mahkeme 2024/1150 E. 2024/1694 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1150
2024/1694
24 Ekim 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .....
KARAR NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (......)
ÜYE : ..... (......)
ÜYE : ..... (......)
KATİP : ..... (......)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/05/2024
NUMARASI : ...... Esas ...... Karar
ASIL DAVA
İSTİNAF EDEN
DAVACILAR : Müteveffa ......'in mirasçıları;
:1-......
VASİSİ : ......
:2-......
:3-...... (......)
:4-...... ......
VELİSİ :...... ......
:5-......
VEKİLİ :Av. .....
İSTİNAF EDEN DAVALI : ...... İç Ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. .....
BİRLEŞEN Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
...... ESAS SAYILI DOSYASINDA
İSTİNAF EDEN
DAVACILAR :Müteveffa ......'in mirasçıları;
:1-...... -
VASİSİ :......
:2-......
:3-...... (......)
:4-...... ......
VELİSİ :...... ......
:5-......
VEKİLİ :Av. .....
DAVALI : ...... İç Ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. .....
ASIL VE BİRLEŞEN DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
YAZIM TARİHİ : 01/11/2024
Davacılar tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas sayılı dosyası ve birleşen dosya ile açılan ticari şirket davasında 14/05/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirketin 04.05.2016 tarihinde müvekkili ile birlikte diğer ortaklar ...... ve ......'nun bir şirket kurmak iradesi ile bir araya gelmeleri üzerine 04.05.2016 tarihinde kurulduğunu, Şirket ..... Ticaret Odasında ...... Oda Sicil Numarasında ...... Ticaret Sicil numarasında kayıtlı olup halen daha faal olduğunu, davalı şirketin ayrıca Selçuk Vergi Dairesinde ...... vergi numarasıyla halen aktif olduğunu, şirketin geldiği seviye itibariyle yüksek cirolara ulaştığını, şirketin ticari safahatı itibariyle geldiği ekonomik seviyeye rağmen herhangi bir kâr dağıtımı yapılmadığını ve davacı ortağın bundan faydalandırılmadığını, şirket müdürü ......'ün şirket işleriyle ilgili bilgi vermediğini, ısrarlı taleplere rağmen şirket borç ve alacakları konusunda hesap verilmediğini, şirket ortağı ve müdürü ...... hakkında FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği sebebiyle Konya....Ağır Ceza Mahkemesi ....... Esas sayılı davada yargılandığının ortaya çıkması ve şirketin işleyişi hakkında davacıya bilgi verilmemesi gibi nedenlerle davacı tarafından Konya.... Noterliği'nin 13.08.2018 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarname ile şirket ortaklığından çıkarılma ve ayrılma akçesinin tarafına ödenmesi talebine şirket tarafından Konya 16.Noterliği 16.08.2018 tarih ve ...... yevmiye numaralı cevabıyla davacının talebini reddettiğini, bunun üzerine davacı tarafından şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tespiti ve davalı şirketten tahsili için Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... Esas sayılı davanın açıldığını, söz konusu davanın açılmasından sonra davalı şirketin davacı ortağın şirketteki payını azaltmak, şirketteki haklarını ortadan kaldırmak ve davayı akamete uğratmak maksadıyla tamamen kötü niyetle müvekkili hakkında hukuka aykırı bir şekilde ıskat işlemlerine giriştiğini, davalı şirketin tüm bu işlem ve eylemlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan bahisle; Davalı şirketin 10.02.2020 Tarihli ve 06.11.2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının; İleride telafisi güç veya imkânsız zararların önlenebilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 622. Madde yollamasıyla TTK 449.Madde hükmü gereğince iş bu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar ihtiyaten yürütülmelerinin geri bırakılmasına, 10.02.2020 Tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı neticesinde alınan kararlar ile öncesinde müvekkiline ait olup hukuka aykırı bir şekilde ve tamamen kötü niyetle iskat edilen ve ardından da tamamen hukuka aykırı bir şekilde şirket ortaklarından ......'e satılan ve ...... tarafından satın alınan, müvekkilinin kurucu ortağı olduğu davalı şirketteki 1.800 pay karşılığı hissenin kayıtları üzerine, iş bu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar üçüncü kişilere her türlü devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyaten tedbir konulmasına, tedbir kararlarının Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, davalı şirkete ve diğer tüm ilgililerine tebliğine, tedbir kararlarının Ticaret Sicil Gazetesi aracılığı ile ilanına, davalı şirketin 10.02.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan; Müvekkilinin kurucu ortağı olduğu davalı şirketteki 1.800 pay karşılığının ıskatına, müvekkilinin 1.800.Pay karşılığının iskatı ile 45.000,00 TL üzerinden diğer ortak ......'e satılmasına, diğer ortak ...... tarafından satın alınmasına, bu sebeplerle Şirket Ana Sözleşmesinin 6.Sermaye Maddesinin “Şirketin sermayesi beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 16.000 paya ayrılmış toplam 400.000,00 Türk Lirası değerindedir. Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 13.000 adet paya karşılık gelen 325.000,00 Türk Lirası ...... tarafından nakdi, Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 2.400 adet paya karşılık gelen 60.000,00 Türk Lirası ...... tarafından nakdi, Beheri 25,00 Türk Lirası değerinde 600 adet paya karşılık gelen 15.000,00 Türk Lirası ...... tarafından nakdi olarak taahhüt edilmiştir. Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin tamamı ödenmiştir.” olarak değiştirilmesine dair davalı şirketin; hukuka ve kanuna, şirket ana sözleşmesine, dürüstlük kuralına ve aynı zamanda eşit işlem, sermayenin korunması ve usulü müktesep hak ilkelerine aykırı ve tamamıyla hakkın kötüye kullanımı kapsamında kalan, müvekkilin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran ve ortadan kaldıran yokluk ve butlanla malul 10.02.2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespitine ve davalı şirketin 10.02.2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptaline, hukuka aykırı bir şekilde haksız ve mesnetsiz olarak ve tamamen kötü niyetle ortaklardan ......'e ıskat ile devredilen müvekkilin 1.800 pay karşılığının ıskatına ilişkin işlemin yok hükmünde olduğunun tespitine ve iptaline, müvekkilinin haksız yere ıskat ile devredilen payının iadesine ve müvekkil adına tesciline, davalı şirketin 06.11.2020 Tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Alınan: Müvekkilin kurucu ortağı olduğu davalı şirket sermayesinin 400.000,00TL'den 20.000.000,00TL'ye çıkarılmasına, şirketteki Hisse Dağılımının ortakların önceki payları oranınca yapılmasına, şirket ana sözleşmesinin 6.Sermaye Maddesinin “Şirketin sermayesi beheri 10.000,00 Türk Lirası değerinde 2.000. paya ayrılmış toplam 20.000.000,00 Türk Lirası değerindedir. Önceki sermayenin tamamı ödenmiştir. Bu defa artırılan 19.600.000 TL'nin 15.925.000,00 TL'si ortaklara borçlar hesabından karşılanmıştır. Kalan 3.675.000,00 TL si nakden artırılacak olup sermaye artırımı tescilini izleyen 24 ay içinde ödenecektir.” olarak değiştirilmesine dair davalı şirketin Hukuka ve Kanuna, Şirket Ana Sözleşmesine, Dürüstlük Kuralına ve aynı zamanda Eşit İşlem, Sermayenin Korunması ve Usulü Müktesep Hak İlkelerine aykırı ve tamamıyla Hakkın Kötüye Kullanımı kapsamında kalan, müvekkilinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan Vazgeçilemez Nitelikteki Haklarını Sınırlandıran ve Ortadan Kaldıran, yokluk ve butlanla malul 06.11.2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespitine ve davalı şirketin 06.11.2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararlarının İptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...... Firması 03.05.2016 tarihinde ......'ün %70, ......'nun %15 ve davacı ......'in %15 hisse ortaklığı ile toplamda 400.000,00 TL sermayeli olarak kurulan bir şirket olduğunu, müvekkili firmanın 2016 yılının Mayıs ayında kurulduktan sonra 2017 yılının Nisan ayına kadar yatırımlarını sürdürdüğünü ve yatırım teşvik belgelerinin tamamlanmasından sonra birkaç makina ile üretime başladığını, CNC tezgahlarında özellikle motor ekipman ve yedek parçaları üreten müvekkili firmaya ait değişik boyut ve özelliklere salip CNC makinalarının bulunduğunu, müvekkili firmanın sürekli yatırım yapan ve dövize makina almak zorunda olan bir iş kolunda faaliyet gösterdiğini, makina alımları, yatırım teşvik belgeleri ve direkt alım yöntemleri ile döviz üzerinden yurtdışından yapıldığını, bu aşamaya kadar davacı ...... fiili olarak bulunduğunu, davacı ......'in 2018 yılının Mart ayında kendi isteği ve hatta mahcubiyeti nedeniyle müvekkili firmaya ve işine gelmemeye başladığını, karşı tarafın şirket ortaklarından ......'ün şirketin tüzel kişiliğine ilişkin kazançları yetkilerini kötüye kullanarak kişisel harcamalara konu ettiği iddiasının asılsız olduğunu, müvekkil firmamının 10.02.2020 ve 06.11.2020 tarihli genel kurullarının TTK.m.409, m.617 devamındaki ilgili madde hükümleri çerçevesinde yasal mevzuata uygun bir şekilde planlandının ve gerçekleştirildiğini, her iki genel kurula ilişkin ilan ticaret sicili gazetesinde yayınlandığını, tüm şekil şartlarının gerçekleştirildiği ve davacıya geçerli tebligatlarla bildirilen genel kurul toplantılarına davacı katıldığını ve hazurun listelerini imzalandığı, iptali istenilen 06.11.2020 tarihli genel kurulun ve 10.02.2020 tarihli genel kurul kararlarının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanarak kesinleşmesi üzerine; 240 gün sonra 14.10.2020 tarihinde sermaye artışı ile ilgili gündem kararı alındığını ve 19.10.2020 tarihinde TTSG'de ilan edildiğini ve iadeli taahhütlü mektupla ortaklara bildirildiğini, ortaklara yapılan bildirimden 23 gün sonra 06.11.2020 tarihinde genel kurul yapıldığını, Genel kurula ortakların tümünün katıldığını ve sermaye artışına oy çokluğuyla karar verildiğini, her ne kadar davacının butlan sebebine dayanmış olsa da TTK.'da sayılan butlan sebeplerinin esnetilerek çok yönlü değerlendirme yapılmasının ticari hayatın güven ilkesine aykırı olduğunu, hukuk güvenliği açısından butlan istisnai, sebeplerinin ise sınırlı nitelikte olduğunu, TTK.447.madde gerekçesinde de belirtildiği gibi genel kurul kararlarının hiçbir süreye tabi olmaksızın geçersizliğinin talep edilebilmesinin ticaret hayatında olmazsa olmaz bir durum olan işlem güvenirliğini sarsıcı nitelikte olması şartı ile butlan yaptırımına tabi olan kararların istisnai durumlarda söz konusu olduğunun kabul edildiğini, müvekkili şirketin gerçekleştirdiği genel kurullar yönünden böyle bir durumun asla söz konusu olmadığından bahisle; Fazlaya ilişkin doğan veya doğabilecek zararları ve hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının 10.12.2020 tarihli ve 06.11.2020 tarihli genel kurulların iptaline ilişkin haksız ve mesnetsiz davasının reddine, her iki genel kurul hakkında mahkememizce verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına, mahkememizce davacının sermaye payları üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 04/05/2016 tarihinde müvekkili ile birlikte diğer ortakları ...... ve ......'nun bir şirket kurmak iradesi ile biraraya gelmeleri üzerine 04/05/2016 tarihinde kurulduğunu, şirketin Konya Ticaret Odasının ...... ada sicil numarasında ...... ticaret sicil numarasında kayıtlı olup halen faal olduğunu, şirketin başlangıçta özellikle de büyük yük araçlarının silindir kapağı ve buna bağlantılı motor parçalarını üretmek ve satmak için kurulmuş bir şirket olduğunu, davalı şirketin, hukuka ve kanuna, şirket ana sözleşmesine, dürüstlük kuralına ve aynı zamanda eşit işlem, sermayenin korunması ve usulü müktesep hak ilkelerine aykırı ve tamamıyla hakkın kötüye kullanımı kapsamında kalan, müvekkilinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandıran ve ortadan kaldıran, ortaklara usulüne uygun çağrı yapılmaksızın ve müvekkiline öncesinde yasal usuller ile bilgi ve haber verilmeksizin, kasten, müvekkilinin katılımına imkan tanınmaksızın ifa olunan ve yokluk ve butlanla malul davalı şirketin, 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı Genel Kurul Toplantısında Alının Sermaye Artırımında Rüçhan hakkını kullanmaya davet konulu 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının ileride telafisi güç ve imkansız zararların önlenebilmesi için 6102 Sayılı TTK.'nın 622.maddesi yollamasıyla TTK.449.madde hükmü gereğince iş bu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar ihtiyaten yürütülmesinin geri bırakılmasına, 10/02/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı neticesinde alınan kararlar ile öncesinde müvekkiline ait olup hukuka aykırı bir şekilde şirket ortaklarından ......'e satılan ve ...... tarafından satın alınan müvekkilinin kurucu ortağı olduğu davalı şirketteki 1.800 pay karşılığı hissenin kayıtları üzerine işbu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar şirket ortaklarına veya üçüncü kişilere rüçhan hakkının kullanılması yolu dahil her türlü devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyaten tedbir konulmasına, müvekkilin davalı şirketteki başlangıçta 2.400 pay karşılığı olan ve usulsüz bir şekilde ıskat edildikten sonra şirket ortaklarından ......'e sayılan ve ...... tarafından satın alınan ve iptali dava konusu edilen 600 pay karşılığı hissesinin kayıtları üzerine işbu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar şirket ortaklarına veya üçüncü kişilere rüçhan hakkının kullanılması yolu dahil her türlü devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyaten tedbir konulmasına, 09/11/2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararına konu; 400.000,00 TL'den 20.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verilen şirket esas sermayesinin kararda verilen 30 günlük sürede kullanılmadıkları takdirde müdürler kurulu tarafından bir ortağa veya ortak olmayan üçüncü şahıslara satılacağı belirtilen rüçhan haklarına ait şirket hisselerinin kayıtları üzerine işbu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar şirket ortaklarına veya üçüncü kişilere rüçhan hakkının kullanılması yolu dahil her türlü devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyaten tedbir konulmasına, hukuka ve kanuna, şirket ana sözleşmesine, dürüstlük kuralına ve aynı zamanda eşit işlem, sermayenin korunması ve usulü müktesep halk ilkelerine aykırı ve tamamıyla hakkın kötüye kullanımı kapsamında kalan, müvekkilinin genel kurula katılma, asgari o, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikte haklarını sınırlandıran ve ortadan kaldıran, ortaklara usulüne uygun çağrı yapılmaksızın ve müvekkiline önceden yasal usuller ile bilgi ve haber verilmeksizin, kasten, müvekkilinin katılımına imkan tanınmaksızın ifa olunan yokluk ve butlanla malul 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı Genel Kurul Kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespitine ve davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 03.05.2016 tarihinde ......'ün %70, ......'nun %15 ve davacı ......'in %15 hisse ortaklığı ile toplamda 400.000,00 TL sermayeli olarak kurulan bir şirket olduğu, müvekkili firmanın Otomotiv Yedek Parça Üretimi ve Ticareti alanlarında faaliyet göstermek amacıyla kurulduğunu, müvekkili firmanın 2016 yılının Mayıs ayında kurulduktan sonra 2017 yılının Nisan ayına kadar yatırımlarını sürdürdüğünü ve yatırım teşvik belgelerinin tamamlanmasından sonra birkaç makina ve üretimi başladığını, CNC tezgahlarında özellikle motor ekipman ve yedek parçaları üreten müvekkili firmaya ait değişik boyut ve özelliklere sahip CNC makinaları bulunduğunu, müvekkili firmanın sürekli yatırım yapan ve dövizle makina almak zorunda olan bir iş kolunda faaliyet gösterdiğini, makina alımları, yatırım teşvik belgeleri ve direkt alım yöntemleri ile döviz üzerinden yurtdışından yapıldığını, davacı ......'in şirketin kuruluş ve üretim aşamalarında fiili olarak bulunduğunu ancak 2018 yılının Mart ayında kendi isteği ve hatta mahcubiyeti nedeniyle müvekkili firmaya ve işine gelmemeye başladığını, müvekkili firmada yapılan gece çalışmalarında bulunan davacı ......'in, müvekkili firmaya ciddi maddi zararlara uğratan hatalı üretim yapılmasına bizzat sebebiyet verdiği için bu mahcubiyeti yaşadığını ve kendi isteği ile artık üretim sürecinde bulunmaktan vazgeçtiğini, davacının daha sonra aralıklarla yine müvekkili firmaya geldiğinde dava dilekçesinde iddia edilenin aksine firma ile ilgili tüm mali ve satış bilgilerinin kendisi ile paylaşıldığını, davacının talepte bulunduğu halde bu talebin olumsuz karşılandığını ispat edemeyeceğini, karşı tarafın şirket ortaklarından ......'ün şirketin tüzel kişiliğine ilişkin kazançları yetkilerini kötüye kullanarak kişisel harcamalara konu ettiği iddiasının asılsız olduğunu, müvekkili şirketin kayıtları, muhasebesi, cari işlemleri ve tüm faaliyetlerinin yasalara uygun ve denetlenebilir şekilde tutulduğunu, davacı ile yine karşılıkla olarak görünen "Ortaklıktan Ayrılma" konulu mahkememizin ...... Esas sayılı dava dosyasında bilirkişi raporu sunulduğunu, raporda şirketin kayıtlarının sağlıklı ve şeffaf tutulduğunun tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı ......'in ortaklıktan ayrılması için 3 Mayıs 2019 tarihi itibariyle 116.292,45 TL ödemesi gerektiğinin tespitinin yapıldığını, kaldıki o tarihten bu yana şirketlerinin uğraştığı iş kolu gereğince acil yapması gereken yatırımlar kapsamında şirketin büyük ortağı ......'ün şahsi hesabından çok ciddi oranda borç olarak para(döviz cinsinden)girişi yapılarak şirketin büyüdüğünün görüleceğini, 06.11.2020 tarihli sermaye arttırımı konulu genil kurul kararları doğrultusunda müvekkili şirket yönetiminin davacıya 09.11.2020 tarihi itibariyle TTK.ilgili hükümleri gereğince "Sermaye Arttırımında Rüçhan Hakkını Kullanmaya İlişkin Davet"gönderdiğini, bahsi geçen davetin bir yönetim tasarrufu olup yasal koşullara uygun olarak yapıldığını, dolayısı ile ortada bir şirketin genel kurulunun bulunmadığını, şirketin yaptığı son genel kurulun 06.11.2020 tarihli genel kurulunun bulunmadığını, şirketin yaptığı son genel kurulun 06.11.2020 tarihli genel kurul olduğunu, 09.11.2020 tarihinde bir genel kurul yapılmadığını, hal böyle iken ortada bir genel kurul olmadığından davacının TTK.445.maddesine böyle bir dava açmada hukuki yararının bulunmadığını, 09.11.2020 tarihli bir genel kurulun yapılmadığını, dolayısı ile yapılmayan ve karar alınmayan bir genel kurul hakkında yürütmenin durdurulması ve tedbir kararının verilmesinin de yasal olarak olanaksız olduğundan bahisle; fazlaya ilişkin doğan ve doğabilecek zararların ve hakların saklı kalmak kaydıyla; davacının yapıldığını iddia ettiği 09.11.2020 tarihli genel kurulunun iptaline ilişkin haksız ve mesnetsiz davanın reddine, mahkemece rüçhan hakkının kullanılması yolu ile her türlü devir ve temlikinin önlenmesine ilişkin 22.01.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 15/03/2022 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince ; "....Davacının, davalı şirketin 04.05.2016 tarihinde müvekkili ile birlikte diğer ortaklar ...... ve ......'nun bir şirket kurmak iradesi ile bir araya gelmeleri üzerine 04.05.2016 tarihinde kurulduğunu, Şirket Konya Ticaret Odasında ...... Oda Sicil Numarasında ...... Ticaret Sicil numarasında kayıtlı olup halen daha faal olduğunu, davalı şirketin ayrıca Selçuk Vergi Dairesinde ...... vergi numarasıyla halen aktif olduğunu, şirketin geldiği seviye itibariyle yüksek cirolara ulaştığını, şirketin ticari safahatı itibariyle geldiği ekonomik seviyeye rağmen herhangi bir kâr dağıtımı yapılmadığını ve davacı ortağın bundan faydalandırılmadığını, şirket müdürü ......'ün şirket işleriyle ilgili bilgi vermediğini, ısrarlı taleplere rağmen şirket borç ve alacakları konusunda hesap verilmediğini, şirket ortağı ve müdürü ...... hakkında FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği sebebiyle Konya....Ağır Ceza Mahkemesi ....... Esas sayılı davada yargılandığının ortaya çıkması ve şirketin işleyişi hakkında davacıya bilgi verilmemesi gibi nedenlerle davacı tarafından Konya.... Noterliği'nin 13.08.2018 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarname ile şirket ortaklığından çıkarılma ve ayrılma akçesinin tarafına ödenmesi talebine şirket tarafından Konya ......Noterliği 16.08.2018 tarih ve ...... yevmiye numaralı cevabıyla davacının talebini reddettiğini, bunun üzerine davacı tarafından şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tespiti ve davalı şirketten tahsili için Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... Esas sayılı davanın açıldığını, söz konusu davanın açılmasından sonra davalı şirketin davacı ortağın şirketteki payını azaltmak, şirketteki haklarını ortadan kaldırmak ve davayı akamete uğratmak maksadıyla tamamen kötü niyetle davacı hakkında hukuka aykırı bir şekilde ıskat işlemlerine giriştiğini, davalı şirketin tüm bu işlem ve eylemlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan bahisle; Davalı şirketin 10.02.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu davacının 1.800 payının ıskatına ve yeni pay durumuna ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yoklukla malül (mutlak butlanla batıl) olduğunun tespitinin, davacının ıskatına karar verilen 1.800 adet payın davacıya iadesi ve davacı adına tescilinin, davacının davalı şirketin 06.11.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 no'lu sermayenin artırılmasına ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yokluğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini, mahkememizin birleşen ...... Esb. Sayılı dosyasından 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı Genel Kurul Kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespiti ve davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının iptalini talep ve dava ettiği, davalı tarafın davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Limited şirket genel kurul kararlarının butlanın ve iptaline ilişkin TTK'nun 622. maddesinde;"1) Bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır." şeklinde, Anonim şirket genel kurul kararının butlanına ilişkin TTK'nun 447. maddesinde;"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.
Davacının davalı şirketin 10/02/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlara yönelik talepleri açısından yapılan değerlendirmede;
Limited şirketlerde sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortağın ıskatına ilişkin düzenlemelerin 6102 sayılı TTK'nun 585. Maddesi yollaması ile anonim şirketlere ilişkin olarak düzenlenen TTK'nun 481-483. Maddelerinde yapıldığı, TTK'nun 481.maddesinde;" (1) Payların bedelleri, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. İlanda, ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir. (2) İkincil yükümlülükler hakkında, esas sözleşmede, sözleşme cezası da öngörülebilir." şeklinde, TTK'nun 482. maddesinde;"(1) Sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahibi, ihtara gerek olmaksızın, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. (2) Ayrıca, yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya ve söz konusu payı satıp yerine başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi varsa, bunları iptal etmeye yetkilidir. İptal edilen pay senetleri ele geçirilemiyorsa iptal kararı 35 inci maddede yazılı gazetede ve ayrıca esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan olunur. (3) Esas sözleşmeyle, pay sahipleri, temerrüt hâlinde, sözleşme cezası ödemekle zorunlu tutulabilirler. (4) Şirketin tazminat hakları saklıdır." şeklinde, TTK'nun 483. maddesinde;" (1) Kanunun 482 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanabilmesi için, yönetim kurulu tarafından, mütemerrit pay sahibine, 35 inci maddede yazılı gazete ile esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan yoluyla şirketin internet sitesinde de yayımlanacak bir mesajla ihtarda bulunulur. Bu ihtarda, mütemerrit pay sahibinin temerrüde konu olan tutarı bir ay içinde ödemesi, aksi hâlde, ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve sözleşme cezasının isteneceği belirtilir. (2) Nama yazılı pay senetlerinin sahiplerine bu davet ve ihtar, ilan yerine, iadeli taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılır. Bir aylık süre, mektubun alındığı tarihten başlar. (3) Mütemerrit pay sahibi, yeni pay sahibinin ödemelerinden açık kalan tutar için şirkete karşı sorumludur. (4) 501 inci madde hükmü saklıdır." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 29/05/2018 tarih ve ...... Es....... Kar. Sayılı ilamında; "Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir. Bununla birlikte, 406. maddede yazılı olduğu şekilde ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen bu çağrı, gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerekir (Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı). Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edilebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşur. Temerrüde düşen ortağa, yönetim kurulu tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde ilan suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum edileceğinin ihtar edilmesi gerekmektedir. " şeklinde,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2016 tarih ve ...... Es.20216/9107 Kar. Sayılı ilamında;"Anonim ortaklılarda ödenmemiş bakiye sermaya taahhütlerinin paydaşlardan istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 481-483. maddelerinde de 6762 sayılı TTK'dakine paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 6762 sayılı TTK'nın 406. vd. madde uyarınca ıskat prosedürü için pay sahiplerine ödemeye davet ve ıskat ihtarının ayrı ayrı gönderilmesi gerekmektedir. TTK 407. maddesi uyarınca ıskat kararı vermeye yetkili organ anonim ortaklık yönetim kuruludur. Iskat prosedürünün işletilebilmesi için öncelikle pay sahiplerinin, anasözleşmede başkaca hüküm yoksa, ilan suretiyle pay bedellerini ödemeye davet edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, 6762 s. TTK. 408/2 (6102 s. TTK 483/2) maddesi uyarınca, ödemeye davet ve ihtarın, nama yazılı paylar yönünden ilan suretiyle değil, ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olan taahhütlü mektupla yapılması ve her ikisinde de enaz bir aylık sürenin verilmesi şarttır (Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı). Ancak anasözleşmede başkaca bir bildirme usulü öngörülmüş ise ana sözleşme hükümlerine de uyulması gerekmektedir (İ. Doğanay, TTK Şerhi, s.1226, par.2).Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edilebilmesi için öncelikle temerrüte düşürülmesi gerekir. Temerrütün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu anasözleşmede öngörülen usul ve esaslar doğrultusunda talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işleminin yapılması gerekir. Şayet, anasözleşmede sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibi kendiliğinden mütemerrit olacaktır." şeklinde kabul edilmiştir.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 15/02/2018 tarih ve ...... Es....... Kar. Sayılı ilamında;" Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, 6762 Sayılı TTK’nın 406-408. maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre. sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüte düşürülmesi gerekir. Temerrütün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın göz önünde bulundurulması gerekir. Esas sözleşme ile ifa için pay sahiplerine ihbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK. 128). Esas sözleşmede özel bir düzenleme yoksa, 6762 Sayılı TTK.nun 406. maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin esas sözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2014 gün ve 2012/14911-2014/4093 E. K. sayılı ilamı) Iskata yetkili organ, ıskatı uygulamak yetkisi yönetim kuruluna aittir, yönetim kurulunun bu yetkisi esas sözleşme ile genel kurula bırakılamaz, çünkü ıskatın anonim ortaklık açısından yararlı olup olmadığını tespit edecek durumda bulunan yönetim kuruludur. Iskata ilişkin usulü hükümler emredici niteliktedir, ıskata ilişkin usul hükümlerine ve özellikle 6762 Sayılı TTK'nın 408. maddesine tam uymak gerekir, aksi halde ıskat geçersiz olur, ıskat prosedürü ancak sermaye payında temerrüt halinde uygulanır, ıskat yönetim kurulunca pay sahibinin yeniden taahhüdünü yerine getirmeye çağrısı ile başlar, bu çağrı sicil gazetesinde veya esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde yapılır, ilanla 1 aylık ödeme süresi verilir, aksi halde o zamana kadar ödediği kısımdan mahrum edileceği ve cezai şartın tahsil edileceği bildirilir. Yargıtay'a göre bir aylık sürenin verilmemesi veya ihtarın yapılmaması halinde ıskat kararı yoktur, anonim ortaklık tarafından ıskat yetkisinin TTK hükümlerine uygun olarak kullanılmaması halinde, pay sahibi ıskat işleminin iptalini dava edebilir.(Bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 11. bası sayfa. 610 vd.). Şirket, sermaye koyma borcunu yerine getirmesini her ortaktan isteyebilir. Pay bedelleri, yönetim kurulu tarafından pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. (6102 TTK 481/1). Yönetim kurulunun çağrı yetkisi devredilemez niteliktedir. Yönetim kurulu tarafından yapılacak ilanda, ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir. Yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya yetkilidir. (6102 TTK 482/2). Yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibinin, söz konusu payını satıp onun yerine başkasını almaya yetkilidir. Iskat işleminin yapılabilmesi için, yönetim kurulu tarafından mütemerrit pay sahibine ilan yapılarak, sermaye tutarının bir ay içinde ödenmesi, aksi halde ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı belirtilir. (Bkz. Prof Dr. Sami Karahan, Şirketler Hukuku, 1. bası, sayfa 658 vd.)" şeklinde kabul edilmiştir.
Mahkememizce ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınan Şirketler Konusunda uzman Ticaret Hukuku ABD. KTO Karatay Ün.Hukuk Fak. ...... ve Mali Müşavir ...... tarafından düzenlenen 26.05.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ve 29/11/2021 havale tarihli rapor kapsamından davalı şirketin ana sözleşmesinin 6. Maddesinde şirket sermayesine ilişkin, 7. İlanlara ilişkin düzenlemelerin yapıldığı, davacının ana sözleşmenin 6. Maddesi ile üstlendiği 45.000,00 TL sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, Konya ...... Noterliğinin 11/12/2019 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya sermaye koyma borcunun ödenmesi için ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin 13/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ıskata yetkili organ olan yönetim kurulu tarafından davacı ......'e sermaye ödenmesine ilişkin davet ihtarının (apel işleminin) TTK'nun 481. Maddesi ve şirket ana sözleşmesinin 7. Maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde ilan yolu ile yapılmadığı, yine ıskat ihtarının davacıya iadeli taahhütlü mektupla yapılması gerekirken noter aracılığıyla yapıldığı, ihtarnamede bakiye sermaye borcunun ödenmesi aksi takdirde temerrüde düşen paylarla ilgili olarak haklardan yoksun bırakılacağı (ıskat prosedürünün işletileceği) ihtarının yer almadığı, yönetim kurulu (müdür) tarafından ıskat işlemine ilişkin herhangi bir karar alınmadığı, bu nedenlerle ıskat ihtarının TTK'nun 483. Maddesindeki emredici düzenlemeye uygun yapılmadığı, davacının ıskatının geçersiz olduğu, geçersiz bir ıskatla dava konusu 10/02/2020 tarihli genel kurul toplantısının 4 nolu gündem maddesinde sermaye maddesinin tadilinin görüşülmesine dair alınan 4 nolu genel kurul kararının da geçersiz olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacının davalı şirketin 06/11/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlara yönelik talepleri açısından yapılan değerlendirmede;
Sermaye artırımına ilişkin olarak 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 591.maddesinde;"(1) Şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse, her ortak, esas sermaye payı oranında, esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir.(2) Genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararıyla, ortakların yeni payları almaya ilişkin rüçhan hakkı, ancak haklı sebeplerin varlığında ve 621 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen nisapla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Özellikle, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınmaları ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep olarak kabul edilebilir. Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması suretiyle hiç kimse haklı görülemeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.(3) Rüçhan hakkının kullanılabilmesi için en az onbeş gün süre verilir."şeklinde düzenlendiği, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 621.maddesinde;" (1) Aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir:a) Şirket işletme konusunun değiştirilmesi.b) Oyda imtiyazlı esas sermaye paylarının öngörülmesi.c) Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılması.d) Esas sermayenin artırılması.e) Rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılması.f) Şirket merkezinin değiştirilmesi.g) Müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi.h) Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.ı) Şirketin feshi.(2) Kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa, bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümleri, ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek çoğunlukla kabul edilebilir.(3) (Ek: 12/7/2013-6495/52 md.) Bir ortağın şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme değişikliği, şirket sermayesini temsil eden tüm ortakların genel kurul toplantısında oy birliği ile karar almasıyla mümkündür.[1]"şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/02/2014 tarih ve ...... Es. ...... Kar. Sayılı ilamında;" Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. İptali istenen ortaklar kurulu kararı incelendiğinde, davacı ile bir kısım davalıların murisi olan Mehmet Taslacı dışında toplam sermayenin %75'ini temsil eden üç ortak daha bulunduğu, bu kişilerin, toplantıya ve karara iştirak ettikleri, bu suretle sermaye artırımı kararının %75 toplantı ve karar nisabı ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece iptali istenen ortaklar kurulu kararının 6762 sayılı TTK’nın 536/3 maddesinde düzenlenen sermaye artırımına yönelik gerekli toplantı ve karar nisabına uygun olduğu göz önüne alınarak, davacı tarafın, toplantıda alınan kararın amacının davacının miras hakkının kısıtlanması olduğu yönündeki iddiaları da nazara alınarak, davalı şirket yönünden sermaye artırımının gerekli olup olmadığı, sermaye artırımının davacının miras hakkını kısıtlama amacı taşıyıp taşımadığı hususları üzerinde durulmak suretiyle sermaye artırımının yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün, bozulması gerekmiştir." şeklinde kabul dilmiştir.
Mahkememizce ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınan Şirketler Konusunda uzman Ticaret Hukuku ABD. KTO Karatay Ün.Hukuk Fak. ...... ve Mali Müşavir ...... tarafından düzenlenen 26.05.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ve 29/11/2021 havale tarihli rapor kapsamından; davalı şirketin 06/11/2020 tarihli genel kurulunda gündemin 3. maddesinde davalı şirketin sermayesinin 400.000,00 TL'den 20.000.000,00 TL' ye artırılması na karar verildiği, söz konusu kararın 15.400 kabul oyuna karşılık 600 red oyuyla alındığı ve davacının söz konusu karara muhalefet ettiği, ayrıca söz konusu karar içerisinde yer alan sermayenin yeni şeklinde önceki sermayenin tamamen ödendiği, artırılan 19.600.000,00 TL'nin 15.925.000 TL'sinin ortaklara borçlar hesabından karşılandığı, kalan 3.675.000,00 TL'nin ise nakden karşılanacağı ve sermaye artırımının tescilden itibaren 24 ay içerisinde ödeneceği hususlarına yer verildiği, dava konusu genel kurul toplantısına ortakların tamamının asaleten katıldığı, sermaye artırım kararının TTK'nun 521. Maddesindeki düzenlemeye uygun nisaplarda alındığı, davalı şirketin ticari defter ve belgelerinde sermaye artırım kararı öncesi 14/10/2020 tarihi itibariyle ......'e ait ortaklara borçlar hesabının 16.725.600,69 TL'ye ulaştığı, 31/12/2019 tarihli bilançoya göre şirket öz sermayesi negatife düşüp sermayenin karşılıksız kaldığı, sermaye artırımının davalı şirket yönünden gerekli olduğu, sermaye artırımının bir kısım pay sahiplerine zarar vermek amacını taşımadığı, sermaye artırımının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, anılan karar yönünden butlan veya yokluk sebeplerinin bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen mahkememizin ...... Esas ...... Karar sayılı dosyasından davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı Genel Kurul Kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespitine yönelik talepleri açısından yapılan değerlendirmede;
TTK'nun 591. maddesi ile yeni sermaye taahhüdü suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımlarında pay sahiplerine artırılan sermayeden mevcut paylarının sermaye oranına göre yeni pay alma hakkının tanındığı, rüçhan hakkının belirlenmesinde payların itibari değerinin esas alınacağı, davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı dava konusu yapılan kararının genel kurul kararı olmayıp rüçhan hakkının kullanılmasına ilişkin müdür kararı olduğu, limited şirketlerde sermaye artırımlarında rüçhan hakkının kullanılması konusunda bir genel kurul kararının alınmasının zorunlu olmadığı, davalı şirket müdürü ...... tarafından 09/11/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin karara istinaden rüçhan hakkının kullanılması ve süresine ilişkin müdür kararı olduğu, ortada yokluğu veya hükümsüzlüğü öne sürülen bir genel kurul kararı bulunmadığı, davacı tarafça da yönetim kurulu (müdürler kurulu) kararının yokluk ve butlanının talep edilmediği anlaşılmakla davanın kısmen kabul kısmen reddine, mahkememiz dosyası ile birleşen dosyadan açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davalı şirketin 10/02/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu davacının 1.800 payının ıskatına ve yeni pay durumuna ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yoklukla malül (mutlak butlanla batıl) olduğunun tespitine, davacının ıskatına karar verilen 1.800 adet payın davacıya iadesine ve davacı adına tesciline, davacının davalı şirketin 06/11/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu sermayenin artırılmasına ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yokluğunun tespitine ve iptaline yönelik talebinin reddine, Mahkememizin Birleşen 11/03/2021 tarih ve ...... es. ...... kar. sayılı dosyasından; davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 12/01/2024 TARİHLİ, ...... ESAS, ...... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 15/03/2022 tarihli kararına karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 12/01/2024 tarihli ...... Esas, ...... Karar sayılı kararı ile; "Dava ve birleşen dava ; şirket genel kurul kararlarının yokluğu ile iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Asıl davada, davacı, davalı şirketin 10.02.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu karar ile davacının 1.800 payının ıskatına ve yeni pay durumuna ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yoklukla malül olduğunun tespiti, davacının ıskatına karar verilen 1.800 adet payın davacıya iadesi ve davacı adına tescilini, ve yine davalı şirketin 06.11.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu karar ile sermayenin artırılmasına ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yokluğunun ve butlanının tespiti ile iptalini istemiş, birleşen davada ise ; davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespiti ve davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının iptalini istemiştir.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, 4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur ise de mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu durumda ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda, asıl ve birleşen davada davacı olan ......'in istinaf aşamasında, 15/06/2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Bu sebeple ölü kişi hakkında hüküm kurulamayacağından davacı ......'in mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinden kamu düzeni nedeniyle tarafların istinaf taleplerinin kabulü ile HMK'nın 35/1.a.4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine gönderilmesi" şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 14/05/2024 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "..Davacının, davalı şirketin 04.05.2016 tarihinde müvekkili ile birlikte diğer ortaklar ...... ve ......'nun bir şirket kurmak iradesi ile bir araya gelmeleri üzerine 04.05.2016 tarihinde kurulduğunu, Şirket Konya Ticaret Odasında ...... Oda Sicil Numarasında ...... Ticaret Sicil numarasında kayıtlı olup halen daha faal olduğunu, davalı şirketin ayrıca Selçuk Vergi Dairesinde ...... vergi numarasıyla halen aktif olduğunu, şirketin geldiği seviye itibariyle yüksek cirolara ulaştığını, şirketin ticari safahatı itibariyle geldiği ekonomik seviyeye rağmen herhangi bir kâr dağıtımı yapılmadığını ve davacı ortağın bundan faydalandırılmadığını, şirket müdürü ......'ün şirket işleriyle ilgili bilgi vermediğini, ısrarlı taleplere rağmen şirket borç ve alacakları konusunda hesap verilmediğini, şirket ortağı ve müdürü ...... hakkında FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği sebebiyle Konya....Ağır Ceza Mahkemesi ....... Esas sayılı davada yargılandığının ortaya çıkması ve şirketin işleyişi hakkında davacıya bilgi verilmemesi gibi nedenlerle davacı tarafından Konya.... Noterliği'nin 13.08.2018 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarname ile şirket ortaklığından çıkarılma ve ayrılma akçesinin tarafına ödenmesi talebine şirket tarafından Konya ......Noterliği 16.08.2018 tarih ve ...... yevmiye numaralı cevabıyla davacının talebini reddettiğini, bunun üzerine davacı tarafından şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve ayrılma akçesinin tespiti ve davalı şirketten tahsili için Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... Esas sayılı davanın açıldığını, söz konusu davanın açılmasından sonra davalı şirketin davacı ortağın şirketteki payını azaltmak, şirketteki haklarını ortadan kaldırmak ve davayı akamete uğratmak maksadıyla tamamen kötü niyetle davacı hakkında hukuka aykırı bir şekilde ıskat işlemlerine giriştiğini, davalı şirketin tüm bu işlem ve eylemlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan bahisle; Davalı şirketin 10.02.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu davacının 1.800 payının ıskatına ve yeni pay durumuna ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yoklukla malül (mutlak butlanla batıl) olduğunun tespitinin, davacının ıskatına karar verilen 1.800 adet payın davacıya iadesi ve davacı adına tescilinin, davacının davalı şirketin 06.11.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 no'lu sermayenin artırılmasına ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yokluğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini, mahkememizin birleşen ...... Esb. Sayılı dosyasından 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı Genel Kurul Kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespiti ve davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının iptalini talep ve dava ettiği, davalı tarafın davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce verilen 15.03.2022 tarih ve ...... Esas ..... Karar sayılı kararında; "Limited şirket genel kurul kararlarının butlanın ve iptaline ilişkin TTK'nun 622. maddesinde;"1) Bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır." şeklinde, Anonim şirket genel kurul kararının butlanına ilişkin TTK'nun 447. maddesinde;"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.Davacının davalı şirketin 10/02/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlara yönelik talepleri açısından yapılan değerlendirmede; Limited şirketlerde sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortağın ıskatına ilişkin düzenlemelerin 6102 sayılı TTK'nun 585. Maddesi yollaması ile anonim şirketlere ilişkin olarak düzenlenen TTK'nun 481-483. Maddelerinde yapıldığı, TTK'nun 481.maddesinde;" (1) Payların bedelleri, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. İlanda, ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir. (2) İkincil yükümlülükler hakkında, esas sözleşmede, sözleşme cezası da öngörülebilir." şeklinde, TTK'nun 482. maddesinde;"(1) Sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahibi, ihtara gerek olmaksızın, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. (2) Ayrıca, yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya ve söz konusu payı satıp yerine başkasını almaya ve kendisine verilmiş pay senedi varsa, bunları iptal etmeye yetkilidir. İptal edilen pay senetleri ele geçirilemiyorsa iptal kararı 35 inci maddede yazılı gazetede ve ayrıca esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan olunur. (3) Esas sözleşmeyle, pay sahipleri, temerrüt hâlinde, sözleşme cezası ödemekle zorunlu tutulabilirler. (4) Şirketin tazminat hakları saklıdır." şeklinde, TTK'nun 483. maddesinde;" (1) Kanunun 482 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanabilmesi için, yönetim kurulu tarafından, mütemerrit pay sahibine, 35 inci maddede yazılı gazete ile esas sözleşmenin öngördüğü şekilde ilan yoluyla şirketin internet sitesinde de yayımlanacak bir mesajla ihtarda bulunulur. Bu ihtarda, mütemerrit pay sahibinin temerrüde konu olan tutarı bir ay içinde ödemesi, aksi hâlde, ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı ve sözleşme cezasının isteneceği belirtilir. (2) Nama yazılı pay senetlerinin sahiplerine bu davet ve ihtar, ilan yerine, iadeli taahhütlü mektupla ve internet sitesi mesajı ile yapılır. Bir aylık süre, mektubun alındığı tarihten başlar. (3) Mütemerrit pay sahibi, yeni pay sahibinin ödemelerinden açık kalan tutar için şirkete karşı sorumludur. (4) 501 inci madde hükmü saklıdır." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 29/05/2018 tarih ve ...... Es....... Kar. Sayılı ilamında; "Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK’nun 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 481-483. maddelerinde de bu hükümlerle paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 406. madde uyarınca payların bedelleri anasözleşmede başkaca hüküm yoksa pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir. Bununla birlikte, 406. maddede yazılı olduğu şekilde ilan suretiyle değil de ortaklara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulması halinde tebliğ edilen bu çağrı, gazetede ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olduğundan, bunun da geçerli olduğunu kabul etmek gerekir (Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı). Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edilebilmesi için öncelikle temerrüde düşürülmesi gerekir. Temerrüdün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Şayet anasözleşmede, sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibine ihtar gerekmeksizin temerrüt oluşur. Temerrüde düşen ortağa, yönetim kurulu tarafından 6762 sayılı TTK'nun 37. maddesinde yazılı gazete ile anasözleşmenin öngördüğü biçimde ilan suretiyle bir ay içinde ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum edileceğinin ihtar edilmesi gerekmektedir. " şeklinde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2016 tarih ve ...... Es..... Kar. Sayılı ilamında;"Anonim ortaklılarda ödenmemiş bakiye sermaya taahhütlerinin paydaşlardan istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, mülga 6762 sayılı TTK 406-408. maddelerinde düzenlenmiş olup, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 481-483. maddelerinde de 6762 sayılı TTK'dakine paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, 6762 sayılı TTK'nın 406. vd. madde uyarınca ıskat prosedürü için pay sahiplerine ödemeye davet ve ıskat ihtarının ayrı ayrı gönderilmesi gerekmektedir. TTK 407. maddesi uyarınca ıskat kararı vermeye yetkili organ anonim ortaklık yönetim kuruludur. Iskat prosedürünün işletilebilmesi için öncelikle pay sahiplerinin, anasözleşmede başkaca hüküm yoksa, ilan suretiyle pay bedellerini ödemeye davet edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, 6762 s. TTK. 408/2 (6102 s. TTK 483/2) maddesi uyarınca, ödemeye davet ve ihtarın, nama yazılı paylar yönünden ilan suretiyle değil, ilandan daha kuvvetli bir bildirme yolu olan taahhütlü mektupla yapılması ve her ikisinde de enaz bir aylık sürenin verilmesi şarttır (Dairemizin 21.02.1980 tarih, 456/818 sayılı ilamı). Ancak anasözleşmede başkaca bir bildirme usulü öngörülmüş ise ana sözleşme hükümlerine de uyulması gerekmektedir (İ. Doğanay, TTK Şerhi, s.1226, par.2).Sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edilebilmesi için öncelikle temerrüte düşürülmesi gerekir. Temerrütün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu anasözleşmede öngörülen usul ve esaslar doğrultusunda talep etmesi, uygulamadaki ifade ile apel işleminin yapılması gerekir. Şayet, anasözleşmede sermaye borcunun ödeme süreleri ve miktarı duraksamaya neden olmayacak biçimde belirlenmiş ise pay sahibi kendiliğinden mütemerrit olacaktır." şeklinde kabul edilmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 15/02/2018 tarih ve ...... Es. ...... Kar. Sayılı ilamında;" Anonim ortaklıklarda, pay sahibinin borcu, taahhüt ettiği payların karşılıklarını ifaya yöneliktir. Bu ilke, hem nakdi, hem de ayni sermaye taahhüdü için geçerlidir. Bu ortaklıklarda paydaşlardan ödenmemiş bakiye sermaye taahhütlerinin istenmesi ve buna bağlı olarak gündeme gelen pay sahiplerinin ıskatı usul ve şartları, 6762 Sayılı TTK’nın 406-408. maddelerinde emredici kurallarla düzenlenmiştir. Buna göre. sermaye borcunu ödemeyen bir pay sahibinin ıskat edebilmesi için öncelikle temerrüte düşürülmesi gerekir. Temerrütün söz konusu olabilmesi için de bakiye sermaye borcunun ödenmesi konusunda yetkili organın bir karar alması ve bunu sözleşmede öngörülen usul ve şekilde talep etmesi, uygulamadaki ifade ile, apel işlemini yapması gerekir. Apel çağrısının yapılması sırasında öncelikle bu ayrımın göz önünde bulundurulması gerekir. Esas sözleşme ile ifa için pay sahiplerine ihbar yapılması şart koşulmuşsa borç, ihbar ile muaccel olur (BK. 128). Esas sözleşmede özel bir düzenleme yoksa, 6762 Sayılı TTK.nun 406. maddesi uygulanır. Anılan hüküm, ifa tarihinin esas sözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmediği durumlarda yapılacak çağrıya ilişkin bir yedek hukuk kuralıdır. (Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2014 gün ve 2012/14911-2014/4093 E. K. sayılı ilamı) Iskata yetkili organ, ıskatı uygulamak yetkisi yönetim kuruluna aittir, yönetim kurulunun bu yetkisi esas sözleşme ile genel kurula bırakılamaz, çünkü ıskatın anonim ortaklık açısından yararlı olup olmadığını tespit edecek durumda bulunan yönetim kuruludur. Iskata ilişkin usulü hükümler emredici niteliktedir, ıskata ilişkin usul hükümlerine ve özellikle 6762 Sayılı TTK'nın 408. maddesine tam uymak gerekir, aksi halde ıskat geçersiz olur, ıskat prosedürü ancak sermaye payında temerrüt halinde uygulanır, ıskat yönetim kurulunca pay sahibinin yeniden taahhüdünü yerine getirmeye çağrısı ile başlar, bu çağrı sicil gazetesinde veya esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde yapılır, ilanla 1 aylık ödeme süresi verilir, aksi halde o zamana kadar ödediği kısımdan mahrum edileceği ve cezai şartın tahsil edileceği bildirilir. Yargıtay'a göre bir aylık sürenin verilmemesi veya ihtarın yapılmaması halinde ıskat kararı yoktur, anonim ortaklık tarafından ıskat yetkisinin TTK hükümlerine uygun olarak kullanılmaması halinde, pay sahibi ıskat işleminin iptalini dava edebilir.(Bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku 11. bası sayfa. 610 vd.). Şirket, sermaye koyma borcunu yerine getirmesini her ortaktan isteyebilir. Pay bedelleri, yönetim kurulu tarafından pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. (6102 TTK 481/1). Yönetim kurulunun çağrı yetkisi devredilemez niteliktedir. Yönetim kurulu tarafından yapılacak ilanda, ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir. Yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibini, iştirak taahhüdünden ve yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından yoksun bırakmaya yetkilidir. (6102 TTK 482/2). Yönetim kurulu, mütemerrit pay sahibinin, söz konusu payını satıp onun yerine başkasını almaya yetkilidir. Iskat işleminin yapılabilmesi için, yönetim kurulu tarafından mütemerrit pay sahibine ilan yapılarak, sermaye tutarının bir ay içinde ödenmesi, aksi halde ilgili paylara ilişkin haklarından yoksun bırakılacağı belirtilir. (Bkz. Prof Dr. Sami Karahan, Şirketler Hukuku, 1. bası, sayfa 658 vd.)" şeklinde kabul edilmiştir. Mahkememizce ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınan Şirketler Konusunda uzman Ticaret Hukuku ABD. KTO Karatay Ün.Hukuk Fak. ...... ve Mali Müşavir ...... tarafından düzenlenen 26.05.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ve 29/11/2021 havale tarihli rapor kapsamından davalı şirketin ana sözleşmesinin 6. Maddesinde şirket sermayesine ilişkin, 7. İlanlara ilişkin düzenlemelerin yapıldığı, davacının ana sözleşmenin 6. Maddesi ile üstlendiği 45.000,00 TL sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, Konya 12. Noterliğinin 11/12/2019 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya sermaye koyma borcunun ödenmesi için ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin 13/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ıskata yetkili organ olan yönetim kurulu tarafından davacı ......'e sermaye ödenmesine ilişkin davet ihtarının (apel işleminin) TTK'nun 481. Maddesi ve şirket ana sözleşmesinin 7. Maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde ilan yolu ile yapılmadığı, yine ıskat ihtarının davacıya iadeli taahhütlü mektupla yapılması gerekirken noter aracılığıyla yapıldığı, ihtarnamede bakiye sermaye borcunun ödenmesi aksi takdirde temerrüde düşen paylarla ilgili olarak haklardan yoksun bırakılacağı (ıskat prosedürünün işletileceği) ihtarının yer almadığı, yönetim kurulu (müdür) tarafından ıskat işlemine ilişkin herhangi bir karar alınmadığı, bu nedenlerle ıskat ihtarının TTK'nun 483. Maddesindeki emredici düzenlemeye uygun yapılmadığı, davacının ıskatının geçersiz olduğu, geçersiz bir ıskatla dava konusu 10/02/2020 tarihli genel kurul toplantısının 4 nolu gündem maddesinde sermaye maddesinin tadilinin görüşülmesine dair alınan 4 nolu genel kurul kararının da geçersiz olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının davalı şirketin 06/11/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlara yönelik talepleri açısından yapılan değerlendirmede; Sermaye artırımına ilişkin olarak 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 591.maddesinde;"(1) Şirket sözleşmesinde veya artırma kararında aksi öngörülmemişse, her ortak, esas sermaye payı oranında, esas sermayenin artırılmasına katılmak hakkını haizdir.(2) Genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararıyla, ortakların yeni payları almaya ilişkin rüçhan hakkı, ancak haklı sebeplerin varlığında ve 621 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen nisapla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Özellikle, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınmaları ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep olarak kabul edilebilir. Rüçhan hakkının sınırlandırılması veya kaldırılması suretiyle hiç kimse haklı görülemeyecek şekilde yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz.(3) Rüçhan hakkının kullanılabilmesi için en az onbeş gün süre verilir."şeklinde düzenlendiği, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 621.maddesinde;" (1) Aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir:a) Şirket işletme konusunun değiştirilmesi.b) Oyda imtiyazlı esas sermaye paylarının öngörülmesi.c) Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılması.d) Esas sermayenin artırılması.e) Rüçhan hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılması.f) Şirket merkezinin değiştirilmesi.g) Müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi.h) Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.ı) Şirketin feshi.(2) Kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa, bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümleri, ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek çoğunlukla kabul edilebilir.(3) (Ek: 12/7/2013-6495/52 md.) Bir ortağın şirketten çıkarılma sebeplerinin sonradan şirket sözleşmesine konulabilmesine dair sözleşme değişikliği, şirket sermayesini temsil eden tüm ortakların genel kurul toplantısında oy birliği ile karar almasıyla mümkündür.[1]"şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/02/2014 tarih ve ...... Es. ...... Kar. Sayılı ilamında;" Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. İptali istenen ortaklar kurulu kararı incelendiğinde, davacı ile bir kısım davalıların murisi olan Mehmet Taslacı dışında toplam sermayenin %75'ini temsil eden üç ortak daha bulunduğu, bu kişilerin, toplantıya ve karara iştirak ettikleri, bu suretle sermaye artırımı kararının %75 toplantı ve karar nisabı ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece iptali istenen ortaklar kurulu kararının 6762 sayılı TTK’nın 536/3 maddesinde düzenlenen sermaye artırımına yönelik gerekli toplantı ve karar nisabına uygun olduğu göz önüne alınarak, davacı tarafın, toplantıda alınan kararın amacının davacının miras hakkının kısıtlanması olduğu yönündeki iddiaları da nazara alınarak, davalı şirket yönünden sermaye artırımının gerekli olup olmadığı, sermaye artırımının davacının miras hakkını kısıtlama amacı taşıyıp taşımadığı hususları üzerinde durulmak suretiyle sermaye artırımının yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün, bozulması gerekmiştir." şeklinde kabul dilmiştir. Mahkememizce ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınan Şirketler Konusunda uzman Ticaret Hukuku ABD. KTO Karatay Ün.Hukuk Fak. ...... ve Mali Müşavir ...... tarafından düzenlenen 26.05.2021 havale tarihli bilirkişi raporu ve 29/11/2021 havale tarihli rapor kapsamından; davalı şirketin 06/11/2020 tarihli genel kurulunda gündemin 3. maddesinde davalı şirketin sermayesinin 400.000,00 TL'den 20.000.000,00 TL' ye artırılması na karar verildiği, söz konusu kararın 15.400 kabul oyuna karşılık 600 red oyuyla alındığı ve davacının söz konusu karara muhalefet ettiği, ayrıca söz konusu karar içerisinde yer alan sermayenin yeni şeklinde önceki sermayenin tamamen ödendiği, artırılan 19.600.000,00 TL'nin 15.925.000 TL'sinin ortaklara borçlar hesabından karşılandığı, kalan 3.675.000,00 TL'nin ise nakden karşılanacağı ve sermaye artırımının tescilden itibaren 24 ay içerisinde ödeneceği hususlarına yer verildiği, dava konusu genel kurul toplantısına ortakların tamamının asaleten katıldığı, sermaye artırım kararının TTK'nun 521. Maddesindeki düzenlemeye uygun nisaplarda alındığı, davalı şirketin ticari defter ve belgelerinde sermaye artırım kararı öncesi 14/10/2020 tarihi itibariyle ......'e ait ortaklara borçlar hesabının 16.725.600,69 TL'ye ulaştığı, 31/12/2019 tarihli bilançoya göre şirket öz sermayesi negatife düşüp sermayenin karşılıksız kaldığı, sermaye artırımının davalı şirket yönünden gerekli olduğu, sermaye artırımının bir kısım pay sahiplerine zarar vermek amacını taşımadığı, sermaye artırımının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, anılan karar yönünden butlan veya yokluk sebeplerinin bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen mahkememizin ...... Esas ...... Karar sayılı dosyasından davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı Genel Kurul Kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespitine yönelik talepleri açısından yapılan değerlendirmede; TTK'nun 591. maddesi ile yeni sermaye taahhüdü suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımlarında pay sahiplerine artırılan sermayeden mevcut paylarının sermaye oranına göre yeni pay alma hakkının tanındığı, rüçhan hakkının belirlenmesinde payların itibari değerinin esas alınacağı, davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı dava konusu yapılan kararının genel kurul kararı olmayıp rüçhan hakkının kullanılmasına ilişkin müdür kararı olduğu, limited şirketlerde sermaye artırımlarında rüçhan hakkının kullanılması konusunda bir genel kurul kararının alınmasının zorunlu olmadığı, davalı şirket müdürü ...... tarafından 09/11/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin karara istinaden rüçhan hakkının kullanılması ve süresine ilişkin müdür kararı olduğu, ortada yokluğu veya hükümsüzlüğü öne sürülen bir genel kurul kararı bulunmadığı, davacı tarafça da yönetim kurulu (müdürler kurulu) kararının yokluk ve butlanının talep edilmediği anlaşılmakla davanın kısmen kabul kısmen reddine, mahkememiz dosyası ile birleşen dosyadan açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile hüküm kurulduğu,
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 12.01.2024 tarih ...... Esas ...... Karar sayılı kararında: "Dava ve birleşen dava ; şirket genel kurul kararlarının yokluğu ile iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl davada, davacı, davalı şirketin 10.02.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu karar ile davacının 1.800 payının ıskatına ve yeni pay durumuna ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yoklukla malül olduğunun tespiti, davacının ıskatına karar verilen 1.800 adet payın davacıya iadesi ve davacı adına tescilini, ve yine davalı şirketin 06.11.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu karar ile sermayenin artırılmasına ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yokluğunun ve butlanının tespiti ile iptalini istemiş, birleşen davada ise ; davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespiti ve davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının iptalini istemiştir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, 4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur ise de mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu durumda ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda, asıl ve birleşen davada davacı olan ......'in istinaf aşamasında, 15/06/2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Bu sebeple ölü kişi hakkında hüküm kurulamayacağından davacı ......'in mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinden kamu düzeni nedeniyle tarafların istinaf taleplerinin kabulü ile HMK'nın 35/1.a.4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılarak dosyanın mahkememize iade edildiği, dava dosyanın mahkememizin ...... Esas sırasına kaydı yapılarak taraflara BAM kararı ekli duruşma gün ve saatini bildirir tensip tutanağının tebliğ edildiği, her ne kadar BAM kararında taraf teşkilinin sağlanarak karar verilmesi gerektiğinden mahkememizin kararı kaldırılmış ise de istinaf aşamasında müteveffa ......'in mirasçılarının veraset ilamının ve mirasçılarının vekaletnamelerinin dosyaya sunulduğu, esasen taraf teşkilinde de bir eksikliğin bulunmadığı, bu nedenle BAM kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilerek mahkememizin ilk kararındaki gerekçelerle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davalı ...... İç Ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin 10/02/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu davacı müteveffa ......'in 1.800 payının ıskatına ve yeni pay durumuna ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yoklukla malül (mutlak butlanla batıl) olduğunun tespitine, davacı müteveffa ......'in ıskatına karar verilen 1.800 adet payın davacı müteveffa ......'e iadesine ve davacı müteveffa ......'in Konya 20.Noterliği'nin 20/06/2023 tarih ve ...... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki payları oranında mirasçıları adına tesciline, davacı müteveffa ......'in davalı ...... İç Ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin 06/11/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu sermayenin artırılmasına ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yokluğunun tespitine ve iptaline yönelik talebinin reddine, mahkememizin birleşen 11/03/2021 tarih ve ...... es. ...... kar. sayılı dosyasından; davacı müteveffa ...... tarafından davalı ...... İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi aleyhine açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davalı ...... İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin 10/02/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu davacı müteveffa ......'in 1.800 payının ıskatına ve yeni pay durumuna ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yoklukla malül (mutlak butlanla batıl) olduğunun tespitine, davacı müteveffa ......'in ıskatına karar verilen 1.800 adet payın davacı müteveffa ......'e İADESİNE ve davacı müteveffa ......'in Konya 20.Noterliği'nin 20/06/2023 tarih ve ...... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki payları oranında mirasçıları adına tesciline, davacı müteveffa ......'in davalı ...... İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin 06/11/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu sermayenin artırılmasına ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yokluğunun tespitine ve iptaline yönelik talebinin reddine birleşen yönünden; davacı müteveffa ...... tarafından davalı ...... İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kısmen kabul kararı vermiş ise de; kararının devamında hem ana davalarına konu sair taleplerine konu davalarını hem de birleşen davaya ilişkin taleplerine konu davalarını usul ve yasaya aykırı bir şekilde gerekçede ciddi çelişkilere düşerek reddettiğini, davaya konu tüm taleplerinin dosyada toplanan deliller ve özellikle de mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerle açıklıkla sübut bulduğunu, mahkemenin kısmen kabulüne ilişkin gerekçesinde bu husus vurgulandığını, buna rağmen toplanan deliller ve bilirkişi raporundaki tespitleri adeta görmezden gelinerek davaya konu sair taleplerinin reddine karar verildiğini, kök raporda ıskat sonrasında oluşan davalı şirketin yeni sermaye durumuna ilişkin davalı şirketin olağanüstü genel kurul kararlarının iptaline dair talepleri hakkında yapılan değerlendirmelerde; davaya konu ıskat sonrasında oluşan davalı şirketin yeni sermaye durumuna ilişkin davalı şirketin olağanüstü genel kurul kararlarının ancak ve ancak ıskat işleminin hukuken geçerli olması halinde geçerli kabul edilebileceği açıklıkla beyan edildiğini, nitekim bu husus da ek raporda davalı yanın itirazları üzerine yeniden irdelendiğini, bilirkişi ek raporunda da aynı tespitleri ortaya koyduğunu ve bir kez daha davalarının haklılığına işaret ettiğini, ibraz ettikleri belgeler ve dahada önemlisi Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 17.11.2020 tarih ve ..... sayılı 261. sahife nüshası mahiyeti ile sabittir ki davaya konu ettikleri ve ilk derece mahkemesince bir şirket genel kurul kararı olmadığı ileri sürülen karar bahis konusu ilan metni ile sabit olduğu üzere bir genel kurul kararı olduğunu, nitekim TTSG'de "09.11.2020 tarih ve 05 Sayılı Genel Kurul Kararı Karar Tarihi 09.11.2020 Karar No: 5 Karar Konusu: Sermaye Artırımında Rüçhan Hakkını Kullanmaya Davet Hk." denildiğini, bunun yanı sıra dosyaya ibraz olunan davalı şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğündeki kayıtlarında da bu husus aynıyla kayıtlı olduğunu, nitekim bu kayıtlar arasında yer alan Ticaret Sicil Müdür Yardımcısı İsmail Baykal imzalı tescil edilen hususlar konulu evrakın içeriğinde açıkça tescile delil olan belgeler kısmında 09.11.2020 tarihli 05 sayılı genel kurul kararı yazılı oduğunu, dolayısıyla mahkemenin "...ortada bir şirket genel kurul kararının olmadığı.." yönündeki gerekçesi dosyada mevcut resmi evrak mahiyetleri karşısında çelişkili olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davalarının tümüyle kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili 10.02.2020 ve 06.11.2020 tarihli genel kurulların mevzuata uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini, iptali istenen 06.11.2020 tarihli genel kurul öncesinde 14.10.2020 tarihinde sermaye artışı ile ilgili gündem kararı alındığını akabinde TTSG'de ilan edilmiş ortaklara yapılan bildirimden 23 gün sonra 06.11.2020 tarihinde oy birliği ile sermaye artışına oy çokluğuyla karar verildiğini, davacıya geçerli tebligatlarla bildirilen 06.11.2020 tarihli genel kurul toplantısına davacı da avukatı ile katıldığını ve hazır bulunanlar listesini imzaladığını, sermaye artırımının elzem olduğunun gerekçeleri ve belgeleri ile dile getirildiğini, mahkemece bu yönüyle verilen kararın onanması talep ettiklerini, 06.11.2020 genel kurul kararları doğrultusunda müvekkili şirket yönetiminin davacıya davet gönderdiğini, bahsi geçen davet bir yönetim tasarrufu olup yasal koşullara uygun olarak yapıldığını dolayısıyla ortada bir şirket genel kurulu olmadığını, şirketlerinin şirketin yaptığı son genel kurul 06.11.2020 tarihli genel kurul olduğunu, 09.11.2020 tarihinde bir genel kurul yapılmadığını, hal böyle iken ortada bir genel kurul olmadığından davacının TTK 445. Maddesine göre böyle bir dava açmada hukuki yararı olmadığını yargılama aşamasında defaatle dile getirdiklerini, davacının, şirket kurulurken 45.000 Türk lirası sermaye taahhüdünü bir türlü yerine getirmediğini, noter aracılığıyla sermaye borcunun ödemesi adına 13.12.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ yapıldığını davalı ödeme yapmadığı için temerrüde düştüğünü, söz konusu ihtarnamede borcunu ödemesi için 1 aylık süre verildiğini, ödemediği takdirde ortaklıktan çıkarılacağının ihtar edildiğini, davacının buna mukabil kısmi ödeme bile yapmadığını, dava konusu 10.02.2020 tarihli genel kurul öncesinde temerrüde düşürülen ancak taahhüt ettiği sermaye borcunu zamanında ödemeyen davacının payını ıskatına ilişkin olduğunu, ıskat işlemi öncesinde ve sonrasında hukuka uygun hareket edildiğini, davacı 10.02.2020 tarihli genel kurula katıldığını ve ıskat kararından o gün haberdar olduğunu, buna rağmen 3 aylık hak düşürücü süreyi geçirerek butlan sebebine dayanarak 9 ay sonra davayı ikame etmesi hakkın kötüye kullanımı olduğunu, diğer ortaklarca çok öncesinde taahhüt edilen sermaye payları ödendiği için eşit işlem ilkesinin ihlal edilmediğini, mahkemenin Yargıtay 11. HD'nin ...... E. ...... kararına atıf yaptığını, Yargıtayın bu değerlendirmesi ışığında müvekkili şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinin kalan sermaye borcunun ödenmesinin süresinin ve miktarının duraksamaya ve tereddüte mahal vermeyecek ölçüde açık olduğunun ortada olduğunu, dolayısıyla davacının kalan sermaye borcunu ödemesi konusunda bu açıklama ışığında 24 aylık süre sonunda bir ihtara veya ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düştüğü ortada iken mahkeme, bu koşulun yerine getirilmediği gerekçesi ile bahsi geçen genel kurulun iptali yönünde karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu bu nedenle davacı ......'in bu taleplerinin reddi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak 10/02/2020 tarihli ıskat konulu olağanüstü genel kurul toplantısının iptali talebinin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılarak reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava ve birleşen dava ; şirket genel kurul kararlarının yokluğu ile iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Asıl davada, davacı, davalı şirketin 10.02.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4 nolu karar ile davacının 1.800 payının ıskatına ve yeni pay durumuna ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yoklukla malül olduğunun tespiti, davacının ıskatına karar verilen 1.800 adet payın davacıya iadesi ve davacı adına tescilini, ve yine davalı şirketin 06.11.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu karar ile sermayenin artırılmasına ilişkin sözleşme değişikliğine yönelik kararının yokluğunun ve butlanının tespiti ile iptalini istemiş, birleşen davada ise ; davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespiti ve davalı şirketin 09.11.2020 tarih ve 05 sayılı genel kurul kararının iptalini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, dairemiz kaldırma kararı gereğince vefat eden davacı ......'in mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacıların asıl davada sermaye artımına ilişkin alınan genel kurul kararı hakkında verilen karara yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve ek raporu esas alınarak davalı şirketin ticari defter ve belgelerinde sermaye artırım kararı öncesi 14/10/2020 tarihi itibariyle ......'e ait ortaklara borçlar hesabının 16.725.600,69 TL'ye ulaştığı, 31/12/2019 tarihli bilançoya göre şirket öz sermayesi negatife düşüp sermayenin karşılıksız kaldığı, sermaye artırımının davalı şirket yönünden gerekli olduğu, sermaye artırımının bir kısım pay sahiplerine zarar vermek amacını taşımadığı, sermaye artırımının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı kabul edilerek sermaye artımına ilişkin genel kurul kararına yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı şirketin 06/11/2020 tarihli genel kurulunda gündemin 3. maddesinde davalı şirketin sermayesinin 400.000,00 TL'den 20.000.000,00 TL'ye artırılmasına karar verildiği, alınan bilirkişi raporunda sermaye artırım kararı öncesi 14/10/2020 tarihi itibariyle ......'e ait ortaklara borçlar hesabının 16.725.600,69 TL'ye ulaştığı, 31/12/2019 tarihli bilançoya göre şirket öz sermayesinin negatife düştüğü bildirilmiş ise de ......'ün davalı şirketin en fazla paya sahip ortağı olduğu, bu ortağın davalı şirkete borç vermesini gerektirir sebeplerin bulunup bulunmadığının raporda irdelenmediği, ayrıca davalı şirketin öz varlığının kısmında aktif toplamı (Dönen ve duran varlıklar) belirtilirken ayrıntılı olarak dönen ve duran varlıkların neler olduğunun ayrı ayrı belirtilmediği bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınacak mahiyette olmadığı anlaşılmıştır.
Bu sebeple daha önce rapor ve ek rapor veren bilirkişi heyeti içerisinde bulunan mali müşavir bilirkişiden davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yeniden inceleme yapılarak davalı şirketin en fazla paya sahip ortağı ......'ün davalı şirkete 16.725.600,69 TL borç vermesini gerektirir sebeplerin bulunup bulunmadığı hususunda, ayrıca davalı şirketin öz varlığının aktif toplamı olan 19.154.434,55 TL' yi oluşturan dönen ve duran varlıkların neler olduğunun ayrı ayrı gösterildiği yeni bir ek rapor alındıktan sonra sermaye artırımının davalı şirket yönünden gerekli olup olmadığı, sermaye artırımının bir kısım pay sahiplerine zarar vermek amacını taşıyıp taşımadığı, sermaye artırımının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile asıl davada sermaye artımına ilişkin alınan genel kurul kararı hakkında yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacıların asıl davadaki sermaye artımına ilişkin alınan genel kurul kararı ilgili verilen karara karşı yaptıkları istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma sebebine göre davalının asıl davanın kabul edilen kısmına yönelik davacıların da birleşen davaya yönelik istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacıların istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarih ...... Esas ...... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından asıl ve birleşen davalar için ayrı ayrı yatırılan toplam 855,20 TL istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından asıl ve birleşen davalar için ayrı ayrı yatırılan toplam 855,20 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-İstinaf başvurusunda bulunan asıl ve birleşen dava tarafları tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ......
e-imzalıdır
Üye ......
e-imzalıdır
Üye ......
e-imzalıdır
Katip ......
e-imzalıdır
.....
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.