Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1412

Karar No

2024/1935

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :
KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2020
NUMARASI : Esas - Karar

DAVACI :
VEKİLLERİ : Av. ... & Av. ... -

İSTİNAF EDEN DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av.

DAVA : Alacak

İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
YAZIM TARİHİ : 11/12/2024
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan davada 16/01/2020 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 09/11/2022 tarih, .... Esas - .... Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/07/2024 tarih, .... Esas - .... Karar sayılı ilamıyla bozularak Dairemize iade edildiği anlaşılmakla, dosya incelendi;
DAVA: Davacı vekili, müvekkili bankanın Büsan Sanayi/Konya Şubesi ile dava dışı .... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığını, dava dışı ... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti tarafından müvekkili bankaya kredinin ödeme aracı olarak davalı...Elektrik Tar. Mak. İnş. Elek. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti'nin keşide ettiği 30/08/2016 keşide tarihli, 94.000,00 TL bedelli ve 30/10/2016 keşide tarihli, 94.000,00 TL bedelli çeklerin ciro edildiğini, .... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti tarafından sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesabının kat edilerek borçluya ihtarname gönderildiğini ve takip işlemlerine başlanıldığını, TTK'nın 732. maddesi kapsamında çek bedellerinin davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, çek bedelleri olan toplam 188.000,00 TL'nin ibraz tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin davacı banka ile aralarında hiçbir sözleşme bulunmadığı gibi, davacı bankadan hiçbir zaman kredi de kullanmadığını, müvekkilinin dava konusu edilen çekleri ileri tarihli farklı çekler ile .... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne ödediğini ki, bu çeklerin vadesi geldiğinde bankaya ibraz edilmediğini ve karşılıksız işlemi görmediğini, müvekkilinin .... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne verdiği evraklar ile bu çeklerin kendisine iade edilmesi gerekirken iade edilmediğini, müvekkilinin ne .... Tar. Mak. Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti'ne ne de davacı bankaya borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, alacak davası olup, davacı davaya konu 2 adet çeke dayanarak sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çek bedellerinin davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise davaya konu çek bedellerini dava dışı .... Ltd. Şti.'ye farklı çekler vermek suretiyle ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davaya konu çeklerin incelenmesinde ibraz süresi içinde çeklerin bankaya ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 818/1-m. maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken TTK'nın 732. Maddesine göre(1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.(2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir.(3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.(4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.
Bilindiği üzere HMK'nın 33. maddesi hükmüne göre hukuki nitelendirme hakime aittir. Somut olayda takibe dayanak olan süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davalı keşideci, davacı ise hamildir. Bu durumda dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sy. TTK'nın 732. maddesi hükmü uyarınca açılan bu davada ispat yükü davalıdadır. Davalı, sebepsiz zenginleşmediğini usulüne uygun delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. YARGITAY 19. Hukuk Dairesi 2015/11714 E 2016/3226 K
Anılan yasal düzenleme ve emsal içtihat uyarınca somut olayda ispat yükü davalıda olup, davaya konu çek bedellerinin lehtara ödendiğini ve çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü altındaır.
Her ne kadar davalının ödeme iddiasının araştırılması için dava dışı .... Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ise de dava dışı .... Ltd. Şti. Tarafından ticari defterlerin sunulmaması nedeniyle inceleme yapılamamıştır.
Davalının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; davaya konu çeklerin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu çek bedellerinin dava dışı lehtara ödendiğine dair bir kayıt bulunmadığı, davalı ile dava dışı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında 2015 yılı itibariyle davalının dava dışı şirkete 180.000,00 TL tutarında borçlu olduğu ve davalı tarafça 36.000,00'er TL'lik 5 adet çekin deftere kaydedilerek borcun kapatıldığı ve 2016 yılı sonu itibariyle taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede ise davaya konu çeklerin müşteriye iadesi bekleniyor şeklinde kayıt bulunduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; somut olayda ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalının davaya konu çek bedellerini dava dışı şirkete ödediğini yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, bir başka deyişle davalının çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmek zorunda olduğu, dava dışı şirketin defterlerinin sunulmaması nedeniyle uyuşmazlık hakkında defterler üzerinde inceleme yapılmadığı, davalı defterlerinde ise davaya konu çeklerin kayıtlı olmadığı, bunun harcinde davalı tarafça toplam 180.000,00 TL tutarındaki çeklerin kaydedilerek alacak borç durumunun sona erdiği, bu durumun davaya konu çek bedellerinin ödendiği yönündeki iddianın ispatı için yeterli olmadığı, banka kayıtlarında çeklerle ilgili müşteriye iadeyi bekliyor ibaresinin de çek bedellerinin ödendiği iddiasının spatı yönünden yeterli olmadığı, davalı tarafça davaya konu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği savunmasının ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü usulünce ispatlanamadığından alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmeisne..." gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, dava konusu çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya teslim edilmiş olması nedeniyle davacı bankanın yetkili hamil olmadığını ve bu nedenle aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, mahkemece alınan 27/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya teslim edildiğinin rapor edildiğini ve davacı banka kayıtlarının da bu hususu teyit ettiğini, davacı tarafın rapora itiraz ve esas hakkındaki beyanlarını içeren dilekçesinde de dava konusu çeklerin teminat amacıyla davacı bankaya teslim edildiğinin davacı tarafça ikrar edildiğini, yetkili olmayan hamilin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, aktif husumet ehliyetinin re'sen nazara alınması gerektiğini ayrıca, her ne kadar mahkemece müvekkilinin sebepsiz zenginleşmediğinin müvekkili tarafından ispat edilmediğinden bahisle karar verilmiş ise de, 06.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ile müvekkili açısından sebepsiz bir zenginleşmenin oluşmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin 09/11/2022 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı talebi ile ilgili HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince davanın, davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine şeklinde yeniden hüküm kurulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Dairemizce verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/07/2024 tarih, ...... Esas - ..... Karar sayılı bozma ilamıyla: "...7.Dosya kapsamından dava dışı .... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi bulunduğu ve kredi borcu nedeniyle dava konusu çeklerin davacıya ciro edildiği, çek üzerinde çekin davacı bankaya rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
8.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu çeklerin gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu çekin dava dışı .... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde davacı bankanın dava konusu çekleri teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak hamil olduğu ve bu davada aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...." şeklinde hüküm kurularak dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yargıtay bozma ilamından sonra Dairemizce yapılan yargılamada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/07/2024 tarih, .... Esas - ... Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dava, TTK'nın 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkin olup, yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanunu'na 696 sayılı KHK ile eklenen geçici 5. maddesi gereğince; sermayesindeki kamu payı % 50’nin altına düşünceye kadar, kredi alacaklarının tahsili amacıyla "banka tarafından açılmış veya açılacak dava veya takiplerde" 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2'nci, 23'üncü ve 29'uncu maddeleri gereğince harçtan muaftır '' hükmü uyarınca, davacı tarafça harç yatırılmaksızın dava açılıp, mahkemece de davanın görülüp, sonuçlandırılmasında davacı banka alacağının temelinin kredi alacağı olması nedeniyle herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
6102 sayılı TTK'nın 732. maddesinde '' Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir.
Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.
Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir. '' hükmü düzenlenmiştir.
Yargıtay 11. HD'nin 01/07/2024 tarih, ..... Esas - ..... Karar sayılı bozma ilamında da ''...emre yazılı senetlerin devredilmesinde söz konusu olan ciro, yapılış amacı yönünden temlik, tahsil ve rehin cirosu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Amaç senedin mülkiyetini ve senette mündemiç alacak hakkını devretmek ise "temlik cirosu" söz konusudur. 6102 sayılı Kanun'un 684/1 inci maddesi; "ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur" hükmünü haizdir. Buna göre temlik cirosu ile senedin mülkiyetinin ve senedin içerdiği hakkın devri için ciro işlemi yanında taraflar arasında devir sözleşmesinin bulunması ve senet zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Temlik cirosu ile ciranta artık senedin nihai alacaklısı sıfatını kaybeder ve ciro yaptığı şahsa ve ondan sonra gelecek olanlara karşı sorumlu olur. Ciro şerhinden aksi anlaşılmadıkça her ciro, kural olarak temlik cirosu hükmündedir.
Rehin cirosu, poliçeye ilişkin hükümler kapsamında 6102 sayılı Kanun'un 689 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bononun niteliğine aykırı düşmemek koşuluyla uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulduğu için bononun da rehin cirosuyla devri mümkündür. Buna karşılık çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinde aynı Kanun'un 689 uncu maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu mümkün değildir. Bunun en önemli nedeni görüldüğünde ödenmesi gereken ve kısa ibraz sürelerine tâbi olan çekin bir ödeme aracı olmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(19)11-831 E., 2021/1622 K. sayılı kararı).
Çekte açık veya gizli (örtülü) rehin cirosu geçersizdir. Buna karşılık diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de teminat amacıyla inançlı temlik cirosu yapılabilir. Bu itibarla her ikisi de görünüşte temlik cirosu olarak yapıldığından bu cironun teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu yoksa gizli (örtülü) rehin cirosu mu olarak nitelendirileceği önemli bir husustur. Başka bir deyişle görünüşte temlik cirosu şeklinde olan bir cironun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğunu tespit etmek, ekonomik işlevleri aynı olmakla birlikte özellikle çeklerde bu ciroların hukuki sonuçlarının çok farklı olması göz önüne alındığında büyük önem taşıdığı ortadadır. Gerçekten de çeklerde yapılan cironun gizli (örtülü) rehin cirosu kabul edilmesi hâlinde ciro geçersiz olurken; teminat amacıyla inançlı temlik cirosu olarak kabul edilmesi hâlinde ise geçerli bir cironun varlığından söz edilecektir. Her ikisi de teminat vermek amacıyla yapılan ve birbiriyle karıştırılma ihtimali yüksek olan bu iki tür ciroyu birbirinden ayırmak için tarafların iradesine bakılmalıdır. Tarafların kullandığı "rehin" ve "teminat" sözcüklerinde gizli (örtülü) rehin cirosunun, "temlik" sözcüğünden ise teminat amaçlı inançlı temlik cirosunun varlığı sonucu çıkarılmamalıdır. Bu kapsamda bankaların kredi müşterileri ile düzenledikleri çek tevdi bordroları da tek başına çekin rehin cirosu olduğunu göstermemektedir. Zira 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Gerçekten de uygulamada çoğu zaman yapılan ciroya ilişkin terimlerin seçiminde özen gösterilmemekte ve bu terimler yanlışlıkla birbirlerinin yerine kullanılabilmektedir.
Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi hâlinde, sırf rehinde borçlunun durumunun daha avantajlı olduğu hususuna bakılarak değil, uygulamada (özellikle bankacılık uygulamasında) hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varmak gerekir. Örneğin kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilebilmesi sebebiyle bankalar tarafından kredi işlemlerinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edilmektedir. Dolayısıyla bankacılık uygulaması kapsamında taraflar arasında yapılan teminat işleminin rehin mi yoksa inançlı temlik mi olduğu hususunda ihtilaf çıkması hâlinde, inançlı temlik lehine fiili bir karine bulunmaktadır (Fahrettin Aral, "Topyekün Temlik", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 42/1, 1992, s. 98).
Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir ve hatta senet borçlusu devreden ile olan kişisel def'ilerini devralana karşı ileri süremez. Gerçekten de çekler için de uygulanacak olan 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesi; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmünü haizdir. Buna göre düzenleyen, lehtar tarafından teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredilen çeke ilişkin olarak lehtar ile olan kişisel def'ilerini iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; takibe dayanak olan süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davalı keşideci, davacı ise hamildir. Davacı, dava konusu çeklerin dava dışı .... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanılan kredinin ödeme aracı olarak bankaya ciro edildiğini ileri sürerek davaya konu iki(2) adet çeke dayanarak 6102 sayılı Kanun'un 732 nci maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca çek bedellerinin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı ise davaya konu çeklerin tahsil amacıyla değil teminat amacıyla davacı bankaya verildiğini, davacı bankanın yetkili hamil olmadığını, çeklerin bedellerini dava dışı .... Ltd. Şti.'ye farklı çekler vermek suretiyle ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece mahkemesince ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından davaya konu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı banka kayıtlarında çeklerin kredi borcunun teminatı olarak alındığının tespit edildiği, çekte rehin cirosu geçerli olmadığından davacı bankanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından dava dışı .... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi bulunduğu ve kredi borcu nedeniyle dava konusu çeklerin davacıya ciro edildiği, çek üzerinde çekin davacı bankaya rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu çeklerin gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu çekin dava dışı .... Tarım Makineleri Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde davacı bankanın dava konusu çekleri teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak hamil olduğu ve bu davada aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmelidir...'' belirtildiği üzere, davacının aktif husumetinin varlığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu durum karşısında, somut uyuşmazlıkta ispat yükü davalı üzerinde olup, davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle davalı tarafça dava konusu çekler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediği hususunun ispat edilemediği ve bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak, ilk derece mahkemesi kararı daha önce Dairemizin 09/11/2022 tarih, .......Esas - ....... Karar sayılı ilamı kaldırılarak davanın, davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, Dairemizce verilen bu kararın da yukarıda belirtilen Yargıtay ilamı ile bozulduğu, bu durumda Yargıtay HGK'nun 18/11/2021 tarih, 2021/10-643 E- 2021/1457 K., Yargıtay 3. HD'nin 30/11/2020 tarih, 2020/3473 E- 2020/7194 K. ve Yargıtay 4. HD'nin 15/12/2020 tarih, 2020/354 E- 2020/49 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı Ltd. Şti.'nin istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
1.a- Alınması gereken 12.842,28 TL harçtan, peşin alınan 3.210,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.631,71 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
1.b- Davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
1.c- Davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 217,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
1.d- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 2/4. maddesi gereğince taktir edilen 16.000,00 TL ücret-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Davanın kabulü ile; 188.000,00 TL'nin dava tarihi olan 06/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2. a- Karar tarihi itibariyle alınması gereken 12.842,28 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
2.b- Davacı tarafça yapılan 800,00 TL bilirkişi ücreti, 189,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 989,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2.c - Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca takdir edilen 30.080,00 TL ücret-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.d - Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3- HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
4- İlk derece mahkemesince 28/04/2020 tarihinde yazılan harç tahsil müzekkeresinin bila ikmal iadesinin ilk derece mahkemesince istenmesine,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
6- Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzünde verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 04/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim