etmek suretiyle cirolamıştır, daha sonra bu imzaların bana ait olmadığı açmış olduğum menfi tespit davasında ticaret mahkemesi tarafından tespit edilmiştir. Ben o davayı da kazandım, zaten bu dava sırasında eski eşim olan......'ta bu durumu kabul etmiş ve imzaların kendisi tarafından atıldığını itiraf etmiştir...." şeklinde beyanda bulunduğu, davacının bu beyanının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu, Ağır Ceza Mahkemesinde davacının eşi ...'in de "....Olay tarihinde eşim olan ...kayıtlı olan ....isimli şirketi eşimin üzerine açmıştım, ancak işletmenin sorumlukları ve işlerin idaresi bendeydi, müştekiye ben bir çok senet verdim, bir çoğunu da ödedim, makbuzları da bendedir. Bu senetler karşılığında kendisinden disko robotu almıştım bu cihazların bir kısmı arıza yaptı, yine ben bu cihazlar için müştekiden fatura istedim ancak kendisi fatura kesmeyi kabul etmedi. Aynı zamanda bozulan cihazlarında tamiratlarını yapmaması üzerine bende söz konusu senetleri ödemedim...." şeklinde beyanda bulunduğu, bu durumda senetleri imzalayan ...'in davacının ticari mümessili olduğu, bu durumda davacı da sorumlu olacağından davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından davalı ...'nin istinaf başvuru talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince; ...'ye yönelik açılan davanın reddine, davalı .... Şti.'ne yönelik dava ile ilgili ilk derece mahkemesince verilen karar kesinleştiğinden bu davalı ile ilgili açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Davalı ...'nin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2023 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,

1-İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... tarafından yatırılan 1.320,75 TL istinaf karar harcının talep halinde bu davalıya iadesine,
2-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... tarafından yatırılan 1.318,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 87,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.405‬,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
1-Davacının davalı ... aleyhine açtığı davanın REDDİNE,
2-Davalı .... Şti.'ne yönelik dava ile ilgili ilk derece mahkemesince verilen karar kesinleştiğinden bu davalı ile ilgili açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davalı ... davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
4-Davacının münhasıran davalı ... için yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatıran taraflara iadesine,
C) İlk derece mahkemesince davalılardan tahsiline karar verilen bakiye karar harcı ile ilgili düzenlenen 13/02/2024 tarihli harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin davalı ... yönünden istenmesine, iade işleminin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
E) Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim