mahkeme 2025/1770 E. 2025/1592 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/1770

Karar No

2025/1592

Karar Tarihi

3 Eylül 2025

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...-...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : .....
KARAR TARİHİ : 03/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLLERİ : Av..... - Av..... - Av......
DAVALI : HASIMSIZ
MÜDAHİLLER : 1) .....
VEKİLİ : Av..... - Av.....
2) .....
VEKİLLERİ : Av..... - Av......
3) .....
VEKİLLERİ : Av.....- Av.....
4) .....
VEKİLİ : Av.....
5) .....
VEKİLLERİ : Av......- Av.....
6) .....
VEKİLLERİ : Av...- Av...- Av... - Av...
KONKORDATO
KOMİSERİ : ........
DAVA : ADİ KONKORDATO
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 03/09/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 03/09/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili 26/03/2025 tarihli dilekçesiyle; davacının borçlarını ödeme güçlüğü içerisine düştüğünü beyan ederek, 2004 s. İİK.nin 285 vd. maddeleri gereğince davacı lehine 3 aylık konkordato geçici mühleti verilmesini ve davacı lehine tedbirlere hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Dava, "Konkordato" davasıdır.
2004 s. İİK.nin 288/1. maddesine göre, "Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur."
2004 s. İİK.nin 287/5. maddesine göre de, "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır."
2004 s. İİK'nin 289. maddesine göre, "Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde verir.
Kesin mühlet hakkında bir karar verilebilmesi için, mahkeme borçluyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Geçici komiser, duruşmadan önce yazılı raporunu sunar ve mahkemece gerekli görülürse, beyanı alınmak üzere duruşmada hazır bulunur. Mahkeme yapacağı değerlendirmede, itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır.
Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir. Bu kararla birlikte mahkeme, yeni bir görevlendirme yapılmasını gerektiren bir durum olmadığı takdirde geçici komiser veya komiserlerin görevine devam etmesine karar verir ve dosyayı komisere tevdi eder..."
2004 s. İİK.nin 292. maddesine göre ise, "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.
d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse...
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder."
Somut olayda ; konkordato geçici ve kesin mühleti verilmesinin amacı, borca batık olan veya borca batık olmamasına rağmen ödeme güçlüğü içerisinde bulunan borçluların, belli bir plan dahilinde ve alacaklıların belli orandaki rızasıyla borçlarını tasfiyelerini sağlamaktır (2004 s. İİK. m. 285/1). Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına da uymak zorundadır (4721 s. MK. m.2/1).
Bilindiği üzere, konkordato davası açmadan önceki davaya hazırlık süreci ortalama yaklaşık 1 ila 2 ay kadar sürebilmektedir. Çünkü, bu süre içerisinde bağımsız denetim şirketlerinin bu büyüklükteki bir şirketi hem kayden, hem fiilen usulüne ve standartlara uygun incelemeleri ve projelerin hazırlanması zaman almaktadır.
Konkordato geçici ve kesin mühletleri, sadece borçlu davacının değil, alacaklıların da menfaatinin gözetilmesinin gerektiği süreçlerdir.
Geçici konkordato komiserinin 10/05/2025 tarihli raporu ve 02/06/2025 tarihli son raporu ile duruşmadaki sözlü beyanları ve davacının son duruşmadaki sözlü beyanları ile dosyaya sunulan dilekçeler, müdahillerin beyanları ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı ........'in tacir sıfatına sahip olmadığı, davacının kendi borçları nedeniyle konkordato talep ettiği, davacı son duruşmada kendi adına 4 araç ve 18 adet taşınmaz olduğunu beyan etmesine rağmen, Uyap sorgusuna göre davacı adına tescilli 2 adet araç (otomobil) ve 14 adet taşınmaz olduğu anlaşılmıştır.
Yine davacının geçici mühlet tarihi itibariyle 1.361.514,22 TL.si ipotekli olmak üzere toplam 18.029.037,75 TL. borcunun bulunduğu, malvarlığının ise 29.620.004,75 TL. olduğu, borca batık olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı ödeme planında, kefaleten üstlendiği borçların asıl borçlu (şirket) tarafından ödenmesi halinde bu borçların bir yük oluşturmayacağını beyan etmiş, ayrıca 5 adet taşınmazı satmak ve diğer taşınmazlardan 2026, 2027, 2028 yılına ait kira geliri elde etmek suretiyle borçların ödenmesini teklif etmiştir.
Konkordato komiseri, bu ödeme planının gerçekleşebilirlik ve sürdürülebilirlik yönünden yetersiz olduğunu, ödeme planının davacının malvarlığı ile uygun olmadığını, davacının taşınmazlarının önemli bir kısmının satılması ve nakde çevrilmesi halinde borç ödemesinin mümkün olabileceğini beyan etmiştir.
Davacı taraf bu raporun tebliğine rağmen herhangi bir revize projesi sunmamış, davacı vekili son duruşmada revize projesi sunmak üzere 2 ay süre istemiştir. Bu talebin, samimi olarak borç ödeme ve alacaklıların mümkün olan en üst seviyede ekonomik olarak alacaklarını tahsil etmesi amacına uygun olmadığı, bir revize projesinin sunulmasının 2 aylık bir süreyi gerektirmediği, son duruşmadan önce de samimi bir proje revize çabasının bulunmadığı, davacı asilin bizzat kendisinin son duruşmada genel ve soyut olarak ihtiyaç kadar taşınmaz satmak suretiyle borç ödemeyi düşündüğünü beyan ettiği görüldüğünden, davacı tarafın samimi bulunmayan ve süre kazanmaya matuf görülen revize projesi sunmak için (geçici mühletin uzatılması ve bu konuda) 2 ay süre verilmesi talebi reddedilmiştir.
Gayrimenkul değerleme bilirkişisinin 15/06/2025 tarihli ek raporundan davacıya ait taşınmazların 6 ay ile 1 yıl içerisinde satılabileceği belirlenmiş, davacının ise gerek satışını vaat ettiği taşınmaz sayısının yetersizliği, gerekse borç ödemek için ön gördüğü 2 yıllık vade, Mahkememizde borçlunun malvarlığı ile uyumlu bir proje sunmadığı kanaatini uyandırmıştır.
Diğer yandan; konkordato komiseri tarafından 25/04/2025 tarihinde davacıdan, 11.800.000 TL.'lik 8 kişiye ait borcunun kaynağını (çek, senet, fatura, sözleşme gibi) izah etmesi ve ayrıca Biyonik Tarım Ltd. Şti.'ye olan 7.100.000 TL.'lik borcun hangi hukuki nedene dayandığının (çek, senet, fatura, sözleşme gibi...) izah edilmesi istenilmiş, davacı ise konkordato komiserine sunduğu 03/05/2025 tarihli dilekçede, 11.800.000 + 7.100.000 = 18.900.000 TL. borcun 12.713.000 TL.'ye düştüğünü, 6.187.000 TL.'lik kısmının ödendiğini beyan etmiş ancak, konkordato komiserine buna ilişkin somut olarak açıklayıcı beyan ve belge sunmamıştır.
Bu husus duruşmada da davacının bizzat kendisine Mahkememiz tarafından sorulmuş, davacı bu borcun 3.000.000-4.000.000 TL.'lik kısmının babası tarafından ödendiğini, kalan kısmın ise kendisi tarafından nakit alacak tahsili yapamadığından kendisine borcu olan kişilerin kredi kartı ile yapmak istedikleri ödemeleri, kendisine almak (tahsil etmek) yerine borçlu olduğu şirketlere yapılmasını sağladığı dolayısıyla, kendisinin borçlu olduğu alacaklılar arasında eşitsiz yarattığı, bu ödemelere ve babasının yaptığı iddia edilen ödemelere ilişkin somut belge de sunmadığı belirlenmiştir.
Yargıtay HGK’nun 02/10/2024 gün ve 2024/6-497 E. 2024/486 K. sayılı emsal içtihadına göre, "İcra ve İflas Kanunu’nun 305 inci maddesinde belirtilen konkordatonun tasdiki için aranan şartların yanında mahkemece Kanun’un öngördüğü iki ilkenin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu ilkelerden birincisi 2004 sayılı Kanun'un 308/d maddesinde belirtilen ve borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olmasıdır. Bu düzenleme alacaklılar arasında eşitlik ilkesinin dayanağını oluşturmaktadır…
Hükümsüzlük için borçlunun alacaklılarından birisini ya da bir kısmını konkordato projesine göre daha iyi konuma getirmeyi taahhüt etmesi gereklidir. Bunun klasik görünümü borçlu tarafından alacaklılarından birine konkordato projesinde öngörülenden fazla veya daha önce ödeme yapılacağı yönündeki vaat şeklinde gerçekleşir. Bu hükmün konuluş nedeni konkordatoda tüm alacaklılara eşit davranılması ve alacaklıları borçlunun mallarından alacaklarını eşit olarak tahsil edebilmelerini teminat altına almaktır (Pekcanıtez/Erdönmez, s. 159). Alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesi uyarınca hiçbir alacaklı diğerinin aleyhine öncelik veya ayrıcalık elde edemeyecek, bu şekilde konkordatonun nisabında oyların manipüle edilmesinin önüne geçilmiş olacaktır.
Konkordatonun tasdiki sırasında mahkemece dikkate alınması gereken bir diğer ilke ise, konkordatonun kötüniyetle sakatlanmamasıdır. 2004 sayılı Kanun'un “konkordatonun tamamen feshi” başlıklı 308/f maddesinde her alacaklının kötüniyetle sakatlanmış konkordatonun feshini tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Buna göre konkordatonun tasdikinden sonra kötüniyetin anlaşılması hâlinde konkordatonun feshi mümkün olup, bu durumda mahkemece konkordato isteminde bulunanın, tasdik aşamasında da iyiniyetli davranıp davranmadığı denetlenmeli, istemde bulunanın tasdik aşamasında kötüniyetli davranış içerisinde bulunduğunun tespit edilmesi durumunda mahkemece konkordato tasdik edilmemelidir.
Somut uyuşmazlıkla ilgili olarak konkordatonun tasdiki için aranan şartları düzenleyen 2004 sayılı Kanun'un 305/1-b maddesinde belirtilen "teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartına değinmek gerekmektedir… Burada belirtilen "orantılılık" şartı ile borçlunun mali imkânlarıyla, tüm alacaklıların alacaklarına adil ve uygun zamanda kavuşmalarını sağlamak amaçlanmaktadır. Konkordato talebi ile birlikte mühlet hükümlerinin devreye girmesi ve bu süreçte alacaklıların alacaklarını tahsil edememeleri nedeniyle katlandıkları sürecin karşılığı olarak borçlunun da mümkün olan surette kaynakları ile borçlarını ödemesi beklenmektedir.
Borçlunun alacaklılara daha kısa zamanda ve daha fazla miktarda ödeme yapma imkânı varken, alacaklıların aleyhine bir ödeme planının tasdiki uygun değildir. Nitekim konkordato kurumu, borçlunun faaliyetlerine devamını sağlamak ile birlikte alacaklıların da tatmini yolu olup, borçluya konkordatonun amacı dışında bir finansman enstrümanı niteliğinde projenin tasdik edilmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte borçlunun vade konkordatosu talep ederken de büyük bir hareket alanına sahip olduğundan söz edilemez. Borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato imkânının tanınmayacağı açıktır.”
Davacı ........'in ödeme planının malvarlığı ile uyumlu olmaması, samimi, gerçekçi ve somut bir proje revizesinin zamanında ileri sürülmemesi, mühlet içerisinde alacaklılardan bir kısmına yönelik diğer alacaklılarla eşitsizlik yaratacak şekilde ödeme yapılması, mahkemenin ve konkordato komiserinin bu hususlardaki sorularının somut, net ve belgeli olarak izah edilememesi, bu tür davranışların Mahkememizce de iyiniyetli bir davranış olarak görülmemesi nedenleriyle, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ticaret Sicili Müdürlüğü ve Vergi Dairesi cevabi yazılarından da davacının tacir olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesine rağmen ayrıca iflas kararı verilmemiştir.
Yargıtay 22. HD.nin 31.10.2017 gün ve 2017/8717 E. 2017/23581 K. ve Yargıtay 7. HD.nin 08/09/2015 gün ve 2015/17486 E. 2015/14188 K. sayılı emsal içtihatlarına göre, davaya müdahale halinde maktu olarak hem başvuru hem de peşin harcın yatırılması gerektiğinden, eksik harç yatıran müdahillerden de eksik harçların da tahsili gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
57268157472 T.C. Kimlik No'lu davacı ........'in KONKORDATO DAVASININ REDDİNE,
Kararın kesinleşmesi beklenmeksizin, Mahkememizin 10/04/2025 tarihli ara kararı ile verilen GEÇİCİ MÜHLETİN derhal KALDIRILMASINA,
Kararın kesinleşmesi beklenmeksizin, Mahkememizin 10/04/2025 tarihli ara kararı ile verilen BÜTÜN İHTİYATİ TEDBİRLERİN ve KONKORDATO ŞERHLERİNİN derhal KALDIRILMASINA,
Geçici konkordato komiseri ........'in görevinin bugün (18/06/2025 tarihi) itibariyle son bulmasına ve kendisine bu tarihe kadar olan hizmetine yönelik olarak takdir edilen ücretin gün hesabıyla ödenmesine,
Konkordato davasının reddedilip, bütün ihtiyati tedbirlerin ve konkordato şerhlerinin derhal kaldırıldığının ve konkordato komiseri ........'in görevinin de 18/06/2025 tarihi itibariyle son bulduğunun daha önce müzekkere yazılan ilgili yerlere müzekkereyle bildirilmesine ve ayrıca gerekli ilanların yapılmasına" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; konkordato komiserinin gerekçesi aydınlatıcı olmayan raporuna karşı bilirkişi raporu alınması gerekirken yerel mahkemece yeterince inceleme ve hukuki değerlendirme yapılmadığını, usule ve yasaya aykırı şekilde konkordato talebinin reddine karar verilmesi ve tüm tedbirlerin kaldırılmasının müvekkilini ciddi bir haciz tehdidi altında bıraktığını, şirket faaliyetlerini durdurduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve konkordato taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran tarafların dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda re’sen gözetilerek yapılmıştır.
Dava, borçlarını ödeme güçlüğü içinde olduğunu ileri süren davacının İİK'nun 285 vd. maddeleri gereğince geçici ve kesin mühlet kararı verdikten sonra ileri sürdüğü vade konkordatosunun tasdiki istemine ilişkindir.
Konkordato bir borçlunun alacaklılarının kanunda öngörülen çoğunluğunun kabulüyle borçlarını belirli bir oranda ve/veya vadelerle ödemesini öngören, borçların yapılandırılmasını sağlayan bir cebri icra türüdür. Borçlu ile alacaklılar arasındaki bir çeşit sulh sözleşmesi niteliğinde olan konkordato, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak amacıyla getirilmiş bir müessesedir. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkânı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkânları da korunmuş olur.
Konkordatonun tasdikinin şartları, talep tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın mülga 297 ve 298. maddesi hükümlerinde sayılmış olup, buna göre yasada açıkça belirtilmese de öncelikle borçlunun dürüst olması, daha sonra, teklif olunan meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordatonun 297/1. maddesi uyarınca alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunlukla kabul edilmesi, borçlunun konkordato işlemlerinin yerine getirilmesi, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ve mühlet sırasında komiserin onayı ile akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için yeterli teminatı göstermesi, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği, yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekir. (AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK DAİRESİNİN 2019/3021 ESAS , 2020/292 KARAR SAYILI İLAMI)
Konkordato, belli (nitelikli) bir alacaklı çoğunluğunun muvafakat etmesi halinde borçlunun ekonomik faaliyetine devam etmesine imkan vererek mallarının cüz’i veya külli icra yoluyla paraya çevrilmesine engel olan özel bir cebri icra alternatifi teşkil etmektedir. Öyle ki, bu cebri icra aracı, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklıları da bağlamakta ve resmi organların katılımıyla cereyan etmektedir. Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır.
Somut dosyamızda; 26 /06 /2024 tarihinde istemde bulunulduğu, mahkemece 26/03/2025 tarihinde 3 ay geçici mühlet kararı verildiği, Mahkemece: Davacı ........'in tacir sıfatına sahip olmadığı, davacının kendi borçları nedeniyle konkordato talep ettiği, davacı son duruşmada kendi adına 4 araç ve 18 adet taşınmaz olduğunu beyan etmesine rağmen, Uyap sorgusuna göre davacı adına tescilli 2 adet araç (otomobil) ve 14 adet taşınmaz olduğu, ödeme planının gerçekleşebilirlik ve sürdürülebilirlik yönünden yetersiz olduğunu, ödeme planının davacının malvarlığı ile uygun olmadığını, Dolayısıyla Davacı ........'in ödeme planının malvarlığı ile uyumlu olmaması, samimi, gerçekçi ve somut bir proje revizesinin zamanında ileri sürülmemesi, mühlet içerisinde alacaklılardan bir kısmına yönelik diğer alacaklılarla eşitsizlik yaratacak şekilde ödeme yapılması, mahkemenin ve konkordato komiserinin bu hususlardaki sorularının somut, net ve belgeli olarak izah edilememesi, bu tür davranışların iyiniyetli bir davranış olarak görülmemesi nedenleriyle, davacının davasının reddine karar verilmiştir.Gerekçeli karar Borçlu vekiline 25/06/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup İİK 308/a maddesi gereğince iki haftalık süre içinde 05/07/2025 tarihinde istinaf edildiğinden istinafın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda anılan Yasa'nın "Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması" başlıklı 292. maddesi gereğince:
"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,
b)Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,
c)Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa,(Ek:06/12/2018-7155/m.16) ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.
d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse,
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmü emredicidir.
Diğer bir anlatımla borçlunun konkordatoda DÜRÜSTLÜK koşulunun arandığı aşikardır.Aslında borçlunun alacaklılarını zarara uğratma amaçlarına yönelik hareketleri esasen kanunun amacı dikkate alındığında konkordatonun başarıya ulaşmasını engelleyecektir.Bu bendin varlığının mahkemece tespiti halinde kesin mühlet kararı kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun İİK'nin 292/1.b. maddesi gereğince iflasına re'sen karar verilir. İİK m. 292. madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Yani İİK’nın 292. Maddesi1,b,c bendi uyarınca, iflas kararı verilebilmesi için şirketin borca batıklık şartının aranmasına gerek yoktur. Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte derhal borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır. (AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK DAİRESİNİN 2019/2690 ESAS, 2021/117 KARAR SAYILI İLAMI)
Davacı gerçek kişinin kendilerine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, bu açıdan da ön projelerin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, borçlunun, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmelerinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karar esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğundan, İstemde bulunan gerçek kişinin, istinaf sebeplerin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesindeki hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, HMK.'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca itirazın esastan reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafınca yatırılan harçlar yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafınca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması aşamasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK m. 308/a gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA İÇİNDE, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 03/09/2025

...
Başkan
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Katip
...
e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim