mahkeme 2022/2144 E. 2023/1602 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/2144
2023/1602
28 Aralık 2023
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/10/2022
NUMARASI : Esas - Karar
DAVACI-KARŞI DAVALI : ..., Mersis No: ..., [
VEKİLLERİ : Av. ...-[
Av....-[
DAVALI-KARŞI DAVACI : ...
Mersis No: ..., S
VEKİLLERİ : Av. ...-[
Av. ...-
Av. ...-
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 28/12/2023
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 29/12/2023
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı karşı davalı ...Medikal Ltd. Şti. vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, davalı tarafa ait Konya ili Selçuklu ilçesi ... Ada . ve .. Parsel sayılı (eski parsel no: ... taşınmazlar üzerinde tıp merkezi binaları inşa edilmesi için 12.09.2012 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme ve sözleşme eki teknik şartname esasları dahilinde tıp merkezi binaları ile çevre, peyzaj ve otopark inşasını üstlendiğini, sözleşme gereğince imalatın teslim tarihinin 30.06.2016 tarihi olduğunu, sözleşmeye konu taşınmazın %50'sinin müvekkiline vefa şerhi ile devredildiğini ve müvekkilinden 1.500.000 TL. bedelli teminat bonosu alındığını, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşme gereğince müvekkiline ödenmesi gereken %15 inşaat maliyet bedelinin eksik ödediğini, davalı tarafın binayı teslim almak istemediğini, Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyası ile sözleşmeye konu inşaatın sözleşme hükümleri doğrultusunda inşa edildiği ve teslim almaya elverişli olduğunun tespit edildiğini ve bunun üzerine davalı tarafça binanın teslim alındığını, sözleşme gereğince yapılan iki binanın konum farkından dolayı davalının müvekkiline ödenmesi gereken bedeli ödemediğini, müvekkilinin sözleşme dışı bina kamera sistemlerinin alımı, otomasyonu ve montajı, seslendirme, medikalgöz, jenaratör gibi fazladan imalatlar da yaptığını, bu fazla imalat bedellerinin de müvekkiline ödenmediğini, teminat olarak düzenlenen bononun da müvekkiline teslim edilmediğini ileri sürerek %15 inşaat maliyet bedeli, konum farkı bedeli ve sözleşme dışı imalat bedelinden dolayı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL alacağın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve davacı tarafından sözleşme gereğince davalıya verilen 1.500.000 TL bedelli teminat bonosunun da davacıya iadesini talep ve dava etmiş; 25.04.2019 tarihli ıslah dilekçesinde; 50.000 TL alacak talebi, %15 inşaat maliyet bedeli olarak KDV dahil 3.222.553,72 TL'den davalı tarafın yaptığı 1.055.000 TL'lik ödemenin mahsubundan sonra kalan 2.167.553,72 TL, konum farkı bedeli olarak KDV dahil 1.270.144,62 TL olmak üzere, toplam 3.437.698,34 TL'ye arttırmış, 28/09/2022 tarihli tavzih beyanıyla; sözleşme dışı imalat bedelinden dolayı alacak talebinin 100 TL olduğunu belirtmiştir.
Davalı- karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkilinin yaptığı ödemelerle davanın konusuz kaldığını, müvekkilinin sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacı tarafın ilgili arsa üzerine tıp merkezi binaları inşa etmesi gerekirken kendi alanı içerisinde hastane binası yaptığını, maliyet oranını müvekkili aleyhine haksız arttırdığını, davacının inşa edip müvekkiline teslim etmesi gereken binayı süresinde eksiksiz şekilde teslime hazır hale getirmediğini, davacı tarafından sözleşme uyarınca %15 maliyetin belirlenmesinde sözleşme kurallarına uyulmadığını, maliyet için heyetin zamanında oluşturulmadığını ve eksik oluşturulduğunu, maliyetin sözleşmeye uygun olarak tam, net ve kesin şekilde belirlenemediğini, davacı yana ait olan ve sözleşmeye aykırı olarak yapılandırılan binanın alanının müvekkili şirkete ait alandan 1095 m2 daha büyük olduğunu, yapılan imalatların projeye ve teknik şartnameye uygun olarak yapılmadığını, teslim edilen binada birçok eksikliklerin bulunduğunu, müvekkilinin davacıya 1.055.000 TL ödeme yaptığını, davacının sözleşme dışı yapmış olduğu fazla imalatın bulunmadığını, sözleşme gereğince davacı yanın ödemesi kararlaştırılan elektrik trafo giderleri gibi birçok giderin müvekkili tarafından karşılandığını savunarak davanın reddini istemiş; karşı davasında davacı yanın inşaatı süresi içerisinde teslim etmemesi nedeniyle cezai şartı ödemesi gerektiğini, müvekkilince davacı tarafa yapılan avans ödemelerinin mahsup edilmesini, ayrıca davacı yüklenicinin sorumluluğunda olan ancak müvekkilinin inşaatla ilgili karşılamak zorunda kaldığı giderlerin tespit edilerek mahsubunun gerektiğini ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıdan tahsilini veya lehlerine hükmedilecek alacak miktarının asıl davadaki alacak miktarından mahsup edilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "Dava, alacak ve menfi tespit davası, karşı dava ise alacak davasıdır.
Somut olayda; davacı ... Ltd. Şti. tarafından, taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli adi yazılı sözleşmeye istinaden ve eser sözleşmesi hükümlerine göre, karşı taraftan %15 inşaat maliyet bedeli, konum farkı bedeli ve sözleşme dışı imalatlar bedeli istenilmiş ayrıca, verilen 1.500.000 TL. bedelli teminat bonosundan dolayı da borçlu olmadıklarından teminat bonosunun iadesi istenilmiştirr.
Karşı davacı .... Ltd. Şti. tarafından ise; 12/09/2012 tarihli sözleşmeye ve ayrıca Konya. Noterliği'nden düzenlenen 27/05/2014 gün ve ... yevmiye nolu düzenlenme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden, inşaatların süresinde yapılmaması ve geç teslim nedeniyle cezai şart ve ayrıca eksik imalat bedelinden dolayı alacak talebinde bulunulmuştur.
Davada çözülmesi gereken sorunlar; taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli adi yazılı ve 27/05/2014 tarihli noterden düzenlenen sözleşmelere istinaden, kat karşılığı inşaat sözleşmesi (eser sözleşmesi) hükümlerine göre, her iki parsele davacı...Medikal Ltd. Şti. tarafından, birisi davacıya diğeri davalıya ait olmak üzere inşa edilen binalardan, davacıya ait binanın tıp merkezi yerine hastane olarak inşa edilmesinin sözleşmelere aykırılık teşkil edip etmediği, özellikle hastane olarak inşa edilen binadan dolayı -2. kat bodrum kat otoparkın yapılması zorunluluğundan dolayı, inşaatın genel maliyetinin artıp artmayacağı, bu artan maliyetten davalı tarafın sorumlu olup olmadığı, davacının davalıya teslim etmesi gereken binayı süresinde tamamlayarak teslim edip etmediği, 12/09/2012 tarihli sözleşmeye göre davalının sorumlu olduğu %15 inşaat maliyet bedelinin hangi tarih itibariyle hesaplanması gerektiği, sözleşme gereğince tarafların gecikmeli de olsa hakem belirlemesi ve hakemlerin her birinin farklı maliyet hesabı çıkartması karşısında, bu hakem hesaplarının taraflar yönünden bağlayıcı olup olmadığı, davalının sorumlu olduğu %15 inşaat maliyet bedelinin ne kadar olması gerektiği, davalının ödediği 1.055.000 TL.'nin mahsubundan sonra varsa kalan bedelin ne kadar olduğu, 1.055.000 TL.'nin güncellenmesinin gerekip gerekmediği, davacı tarafın her iki binanın konum farkından doğan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa ne kadar olduğu, yine davacının sözleşme dışı imalat bedelinden dolayı varsa alacağının ne kadar olduğu, davacının davalı tarafa teslim etmiş olduğu 1.500.000 TL. bedelli teminat bonosundan dolayı davalıya borçlu olup olmadığı ve bu teminat bonosunun davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, asıl dava yönünden ayrıca dava şartlarının bulunup bulunmadığı, karşı dava yönünden ise davalıya teslim edilmesi gereken binanın süresinde teslim edilip edilmediği, eksik ifa bulunup bulunmadığı, bina süresinde teslim edilmemiş ise sözleşme gereğince kararlaştırılan cezai şart ile eksik ifadan dolayı, karşı davacının varsa alacağının ne kadar olduğu, tarafların alacakları yönünden temerrütün ne zaman gerçekleştiği hususlarıdır.
Davalı-karşı davacı taraf, dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş ise de; hukuki yarar dahil, bu davada dava şartlarının bulunduğu görülmüş, davalı tarafın aksi yöndeki soyut itirazları kabul edilmemiştir.
A) KARŞI DAVA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE;
a) İnşaatın süresinde bitirilip bitirilmediği ve cezai şart yönünden;
Taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli sözleşmenin 5.2. maddesine göre, inşaatın sözleşmenin 5.1 hükmü gereğince (ilgili belediye ve Sağlık Bakanlığından inşaat izinleri çıktığı tarihten itibaren 1 ay içerisinde) başlayacağı tarihten itibaren, 15 ay içerisinde teslim edileceği, Sağlık Bakanlığı tarafından işbu sözleşme konusu tıp merkezleri ile ilgili olarak ruhsat alma sürelerinin 31/12/2013 tarihine kadar belirlendiği, bu sürenin uzatılması durumunda teslim süresinin de toplamda 24 ayı geçmemek üzere uzatılacağı hükme bağlanmıştır.
Yine taraflar arasındaki noterden düzenlenen 27/05/2014 tarihli sözleşmeye göre de, inşaat başlangıç tarihinin işbu sözleşmenin imza tarihi olduğu, teslim süresinin de sözleşme imza tarihinden itibaren 24 ay olduğu kararlaştırılmıştır.
12/09/2012 tarihli sözleşmeye göre, davacı yüklenicinin inşaata başlamak için yaptığı başvurular sonunda inşaat yapı ruhsatlarının 31/05/2014 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle, bu belgelerin alındığı tarihten itibaren en geç 1 ay içerisinde inşaata başlanmasının gerektiği, buna göre inşaata başlama tarihinin en geç 01/07/2014 olduğu, bu tarihten itibaren de 24 ay sonra 01/07/2016 tarihinde inşaatın teslim edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Noterden düzenlenen 27/05/2014 tarihli sözleşmeye göre ise, inşaatın başlama (imza) tarihinin 27/05/2014 olup, bitiş tarihinin 24 ay sonrası olan 27/05/2016 olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan 3. bilirkişi heyetinin 21/04/2022 tarihli raporunda da açıklandığı üzere, davacı yüklenicinin iskan ruhsatı için Selçuklu Belediyesi'ne başvuru yaptığı, Selçuklu Belediyesi'nin 16/05/2016 tarih ve E.20562 sayılı yazısında, "binanın yerinde iskan kontrolünün yapıldığı, onaylı mimari projesinde yer alan hidroterapi havuzunun imalatının yapılmadığınını tespit edildiği, talep edilen yapı kullanma izin belgesinin bu imalat tamamlandıktan sonra düzenleneceğinin" belirtildiği görülmüş, buna göre 16/05/2016 tarihi itibariyle, davacı yüklenicinin yaptığı binalarda hidroterapi havuzu hariç, binanın tamamlanmış durumda olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli sözleşmenin 6.8. maddesine göre, hidroterapi havuzu yapılması davacı yüklenicinin değil, davalı arsa sahibinin yükümlülüğünde olduğundan, davacı yüklenicinin 16/05/2016 tarihi itibariyle binayı tamamlamış olduğu, üzerine düşen bütün yükümlülükleri bu tarih itibariyle yerine getirdiği sonucuna varılmıştır.
Yine aynı rapora göre ayrıca, yapı kullanma izin belgesinin alınabilmesi için Tedaş Enerji müsadesi ile itfaiye raporunun gerekmediği, tam tersine bu belgelerin alınması için yapı kullanım belgesinin alınmasının şart olduğu, dolayısıyla davalı-karşı davacının hidroterapi havuzunu inşaat süresi içeresinde tamamlayamamasının resmi olarak yapı kullanma izin belgesinin alınmasını geciktirdiği, bunun sorumluluğunun davacı-karşı davalı yükleniciye değil, hidroterapi havuzunu yapmakla yükümlü davalı-karşı davacıya ait olduğu, gecikmede davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının yükümlülüklerini 16/05/2016 tarihi itibariyle tamamlayıp yerine getirmekle inşaatın her iki sözleşmeye göre de süresinde tamamlanmış olduğu sonucuna varılmıştır.
İnşaatların sözleşmede yazılı sürelerden önce tamamlandığı, 1. bilirkişi heyetinin ve 3. bilirkişi heyetinin raporları ile Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı tespit raporunda da kabul edilmiştir. Her ne kadar 2. bilirkişi heyeti raporu ile davalının sunduğu 17/04/2020 tarihli uzman görüşünde, inşaatın süresinin 15 ay olduğu ve süresinde bitirilmediği kabul edilmiş ise de, bu görüşün taraflar arasındaki sözleşmelere uygun olmadığı sonucuna varılarak, 2. bilirkişi heyeti raporu ile bu uzman görüşüne itibar edilmemiştir.
Davacı yüklenicinin sözleşmeler gereğince yükümlülüklerini süresinde yerine getirdiğinin kabulü karşısında da, 12/09/2012 tarihli sözleşmeye göre karşı davacının inşaatın geç teslimine dayalı cezai şart isteme hakkının doğmadığı sonucuna varılmış, davalı-karşı davacının cezai şart alacağı talebi reddedilmiştir.
b) Eksik imalat yönünden;
Davalı-karşı davacı .... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından, taraflar arasındaki sözleşmeye göre yapılması gereken işlerin bir kısmının davacı-karşı davalı ...Medikal Ltd. Şti. tarafından yapılmadığı, karşı davacı tarafından 3. kişilere yaptırılmak suretiyle tamamlattırıldığı iddia edilmiş ise de; davacının başvurusu üzerine düzenlenen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş. sayılı tespit raporu, Mahkememizdeki 1. bilirkişi heyetinin 21/01/2019 tarihli rapor ve 15/01/2020 tarihli ek raporu, 3. bilirkişi heyetinin 21/04/2022 tarihli raporu ve ayrıca davacının sunduğu uzman görüşleri ile davacı yüklenicinin inşaatı zamanında tamamlayarak teslim ettiği, sözleşmeye göre teslimde bir gecikme ve işlerde eksiklik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Karşı davacının sunduğu 17/04/2020 tarihli ve içerisinde ihtilafa ilişkin bütün branşlardan uzmanın da yer almadığı uzman görüşünün, eksik ifa yönünden yaptığı özellikle binaların eşit olmadığına dayalı değerlendirmelerin kabul edilemeyeceği, her iki binanın tıp merkezi olması halinde dahi farklı sağlık branşlarında hizmet verecek olmaları nedeniyle eşit (ikiz) projelendirmelerinin mümkün olmadığı, davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyetinin eksik imalat bedeli içerisinde değil, davacının %15 inşaat maliyet bedeli içerisinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmış, bu yönden uzman görüşü hükme esas alınmamış, Mahkememizce alınan 2. bilirkişi heyeti raporunda da eksik ifaya ilişkin tespitlerin bulunmadığı belirlenmiştir.
Karşı davacının eksik ifa iddialarını ispat edemediği anlaşıldığından eksik ifaya dayalı olarak da alacak talebinde bulunamayacağı sonucuna varılmış, karşı davacının cezai şart ve eksik ifadan doğan karşı alacak davasının, ispat edilememesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
B) ASIL DAVA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE;
a) %15 inşaat maliyet bedeli yönünden;
Taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli sözleşmenin 8.1.3. maddesine göre, (8.1.1 hükmü hariç) tüm giderlerin %15'inin arsa sahibi (davalı), %85'inin ise yüklenici (davacı) tarafından karşılanması gerektiği, aynı sözleşmenin 8.1.6. maddesine göre de, arsa sahibinin ödeyeceği %15'lik inşaat maliyetinin tamamının oluşturulacak hakem heyeti tarafından inşaat başlamadan önce tespit edileceği, arsa sahibinin sadece bu bedelden sorumlu olacağı, sözleşmenin 8.1.7. maddesine göre de hakem heyetinin her iki tarafça seçilecek birer kişi ile onların seçeceği bir kişiden oluşacağı ve hakem heyetinin %15'lik bedeli tespit ederken işbu sözleşme ve sözleşmenin eklerine yani proje, teknik şartname ve mahal listesinin tamamını dikkate alarak (KDV hariç) hesaplama yapacağı, bu %15'lik ödemenin de inşaatın seyrine göre yine hakem heyetince takdir edilerek peyderpey yapılacağı, inşaatın fiilen ve hukuken teslimine kadar ödemelerin bu şekilde yapılacağı kararlaştırılmıştır.
Noterden düzenlenen 27/05/2014 tarihli sözleşmede ise, 12/09/2012 tarihli sözleşmeden ve davalı arsa sahibinin %15 inşaat maliyet bedeline ilişkin yükümlülüğünden bahsedilmemiştir.
Sonraki tarihli Noterden düzenlenen 27/05/2014 tarihli sözleşmeyle, 12/09/2012 tarihli sözleşmenin açıkça yürürlükten kaldırılmamış olması karşısında, daha kapsamlı olan 12/09/2012 tarihli sözleşmenin de taraflar yönünden halen bağlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır.
%15 inşaat maliyet bedelinin 12/09/2012 tarihli sözleşmede yazıldığı gibi, inşaat başlamadan önce tespitinin gerekmesi, inşaatın başlangıç tarihinin yukarıda (karşı dava talepleri bölümünde) ayrıntılı olarak açıklandığı üzere 01/07/2014 olması, 1. bilirkişi heyeti rapor ve ek raporu ile 2. bilirkişi heyeti rapor ve ek raporunda ise dava tarihi olan 06/12/2016 tarihi itibariyle bedelin tespit edilmesi karşısında, bu alacak kalemi yönünden ilk iki bilirkişi heyeti raporuna itibar edilmemiştir.
Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... D.İş sayılı tespit dosyasında, hesap yerine davacının tespit tarihi itibariyle yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği incelendiğinden, inşaat maliyet bedeli yönünden bir tespitin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalının sunduğu 17/04/2020 tarihli uzman görüşü belgesinde, 2014 yılı serbest piyasa rayiç bedellerine göre (müteahhit kârı katılmaksızın) hazırlanmasına rağmen, sadece inşaatların m2 miktarları ile ortalama m2 inşaat maliyet bedelinin çarpılarak hesap yapılması, aşağıda yazılı 3. bilirkişi heyeti raporu ile çelişkili olması, hükme esas alınan 3. bilirkişi heyeti raporunda sadece inşaat m2'si ile m2 maliyet bedelinin çarpılarak değil, mimari+statik, elektrik ve mekanik yönünden yine serbest piyasa birim fiyatlarına göre ancak ayrıntılı inceleme yapıldığının görülmesi nedeniyle, 3. bilirkişi heyeti raporuna üstünlük tanınmış, 1 inşaat mühendisi ve 1 hukukçu bilirkişinin hazırlamış olduğu, diğer ihtiyaç duyulan branşlardan uzmanların yer almadığı, davalı tarafın sunduğu bu uzman görüşü hükme esas alınmamıştır.
Davacı tarafın sunduğu uzman görüşlerinden 31/10/2020 tarihli uzman görüşünün ise Ticaret Hukuku Profesöründen alınan bir görüş olup hesaplama içermemesi, yine davacının sunduğu 04/11/2020 tarihli 2. uzman görüşünün ise inşaat maliyeti yönünden Mahkememizin hükme esas almadığı 1. bilirkişi heyetinin 21/01/2019 tarihli raporuna atıf yapması nedeniyle davacının sunduğu 2 ayrı uzman görüşü de inşaat maliyet bedeli yönünden hükme esas alınmamıştır.
21/04/2022 tarihli 3. bilirkişi heyeti raporunun, dosya kapsamına uygun olduğu gibi, gerekçelerinin taraflar arasındaki ihtilaf ve sözleşmeye uygun olduğu, taraflar arasındaki ihtilafa uygun branşlardan bilirkişilerin heyette yer aldığı, piyasa birim fiyat rayiçlerine göre ve mimari+statik, elektrik ve mekanik yönünden ayrı ayrı ve ayrıntılı değerlendirmeler içerdiği görülmüş, bu nedenlerle hükme esas alınmıştır.
Hükme esas alınan 3. keşfe dayalı bilirkişi heyetinin 21/04/2022 tarihli raporunda, sözleşme tarihi (12/09/2012), inşaata başlama tarihi (01/07/2014) ve dava tarihi (06/12/2016) tarihi itibariyle terditli olarak rapor hazırlandığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden, davalının sorumlu olduğu %15 inşaat maliyet bedeli tarafların belirleyeceği birer hakem ile iki hakemin belirleyeceği üçüncü hakemin de katılmasıyla oluşturulacak hakem heyeti tarafından tespiti kararlaştırılmış ise de; hakemlerin inşaata başlamadan önce görevlendirilemediği, sözleşmede 3 hakemin müştereken maliyet belirlemesinin öngörülmesine rağmen 3 hakemin de farklı maliyetler belirlemesi karşısında, hakemlerin her üçünün de ayrı ayrı belirlediği maliyetlerin taraflar açısından bağlayıcı olmayacağı, davacının bu alacağının hükme bağlanması için dava açılmasında hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı taraf, davacının kendi ticari defterlerine göre inşaat maliyetlerinin istenilen bedellerden çok daha düşük olduğunu, ticari defterlerin davacının aleyhine delil de teşkil edeceğini savunmuş ve davacının ticari defterlerine göre %15 inşaat maliyet bedelinin tespitinin gerektiğini de savunmuş ise de; taraflar arasındaki her iki sözleşmede inşaat maliyet bedelinin davacı yüklenicinin ticari defterlerine göre tespit edileceğinin kararlaştırılmadığı, aksine belirlenecek hakemler tarafından sözleşme ve proje ile teknik şartnameye göre belirlenmesinin gerektiği, sözleşmede hakemlerin inşaat işlerinden anlayan kişilerden oluşturulacağının yazıldığı göz önünde bulundurularak ve açıkça bayındırlık birim fiyatlarına da atıf yapılmadığından, tarafların sözleşmedeki amacının, inşaatın serbest piyasa fiyatlarına göre ve gerçek maliyetinin (KDV hariç) hesap edilmesi yönünde olduğu sonucuna varılmış, davalı tarafın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli sözleşmeye göre, tarafların %15'lik maliyet bedeli yönünden iradesinin, (inşaata başlamadan önce, en geç) inşaata başlama (01/07/2014) tarihi itibariyle belirlenecek bedel olduğu sonucuna varılmış, 3. bilirkişi heyeti raporuna göre, KDV hariç, %15 inşaat maliyet bedelinin (davalının davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyetinden sorumlu olması halinde) 1.819.266,61 TL., (davalının davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyetinden sorumlu olmaması halinde ise) 1.809.186,47 TL. olduğu belirlenmiştir.
Davacı taraf her ne kadar, davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyet bedelinden de davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de; her iki binanın da Selçuklu Belediyesi cevabına göre, yapı ve yapı kullanma ruhsatlarında mimarlık hizmetlerine esas olan sınıflara göre 4. sınıf C grubu yapılardan olup, aralarında herhangi bir farklılık bulunmadığı, sehven düzenlenen yapı ruhsatı ve yapı kullanma ruhsatı bulunmadığı anlaşılmasına rağmen, davacının binasındaki -2. kat otopark ihtiyacının, davacının binasının tıp merkezi değil, hastane olmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli sözleşmenin 3. maddesine göre, arsa sahibi olan davalının yazılı onay vermediği projeler uygulamaya geçmeyeceği ve sözleşmeye aykırı olarak değerlendirileceği, tarafların kendilerine ait binalardaki küçük tadilatların ise onaya tabi olmadığı kararlaştırılmıştır. Mahkememizce davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark inşaatı küçük tadilat olarak kabul edilmemiş, davacı taraf bu projeye davalının yazılı onay verdiğini de ispat edememiş olduğundan, davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopork maliyetinden davalının sorumlu olmadığı sonucuna varılmış, buna göre inşaata başlama (01/07/2014) tarihi itibariyle, davalının sorumlu olduğu, KDV hariç (KDV dahil edilmeksizin) %15 inşaat maliyet bedelinin 1.809.186,47 TL. olduğu kabul edilmiştir.
Davalının bu bedele mahsuben davacıya 1.055.000 TL. ödediği anlaşılmış, bu hususun taraflar arasında ihtilafsız olduğu, %15 inşaat maliyet bedelinin inşaata başlama tarihi itibariyle tespitinin gerekmesine rağmen, davalının yapacağı ödemelerin ise inşaatın hukuken ve fiilen teslim edileceği tarihe kadar yapılmasının gerekmesi karşısında, davalının yaptığı kısmi ödemelerin güncellenmeden davacının alacağından mahsup edilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Davalının bu ödemeleri her ne kadar inşaatın seyrine göre ve hakem heyetinin tespitine göre peyderpey yapması gerekli ise de, hakemlerin bu konuda uzlaşmaları olmadığından davalının inşaat bitim tarihine kadar ödemeleri (bu tarihi geçmeden herhangi bir tarihte) yapabileceği kabul edilmiştir.
b) Konum farkı bedeli yönünden;
Taraflar arasındaki 12/0/2012 tarihli sözleşmenin 9. maddesine göre, her iki binanın da ana caddeden görülecek şekilde konumlandırılmasının gerektiği, değer artırıcı bir konumlandırma olursa, buna ilişkin farkın, ortak oluşturulacak bir heyetin belirlediği fiyattan diğer tarafa ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Noterden düzenlenen 27/05/2014 tarihli sözleşmede ise, 12/09/2012 tarihli sözleşmeden ve konum farkı bedelinden bahsedilmemiştir.
Hakem heyeti bu konuda müşterek bir tespit yapamamıştır.
Tarafların sözleşmedeki iradesinin, inşaat maliyetinin (en geç) inşaat başlangıç tarihi itibariyle tespitinin kararlaştırılması karşısında, konum farkı bedelinin de yine inşaat başlangıç tarihi itibariyle tespiti yönünde olduğu sonucuna varılmıştır.
1. ve 2. bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarında konum farkının da inşaata başlama tarihi yerine dava tarihini esas alındığından, konum farkı yönünden de bu raporlara itibar edilmemiştir.
Davalının sunduğu 17/04/2020 tarihli uzman görüşünde konum farkı olmayacağı açıklanmasına rağmen, soyut gerekçeler ileri sürülmüş, binalar için ayrıntılı karşılaştırma yapılmadığı anlaşıldığındın konum farkı yönünden de hükme esas alınmamıştır.
Davacının sunduğu uzman görüşünden 31/10/2020 tarihli uzman görüşü, hukuki incelemeler yapmış, konum farkı yönünden teknik değerlendirmeler içermediği anlaşılmıştır. 04/11/2020 tarihli 2. uzman görüşünün ise arsa değerlerine göre konum farkı tespiti yaptığından, sözleşmeye uygun olmadığı sonucuna varılarak davacının sunduğu her iki uzman görüşü de konum farkı yönünden hükme esas alınmamıştır.
Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nen ... D.İş. sayılı tespit dosyasına ilişkin 08/11/2016 tarihli raporda konum farkı değerlendirmesinin yapılmadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun hazırlandığı sonucuna varılarak hükme esas alınan 3. bilirkişi heyetinin 21/04/2022 tarihli raporuna göre ise, inşaat başlangıç tarihi itibariyle, her iki bina arasındaki konum farkı bedelinin 1.025.000 TL. olduğu, davalının binasının konumu nedeniyle 1.025.000 TL. daha değerli olduğu belirlenmiş, bu bedelin de sözleşmeye göre davalıdan tahsilinin gerektiği kabul edilmiştir.
c) Sözleşme dışı imalat bedelleri yönünden;
Davacı taraf, (dava ve tavzih beyanlarıyla) 100 TL.lik sözleşme dışı imalat bedeli de talep etmiş ise de; yapılan 3 ayrı keşif ve alınan 3 ayrı bilirkişi heyeti raporu ve tespit raporu ile ayrıca sunduğu uzman görüşleri ile sözleşme dışı fazladan imalat ve inşaat yaptığını ispat edemediğinden bu yöndeki taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
ç) Menfi tespit ve teminat bonosunun iadesi yönünden;
Karşı davaya ilişkin bölümde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı yüklenici tarafından sözleşme konusu inşaatların sözleşmelere göre süresinde ve eksiksiz tamamlaması, davalıdan yukarıda yazılı alacaklarının bulunması, karşı davanın da ispat edilememesi karşısında, 12/09/2012 tarihli sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya verilen teminat senedinden dolayı, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılmış, davalının elinde bulunan teminat senedinin de davacıya iadesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf, alacaklarına temerrüt tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini de istemiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olması nedeniyle avans faizi istenebileceği sonucuna varılmıştır. Davacı taraf, davalı tarafı davadan önce temerrüte düşürdüğünü ispat edemediğinden ve sunulan ihtarnamelerin de içeriği itibariyle temürrüt için yeterli görülmediğinden, alacak talepleri yönünden davalının dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, kabul edilen alacağın ıslahla artırılan kısmı yönünden ise ıslah tarihi tarihi itibariyle temerrütün gerçekleştiği sonucuna varılmış..." gerekçesiyle; Davacı ......Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'nin açtığı asıl davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; a) Taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan %15 maliyet bedeli olarak 1.809.186,47 TL. ve konum farkı bedeli olarak 1.025.000 TL. olmak üzere toplam 2.834.186,47 TL.'den, davalının yaptığı 1.055.000 TL.'lik ödemenin mahsubu sonucu kalan 1.779.186,47 TL.'nin, 49.900 TL.'lik kısmının dava tarihi olan 06/12/2016 tarihinden itibaren, kalan 1.729.286,47 TL.'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 25/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı .....Hizmetleri Ltd. Şti.'den alınarak davacı ..... Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, b) Taraflar arasındaki 12/09/2012 tarihli sözleşme gereğince, davacı tarafından davalıya verilen keşidecisi: ... Tic. Ltd. Şti. lehtarı: .... Ltd. Şti. olan, 12/09/2012 tanzim tarihli, 1.500.000 TL. bedelli teminat senedinden dolayı, davacı .... Tic. Ltd. Şti.'nin ... Ltd. Şti.'ye borçlu olmadığının tespiti ile bu teminat senedinin davalı ....Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından davacı ..... Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine, c) Davacının 100 TL.'lik sözleşme dışı imalat bedeli talebi ile fazlaya ilişkin %15 inşaat bedeli ve konum farkı bedeli taleplerinin reddine,
2- Karşı davacı ....Ltd. Şti.'nin, karşı davalı ..... Tic. Ltd. Şti.'ye karşı açmış olduğu, 10.000 TL.'lik cezai şart ve eksik imalat bedelinden doğan alacak davasının, ispat edilememesi nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı- karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taleplerinde KDV yer almasına ve ıslah talebinde KDV dahil olacak hesap edilmesine rağmen yerel mahkeme KDV hususunda tereddüte mahal vermeyecek şekilde hüküm kurmadığını, KDV dahil tutar üzerinden karşı yan lehine olacak şekilde yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olduğunu ve alacağa ıslah tarihinden itibaren faiz yürütüldüğünü, dosya içeriğindeki ihtarnamenin davalının temerrüde düştüğünü kanıtladığını, bu ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 06.11.2015 tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmese dahi tüm alacağa dava tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesinin gerektiğini, davaya konu inşaata başlanmadan önce Selçuklu Belediyesi tarafından onaylanan mimari projeler ile inşaat bitiminde ki mimari projelerde ilk projeler ile son projeler arasında maliyeti arttıracak herhangi bir tadilat yapılmadığının, söz konusu binanın hastane dönüşümü için Selçuklu Belediyesi’nin yapı ruhsatında da herhangi bir değişiklik olmadığının açıkça ortaya çıktığını, tüm bilirkişi raporlarına göre, davacının ve davalının yapmış olduğu tadilat başvurularında imalat maliyetini arttırıcı bir durumun tespit edilmediğini, sözleşme gereği dava konusu binaların tıp merkezi olarak projelendirildiğinden dolayı yapı ruhsat ve yapı kullanma izin belgelerinin Selçuklu Belediyesi tarafından IV. C olarak verildiğini, hem davacının hem de davalının yapısının aynı yapı sınıfı ve grubunda olduğunu, davalı arsa sahibinin, yükleniciye verilen binada ikinci bodrum katın çizimlerinin olduğu mimari projeyi bizzat imza ederek onayladığını ve ikinci bodrum kat olan binayı değil, halihazırda kullanımında olan İstanbul caddesine tam cephe binayı seçtiğini, dolayısıyla, arsa sahibinin, sözleşmeye göre, toplam inşaat maliyetinin %15'i kadar bedel ödeyeceğini bildiği halde herhangi bir çekince koymaksızın mimari projeyi ve tüm inşaat alanına ait kesit çizimlerini, mevcut yapılaşmaya da mutabık şekli ile onaylamasının söz konusu ikinci bodrum katın maliyetini de kabul ettiğini gösterdiğini, basiretli olması beklenen bir tacirin aksini öne süremeyeceğini, müvekkilinin, davalı arsa sahibinin onayladığı projelerin dışına çıkarak bir imalat veya iş yapmadığını, konum farkı bedelinin ödenmesinin binanın metrekaresinin çokluğu ya da azlığı şartına bağlanmadığını, sözleşmenin davalı arsa sahibine davacının ikinci bodrum katı yapması sebebiyle konum farkı talep etme hakkını tanımadığını, davalı arsa sahibinin binasının önde olması, İstanbul yolu cephesinden bakıldığında tamamen cepheyi kaplayacak ve müvekkiline ait binanın hiçbir cephesini göstermeyecek şekilde binaların konumlandırılması nedeni ile davalının müvekkiline konum farkı ödemesi gerektiğini, 09/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili ile davalı arsa sahinin binası arasındaki konum farkı tespitine itiraz ettiklerini, yapıların 12/09/2012 tarihli sözleşmeye göre teslimi gereken 01.07.2016 tarihinden önce teslim edildiğini, Yapı Kullanım İzin Belgesi 24.08.2016 tarihinde yani Belediye’nin hidroterapi havuzu ile ilgili eksikliği tespit etmesinden yaklaşık üç ay sonra alındığını, davalı tarafın kendisi tarafında yapılması gereken havuzu zamanında yapmayarak yapı kullanma izin belgesinin alınmasının üç ile altı ay arasında gecikmesine yol açtığını, bu gecikme üç ay bile olsa geç teslimin davalı arsa sahibinin kusurundan kaynaklandığını, eğer bu havuz arsa sahibi tarafından zamanında yapılsaydı ruhsatın da 01.07.2016 tarihinden önce alınacağını, bu nedenle davacının temerrüde düşmediğini, yapı kullanma izin belgesi olmadan diğer izinlerin alınmasının mümkün olmadığını, hidroterapi havuzunun geç inşasının yapı kullanma izin belgesinin alınmasını geciktirdiğini, bu gecikmeninde diğer izinlerin de gecikmesini yol açtığını, Sağlık Ocağı, Dispanser, Tıp Merkezi ve diğerler sağlık tesisleri için; 125 m2‘de 1 otopark yeri dikkate alınarak hesaplandığında toplamda 21 araçlık otopark yeri ihtiyacının olacağını ve -2.Bodrum katı mimari projede planlamadan 11 araçlık açık otopark yerinin bu hesabı sağlamadığını, parselin şekli ve konumu nedeniyle 21 araçlık otopark açık alana sığdırılamadığını, ihtiyaca yönelik otopark sayısını karşılamak amacıyla zorunluluktan -2. bodrum katın planlanarak yapıldığını, yapılan 2.bodrum katın maliyetinin hem davalı hem de davacı tarafından ortak olarak hesaplarda yer alması ve maliyete dahil edilmesi gerektiğini, sözleşmede trafo yapılacağına ilişkin bir ibarenin bulunmadığnı, müvekkili tarafından her iki binanın kullanacağı bir ortak trafo yapıldığını, ortak trafonun maliyetinin birlikte karşılandığını ve arsa sahibinin buna bir itirazının olmadığını, binalara ait olan trafoların gücü binaların kullanım şekline göre değiştiğini, arsa sahibinin kendi binası için yaptırdığı trafonun tarafların kendi ihtiyaçlarına göre ve güçte temin edileceğinden bedelinin yüklenici olan müvekkiline ait olmayacağını, sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın, TBK. m. 179/II’de düzenlenen ifaya eklenen cezai şart olduğunu, cezai şartın talep edilebilmesi için alacaklının ya ifayı kabul etmemesi veya çekince koyarak yani cezai şart isteme hakkını saklı tutarak kabul etmesi gerektiğini, davalıya ait binanın, davalıdan kaynaklanan gecikmelere rağmen, davalıya, sözleşme ile kararlaştırılan tarihten çok önce teslim edildiğini, dosyadaki ihtarlarda davalının ileri sürdüğü herhangi bir ihtirazî kayıt bulunmadığını, temerrüde düşmeyen müvekkilinden cezai şart ve gecikme tazminatı istenemeyeceği, arsa sahibinin hakemler tarafından maliyete yönelik belirlenen rakamları kabul etmemesi, ihtilaf yaratarak temerrüde düşmesi nedeniyle binaların maliyeti hesap edilirken dava tarihinin fiyatlarının esas alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı- karşı davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafın 1.500.000 TL bedelli teminat bonosuna dair talebinin harçlandırılmadığı için davanın açılmamış sayılmasına karar verilen bir konuda hüküm kurularak talepten fazlaya hükmedildiğini, 22.12.2017 tarihli "ön inceleme duruşma tutanağı"nın (3) nolu ara kararında ise "Davacı vekili teminat bonusunu iadesi talebi yönünden eksik harç ikmal edilmediğinden bu kısmın HMK. 150. Maddesi gereğince açılmamış sayılmasına," karar verildiğini, Yerel Mahkeme tarafından açılmamış sayılmasına karar verilen bir konu hakkında hüküm kurulması sebebiyle yargılama giderleri ile vekalet ücreti hesaplanırken de hata yapıldığını, yüklenicinin eseri TBK nın 479. Maddesine uygun biçimde teslim etmediğini ve imalat bedeline hak kazanmadığı halde yükleniciye ödeme yapılmış olmasının yüklenici lehine kazanılmış hak teşkil etmeyip avans niteliğinde sayılacağını, bu maksatla yükleniciye verilen avansın ve yapılacak imalatın teminatı olarak alınan senet, teminat mektubu, ipotek vs. teminatların da ancak yüklenicinin edimlerini yerine getirmesi halinde iade edileceğini, yüklenicinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uymadığını, yapılması gereken bir kısım imalatları arsa sahibini üzerine yıktığını ve sözleşmedeki eşitlik kuralını ihlal ederek kendi lehine daha fazla ve değerli imalat yaptığını, bu nedenle iş sahibinin hem eksik ve kusurlu işler, hem gecikmeden doğan zararlar hem de sözleşmeye aykırı imalat yapılmasından dolayı alacaklı olduğu anlaşılmakla bu aşamada teminat senedinin iadesi koşullarının oluşmadığını, yerel mahkemenin hükme dayanak yaptığı 21.04.2022 tarihli raporun dosyadaki en hatalı rapor olduğunu, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talebinin reddedildiğini, gerçeğe aykırı beyanda bulunan rapora itibar edilerek karar verildiğini, 6098 sayılı TBK nın 481. maddesi uyarınca yüklenicinin giderlerine bakılması gerektiğini, davacı yüklenici tarafın kendi ticari defterlerine göre inşaat maliyetlerinin istenilen bedellerden çok daha düşük olduğunu, davacının ticari defterlerine göre %15 inşaat maliyet bedelinin tespitinin gerektiğini, yüklenicinin harcadığı bedelin üstünde bir imalat maliyeti belirleyerek buna göre hüküm kurulduğunu, sözleşme uyarınca davalı-karşı davacı müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu tutarın davacı yüklenicinin yapmış olduğu harcamaların en fazla % 15'i olacağını, davacının ticari defterlerindeki toplam maliyetin 2016 yılı itibariyle 9.042.906,48 Tl olduğu tespit edilmiş olup sözleşmenin 8.1.3. maddesine göre arsa sahibi müvekkilinin ödeyeceği rakamın toplam harcama olan 9.042.906,48 TL'nin % 15'ini geçemeyeceği sabit olduğu halde bu rakamın üzerinde bir maliyet hesabı yapılarak bunun %15'inin ödeneceğinin hükmü altına alınmasının sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, imalat bedelinin taraflar arasındaki 12.09.2012 tarihli Arsa Payı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin 8.1.6. Maddesi uyarınca en çok 2014 yılına ait Konya serbest piyasa rayiç bedelleri üzerinden ve yüklenicinin ticari defterlerindeki rakamı aşmamak üzere hesaplama yapılması gerektiğini, Mahkeme tarafından sözleşmenin yapıldığı 2012 yılı fiyatları yerine ruhsatın alındığı 2014 yılı fiyatlarıyla hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacı – k. davalı müteahhidin birbirine benzer nitelikte 2 adet tıpmerkezi inşa etmesi gerekirken, sözleşmenin ana unsuru olan 2 eşit bina inşaat etmek hükmünü açıkça çiğneyerek kendisine 5-B sınıfında hastane binası, arsa sahibine ise 4-C yapı sınıfında tıp merkezi inşa ettiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yayınlanan 2014 yılı yapı yaklaşık birim maliyetleri hakkında tebliği’nde genel giderler ve yüklenici karı dâhil m² birim fiyatının 900,00 TL olduğunu, serbest piyasa fiyatlarıyla %25 müteahhit karı ve kdv de olmadan m2 maliyetinin 1,394.54 TL'ye denk gelmesinin mimarlık ve mühendislik kurallarına aykırı olduğunu, muhasebe kayıtlarıyla sabit olduğu üzere müvekkilinin toplam ödemesinin 1.277.507,50 TL olduğunu, İşin yapımı sırasında hazır bulunmayan heyetin ne kadar malzeme kullanıldığını bilmediği halde m2 ve m3 bazında kalem kalem hesaplama yapmasına imkan olmadığını, ...Medikal için yapılan maliyet hesabında ameliyathanelerle ilgili maliyetler de hesaba dahil edildiğini, bunun maliyetlerinin ayrıştırılmadığını, mahkemece iki bina arasında değer farkına dair bir inceleme yapılmadığını, tam aksine konum farkı olduğu gerekçesiyle davacı lehine hesaplama yapıldığını, hâlbuki Konya Göz'ün hem inşaat alanı ve yüksekliği farklı şekilde konumlandırılmış hem de inşaat hastane olarak planlanıp uygulandığı için değer artıcı bir konumlandırma yapıldığını, iki binanında birbirinden konum itibariyle değerli hiçbir farkının olmadığını, her iki binanın da İstanbul yolundan rahatlıkla görülebildiğini, her iki binanın da doğrudan İstanbul yoluna cepheli olduğunun gözle görüldüğünü, taraflar arasındaki 12.09.2012 tarihli Arsa Payı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin 2., 6. ve 9. Maddesinde, arsa sahibine verilecek olan binanın anahtar teslimi teslim edileceğinin belirtildiğini, Müvekkiline ait binanın elektrik bağlantısı için gerekli olan trafo kurulum bedeli olan 202.950,01 TL’nin tamamının davalı müvekkili tarafından karşılandığını, bu imalat eksik değilse de yüklenici tarafından yapılması ve müvekkili tarafından bu imalatın bedelinin sadece %15’inin ödenmesi gerekirken, tamamı davalı - karşı davacı iş sahibi müvekkili tarafından ödendiği için trafo bedelinin % 85’inin iş sahibinin yüklenicinin imalat alacağından indirilmesi veya iş sahibinin ödemelerine ilave edilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından doğrudan davacı yükleniciye yapılan NAKDİ ödemelerin 1.055.000,00 TL olduğunu, bu ödemelere Trafo kurulumu için ödenen 202.950,01 TL'nin davacı yüklenici hissesine düşen %85'i olan 172.507,50 TL ilave edildiğinde müvekkilinin ödemesinin 1.227.507,50 TL olduğunu, sözleşmenin 8.1.3. maddesi gereğince inşaat maliyetinin sadece %15 inin arsa sahibi tarafından karşılandığı ve karara göre de bunun ilave masrafının sadece 10.000,00 TL olduğu düşünüldüğünde –2.katın otopark yapılmasının arsa sahibi tarafından istenmemesinin hayatın olağan akışına da uygun olamayacağını, ...Medikal'in sözleşmenin eşitlik ilkesini tamamen çiğnediğini, kendi lehine %92,26 değer elde ettiğini, kendisine ait binaya hastane vasfı kazandırmak ve -2. Otopark katı yapmak suretiyle artı değer kazandırdığını ve dava tarihi itibari ile 2.000,00 TL/m2 bedel üzerinden satılabilecek bir bina yaptığını, arsa sahibine ait bina ise Tıp Merkezi vasfı ve kapalı otoparka sahip olmaması sebebi ile dava tarihi itibari ile 1.800,00 TL/m2 bedeli ile satılabileceğini, müteahhidin işini sözleşme ve TBK nın 471. maddesi hükümlerine uygun biçimde hakkıyla yerine getirmemesi sebebiyle Arsa Sahibinin Zararının 2.903.150,00 TL olduğunu, her iki sağlık yapısının aynı sınıf ve aynı grup yapı olmadığını, bu konudaki zararlarının ne kadar olduğunun hesaplatılmadığını, “sözleşmeye göre İnşaatın 5.1 hükmü gereğince başladığı tarihten itibaren en geç 15 (onbeş) ay içerisinde teslim edileceğini, buradaki 24 aylık sürenin yapı ruhsatı alındıktan sonra inşaatın süresinin 24 ay olduğu biçimde yorumlanması hatalı olduğunu, sözleşmede açıkça inşaatın başlangıç tarihinden itibaren 15 ay içinde bitirileceği kararlaştırılmış olup buradaki ruhsat tabiri yapı ruhsatı değil Sağlık Bakanlığından alınacak tıp merkezi ruhsatı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.3. maddesinde kararlaştırılan her ay için 7.500,00 Euro ödeneceğine dair cezai şartın TBK nın 179/2 maddesinde belirtilen “İfaya Ekli Cezai Şart” niteliğinde olduğunu, işin anahtar teslim süresinin 01.10.2015 tarihi olduğunu, inşaatın hangi tarihte eksiksiz olarak davalı – karşı davacıya teslim edildiğine dair bir tutanağın bulunmadığını, dava konusu taşınmazın Yapı Kullanma İzin Belgesinin alındığı tarih Ağustos 2016 olmasına rağmen yüklenicinin sorumluluğunda olduğu halde yapmaması sebebiyle müvekkili tarafından yaptırılan Trafo ve KGK bağlantısının yapılıp enerji verilmeye başlandığı tarihin 18.10.2016 ve İtfaiye Raporunun alındığı tarihin 21.10.2016 tarihi olup dava konusu taşınmazın inşa ve kullanma amacı da nazara alındığında yapı kullanma izin belgesi alınmış olsa dahi enerji bağlanmadan ve itfaiye raporu alınmadan çalışma izni verilmeyeceğinden inşaatın iskân başvurusunda bulunulduğu tarihte teslime ve kullanıma hazır olmadığını, bu nedenle teslim edilmiş sayılmayacağını, inşaatın bitim tarihinin itfaiyenin rapor tarihi olan 21.10.2016 olduğunu, Davacı yüklenicinin davalı iş sahibinin yükümlülüğünde olan terapi havuzu sebebiyle iskanın alınamadığını ileri sürdüğünü ve Mahkeme tarafından da bu savunma kabul edilmişse de bu hususun yüklenicinin iskan ruhsatı için başvurusundan sonra ortaya çıktığını, iskan başvurusu tarihine kadar yüklenicinin kusuruyla gecikme olduğunu ve iskan alınmış olsa dahi inşaatın kullanıma hazır olmadığı gerçeğini de ortadan kaldırmadığını, bu nedenle günlük 250 Euro olmak üzere 01.10.2015 – 21.10.2016 tarihleri arasındaki 385 günlük gecikmiş ifa süresi için hesaplama yapılması ve 96.250,00 Euro gecikme cezası ödenmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan, asıl dava, sözleşme ile kararlaştırılan %15 maliyet bedeli, konum farkı bedeli, sözleşme dışı imalat bedeli ve teminat olarak verilen senetten kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti istemi; karşı dava ise cezai şart ve eksik imalat bedelinden doğan alacak istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve özellikle açılan asıl davanın niteliği itibariyle kısmi dava olmasına göre hüküm altına alınan bedeller yönüyle dava dilekçesinde talep miktarı bakımından dava tarihinden ıslah ile arttırılan miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmiş olmasında yasaya aykırı bir yan bulunmamasına göre; mevcut delillerin takdirinin ve kararın dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla; asıl davanın davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/10/2022 tarihli,... Esas -... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı-karşı davalıdan asıl davaya yönelik olarak alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacı-karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilmesi halinde Dairemizce, Dairemiz kararı temyiz edilmeden kesinleşirse İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)
Davalı-karşı davacıdan asıl davaya yönelik olarak alınması gereken 224.001,23 TL istinaf karar harcından peşin alınan 56.000,32 TL'nin mahsubu ile bakiye 168.000,91 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilmesi halinde Dairemizce, Dairemiz kararı temyiz edilmeden kesinleşirse İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)
Davalı-karşı davacıdan karşı davaya yönelik olarak alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilmesi halinde Dairemizce, Dairemiz kararı temyiz edilmeden kesinleşirse İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına
Gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
Kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/12/2023
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.