mahkeme 2023/481 E. 2024/369 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/481
2024/369
9 Şubat 2024
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/01/2023
NUMARASI : Esas - Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI :
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - (T.C Kimlik No: ...)
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 09/02/2024
YAZIM TARİHİ : 13/02/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan Menfi Tespit davasında 25/01/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin unlu mamuller üretimi işi ile iştigal ettiğini, davalının ise mali müşavir olduğunu, davalının Konya' da tefecilik, çek ve senet tahsilatı yaptığı bilinen ... isimli şahısla birlikte iş yaptığını, 2018 yılında müvekkili şirketin ortağı ....'ın şirketteki faaliyeti dışında kendi adına iki farklı yerde ekmek fırınını işlettiğini, ....'ın 03/01/2019 tarihinde şirketteki hissesini ... isimli şahsa devrederek, şirket ortaklığından ayrıldığını, ....'ın şirketin ortağı ve tek yetkilisi olduğu dönemde şahsi olarak işlettiği fırınlardan kaynaklı maddi sıkıntıya düştüğünü, bu sıkıntısından kurtulmak için davalıya başvurduğunu, davalının ....'ın zor durumundan yararlanarak kendisi, ... ve .... isimli kişilere gayrimenkul satışı ve sınırlı ayni hak tesis etme yetkisi taşıyan birden fazla vekaletname vermesini sağladığını, davalının ....' dan ilave olarak 2018 ve 2019 tanzim tarihlerini taşıyan muhtelif bonolar aldığını, davalının ....'ın imzası üzerine kendi yaptırdığı şirket kaşesini basmak suretiyle şirketi borçlandırarak icra takiplerine konu ettiğini, müvekkilinin tespit edebildiği icra dosyalarının Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas.... Esas,... Esas ve Konya.. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyaları olduğunu, bu dosyalardan hariç Konya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından müvekkilinden cebri icra tehdidi altında 48.000,00 TL tahsilat yapıldığını, davalının iş birliği yaptığı ... hakkında bulunulan suç duyurusuyla ilgili olarak hukuki ihtilaf olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, sözü geçen dosyanın Konya Cumhuriyet Başsavcılığının.... Soruşturma numarasında işlem gördüğünü, müvekkilinin davalı ile hiç bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, bu hususun müvekkiline ait ticari defterlerin incelemesi ile ortaya çıkacağını, davalının borçlu ....' dan senet bedellerini alamayacağını anlayınca müvekkilinin kaşesini yaptırmak suretiyle müvekkili şirketi borçlandırdığını, bonolarda yer alan kaşenin sahte olduğunu, bu nedenle şirketin bonolardan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, bono üzerinde iki imzanın bulunduğunu, şirket kaşesi üzerine atılı her hangi bir imzanın bulunmadığını ileri sürerek müvekkili şirketin icra takibine konu edilen bonolardan dolayı şirketin borçlu olmadığının tespitine, davalının takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın zorunlu arabulucuya başvurmadan işbu davanın ikame edildiğini, davacı şirketin haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğunu, davacı şirket adına ....'ın senetten kaynaklanan borcu için avalist sıfatı ile imza atıldığını, davacı tarafın borcu ödememek için müvekkilini mağdur ettiğini, dava konusu icra dosyalarının dayanağının kambiyo senedi olduğunu, dayanak bonolara bakıldığında illetten mücerretliğin söz konusu olacağını, kıymetli evrakın doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olduğunu, senedin doğumunda meydana gelen aksaklıklar yada bozukluklukların senedin geçerliliğini etkilemediğini, somut olayda dava konusunun kambiyo senetlerine dayandığını, davacı şirketin işbu davada ticari defterlerine dayanabilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, kural olarak her iki tarafın da ticari işletmelerinden kaynaklı olan davalarda ticari defterlere dayanılabileceğini, işbu davada davacının iddialarını somut, kesin ve yazılı delil ile ispatlaması gerektiğinin açık olmasına rağmen davacının her hangi bir delil sunmadığını, davaya konu edilen icra dosyalarında ödeme emirlerinin davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, herhangi bir itiraz olmaksızın kesinleştiğini, bononun düzenleyen kısmında kaşesi bulunan şirketin sorumlu olabilmesi için düzenleyenin imzasının bulunmasının yeterli olduğunu, imzanın düzenleyen şirket unvanının yada kaşesi üzerine atılmasının gerekmediğini, el ile şirket unvanı yazılsa bile borcun doğması için yeterli olacağını, senedin keşideci bölümünde şirket temsilcisinin elinden çıkmış iki imzasının bulunması halinde imzalayanın şirket temsilcisi olması durumunda birinin şirket adına diğerinin ise aval olarak atıldığının kabulünün gerekeceğini, senetteki borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzasının yeterli olduğunu, birden fazla imza atılmasına gerek olmadığını, borçlunun .... olduğunu, sözü geçen yetkilinin ikinci imzayı atarak şirketi de borç altına soktuğunu, dava dışı ....' ın keşide tarihlerinde şirketin tek ortağı ve imza yetkilisi olduğundan bahisle davacının haksız davasının öncelikle usul yönünden mahkeme aksi kanaatte ise hukuki mesnetten yoksun ve soyut beyanlara dayalı işbu davanın esastan reddine, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yine alacağın %10 unundan aşağı olmamak üzere adli para cezası ödemeye hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; menfi tespit davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı aranmayacağı, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre davaya konu bonoların keşide tarihinde dava dışı ....'ın davacı şirketin tek yetkilisi olduğunun anlaşıldığı, TTK. 778/3. maddesi gereğince avale ilişkin 700. ve 702. maddeleri bonolar hakkında da uygulanacağı, TTK 701. ve 702. maddeleri gereğince muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır ve kimin için verdiği belirtilmemiş ise keşideci için verilmiş sayılacağı , aval veren kişi kimin için taahhüt altına girmiş ise onun gibi sorumlu olacağı, takibe konu bonolardaki davacı şirketin keşide tarihindeki yetkilisi olan .... adına atılmış ve sahteliği ileri sürülmeyen iki imzası mevcut olup, bonoların yüzüne atılan 2. imzanın aval ve avalist sıfatıyla atıldığı kanaatine varıldığı, her ne kadar davacı vekilince ikinci imzanın şirketin kaşesi üzerine atılmadığı bu nedenle avale ilişkin hükümlerin uygulanamayacağı öne sürülmüş ise de; Yargıtay HGK ve Yargıtay ve BAM Hukuk Dairelerinin emsal kararları doğrultusunda uygulamada böyle bir zorunluluk bulunmadığı, davacı vekilince bononun ön yönünde bulunan kaşenin sahte olduğu, davalı ve takip alacaklıları tarafından sonradan yaptırılıp basıldığı iddia edilmiş ise de; aval için kaşe zorunluluğu bulunmadığı, kıymetli evrak hukukunda tüzel kişilerin sorumluluklarının oluşması için unvanlarının yazılmasının yeterli olduğu, davacı tarafça davacı şirket ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, bu hususun davacı şirket kayıtlarını incelenmesi ile ortaya çıkacağı ileri sürülerek defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması talep edilmiş ise de; TTK hükümleri gereğince avalistin sorumluluğuna gidebilmek için taraflar arasında bir temel ilişkinin olması gerekmediği gibi, ticari defterler ancak tarafların tacir olduğu uyuşmazlıklarda HMK hükümleri gereğince delil olarak nazara alınabileceği, davalı taraf vergi mükellefi olmakla birlikte SMMM olarak defter tutmakta olup tacir sıfatına haiz olmadığı, davacı vekilince dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de; HMK 226/1-c maddesi gereğince konusu suç teşkil edecek iddialar yönünden (sahtecilik-tefecilik) yemin deliline dayanılması kanunen mümkün olmadığından davacı tarafa yemin delili hatırlatılmadığı, davacı şirketin avalist olarak icra takiplerine ve davaya konu edilen bonolardan dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrar etmekle, icra takiplerine ve davaya konu edilen bonoların üzerinde şirket kaşesi dışında açıkta aynı kişiye ait iki imza mevcut olduğunu, şirketin keşideci veya avalist olduğunun kabul edilebilmesi için şirket yetkilisinin imzasının şirket kaşesi üzerinde bulunması gerektiğini, oysa şirket kaşesi üzerinde herhangi bir imza bulunmadığını, mahkemeye sunulan 23/01/2023 tarihli dilekçelerinin 4. maddesinin a, b, c ve ç bentlerinde açıkladıkları hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadığını ve eksik inceleme ile karara gidildiğini, Yargıtay kararlarına göre şirket kaşesi üzerinde olmayan, kaşeden ayrı bir yere atılan imzanın şirketi sorumluluk altına sokmayacağının, şirketin bonolardan sorumlu tutulabilmesi için şirket temsilcisinin elinden çıkmış olan imzalardan birinin şirket kaşesi üzerinde olması gerektiğine değinildiğini, münferiden temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın bizzatihi kendisin sorumlu kıldığını, icra takibine ve davaya konu edilen bonolarda gerçekte müvekkili şirketin unvanının yazılı olduğu şirket kaşesi bulunmadığını, bonolar üzerindeki şirket kaşesinin davalı tarafından sonradan sahte olarak yaptırılıp, bonolar üzerine bastırıldığını, davalı vekilinin takibe konu bonoların “muhtelif araç alım satım işlemleri neticesinde müvekkiline geçtiğini, senetlerin dava dışı .... tarafından senetlerin imzalandığı tarihte yetkilisi olduğu şirketi borçlandırarak bizzat imzalandığını” 30/11/2022 tarihli dilekçesinde açıkça ifade ettiğini, bu beyanın müvekkili şirketle davalı arasında muhtelif araç alım satımı sebebiyle senetlerin verildiğini kabul anlamına geldiğini, böyle bir durumda davalı ile şirket arasındaki temel ilişkinin ispatlanması gerektiğini, davacının bu yöndeki delilleri toplanmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile müvekkili şirketin dava konusu bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre dava konusu senetler üzerinde davacı şirketin kaşesinin bulunduğu, senetler üzerinde senetlerin keşide tarihinde davacı şirket yetkilisi .... tarafından her ikisi de şirket kaşesi dışına atılmış olan iki ayrı imza mevcut olduğu, imzaların şirket yetkilisi ....'a ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, bu durumda imzaların birinin şirket adına, diğerinin .... adına atıldığının kabulü gerektiği (Yargıtay 12. HD 2016/20223 Esas, 2017/12711 Karar sayılı kararı) buna göre davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 09/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.