Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1065

Karar No

2025/262

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2024
NUMARASI : ...... Esas- ...... Karar

İSTİNAF EDEN DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ... & Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ... & Av. ...
DAVA : Menfi Tespit ve İstirdat

İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 23/01/2025
YAZIM TARİHİ : 24/01/2025
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas-...... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, müvekkili aleyhine 05.07.2022 tarihli 113.079,60 TL bedelli faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, takibin müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkilinin takipten dükkanına gelen haciz ve muhafaza sebebiyle haberdar olduğunu, taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin faturada belirtilen miktar kadar mal aldığını sadece faturanın sonradan art niyetli olarak hazırlandığını, müvekkilinin çoğu fatura tarihinden önce ve hepsi takip tarihindem önce olmak kaydıyla 158.400,00 TL gönderdiğini ayrıca, haciz ve muhafaza altına alınan mallarının satışında da icra dosyasında tespit edebildikleri kadarıyla 34.219,00 TL de para girişi olduğunu fakat, icra dairesinin dosya hesabına bakıldığında müvekkilinin hala 118.995,46 TL borcu gözüktüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile fatura bedelinden fazla ödenen 79.539,34 TL'nin faiziyle istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, davacının bahsetmiş olduğu dekontların dosya ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu faturanın bahsedilen banka dekontlarından sonra düzenlendiğini ayrıca, söz konusu dekontların açıklama kısmında da iddia edilen hususlara dair herhangi bir ibarenin bulunmadığını, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini, icra takibinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, haciz aşamalarında borcunu kabul ederek süre talep edip, taahhüt imzalamış olmasına rağmen borcunu ödemediğini, kısmi ödeme dahi yapmadığını savunarak, davanın reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... dava, davacı hakkında başlatılan icra takibinden dolayı istirdat istemine yöneliktir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ; davalı tarafından davacı hakkında ...... 05.07.2022 tarihli 113.079,60 TL bedelli faturadan kaynaklı olarak başlatılan Konya.... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyasında davacının fatura miktarı dışında icra dosyasına fazla ödemede bulunup bulunmadığı , fazla ödeme yapmış ise bu miktardan borçlu olup olmadığı ile bu miktarın istirdatı talebinde haklı olup olmadığı hususlarına yönelik olduğu görülmektedir.
Mahkememizce tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, tarafların yerleşim yerindeki Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine ve vergi dairelerine müzekkere yazılarak tarafların tacir sıfatına sahip olmadıkları araştırılmış, gelen yazı cevaplarına göre tarafların tacir oldukları görülmekle Mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Akabinde taraf vekillerine müvekkili oldukları şirketlerin 2022 yılına ait ticari defterlerinin bulundukları yeri bildirmek veya ibraz etmek üzere kesin süre verilmiş, taraf vekilleri tarafından ticari defterlerin bulundukları yerlerin bildirilmesi üzerine dosya defter incelemesi yapılarak rapor tanzim edilmesi için 1 SMMM uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, SMMM uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 16.03.2024 tarihli raporda özetle; " her iki tarafın da ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, tarafların ticari ilişkisinin icra takibine konu olan faturadan ibaret olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre, davalının takibe konu etmiş olduğu
113.079,60 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu, karşılığında fatura bedeli kadar
nakit ödeme ile bakiyenin 0,00 TL olduğu, nakit ödeme kayıtlarına ilişkin
dayanak belge bulunmadığı; davalının ticari defter kayıtlarına göre, takibe konu 113.079,60 TL bedelli
faturanın kayıtlı olduğu, fatura karşılığında tahsilat kaydı bulunmadığı ve
davacıdan 113.079,60 TL alacaklı olarak göründüğü; davacı yanın dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu, toplam 158.400,00 TL
davalı adına dava dışı 3. Kişi ve şirket hesabına gönderilen toplam 158.400,00 TL tutarındaki
ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı" şeklinde tespitlere yer verildiği görülmektedir. Söz konusu bilirkişi raporu Yüksek Mahkemenin denetimin elverişli, ayrıntılı , gerekçeli ve yöntemine uygun olarak hazırlandığından Mahkememizce hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Konya... İcra Müdürlüğünün .....Esas sayılı dosyasında yer alan 24.10.2022 tarihli taahhütname içeriği incelendiğinde 152.491,36 TL yönünden ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, söz konusu icra dosyası ile hakkında başlatılan takibe ve borca herhangi bir itirazının bulunmadığını beyan ettiği görülmektedir. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde icra dosyasına toplam ödenen 192.619,00 TL'den fatura miktarı olan 113.079, 60 TL düşüldüğünde 79.539,34 TL'nin istirdatının talep edildiği görülmektedir. Oysa ki davacı tarafça icra dosyasına 152.491,36 TL ödeme yapılacağı hususu taahhüt edilmiştir. Bu durumda tespit edilmesi gereken miktar borca istinaden harici yatırıldığı iddia edilen 158.400,00 TL ile davacı vekilinin kendi beyanı doğrultusunda icra dosyasına yatırıldığı ileri sürülen 34.219,00 TL'nin toplamı olan 192.619,00 TL 'den taaahhüt edilen miktar olan 152.491,36 TL düşüldükten sonra kalan 40.127, 64 TL 'lik fazla ödeme yapılıp yapılmadığı hususudur. İstirdatı talep edilen 79.539,34 TL'nin 39.412 TL'si zaten icra dosyasında taahhüt edilen miktar içerisinde kaldığından bu meblağ edilen kısım yönünden davacının istirdat talebi yerinde değildir. Kalan meblağ olan 40.127,64 TL yönünden yapılan değerlendirmede ise ; fazla ödendiği iddia edilen meblağın ödemesine ilişkin ispat külfeti TMK'nun 6. maddesi uyarınca davacı borçlu üzerindedir. Davacı borçlu tarafından davalıya, davalı adına dava dışı 3. Kişi ve şirket hesabına gönderildiği söylenilen toplam 158.400,00 TL
tutarındaki
ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı defterlerinde fatura karşılığında nakit ödeme yazılarak borcun sıfırlandığı, davalı defterlerinde ise davalının davacıdan 113.079,60 TL tutarında alacaklı olarak göründüğü bilirkişi raporu ile sabittir. Davalı taraf kendi ticari defterlerine göre ödeme hususunu ispat edememiştir. Ayrıca davacı tarafından davalı adına dava dışı 3. Kişi ve şirket hesabına gönderildiği söylenilen miktarların icra takibine konu faturadan kaynaklı olarak gönderildiğine dair dosyada herhangi bir delil yoktur. Faturanın ibraz tarihinden önce davalı alacaklıya gönderilen ödemelerin icra takibine konu olan faturadan kaynaklı avans ödemesi olduğuna dair de dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadrı. Davacı taraf dava dilekçesinde açıkça yemin deliline başvurmadığından Mahkememizce yemin teklif hakkı davacı tarafa hatırlatılmamıştır. Tüm açıklanan bu nedenlerle davacının davasını ispatlayamamış olması nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizin 24.07.2023 tarihli ara kararı ile takibin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddedildiği, yine Mahkememizin 23.08.2023 tarihli ara kararı ile icra dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir talebi verildiği ancak tedbir kararının 1 haftalık süre içerisinde teminat yatırılıp infazının talep edilmemesi nedeni ile kendiliğinden kalkmış sayıldığı dikkate alınarak yasal şartları oluşmadığından davacı aleyhine İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ( Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/506 Esas, 2024/150 Karar sayılı 17.01.2024 tarihli ilamı kararımızı destekler mahiyettedir.)
Dava dilekçesinde dava değeri olarak her ne kadar 114.613,15 TL gösterilmiş ise de dava dilekçesinin açıklamalar ve netice-i talep kısmından istirdatının talep edildiği miktarın 79.539,34 TL olduğu görülmekle davalı lehine bu miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücretine takdir edilmiştir..." gerekçesiyle, davanın ve yasal şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, karara dayanak teşkil eden taahhüt tarihinin 24.10.2022 olduğunu, bu tarihten bir hafta önce müvekkilinin dükkanındakki tüm malların haciz edilip muhafaza altına alındığını, taahhüdün matbu bir evrak olup, müvekkilinin metni oluşturma sürecine dahil olmadığını, evrakta “cezai sorumluluk anlatıldı” kısmında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, hacizden sonra satış baskısı ile verilmiş olan ve taahhüt evrakının içeriğindeki bir detay sayılabilecek kabul beyanının menfi tespit davasının açılmasına bir etkisinin olmadığını, aksinin düşünülmesi halinde icra dosyasında haciz esnasında veya hacizden hemen sonra satış aşamasında borçlunun iradesi fesada uğratılarak alınacak her kabul beyanı ile borçlunun hakkını aramasının yolunun kapatılabileceğini, mahkemece fazla ödenen meblağla ilgili beyan ve iddialarının dikkate almadığını, müvekkilinin yaptığı ödemelerin önemli bir kısmının davalıya, kalan kısmı ise, davalının sahibi olduğu şirkete ve kocasına gönderildiğini, en azından reddedilen 40.127,64 TL’lik meblağdan çok daha fazlası davalının hesabına gönderilmiş olmasına rağmen bu durum hiç hesaba katılmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. TTK'nun 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir.
TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Dosya içerisinde bulunan belgelerin incelenmesinde davacının, dava tarihinde işi terk ettiği ve tacir olmadığı anlaşılmakla, nisbi ticari dava mahiyetinde olmadığı gibi, mutlak ticari dava niteliğinde de olmayan işbu davada mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi yerinde görülmediğinden, görev hususu dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin re'sen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.3 maddesi maddesi gereğince kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2024 tarih, ...... Esas- ...... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Katip ...
e-imzalıdır

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim