Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/1021
2025/257
13 Şubat 2025
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ......
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ......
KARAR NO : ......
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...... (.........)
ÜYE : ...... (.........)
ÜYE : ...... (.........)
KATİP : ...... (.........)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/05/2024
NUMARASI : ......... Esas - ......... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : .........
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : .........
VEKİLLERİ : Av....... Av.......
DAVA : Tazminat
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
YAZIM TARİHİ : 14/02/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 02/05/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun süredir Tanzaya’daki ......... Ltd. ile iş yaptığını, yurt dışında olan şirketin epoksi boyaya ihtiyaç duyduğunu, müvekkilinin de davalı ile anlaştığını ve boya tedariğinin sağlandığını, ödeme yapıldıktan sonra boyaların yerinde uygulanması (mart-nisan 2022 arası) sonucu malzemelerin formülünde hata olduğunun, ayıplı mal olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin maddi manevi zarar gördüğünü, ......... Ltd. Şti.'ye karşı itibarının zedelendiğini, ......... Ltd. Şti'nin ülkelerinde delil tespiti yaparak uğradıkları zararı müvekkili şirkete yüklediklerini, davalı şirketin boyaların formülünde hata yaptığını, malzemelerin kalitesiz çıktığını, davalının ödeme yapma vaadiyle müvekkilini oyaladığını beyan ederek müvekkili ile davalı şirketin üretimini yaptığı bir boya türü olan epoksi malzemenin formülünde yapılan hata dolayısıyla alınan malzemelerin yerine uygulanması sonucu oluşan bozukluklar nedeniyle oluşan tüm zararların bu ticari alımdan kaynaklı tüm maddi manevi zararların, müspet ve menfi zararların giderilmesi ile fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 USD alacağın taraflar arasında akedilen alım satımın yapıldığı tarihinden itibaren Devlet bankalarının dolar cinsinden bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranları üzerinden yürütülecek faizleri ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmakla yetkili mahkemenin Gebze Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, 16.02.2022 tarihli faturaya konu İnnopur Primer Pu Unıversal 2K , Innopur Base Coat 2K ve İnnopur Texture 2K ürünler 16.02.2022 tarihli ......... seri A sıralı sevk irsaliyesi ile davacıya gönderildiğini, faturaya konu ürünlerin alıcısı, aynı zamanda tacir olan davacının ......... İthalat İhracat İnşaat ve Nakliyat Limited Şirketi tarafından müvekkili şirkete ürünlerin ayıplı olduğuna dair süresi içerisinde herhangi bir ayıp ihbarının bulunmadığını, müvekkilinin hizmet verdiği ürün ve işlerle ilgili olarak ilgili standartlarda yer alan kriterleri karşıladığından ISO Belgeleri olan alanında köklü ve profesyonel bir firma olduğunu, davacının müvekkili şirketten satın aldığı ürünlerde formül hatası olduğu ve ürünlerin ayıplı olduğu iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, kendi kusurunu müvekkiline izafe etmeye çalıştığını, müvekkilinin ürünlerin uygulanmasına dair herhangi bir sorumluluk üstlenmediğini, ürünlerin yerinde uygulanmasında bulunmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sadece ürünleri eksiksiz ve tam olarak teslim etmekle sınırlı olduğunu, işin yanlış ehil olmayan kişilerce yapılması nedeniyle kaynaklanan zararlardan da sorumluluğunun bulunmadığını, davacının iddia ettiği zararlardan müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesi için müvekkili şirketin eylemi ile oluştuğu iddia edilen zararlar arasında illiyet bağı olduğunun ispatının gerektiğini, müvekkilinin davacıya formülünde hata bulunan ayıplı ürün teslim etmediğinden illiyet bağının bulunduğundan da söz edilemeyeceğini, ......... Ltd tarafından kullanıldığı iddia edilen ürünlerin müvekkili şirketten alınan ürünler olup olmadığı belli olmadığı gibi davacının ......... firmasının kullandığı ürünlerin müvekkilinden alınan ürünler olduğu ispatlamadan, müvekkilime kusur izafe etmeye çalışması TMK 2. maddesi gereği iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, ayıp iddiasının dayanağının bulunmadığını, müvekkili firma ürünleri ayıpsız ve eksiksiz bir şekilde davacı firmaya teslim ettiğinden dava dışı 3. kişinin zarar iddialarının müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından üretilen faturaya konu ürünlere ilişkin bugüne dek benzeri hiçbir şikayetin yaşanmadığını, bu hususun da faturaya konu ürünlerin formülünde hata olmadığını ve ayıplı olmadığını gösterdiğini, davacının Türkçe tercümesi ile sunulan yabancı mahkeme kararına da itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin sözü edilen kararın tarafı olmadığı gibi müvekkili açısından uygulanabilmesi de mümkün olmadığını, sözü edilen sözleşme ile ne davacıya ne de dava dışı firmaya karşı herhangi bir yükümlülük yüklenmediğini, ayrıca davacı şirkete tanınan bir kişilik hakkının bulunmadığını, tüzel kişilerin gerçek kişilerden farklı olduğunu, manevi tazminata hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ayrıca davacının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etmemekle birlikte talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, talep edilen faiz oranı da hukuka uygun olmayıp talep edilen faize ve faiz oranına da itiraz ettiklerini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesindeki ve 14/03/2024 tarihli tavzih dilekçesindeki anlatımlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının davalıdan satın aldığı ürünleri yurt dışındaki başka bir firmaya ihraç ettiği, yurt dışındaki firma tarafından davacı aleyhine malın ayıplı olduğu iddiasıyla dava açıldığı, açılan davanın 04/06/2022 tarihinde davacı aleyhine sonuçlandığı, davanın 04/06/2022 tarihinde sonuçlanması karşısında ayıbın en geç bu tarihte ortaya çıktığı ve davacı tarafından öğrenildiği, davacının ayıbı derhal ihbar etmesi gerekirken bu yükümlülüğü yerine getirmediği, her ne kadar 14/03/2024 tarihli dilekçe ile ağır kusur ve kötüniyetten bahsedilmiş ise de dava dilekçesinde bu yönde bir iddianın bulunmadığı, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında bu iddialar yönünden değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, özellikle ayıbın yabancı mahkeme kararı ile ortaya konulmuş olması karşısında davalının davacıyı oyaladığı yönündeki iddialara itibar edilemeyeceği, ağır kusur iddiası değerlendirilecek olsa dahi ne dava dilekçesinde ne de tavzih dilekçesinde hangi gerekçelerle ağır kusur bulunduğunun açıklanmadığı, soyut ifadelere dayalı olarak yargılamanın yürütülmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafça süresinde ayıp ihbarı yapıldığının usulünce ispatlanamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Epoksi adında formülleşerek oluşan bir boyanın hatalı çıkmasından dolayı çıkan bir zararın söz konusu olduğunu, mahkemece alanında uzman bir bilirkişiden görüş alınarak dosyaya sunulan numuler değerlendirilseydi müvekkilinin ayıplı malı öngöremeyeceğinin ispatlanabileceğini, istenilen formüle göre oluşan boyada hata olmasından dolayı boyanın zeminde durmadığını, hatalı çıktığını, ürünlerde gizli ayıp olduğunu, bunu kanuni bir sürede ihbar etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayıbı öğrenir öğrenmez davalıyla çalışan ......... beraberindeki arkadaşın davacı tarafından hemen olay mahalline gönderildiğini, davalının kötüniyetli davranarak zararı gidermeye çalışmadığını, müvekkilini zor durumda bırakarak ticari hayatını zedelediğini, yurt dışına gönderilen malların zaten 1 ay gümrükte kaldığını, bir süre sonra gümrükten çekildiğini, karşı tarafın kötüniyetli olduğunu gizli ayıbın olup olmadığı tanık ifadeleriyle dosyadaki delillerle ve alınacak eksper görüşleriyle netleşecekken bunu somut olarak müvekkilinin ispatlamayamadığını dile getiren mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde sair deliller denilerek yemin deliline de dayandıklarını, mahkemece son çare olan yemin delilinden önce diğer delillerin araştırılmasına imkan verilmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ayıplı mal satışı iddiasına dayalı sözleşmeden dönme ve uğranılan zararların tazmini ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK. 23/1 maddesinde; özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde TBK. satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, TBK. 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK. ayıba karşı tekeffülü düzenleyen 219. maddesine göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK. 222. maddesinde ise; satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK. 223/2 madde hükmünde ise alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK. 225 madde hükmünde ; ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Aynı kanunun ayıp durumunda ise alıcının seçimlik hakları 227. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre ''Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.''
6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacının davalıdan 16/02/2022 tarihli faturada belirtilen toplam bedeli 110.335,86 USD ,TL karşılığı da 1.271.966,67 TL olan boya türü malzemeler satın aldığı ve yurt dışında bulunan başka bir şirkette sattığı, malzemenin uygulanmasından sonra ayıplı olduğunun anlaşıldığının iddia edildiği, yurt dışındaki şirketin davacı aleyhine yabancı mahkemede açtığı davada verilen kararın tercümesinin davacı tarafından sunulduğu, yabancı mahkeme kararında davacının yurt dışındaki şirkete tazminat ödemesine karar verildiği, yabancı mahkeme karar tarihinin 04/06/2022 tarihi olduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davacı tarafça süresinde ayıp ihbarı yapıldığının usulünce ispatlanamadığı, davacının 14/03/2024 tarihli dilekçesinde ağır kusur ve kötüniyetten bahsedilmiş ise de dava dilekçesinde bu yönde bir iddianın bulunmadığı, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında bu iddialar yönünden değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, ağır kusur iddiası değerlendirilecek olsa dahi ne dava dilekçesinde ne de tavzih dilekçesinde hangi gerekçelerle ağır kusur bulunduğunun açıklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından 29/02/2024 tarihli duruşmadan sonra dosyaya sunulan dilekçede malın ayıplı olduğunun yüzeye uygulanmasından sonra 2022 yılının Mayıs ayının ilk haftasında anlaşıldığı, müvekkilinin de o hafta haberinin olduğu beyan edilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi gizli ayıp bulunması halinde ayıbın ortaya çıkmasından sonra derhal ayıp ihbarında bulunulması gerekir. Taraflar arasında alım satıma yönelik sözleşme ilişki bulunmakta olup, satıma konu malın bedeli dikkate alındığında davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı delillerle ispat etmesi gerekir. Davacı tarafından süresinde ayıp ihbarı yapıldığında dair yazılı bir delil ibraz edilmemiştir.
Ancak ilk derece mahkemesince, davacının davalının ağır kusurlu olduğu iddiasının iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, ağır kusur iddiası değerlendirilecek olsa dahi ne dava dilekçesinde ne de tavzih dilekçesinde hangi gerekçelerle ağır kusur bulunduğunun açıklanmadığı gerekçesine de yer verilmiş ise de, davacının dava dilekçesinde ayıba dayalı olarak talepte bulunmuş olup, davalının ağır kusurlu da olduğunu iddia etmesi iddianın genişletilmesi olarak nitelendirilemez. Yukarıda da belirtildiği gibi ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.
İlk derece mahkemesince davacının, davalının hangi gerekçelerle ağır kusurlu bulunduğunu da açıklamadığı belirtilmiş ise de davacının, boyanın kimyasının hatalı olduğu, astarın %50 solventli olduğu, o yüzden zeminde tutmadığı hususlarının sonradan anlaşıldığını iddia ettiği bu sebeple dosyadaki mevcut deliller ve yabancı mahkemede alınan bir bilirkişi raporu var ise onun da değerlendirilerek mahkemeye sunulan numuneler üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılarak malların ayıplı olup olmadığının, ayıplı ise davalı satıcının ağır kusurlu olup olmadığının, ayıbın satıcılığı meslek edinmiş davalı satıcının bilmesi gereken bir ayıp olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2024 tarih, ......... Esas - ......... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstanbul.... İcra Dairesi'nin ......... Esas sayılı icra dosyası üzerinden tehiri icra talebi ile ilgili İİK'nın 36/5 maddesi gereğince yatırılan teminatın yatırana iadesine,
7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/02/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ......... Üye ......... Üye ......... Katip .........
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
......
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.