Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1550

Karar No

2024/1934

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ....
KARAR NO : ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : .... (.....)
ÜYE : .... (.....)
ÜYE : .... (.....)
KATİP : .... (.....)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/09/2020
NUMARASI : ....... Esas - ....... Karar

ASIL DAVADA
DAVACI : ..... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ....

İSTİNAF EDEN DAVALI : ..... T.A.Ş
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Menfi Tespit

BİRLEŞEN Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
....... ESAS ....... KARAR SAYILI DAVASINDA

İSTİNAF EDEN DAVACI : ..... T.A.Ş
VEKİLİ : Av. ....
DAVALILAR : 1- ..... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ....
2 -....... Otom. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. .........
3 -....... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLLERİ : Av. ....
DAVA : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
YAZIM TARİHİ : 17/12/2024
Davacı tarafından, davalılar aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... ve ....... esas sayılı dosyaları ile açılan menfi tespit ve itirazın iptali davalarında 09/09/2020 tarihinde tesis edilen asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddine ilişkin karara karşı Asıl dava davalısı birleşen dava davacısı ..... T.A.Ş'nin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 10/03/2023 tarih ....... Esas - ....... karar sayılı kararının Yargıtay.... Hukuk Dairesi'nin 12/06/2024 tarih, ....... Esas, ....... Karar sayılı ilamıyla bozularak dairemize iade edildiği anlaşılmakla, dosya incelendi;
ASIL DAVA: Asıl davada davacı ..... ...... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın dava dışı borçlu ....... Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekkilinin müteselsil kefil olduğundan bahisle müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra dosyasına yaptıkları itiraz neticesinde takibin durduğunu, ancak halen müvekkili üzerindeki icra tehdidinin devam ettiğini, banka tarafından düzenlenen alacağın dayanağı teşkil edilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkiline ait olmadığını, TBK 583 ve TBK 12. madde hükümleri gereğince kefalet sözleşmesinin geçersiz sayılması gerektiğini, müvekkilinin sorumlu tutulduğu kefalet sözleşmesine istinaden asıl borçluya her hangi bir kredi kullandırılmadığını, asıl borçlunun kullanmış olduğu kredilerin farklı tarihlerde KGF kapsamında olduğunu, davalı bankanın takipten önce müvekkiline ihtarnameye, müvekkilinin verdiği cevapta kefalet akdinin geçersiz olduğunun açık bir şekilde izah edildiğini, davalı bankanın kefalet akdinin geçersiz olduğunu bile bile müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı alarak mal varlığı üzerine Konya.... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası üzerinden haciz konulduğunu belirterek, müvekkilinin davalıya 939.327,63 TL den dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalının takip miktarının %20 sinden az olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesine, HMK 329. maddesi gereğince dava değerinin %10 u oranındaki müvekkil vekalet ücretinin de davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Asıl davada davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın dava dışı ....... İnş. San. Tic. Ltd. Şti.' ne genel kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullandırıldığını, kredi sözleşmelerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile davacının imza attığını, dolayısıyla davacının da borcun tamamından sorumlu olduğunu, borçlulara kredinin kat'ına ilişkin ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamede verilen süre içerisinde borç ödenmediğinden dolayı Konya.... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibi davacının itirazı üzerine durdurulduğunu, davacının dava açmakta hukuki yarar bulunmadığını, taraflarınca açılmış olan yine mahkememizin ....... Esas sayılı dosyasında görülmekte olan itirazın iptali davasında borçlu olunmadığının tespitinin de ileri sürülebileceğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davaya konu 23/10/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde bulunan kefil olan davacı şirket yetkilisinin el yazısının ve imzasının müvekkili banka çalışanları huzurunda alındığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, müvekkili bankanın zararının davacıdan tahsiline ve bu zarar miktarının %20' den az olmayacak şekilde belirlenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı ..... T.A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankaca, dava dışı ....... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne Genel Kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullanıldığını, davalılar ....... ...... Yapı Elemanları İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., ....... Otom. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ..... Sanayi ve Ltd. Şti.'nin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile bu sözleşmeleri imzaladıklarını, Genel Kredi Sözleşmesi 4.maddesi gereğince kredi hesabı kat edilerek kat’ına ilişkin keşide edilen Gebze.... Noterliği’nin 07.03.2019 tarih ve ....... yevmiye nolu ihtarnamesi borçlulara gönderildiğini, verilen süre zarfında alacağın ödenmediğini, ana kredi borçlusu ....... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında; borcunun teminatı olarak verilen 1.000.000,00-TL bedelli 1. Derece müvekkili banka lehine ipotekli Konya ili ....... ilçesi ....... Mah. ....Parsel, .... Ada, ....... Pafta, .... No’ lu bağımsız bölümde olan taşınmazın ipotek bedeli, asıl borcun tamamını karşıladığından borçlu firmanın ilamsız icra takibine taraf tutulmadığını, müşterek borçlu müteselsil kefiller hakkında müvekkili bankaya olan borçları rehinle teminat altına alınmadığından; kefalet borcunun müteselsil kefiller hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla B.K.586 madde gereği borcun tamamı olan 939.327,63-TL üzerinden, Konya.... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takip başlatıldığını, takip borçluları/davalıların takibe itiraz etmeleri üzenrine icra müdürlüğünce haklarındaki takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçluların imzaladığı 23.10.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde borçlu-kefillerin kefaletlerinin limitleri 3.000.000,00 TL olarak belirlendiğini, 07.03.2019 tarih ve ....... yevmiye nolu ihbarname uyarınca toplam ihtar edilen borç tutarı borçluların kefalet limitlerinin altında olduğundan asıl alacağın tamamından müteselsil kefil olarak sorumlulukları bulunduğunu, tüm bu sebepler ve dava süresince ortaya konacak delillerle haksız ve mesnetsiz itirazın iptalini ve borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir.
CEVAP: Birleştirilen davada davalı ..... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın, Konya.... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlu ....... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekilinin ve davalıların müteselsil kefil olduklarından bahisle icra takibine geçtiğini, söz konusu takibe dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin; müvekkili açısından TBK 583. maddesi ve devamındaki şartları taşımadığından hukuken geçersiz olduğunu, davacı banka tarafından alacağa dayanak gösterilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin şekil şartları taşımayan kefalet sözleşmesi gereğince davacıya bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından asıl borçluya bu sözleşme kapsamında kredi kullandırılmadığını, sonraki tarihlerde kredi garanti fonu kapsamında kredi kullandırıldığını, asıl borçlunun -şayet borcu var ise dahi- borcunun kaynağının bu sözleşme değil; kredi garanti fonu kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, bu sebeple dahi müvekkiline takip yapılamayacağını, davacı bankanın sözleşmenin geçersizliğini bile bile takibe geçmesinin, müvekkilinin malvarlığı üzerine ihtiyati hacizler koydurmasının kötü niyetli olduğunu, asıl borçlu açısından ipotek ile güvenceye alınmış bir alacak mevcut iken, rehin açığı belgesi alınmadan kefil hakkında ilamsız icra takibine geçilmesinin de İİK 45 maddesine aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ....... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın Konya.... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlu ....... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekilinin ve diğer muhatapların aleyhine icra takibine geçtiğini, müvekkilinin itirazı üzerine takibin durduğunu, söz konusu takibe dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin; müvekkili açısından TBK 583. maddesi ve devamındaki şartları taşımadığından hukuken geçersiz olduğunu, davacı banka tarafından alacağa dayanak gösterilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazılar müvekkiline ait olmadığını, dolayısıyla ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ispat edilebileceğini, dava dışı şirketin borcunun kefalet sözleşmesinden çok sonra kullandığı kredilerden kaynaklandığını, ayrıca dava dışı şirketin bankada ipoteğinin bulunmasına rağmen kefillere ilamsız icra takibine geçilmesinin İİK 45. maddesine aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının takip miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ....... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı bankanın Konya.... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibine müvekkilinin itirazı nedeniyle takibinin durdurulduğunu, müvekkili şirketin iki şirket yetkilisinin ortak imzası ile temsil edilmesine rağmen 17/05/2019 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağında müvekkili şirketin tek temsilcisinin imzası bulunması nedeniyle arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu ve bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacının mahkemeye sunduğu genel kredi sözleşmesindeki müvekkili şirket kaşesinin üzerinde tek imza bulunduğunu, müvekkili şirketin temsil ve ilzama çift imza ile yetkili olduğunu, buna ilişkin yaptıkları itirazın kabul edilerek müvekkili şirket hakkındaki ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, bu nedenlerle genel kredi sözleşmesinin müvekkili açısından geçersiz olduğunu, ayrıca icra takibine dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin TBK 583.maddesine uygun şekilde düzenlenmediğini, kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkili şirketin yetkililerinden herhangi birine ait olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle takip miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Mahkememizce toplanan deliller ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 25/06/2020 tarihli raporla kefalet sözleşmelerinde yer alan yazıların davacı-davalı şirket temsilcilerinin eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden, BK 583/1. maddesinde belirtilen şekil şartlarının bulunmaması nedeniyle genel kredi sözleşmesi gereğince kök davada davacı, birleşen davada davalı şirketlerin kefalet sorumluluklarının bulunmadığı kanaatine varılarak kök davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine, kök davada davalı, birleşen davada davacı sıfatına haiz olan bankanın kefalet sözleşmesi düzenlenirken yazıların kime ait olup olmadığını ve kefil ....... Ltd. Şti.' nin kaç kişi ile temsil edilebileceğini denetleyecek ve bilebilecek durumda olması karşısında tazminat taleplerinin kabulüne, kök davada ve birleşen davada imza itirazı bulunmadığından ve yazıların kime ait olduğunun tespiti yargılamayı gerektirdiğinden kök davada davacı, birleşen davada davalı olan ..... ...... San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin HMK 329/1. maddesi gereğince vekalet ücreti talebinin ise reddine..." gerekçesiyle; ana davanın kabulü ile; davacı ..... Ltd. Şti.' nin Konya.... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalı ..... T.A.Ş.' ye 939.327,63 TL borçlu olmadığının tespitine, takibe konu 939.327,63 TL üzerinden % 20 oranında hesaplanan 187.865,63 TL tazminatının davalı ..... T.A.Ş'den tahsili ile davacı ..... Ltd.Şti.'ne verilmesine,
Mahkememizin ....... Esas sayılı dosyasından açılan birleşen davanın reddine, takibe konu 939.327,63 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 187.865,52 TL nin davacı ..... T.A.Ş.' den tahsili ile davalılar ..... Ltd. Şti., ....... Ltd. Şti. ve ....... Ltd. Şti.' ne verilmesine şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı-birleşen dosya davacısı ..... T.A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptaline ilişkin açtıkları birleşen davada davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeleri imzalamış bulunduklarından kefalet limiti gereğince borcun tamamından sorumlu olduklarını, ....... E. sayılı (kök) dava yönünden ilk derece mahkemesince açılan menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabul yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 08.11.2007 tarih 5232/9773 ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 06.04.2006 tarih 1745-3747 sayılı kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararı olduğunu ispatlaması gerektiğini, davacının kefalete ilişkin el yazısının kendisine ait olmadığı iddiası gerçek dışı olup, el yazılarının banka görevlisi huzurunda alındığına dair evrakların dosyaya sunulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kefalet sözleşmesinde şekle aykırılık bulunsa dahi davacının kefalet sözleşmesini imzalayarak ve 6 yıl boyunca şekle aykırılık itirazında bulunmadığını, şekle aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ....... E. sayılı (birleşen) itirazın iptali davası yönünden, ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, Davalı ....... ........ Ltd. Şti. ve ......... Ltd. Şti.'nin davaya süresinde cevap vermediğinden, şekil noksanlığı iddialarının dinlenilmesinin mümkün olmayacağını, mahkemenin ....... Plastik....Ltd. Şti. yönünden yetkisiz temsile ilişkin red sebebinin de yerinde olmadığını, .......'nün ..... .........Ltd. Şti adına kredi kefalet sözleşmesini imzalayan yetkili müdür ve kefalet sözleşmesinde ....... .........Ltd. Şti.’ni temsilen imza atmadığı iddia edilen şirket müdürü olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte her iki davada da müvekkil banka aleyhine tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili bankanın iyiniyetli olduğundan inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca davacı ve birleşen davada davalı olan ..... ..........Ltd. Şti. lehine hem ana davada hem de birleşen davada vekalet ücretine ve inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... E. ....... K. Sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak, menfi tespit davasının reddine, birleşen Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... E. sayılı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ..... T.A.Ş. vekili 05/10/2019 tarihli ek istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda kefalet ile ilgili uygulanması gereken kanunun maddesinin TBK 583 değil, teselsül karinesine yer verilen TTK 7. maddesi olduğunu, TTK 7.maddesinde kefalet bakımından farklı düzenleme yer aldığını, TBK 583 maddesinde aranan şekil şartlarının, ticari işlere ilişkin kefalet durumunda aranmayacağını, TTK 7.maddesinin TBK 583 maddesine göre özel kanun olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın taraflarının tacir olup, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğunu, huzurdaki davanın ise mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, kefaletin geçerli olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/2405 Esas 2016/10936 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Dairemizin 10/03/2023 T., ....... E. ....... K. Sayılı Karar Özeti:
"Uyuşmazlık, dava dışı ....... Ltd.Şti ile davalı/birleşen dosya davacısı ..... arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine ek kefalet sözleşmesinin TBK 583 maddesindeki şartlara göre düzenlenip düzenlenmediği, sözleşmenin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK.nın 583/1.maddesi, “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır” şeklindedir.
Mahkemece davalı şirket temsilcilerinin duruşmada yazı örnekleri alınarak İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesinden rapor aldırılmış, ATK raporunda kefalet sözleşmesinde bulunan yazıların davalı şirket temsilcileri olan ......., ......., ......., ....... ve .......'nün eli ürünü olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Davalı/ Birleşen dosya davacısı, ATK raporuna itiraz etmişse de, ATK raporundaki tespitler kesin ve net bulgulara dayanmakta olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
Her ne kadar davalı/birleşen dosya davalısı, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını ileri sürmüşse de, menfi tespit davasının birleşen itirazın iptali davasından önce açıldığı ve davacının hukuki yararının bulunmadığından bahsedilemeyeceğinden, davalının bu husustaki istinaf talebinin reddi gerekir.
İİK 72/4 maddesinde inkar tazminatı, İİK 72/5 maddesinde ise kötüniyet tazminatı düzenlenmiştir. İnkar tazminatı takibe itirazında haksız çıkması halinde borçlu aleyhine, kötüniyet tazminatı ise alacaklının haksız takip yapması halinde alacaklı aleyhine verilen tazminat olarak düzenlenmiştir. İİK 72/5 maddesi gereğince alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatın hükmedilmesi için alacaklının takip yapmasında haksız olması yanında kötüniyetli olması da gerekir. Mahkemece asıl davada alacaklı/davalı aleyhine kötüniyet tazminatına, birleşen davada ise alacaklı/birleşen davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davacı/birleşen dosya davalılarının kredi sözleşmesindeki imzalarını inkar etmedikleri, sözleşmenin şekil şartlarının bulunmaması nedeniyle geçerli olmadığı, davalı/birleşen davacının kötüniyetli olarak takip yaptığından bahsedilemeyeceğinden, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştur. Birleşen davada da inkar tazminatına borçlu aleyhine hükmedileceğinden alacaklı/birleşen dosya davacısı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olmamıştır. Ancak eksikliğin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı/birleşen dosya davacısının istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına..." gerekçesiyle;
1-Asıl davanın kabulü ile; davacı ..... Ltd. Şti.'nin Konya.... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalı ..... T.AŞ.' ye 939.327,63 TL borçlu olmadığının tespitine,
-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
-Davalının inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2-Birleşen davanın REDDİNE,
-Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, şeklinde karar verilmiştir.
TEMYİZ SEBEPLERİ: Birleşen dava davalısı ....... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacaklı banka ile dava dışı ....... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerinde yer alan kefalet sözleşmelerinin BK 583. maddesinde yazılı şartları taşımadığının taraflarınca ileri sürüldüğünü, her ne kadar ..... A.Ş. tarafından itirazlarının süresinde olmadığı ileri sürülse de birleşme kararının taraflarına tebliğinden sonra yasal süresi içerisinde cevaplarını ve itirazlarını sunduklarını, müvekkil aleyhine ilamsız takip yapılması ve kefalet şartları oluşmadığının davacı/alacaklı banka tarafından biliniyor veya bilinmesi gerekiyor olmasına rağmen, takipte ısrarcı olunmasının usule ve yasaya aykırı olduğu ve kötü niyet teşkil ettiğinin açık olduğunu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, 25/06/2020 tarihli raporla kefalet sözleşmelerinde yer alan yazıların müvekkili şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının tespit edildiğini, hal böyle iken, takipte ısrarcı olan alacaklı bankanın kötü niyetli olmadığından bahsedilemeyeceğini belirterek, Konya Bölge Adliye Mahkemesi' nin ....... Esas-....... karar sayılı ilamının müvekkil aleyhine olan takibe konu alacağın %20 si oranında ki tazminatın kaldırılmasına ilişkin kısmın bozulmasına, müvekkil lehine olan kısımlarının onanmasına ve yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı-birleşen dava davalısı ..... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esas dava olan menfi tespit yönünden davanın kabulüne karar verildiği ve İİK 72/5 şartları oluştuğu halde müvekkili lehine icra tazminatına hükmedilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ihtiyati hacze maruz bırakıldığını ve takip öncesinde dahi müvekkilinin hesaplarına ve bir kısım mallarına hacizler konulduğunu, çıplak gözle dahi bütün kefiller için aynı el yazısı ile doldurma yapıldığının görüldüğünü ve davalının takipte haksız ve kötü niyetle davrandığının açık olduğunu, birleşen dava yönünde davanın reddine karar verildiği halde müvekkili lehine icra tazminatına hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, davalı - karşı davacı bankanın kötüniyetli olduğunun ispat edildiğini belirterek; temyiz taleplerinin kabulü ile, hem asıl dava hem de birleşen dava yönünden müvekkili lehine icra tazminatına hükmedilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına, bunun mümkün olmaması halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl davada davacı birleşen davada davalı müvekkili lehine icra tazminatına hükmedilmemiş olması sebebiyle bozulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava davalısı ....... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince tazminatın kaldırılmasın ilişkin kararın hatalı olduğunu, basiretli bir tacir olan bankanın, genel kredi sözleşmesinin ve kefaletin geçerlilik şartlarını bilmemesinin mümkün olmadığını, kanunen kefaletin geçerli olabilmesi için genel kredi sözleşmesindeki yazıların da şirket yetkililerinin ellerinin ürünü olmasının zorunlu olduğunu, davaya konu genel kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin yazıların hiç birisinin kefil şirketlerin yetkililerine ait olmadığını, davacı bankanın bunu bilmesine rağmen, kötüniyetli olarak müvekkili şirket aleyhine takip başlattığını ve akabinde dava açtığını, ilk derece mahkemesince "birleşen davada davacı sıfatına haiz olan bankanın kefalet sözleşmesi düzenlenirken yazıların kime ait olup olmadığını ve kefil ....... Ltd. Şti.' nin kaç kişi ile temsil edilebileceğini denetleyecek ve bilebilecek durumda olması karşısında tazminat taleplerinin kabulüne" gerekçesiyle verilen %20 oranındaki tazminata ilişkin hüküm doğru iken, hatalı gerekçelerle kararın kaldırılması ve tazminat verilmemesi şeklindeki istinaf kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı birleşen dava davacısı ..... T.A.Ş vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava ve istinaf dilekçelerini tekrar etmekle; ana dava yönünden davacının hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu takibin zaten borçlunun itirazı üzerine durdurulduğundan, davacının huzurdaki davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince, açılan menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabul yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davacının kefalete ilişkin el yazısının kendisine ait olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının kefalet sözleşmesinde imzası bulunduğunu, davacı şirketin bilerek ve isteyerek dava dışı firmanın kredi borcuna kefil olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kefalet sözleşmesinde şekle aykırılık bulunsa dahi davacının kefalet sözleşmesini imzalayarak 6 yıl boyunca şekle aykırılık itirazında bulunmayarak müvekkili banka nezdinde sözleşme konusu borcu ifa edeceğine dair güven oluşturduğunu, bu bağlamda şekle aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini,
Birleşen dava yönünden; davalılar ....... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ....... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin kök dava ile birleştirilen itirazın iptali davasına sundukları cevap dilekçesinin süresinde olmadığını, kök dava nedeniyle sundukları istinaf sebeplerinin bu davada da aynen geçerli olduğunu, itiraz eden borçlu şirketin haksız itirazının reddedilerek davanın kabul edilmesi gerekirken red kararı verilmesinin yerinde olmadığını belirterek; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay.... Hukuk Dairesi'nin 12/06/2024 tarih, ....... Esas ....... Karar sayılı kararının özeti: "...Birleşen davada İlk Derece Mahkemesinde tazminata ilişkin hüküm kurulmuş iken Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında karar yazılırken tazminata ilişkin hüküm kurulmadığı görülmekle, birleşen davada davacı-asıl davada davalı olan banka icra takibi başlatmada haksız ise de, ayrıca kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından İlk Derece Mahkemesince karar altına alınan kötüniyet tazminatının kaldırılmasına ve asıl davada davacı-birleşen davada davalının buna ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken gerekçede söz konusu husustan bahsedilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında söz konusu tazminata ilişkin bir hüküm kurulmaması bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle;
1.Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilin tüm, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, şeklinde karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Asıl dava menfi tespit, birleşen dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Asıl davada davacı .......Ltd.Şti vekili, dava dışı şirkete genel kredi sözleşmesine dayanılarak kullandırılan kredi sözleşmesine dayanılarak kefil sıfatıyla müvekkili şirket hakkında takip yapıldığını, kredi sözleşmesine ek kefalet sözleşmesinin TBK 583 maddede düzenlenen şekil şartlarını taşımadığını ve geçersiz olmadığını iddia ederek menfi tespit talebi yanında kötüniyet tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; birleşen davada davacı ..... vekili, dava dışı ........Ltd.Şti'e genel kredi sözleşmesine dayanılarak kredi kullandırıldığını, davalı şirketlerin kredi borcuna kefil olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine yapılan icra takibine itiraz ettiklerini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
Uyuşmazlık, dava dışı ....... Ltd.Şti ile davalı/birleşen dosya davacısı ..... arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine ek kefalet sözleşmesinin TBK 583 maddesindeki şartlara göre düzenlenip düzenlenmediği, sözleşmenin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK.nın 583/1.maddesi, “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır” şeklindedir.
Mahkemece davalı şirket temsilcilerinin duruşmada yazı örnekleri alınarak İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesinden rapor aldırılmış, ATK raporunda kefalet sözleşmesinde bulunan yazıların davalı şirket temsilcileri olan ......., ......., ......., ....... ve .......'nün eli ürünü olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Davalı/ Birleşen dosya davacısı, ATK raporuna itiraz etmişse de, ATK raporundaki tespitler kesin ve net bulgulara dayanmakta olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
Her ne kadar davalı/birleşen dosya davalısı, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını ileri sürmüşse de, menfi tespit davasının birleşen itirazın iptali davasından önce açıldığı ve davacının hukuki yararının bulunmadığından bahsedilemeyeceğinden, davalının bu husustaki istinaf talebinin reddi gerekir.
İİK 72/4 maddesinde inkar tazminatı, İİK 72/5 maddesinde ise kötüniyet tazminatı düzenlenmiştir. İnkar tazminatı takibe itirazında haksız çıkması halinde borçlu aleyhine, kötüniyet tazminatı ise alacaklının haksız takip yapması halinde alacaklı aleyhine verilen tazminat olarak düzenlenmiştir. İİK 72/5 maddesi gereğince alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatın hükmedilmesi için alacaklının takip yapmasında haksız olması yanında kötüniyetli olması da gerekir. Mahkemece asıl davada alacaklı/davalı aleyhine kötüniyet tazminatına, birleşen davada ise alacaklı/birleşen davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davacı/birleşen dosya davalılarının kredi sözleşmesindeki imzalarını inkar etmedikleri, sözleşmenin şekil şartlarının bulunmaması nedeniyle geçerli olmadığı, davalı/birleşen davacının kötüniyetli olarak takip yaptığından bahsedilemeyeceğinden, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştur. Birleşen davada da inkar tazminatına borçlu aleyhine hükmedileceğinden alacaklı/birleşen dosya davacısı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olmamıştır. Ancak eksikliğin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı/birleşen dosya davacısının istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince dairemizce davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Davalı- birleşen dosya davacısının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/09/2020 tarih ....... Esas - ....... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
1-İstinaf başvurusunda bulunan davalı-birleşen dava davacısı tarafından asıl ve birleşen dosya için ayrı ayrı yatırılan toplam 16.095,77‬ TL istinaf karar harcının talep halinde davalı-birleşen dosya davacısı ..... T.A.Ş'ye iadesine,

2-İstinaf başvurusunda bulunan davalı-birleşen dava davacısı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'nin 2/4. maddesi gereğince taktir edilen 16.000,00 TL ücret-i vekaletin davacı-birleşen dava davalısından alınarak davalı-birleşen dava davacısına verilmesine,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı-birleşen dosya davacısı tarafından asıl ve birleşen dosya için ayrı ayrı yatırılan toplam 297,2‬0 TL istinaf yoluna başvuru harcının davacı-birleşen dosya davalılarından alınarak davalı-birleşen dosya davacısı ..... T.A.Ş'ye verilmesine,
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
1-Asıl davanın kabulü ile; davacı ..... Ltd. Şti.'nin Konya.... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalı ..... T.A.Ş.' ye 939.327,63 TL borçlu olmadığının tespitine,
-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
-Davalının inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
-Alınması gereken 64.165,47 TL harçtan peşin alınan 16.041,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 48.124,10 TL karar ve ilam harcının davalı ..... T.A.Ş'den tahsili ile hazineye irad kaydına,
-Davacının yaptığı 44,40 TL başvuru harcı, 16.041,37 TL peşin harç, 6,40 TL vekaletnâme suret harcı, 327,75 TL taraf davetiye ve posta gideri ve 610,00 TL Adli Tıp Kurumu rapor gideri olmak üzere toplam 17.029,92 TL yargılama giderinin davalı ..... T.A.Ş.' den alınarak davacı ..... Ltd. Şti.'ne verilmesine, davacı tarafından temyiz aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-Davalı ..... T.A.Ş.'nin yargılama sırasında yaptığı herhangi bir masraf olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, temyiz aşamasında yapmış olduğu 1.773,60 TL temyiz kanun yoluna başvuru harcı, 274,20 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.047,80 TL temyiz yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince 143.505,00 TL ücreti vekaletin davalı ..... T.AŞ'den alınarak davacı ..... Ltd. Şti.'ne verilmesine,
2-Birleşen davanın REDDİNE,
-Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
- Davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine,
-Davacı tarafından yatırılan 11.344,73 TL harçtan alınması gereken 179,90 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 11.164,83‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ..... T.A.Ş'ye iadesine,
-Davacı tarafından birleşen dava yönünden yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-Davalıların yargılama aşamasında yaptığı herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, temyiz aşamasında yapmış oldukları temyiz yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
-Davalılar davada kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T gereğince 143.505,00 TL ücreti vekaletin davacı ..... T.A.Ş.'den alınarak davalılara verilmesine,
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
C) Dairemizce 25/04/2023 tarihinde yazılan harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin dairemizce istenmesine,
D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,
E) Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair; Asıl dava davacısı birleşen dava davalısı ..... San. ve Tic. Ltd. Şti vekili, asıl dava davalısı birleşen dava davacısı ..... T.A.Ş vekili, birleşen dava davalısı ....... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin yüzünde, ..... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin yokluğunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 04/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan .....
e-imzalıdır
Üye .....
e-imzalıdır
Üye .....
e-imzalıdır
Katip .....
e-imzalıdır

....

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim