Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1049
2025/271
18 Şubat 2025
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ....
KARAR NO : ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : .... (.......)
ÜYE : .... (.......)
ÜYE : .... (.......)
KATİP : .... (.......)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/04/2024
NUMARASI : ....... Esas ....... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : .......
VEKİLİ : Av. ....
İSTİNAF EDEN DAVALI : .......
VEKİLİ : Av. ....
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 18/02/2025
YAZIM TARİHİ : 20/02/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 25/04/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin inşaat ve peyzaj yüklenimleri yapan bir firma olduğunu, davalı şirketin ise maden ocağı işleticisi ve doğal taş satıcısı firma olduğunu, taraflar arasında ekte bir örneği sunulan (EK-2) 26.03.2018 tanzim tarihli “Mal Alımı (Tedarik) Sözleşme”si ile müvekkilin şantiyelerinde imalatta kullanılmak üzere ebatlı traverten malzeme çeşitleri satın alınması konusunda sözleşme düzenlendiğini, davalı şirketin söz konusu sözleşmenin hazırlık aşamasında taşların kalitesinin müvekkilce test edilmesi amacıyla müvekkil şirkete pikapla numune getirdiğini, numunelerin döşenecek zeminde kullanılarak denendiğini ve uygun olduğunun müvekkilce tespit edilmesi üzerine sözleşmenin (numunenin aynı niteliklerde malzeme olması) imzalandığını, sözleşme konusu ebatlı traverten taşların davalı şirket tarafından müvekkil şirkete farklı tarih ve faturalarla sevk edildiğini, anılan sözleşme nedeniyle davalının edimlerinin usulüne ve sözleşmeye uygun biçimde yerine getirilmediğini, bu nedenle sözleşmenin müvekkilince feshedildiğini belirterek, davalının edimlerini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediğinin ve müvekkilince sözleşmenin feshinin haklı olduğunun tespitine, müvekkilince davalıya yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin depolarında bulunan taşların verilecek uygun süre içerisinde davalı tarafından teslim alınmasına, verilecek sürede teslim alınmaması halinde müvekkili tarafından çöpe atılabileceğine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddinin gerektiğini, Konya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... sayılı D.İş dosyası ile yapılan delil tespitini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, Yargıtay'ın süreklilik arz eden kararlarında da görüleceği üzere iki tarafın hazır bulunmadığı tespitlerin hukuken geçerli olmayacağını, değişik iş dosyası ve içeriğinin iş bu davada hükme esas alınamayacağını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "....Davacı vekili 06/03/2024 tarihli beyan dilekçesinde; dava konusu taşların teslim alınmadığını bildirdiği anlaşılmıştır. ....... Bankasının 15/04/2024 tarihli yazısında ve .......'nin 13/03/2024 tarihli yazısında, davacıya teslim edilen çeklerin ibraz tarihinde ve takas aracılığıyla ödendiği hususunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşme konusu taşların davacı firmanın şantiyelerinde kullanılmak üzere alındığının kararlaştırıldığı ve yargılamaya esas alınan bilirkişi raporlarında ilgili taşların zemin veya duvar döşemesinde kullanılmasının uygun olmadığının ve taşların gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; her ne kadar davalı ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını savunmuş ise de; dava konusu malların, itiraz bulunmayan irsaliye faturası içeriklerine göre 29/03/2018 - 21/07/2018 tarihleri aralığında peyder pey davacıya teslim edildiği ve ilgili taşlara ilişkin ödemelerin gerçekleştirildiği, bu ödemelere ilişkin herhangi bir itiraz bulunmadığı, dava konusu taşların ayıplı olduğunun tespitine ilişkin 10/08/2018 tarihinde delil tespiti talebinde bulunulduğu, ilgili tespit raporunun düzenlenerek 27/09/2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği anlaşılmakla; dava konusu taşların gizli ayıplı olması hususu da nazara alınarak ayıp ihbarının makul süre içerisinde olduğu takdir ve kanaatine varılmış olup, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına yönelik savunmalara itibar edilmemiş ve davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu takdir ve kanaatine varılmıştır.
Davacı elinde bulunan taş bedellerinin hesaplanmasına ilişkin 28/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar, taraflar arasındaki sözleşme ile birlikte değerlendirildiğinde KDV hariç olarak hesaplandığı anlaşılmakla, ilgili hususta yeniden ek rapor tanzim ettirilmeksizin mahkememizce yapılan resen hesaplama neticesinde; davacı elinde bulunan taş bedellerinin [2.212,00 m²x 53,21 TL (45,00 TL+ %18 KDV)=] 117.457,20 TL olduğu takdir ve kanaatine olup, 117.457,20 TL'nin 04/10/2018 (Konya.... Noterliğinden 27/09/2018 tarih ve ....... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ ile hesaplanan temerrüt tarihi) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davacının elinde bulunan dava konusu taşların bulunduğu hal ile davacının deposundan ödeme ile aynı anda iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğunun tespitine, 117.457,20 TL'nin 04/10/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının elinde bulunan dava konusu taşların bulunduğu hal ile davacının deposundan ödeme ile aynı anda iadesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Konya Bölge Adliye Mahkemesince “davacının talebi dışına çıkılarak nakliye ve indirme boşaltma bedelinin de ödenmesine karar verilmek suretiyle talepten fazlasına hükmedilmesi” şeklinde hüküm kurulmuş ise de istinaf yoluna başvuran davalı tarafın böyle bir istinaf sebebi bulunmadığını, taraflarca istinaf sebebi olarak dayanılmayan hususta kaldırma kararı verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, uzun süren yargılama sefahatinde sözleşmenin kusurlu olarak yerine getirilmemesinden kusursuz olarak mağdur olan davacı tarafın ayrıca bu sözleşmeden kaynaklanan haklarının talebine yönelik "anılan sözleşme nedeniyle davalı edimlerinin usulüne ve sözleşmeye uygun biçimde yerine getirilmediğinin tespiti ile sözleşmenin feshinin haklı olduğuna, müvekkili firma tarafından ödenen tüm tutarların ödeme tarihlerinden itibaren ticari en yüksek faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödettirilmesine.…" talep edilmiş olup, bu talebin bölge adliye mahkemesi heyetince dar yorumlanmak suretiyle “ödenen tüm tutarların” talep edilmesine rağmen talep dışına çıkıldığı yolunda hüküm kurulması ve yerel mahkemenin de bu hükmü gerekçe göstererek fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının deposunda yıllardır muhafaza edilerek işgal edilenin alanın davacıya bir maliyeti olup, işgaliye bedeli ödenmeksizin feshin sonuçları içerisinde bulunan sebebin gözetilmemesi ve bunun karşılığında haklı feshin sonuçlarından olarak işgaliye bedeline hükmemedilmesinin de yasal dayanaktan yoksun olup bu konuda fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı tutulduğunu, yerel mahkemece “Davacının elinde bulunan dava konusu taşların bulunduğu hal ile davacının deposundan ödeme ileaynı anda iadesine” şeklinde kurulan kararda “ödeme ile aynı anda” ibaresi tereddüt oluşturacak bir beyan olup davacının alacağının taşlar iade alınmadığı sürece ödeme yapılmayabileceği anlamına gelmekte olup davanın esasının yerel mahkeme tarafından haksız tahsil edilen ödenmesi ve sonuçlarından doğan zararın tazmin edilmesi amacına yönelik olması rağmen şarta bağlı hüküm tesisi ile davalıya ait davranış sonucuna bağlanır şekilde hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, dava konusu ödemeler 29.06.2018 tarihinde 30.000 TL, 27.07.2018 tarihinde 30.000 TL, 24.08.2018 tarihinde 30.000 TL, 28.09.2018 tarihinde 30.000 TL, 26.10.2018 tarihinde 30.000 TL olmak üzere toplam 150.000 TL çek ile 20.04.2018 tarihinde ....... hesabından 8.600 TL eft ile olmak üzere yapıldığını, müvekkili tarafından kesilen iade faturasından kaynaklanan hesaplamalarda hükme esas alınan raporlarında irdelenmediğini, kabul ve ret oranına göre hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de oransız olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle beraber, ayıp ihbarının yasal süresinde yapılmadığını, değişik iş dosyasının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkiline kusur izafe edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılarak, tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ayıp nedeniyle davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğunun tespiti ve bedel iadesi istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı, davalı şirket tarafından satılan ürünlerin ayıplı olduğunu iddia etmekte, davalı ise ürünlerin ayıplı olmadığını, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını savunmaktadır.
Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK. 23/1 maddesinde; özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde TBK. satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, TBK. 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK. ayıba karşı tekeffülü düzenleyen 219. maddesine göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK. 222. maddesinde ise; satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK. 223/2 madde hükmünde ise alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Aynı kanunun ayıp durumunda ise alıcının seçimlik hakları 227. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre ''Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.''
6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda; davacının davalıdan satın aldığı traverten malzemelerin ayıplı olması nedeniyle sözleşmenin feshi ile ödediği miktarın tahsilini talep ettiği, alınan bilirkişi raporlarına göre malların ayıplı olduğunun tespit edildiği, dairemizin önceki kararında "taraflar arasında düzenlenen 26/03/2018 tarihli Mal Alımı (Tedarik) Sözleşmesi ile taraflar arasında 30606 ebatlarında ham traverten ile bir kısım yapı malzemelerinin satışının kararlaştırıldığı, ham traverten bedelinin birim fiyatının 45,00 TL+KDV olarak belirlendiği, malzeme, makine, ekipman, genel giderler, işyeri içerisindeki nakliye ve taşıma bedellerinin birim fiyata dahil olduğunun hüküm altına alındığı, mahkemece davacının talebi dışına çıkılarak nakliye ve indirme boşaltma bedelinin de ödenmesine karar verilmek suretiyle talepten fazlasına hükmedilmesi, 2-Mahkemece davaya konu traverten taşların davalıya iadesine ve iade tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte alacağın ödenmesine karar verilmiş ise de, hükmedilen alacağa ödeme ve temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, davacı tarafından davalıya 8.600,00 TL banka havalesi ve her biri 30.000,00 TL bedelli toplam 150.000,00 TL'lik 5 adet çek ile ödeme yapıldığı, davacının davalıya Konya.... Noterliğinin 27/09/2018 tarih ve ....... yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek ayıp ihbarında bulunduğu, ihtarnamede davalıya verilen çeklerin iadesinin istendiği ve sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, ihtarnamenin davalıya 04/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından davalıya verilen çeklerin hangi tarihte ödendiği konusunda herhangi bir araştırma yapılmaması"na karar verildiğinden nakliye, indirme ve boşaltma bedellerinin istenemeyeceği hususunda davalı lehine , faizin başlangıç tarihi yönünden ise davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, ilk derece mahkemesince yargılama gideri ve vekalet ücretinin doğru hesaplandığı, ancak ilk derece mahkemesinin kararında hem temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hemde davacının elinde bulunan dava konusu taşların ödeme ile aynı anda iadesine karar verilmesi çelişkili olduğu, bunun infazda tereddüte yol açacağı anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğunun tespitine, 117.457,20 TL'nin 04/10/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının elinde bulunan dava konusu taşların davalıya iadesine şeklinde yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
1-Alınması gereken 8.023,50 TL harçtan peşin alınan 2.005,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.017,62 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
2-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
3-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B) Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2024 tarih ....... Esas ....... Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
1-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
2-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 40,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.209,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacının talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğunun tespitine,
117.457,20 TL'nin 04/10/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davacının elinde bulunan dava konusu taşların davalıya iadesine,
2-Alınması gereken 8.023,50 TL karar harcından peşin olarak alınan 2.708,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.315,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 6,40 vekalet harcı, 733,90 TL keşif harcı, 2.708,50 TL peşin harç ile Konya.... ATM'nin ....... değişik iş sayılı tespit dosyasındaki keşif harcı 253,80 TL, 35,90 TL başvurma harcı, 59,10 TL peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı toplamı 3.838,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından mahkememiz ve Konya.... ATM'nin ....... değişik iş sayılı dosyasında yapılan 2.900,00 TL bilirkişi ücreti, 700,00 TL keşif yol ücreti, 1.000,00 TL akademik teknik rapor ücreti, 469,75 TL posta tebligat gideri olmak üzere toplam: 5.069,75 TL'den kabul red oranına göre hesaplanan 3.751,61 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince kabul edilen miktar üzerinden belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince reddedilen miktar üzerinden belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7-HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
E) Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/02/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan .......
e-imzalıdır
Üye .......
e-imzalıdır
Üye .......
e-imzalıdır
Katip .......
e-imzalıdır
....
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.