Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1755

Karar No

2025/103

Karar Tarihi

10 Şubat 2025

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ......
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ......
KARAR NO : ......
KARAR TARİHİ : 10/02/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...... (.........)
ÜYE : ...... (.........)
ÜYE : ...... (.........)
KATİP : ...... (.........)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
NUMARASI : ......... Esas ......... Karar

DAVACI : .........
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : 1- .........
VEKİLİ : Av.......
DAVALI : 2- .........
VEKİLİ : Av.......
DAVALI : 3- .........
VEKİLİ : Av.......
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 10/02/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:10/02/2025

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalının sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı araç ......... caddesi üzerinde seyri esnasında ......... önüne geldiğinde yola kendisine vermemesi ve sürüşünü mevcut şartlara ve far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlamaması nedeniyle ön ilerisinde bulunan müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, trafik kazası tespit tutanağına, tanık ifadelerine, Savcılık soruşturmasına ve Konya... Asliye Ceza Mahkemesi ......... Esas sayılı dosyasına göre davalının asli kusurlu olduğunu, davalının kusuru ile meydana gelen kazada, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin kalçasının kırıldığını, sağ dizinin tamamen parçalandığını, Felus kemiğinin ortadan ikiye ayrıldığını, 11 defa ameliyat olduğunu, Vücudunda şu anda 4 ayrı platin bulunduğunu, toplam hastanede kaldığı gün sayısı 50 gün bir fiil hastanede yatılı olarak geçirdiğini, dava tarihi itibariyle de halen çalışamadığını, geçici iş göremezlik zararı şimdilik 100,00 TL, sürekli iş göremezlik zararı şimdilik 100,00 TL ,belgeli ve Belgelenditilemeyen gider olarak şimdilik 100.00 TL, bakıcı gideri şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TL tazminatının davalılardan (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırı olarak ) tahsiline ve tazminatı ödemekle yükümlü tutulmasına ve temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine, 200.000,00TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ......... ile .........'e dava dilekçesi ekli meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği halde cevap dilekçesi vermemiştir.
Davalı ......... Sigorta A.ş vekilinin cevap dilekçesi ile özetle; Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. ve 85. Maddelerine uyarınca Müvekkil Şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan doğan maddi tazminat sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde teminat limit dahilinde söz konusu olduğunu, diğer bir anlatım ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene ve dolayısıyla sigortacıya düşen bir sorumluluğun da olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazadaki kusuru oranında sigorta şirketinin sorumluluğunun mevcut olduğunu, müşterek ve müteselsil sorumluluğun sadece zarar gören üçüncü kişiye karşı sigortalı ve sigorta şirketi arasında mevcut olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuruna tekabül eden tutar üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, kusur tespitinin yapılabilmesi için dosyanın alanında uzman bilirkişilerden oluşan Bilirkişi Heyeti’ne gönderilmesini talep ettiklerini, kusur tespiti yapılmasını müteakiben sigortalı aracın kusur oranına isabet eden tutar üzerinden yargılama yapılmasını talep ettiklerini, aracı sevk ve idare eden ve huzurdaki davaya da konu zarara sebebiyet veren sürücünün veya araç işleteninin ibra edilmiş olması; borçtan müşterek ve müteselsil sorumlu müvekkil şirketi aynı şekilde etkilediğini, ceza yargılamasının da tarafı olan davacının ifade tutanakları ve uzlaşma bildirimlerinin dosyaya sunulması gerektiğin, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddinin gerektiğini, davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
usule aykırı başvuru nedeniyle müvekkil şirket temerrüde düşmediğinden müvekkil şirket aleyhine faize hükmedilmemesine, aleyhlerine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve hükmedilecek olan vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ......... Esas ......... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Yapılan açıklamalar, ceza dosyası, bilirkişi raporu, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 50. Maddesi gereğince trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükünün zarar gören üzerinde olduğu, zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorunda bulunduğu, haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu eylem sonucu oluşan zarar ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olması gerektiği, dosya kapsamında toplanan delillerden, dinlenen tanık anlatımından ve ceza kovuşturmasından anlaşıldığı üzere kazaya sebebiyet veren aracın davalıya ait ...... plakalı araç olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı, her ne kadar dava dilekçesinde davacı tarafından yemin deliline dayanılmış ise de 6100 Sayılı Kanunun 226/1-c maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar hakkında yemin deliline dayanılamayacağı anlaşılmakla T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 30/03/2021 Tarih ve 2021/402 Esas-2021/477 Karar sayılı ilamı da emsal alınarak davaya sebebiyet veren kazada davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu ve davacının zararının bundan kaynaklandığı ispatlanamadığından davacının davasının bu davalılar yönüyle reddine karar verilerek ;
Davacı, DAVALI ......... SİGORTA A.Ş. hakkında açmış olduğu davası hakkında 6100 Sayılı Kanunun 315/1-son cümlesi gereğince KONUSU KALMAYAN DAVASININ ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Davacının, DAVALILAR ......... VE ......... hakkında açmış olduğu davasının REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Konya.... Asliye Ceza Mahkemesi ......... Esas sayılı dosyada yer alan ve soruşturma aşamasında hazırlanan bilirkişi raporların hiç dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 29.03.2021 tarihli raporda, ...... plakalı araçta kaza ile uyumlu olacak şekilde "sol ön tampon plaka alt kısmına doğru çökme izi, sağ ön tampon plastik kısmında 20 cm ebatlı kısmının kırık ve yerinde olmadığı bu bölümde yapıştırıcı kalıntısının olduğu, sağ ön çamurlukta 10 cm ebatlı çökme, sağ ön lastik üzeri çamurlukta kısmi çökme, sağ ön lastik üzerinde bulunan sinyalin yerinde olmadığı" tespit edildiğini, aracın, müvekkile çarpan kısmının sağ veya sol ön tampon kısmı olduğu göz önüne alındığında, aracın ön kısmındaki çökmeler ve kırıkların kaza nedeni ile meydana geldiğinin açık olduğunu, soruşturma aşamasında Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 16.08.2021 tarihli raporda da sürücü .........'e asli kusur atfedildiğini, kazanın davalı ......... adına kayıtlı ve .........'in kullanımındaki ...... plakalı araç nedeniyle meydana geldiğinin açık olduğunu, ancak mahkemece bu hususların üzerinde durulmadan ve kusur raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadan dosyanın karara çıkarıldığını, tüm bu nedenlerle Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ......... Esas ......... Karar sayılı dosyasında verilen 21/05/2024 tarihli kararın kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Mahkemece verilen ret kararı, davacı yanca istinaf edilmiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı sürücünün davaya konu kazayı yapıp yapmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74 düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını; öngörmesi esasına dayanmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74.maddesi; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamları).
Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Borçlar Yasasının 74.maddesi bir engel oluşturmaz. (HGK'nun 16.09.1981 gün E:1979/1-131, K:1981/587 sayılı ilamı; ......... Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamı)
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamları)
TBK’nin 74.maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hâkimi, gerek ceza hâkiminin belirlediği kusur oranı gerekse delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı değil ise de, sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkûmiyet kararına bu yönleriyle bağlıdır. Öte yandan;
Türk Borçlar Kanunu 49/1. maddesi, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
Türk Borçlar Kanunu 50. Maddesi, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.”;
Aynı kanunun "Tazminatın İndirilmesi" başlıklı 52. maddesinde;
"Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir";
6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.

Yine aynı kanunun, "Hukuka aykırılığı kaldıran hâller" başlıklı 63. Maddesinde;
"Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.
Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz";
64. Maddede ise;
"Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.
Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer bir kişinin mallarına zarar verenin, bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler.
Hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan kişi, durum ve koşullara göre o sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise ve hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulamaz" hükümlerine yer verilmiştir.
Anlatılan yasa hükümleri ile ilkeler kapsamında somut olayın değerlendirilmesinde; olaya ilişkin Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu beraat kararının, delil yetersizliğine dayalı olup sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı niteliğinde olmadığı, tam aksine istinaf kararı ile de kesinleşen ceza beraat kararında sanığın kesin olarak tespit edilemediğinin açıkça belirtilmiş bulunduğundan Ceza Mahkemesinin beraat kararının eldeki hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olamayacağı görülmektedir. Buna göre, gerek ceza dosyasındaki gerek eldeki dosyadaki tüm delillerin irdelenerek bir sonuca ulaşılması gerecektir. Bu kapsamda yapılan incelemede;
Dava konusu trafik kazasından sonra mahallinde yapılan tespitler sonucu düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağından; dava konusu trafik kazasının; Konya İli, Karatay İlçesi, ......... Mahallesinde, ......... Caddesi üzerinde, ...... nolu bina önlerinde meydana geldiği, ......... Sokağını takiben seyir halinde olan kimliği belirsiz sürücü yönetimindeki bir aracın, ...... nolu bina önünde yolun kenarında park halinde olan ......... plakalı aracın sol yan kesiminde bulunan araç sürücüsü ile park halindeki araca çarparak olay yerinden ayrıldığı, yolda araca ait fren izi bulunmadığı, olay yerinde yolun; 7 metre genişliğinde, iki yönlü trafiğe açık, yatayda düz, düşeyde eğimsiz, asfalt ve kuru satıhlı olduğu, olay anında vaktin gece, aydınlatmanın mevcut, havanın açık olduğu, olay yerinin yerleşim yeri içi ve azami hızın 50 km/s olduğu hususları belirlenmiştir.
Bu tespitleri yaparak kaza tutanağını düzenleyen polis memurları, kusur yönünden bir değerlendirme yapmamışlardır.
Bilgisayar İşletmeni ......... ve arkadaşı tarafından düzenlenen 12.03.2021 günlü Görüntü İzleme Tutanağında; "güvenlik kamerasından alınan görüntülerde plakası ve markası belli olmayan açık kasa kamyonetin geçiş yaptığı, bu aracın tek kabinli, beyaz renkte BMC — Levend marka araç olduğunun değerlendirildiği, karanlık olması nedeniyle aracın plakasının belirlenemediği, belirtilmiştir.
Bilgisayar İşletmeni ......... ve arkadaşı tarafından düzenlenen 12.03.2021 günlü Görüntü İzleme Tutanağında; güvenlik kamerasından alınan görüntülerde plakası ve markası belli olmayan açık kasa kamyonetin geçiş yaptığı, bu aracın tek kabinli, beyaz renkte BMC — Levend marka araç olduğunun değerlendirildiği, karanlık olması nedeniyle aracın plakasının belirlenemediği, belirtilmiştir.
Kriminal Polis Laboratuvarları D. Bşk.lığı tarafından düzenlenen Olay Yeri İnceleme Raporu Formu'nda; 29.03.2021 günü kazaya karışmış olabileceği değerlendirilen ...... plakalı açık kasa Levend marka kamyonet üzerinde yapılan tespitlerde; aracın kupa kısmının mavi, kasa kısmının mavi-beyaz renkli olduğu, aracın sol ön tampon kısmında çökme izi, sağ ön tampon kısmında 20 cm kırık ve kopuk kısım, sağ ön çamurlukta 10 cm ebatlı çökme ve boyanın atılı ve paslı olduğu, sağ ön lastik üzeri çamurlukta kısmi çökme ve boyanın atık ve paslı olduğu, sağ ön lastik üzerindeki bulunan sinyalin yerinde olmadığı, belirtilmiştir.
Tanık ........., olay günü verdiği ifadesinde; davacının, ablalarını cenazeye götürmek için olay yerine geldiğini, eşyaları aracın bagaj kısmına yerleştirmekte olduklarını, bu sırada davacının aracın sol ön kapısının yanında beklemekte olduğunu, arka taraflarından gelen beyaz renkli açık kasa bir kamyonetin çok hızlı bir şekilde sokaktan geçerken .........'a çarptığını, çarpmanın etkisi ile .........'nın kendi aracına çarptığını, havanın karanlık olması, aracın hızlı olması nedeniyle plakası ve markasını görmediğini, beyan etmiştir. Tanık 12.03.2021 günlü ifadesinde; kaza yerinde bekledikleri sırada, kazadan 45 dakika kadar sonra önü mavi, kasası beyaz olan ...... plakalı aracın kaza yerinden geçtiğini, kazaya karışan aracın bu araç olabileceğini beyan etmiştir.
Ayrıca, davalı aracın trafik sigortacısı davalının, kaza nedeniyle davacıya ödeme yaparak makbuz ve ibraname aldığı da görülmüştür.
Tüm bu anlatılan deliller, tutanaklar, ifadeler, bilirkişi raporları ve ceza mahkemesi karar içeriği hep birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde; yukarıda anlatılan raporların, beyanların ve tüm delillerin, davalı sürücüye tarafından kullanılan beyaz, açık kasa BMC Levent tipi aracın davacıya çarpmış olduğunu göstermekte olduğu; zira, olayı gören tanık .........'in de gerek olaydan hemen sonra gerekse sonradan vermiş olduğu ek ifadede de kazayı yapan aracı yaklaşık olarak teşhis etmiş bulunduğu, davalı tarafa ait araç üzerinde yapılan incelemede de aracın çarpma ihtimalinin bulunduğu tam da ön tampon kısımlarının kazayı gerçekleştirmeye uygun biçimde hasarlı bulunduğu, bunun dışında davalının hurdacılık yaptığından aracın hasarlı olabileceği savunmasını çürütebilecek nitelikte aracın herhangi bir yerinde bir hasar ve zedelenmenin de bulunmadığı tespitinin ayrıca yapıldığı, ayrıca davalının kazanın bulunduğu caddede de oturmakta bulunduğunun kendisi tarafından beyan edildiği, incelenen kamera görüntülerinde de davalı aracına benzer aracın tespit edilmiş bulunduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu sebeplerle, bu konuda yapılacak ayrıca başkaca bir araştırmanın da kalmadığı görüldüğünden; davalının kazadaki kusur oranı tam olarak tespit edilip, davalı sigorta tarafından yapılan ödeme ve ibranameler de gözetilerek sonucuna göre dava dilekçesindeki talepler konusunda inceleme yapılıp karar verilmesi gerektiğinden, davacının istinafının kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak gönderilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.353 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/02/2025

......
Başkan
.........
e-imzalı
.........
Üye
.........
e-imzalı
......
Üye
.........
e-imzalı
.........
Katip
.........
e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim