mahkeme 2024/16 E. 2024/188 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/16
2024/188
9 Şubat 2024
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 09/02/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 05/10/2022
NUMARASI : Esas Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1-
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2- ..... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 3-
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 4-
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 5- .... -
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 09/02/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ..... plakalı İveco marka kapalı kasa kamyonet şirket çalışanı ....'in hakimiyetinde iken 28/08/2017 tarihinde trafik zorunluluğu nedeniyle durma yaparken..... plakalı .....'a ait .....plakalı .... .....' nin kullanmakta olduğu araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazası menın meydana geldiğini ve ..... plakalı İveceo, 2012 model beyaz sarı renkli aracın ciddi şekilde hasara uğradığını, Savcılık aşamasında alınan raporlara göre müvekkili şirkete ait aracın kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun olmadığını, araçta meydana gelen hasarın değer kaybının ve aracın ticari araç olması nedeniyle tamir süresi için mahrumiyet süresi için kazadan sonra Konya .. SHM nin ... Esas sayılı dosyasından tespit işlemi yaptırıldığı, soruşturma dosyasında alınan raporda ise dava dışı.... ....'ın ikicinci derecede kusurlu olduğu, müvekkili şirket çalışanı ....'in ise herhangi bir kural ihlali yapmadığından dolayı kusursuz olduğunun tespit edildiği, ... ....'ın kaza esnasında arkadaşı ....'nin alkollü olduğunu söyleyerek kendisinden rica etmesi rica etmesi üzerine aracı kendisinin kullandığını beyan ettiğini ancak olay yerinde.... ....'ın görülmediği, aracın yanında sadece ....'nin yaralanmış halde görüldüğünü, ...'ın kazada herhangi bir yara almadığını, arkadaşı .... ın alkollü olması sebebiyle suçu kendisinin üstlendiğini tespit edildiği, soruşturma doyasında alınan rapora göre ikinci derece de kusurlu olduğu tespit edilen.... Yerine aracı kullandığı tespit edilen .... ve araç sahibi .... .....'nin gösterildiği, davalı .....'ın soruşturma doyasında alınan rapora göre birinci dereceden kusurlu olduğunu, birinci derecede kusurlu bulunan .....'a ait aracın sigortasının 43.954,05 TL lik zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı ....'nin soruşturma dosyasında alınan rapora göre 2. Dereceden kusurlu olduğunu, .... .....'ye ait olan .....plakalı araç ile maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, ZMMS ile sigortalanan aracın ise müvekkilinin alacaklarından sorumlu olacağını, ....'nin kullanmakta olduğu aracın sigortasının 43.954,05 TL lik zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, kendilerinin ihtar edildiğini fakat 7 günlük süre içerisinde herhangi bir ödeme yapılmadığını, tespit yapılması amacıyla Konya 3. SHM de ise bir miktar harcama yaptıklarını, tespit dosyasında hasar miktarının 33.336,05 TL, değer kaybının ise 7.500 TL çıktığı, aracın onarım ve yenilenmesinin 20 günde tamamlanacağının tespit edildiği, bu nedenlerle müvekkilinin aracında oluşan ve Konya .. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş dosyası ile tespit ettirilen hasar miktarının 33.336,05 TL ve değer kaybı için 7.500 TL olmak üzere toplam 40.836,05 TL zararın, müvekkilinin araç tamiri için zaruri olan ve rapor ile tespit edilen 20 gün aracı kullanamamasından kaynaklanan araç mahrumiyet bedeli olan 3.000,00 TL nin kaza sonrasında aracın çalışmaz hale gelmesi nedeniyle tamir için servise götürme esnasında müvekkili şirketçe ödenen araç çekici 118 TL nin davalılara dava açmadan önce ödeme yapmasını temin için gönderilen 25/10/2017 keşide tarihli ....yevmiye numaralı ihtarname bedeli olan 557,86 TL nin ve Konya. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik iş dosyasından yapılmış olan 653,60 TL nin delil tespiti masrafları ile yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müvekkile verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
Davalı.... Sigorta Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, kazanın meydana gelmesinde ve davanın açılmasında müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, yetki itirazında bulunduğu, 416704 sayılı torba kanunu uyarınca davadan önce başvuru yapmak ve gerekli belgeleri ibraz etmek zorunlu hale getirilmiştir ancak davacı tarafından gerekli belge ibraz edilmeden işbu dava açılmıştır. bu nedenle esas hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadan, davanın usulden reddinin gerektiğini ayrıca trafik poliçesinde araç mahrumiyeti teminatının olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin sorumluluğunun bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, Yeni Genel Şartlar uyarınca değer kaybı hesaplama yönteminin değiştiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı hesaplamasında Yeni Genel artlar uyarınca hesaplama yapılmasını, davanın reddini talep ettikleri görülmüştür.
Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı aracında oluşan hasarın,değer kaybının, çekici ücretinin ve araç mahrumiyet bedellerinin ihtarname ve tespit giderlerini içerir maddi zararının kusurları oranında davalılardan alınmasını talep etmektedir.Ancak söz konusu bu taleplerinin dayanağı olan maddi zararın oluşumuna neden olan kazada kusura ilişkin bilirkişi raporu soruşturma aşamasında alınan rapordur. Soruşturma aşamasında alınan kusura ilişkin bu raporun olayın oluş şekli ve dosyada mevcut deliller kıyaslanınca sağlıklı olmadığı kanaatindeyiz.Zira kusura ilişkin raporda kazaya karışan sürücülerin anlatımlarının çok önemli bir faktör olduğu dikkate alındığında ; kazaya karışan araç sürücülerinden .....plakalı araç sürücü olduğunu beyan eden şahıs.... .... arkadaşı .... alkollü olduğu için kendisi aracı kullandığını beyan etmiş ancak asıl aracı kullanan şahsın .... olduğu ortaya çıkmıştır.Kazaya karışan sürücünün dahi kim olduğu konusunda gerçeğe aykırı beyanda bulunan şahısların olayı anlatımlarının da gerçeğe aykırı olma olasılığı oldukça yüksektir.Sayın mahkemeniz tarafından da takdir edileceği üzere soruşturma aşamasında 26.09.2017 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporu (bu rapor aynı zamanda davacının müvekkil aleyhine açtığı iş bu dava ve taleplerinin dayanağını oluşturan rapordur ) içeriğine bakıldığında açıklıkla görüleceği üzere kazaya karışan .....plakalı aracın sürücüsü olarak.... ....’ın olayı anlatımı değerlendirilmiştir.Ancak gerçekte aracın sürücüsünün.... .... değil de .... olduğu sonucuna varıldığına göre söz konusu bilirkişi raporunu kabul etmek mümkün değildir.Zira olay anında aracı kullanmayan bir şahsın sürücü olarak olayı anlatımının değerlendirilerek dolayısıyla yanlış bilgiler ve gerçeğe aykırı anlatımlar neticesinde verilen raporun da hukuki açıdan yanlış sonuçlara varabileceği açıktır. Kaldı ki müvekkilin aslında kazaya ilişkin anlatımı olayı anlatan diğer araç sürücüleri ile oldukça farklıdır.Ancak daha önce böyle bir durum hiç başına gelmemesi,herhangi bir hukuki ihtilafla karşılaşmamış olması,herhangi bir ceza dosyasının tarafı olmamış olması ve olaydan dolayı yaşadığı şok nedeniyle kusur oranı ne nasıl belirlenir bunu dahi düşünememiştir.Bir anda hakkında açılan davaların ardından ne olduğunu fark edebilmiştir. Kaza mahallinde yapılacak bir keşif ile birlikte olayın gerçekliğinin gün yüzüne çıkacağı aşikardır.Zira müvekkilin kaza anına ilişkin anlatımları ile kusura ilişkin raporda diğer araç sürücülerinin anlatımları ile ortaya çıkan kusurun aynı olmadığı sonucunu doğurmaktadır. Müvekkil aslında olay nedeniyle fazlasıyla mağdur olmuştur.Bir de olayın ardından hakkında açılan davalar ile maddi ve manevi anlamdaki mağduriyeti daha da artmıştır. Diğer taraftan davacı tarafından talep edilen maddi tazminat miktarı kazaya karışan aracın bedeli bile göz önüne alındığında oldukça fahiş miktarda olduğu açıktır.Bu nedenle davacı tarafından yaptırılan tespit sonucunda ortaya çıkan maddi zarara ilişkin rakamın tarafımızca kabul edilmesi de mümkün değildir. Yukarıda kısaca belirttiğimiz hususlar doğrultusunda davacı tarafından açılan haksız ve mesnetsiz davanın ve taleplerinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz." demiştir.
.... ve .... ..... cevap dilekçesinde özetle; " açılan davanın yasaya aykırı olduğunu, iş bu davada taraflarına husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu olayda bahsi geçen .....plaka sayılı aracın kazanın meydana geldiğinde sürücüsünün kendileri olmadığını, davanın husumetten reddinin gerektiğini, kaza meydana geldiğinde aracın sevk ve idaresi arkadaşı....'a ait olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde yine....'ın 2. Derecede kusurlu olduğunu asla kabul etmediklerini, yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporu ile bu durumun sabit olacağını, davanın reddini talep ettikleri görülmektedir.
Davalı....Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya cevap verilebilmesi için H.M.K. 121 md. gereği delillerin tarafımıza tebliği gerekir. Müvekkil şirkete gönderilen dava dilekçesi ekinde olması gereken belgeler yer almamaktadır. Davanın esasına ve usule ilişkin itirazlarımızın sunulabilmesi için tüm delillerin tarafımıza ibrazı gerekmektedir. Bu nedenle H.M.K. 121 md. gereğince delillerin tebliği gerektiğinden esasa ilişkin diğer cevap ve delil sunma haklarımızın saklı tutulmasını talep ederiz. Başvuru şartının yerine getirilmemesi sebebi ile, davanın reddi gerekir. Nitekim İstanbul . Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.01.2017 tarih ve .... Esas,... K. sayılı ilamında da görüleceği üzere sigorta tazminatı talep eden tarafın dava açılmasından evvel sigorta şirketine başvuruda bulunması gerektiği ancak huzurda görülen davada başvuru yapılmadığından dava şartının yerine getirilmediği belirtilerek dava reddedilmiştir. Davacı tarafından gerçek zarar miktarı muteber delillerle ortaya konulmadığı gibi, zararın varlığı ve miktarının da denetimine engel olunmuştur. Davacı tarafından, 28.08.2017 tarihinde meydana geldiği iddia edilen bir kaza nedeniyle yaklaşık üç ay sonra hasar ihbarında bulunarak, 33.336,05-TL’lik hasar tazminatı talep edilmektedir. Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde Sigortalı ve/veya Sigorta Ettirenin Yükümlülüklerinin ihlali niteliğinde olup, aynı zamanda kazanın ve hasarın neden ve niteliğine ilişkin denetleme imkanının ortadan kaldırılması sonucunu yaratmıştır. Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları (b.1.1.) ve ttk (14426/2) gereğince gerçekleşen riziko doğru ve gerçeğe uygun bir şekilde ihbar edilmelidir. Davacı tarafından ihbar yükümlülüğü ihlal edilmiştir. Ayrıca Medeni kanunun 2. Maddesi hükmü uyarınca da herkesin haklarını objektif iyi niyet ve dürüstlük kurallarına bağlı olarak kullanmakla yükümlü olduğu izahtan varestedir. Bu durumda davacının doğru ihbar yükümlülüğüne kötü niyetli olarak aykırı davrandığı açıktır. İhbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmeyen davacı TTK.nın 1446/2(eski TTK 1292/4) maddesi gereğince sigortadan kaynaklanan haklarını zayi etmiştir. her halükarda müvekkil sigorta şirketi ancak zmms sigortası genel şartları b.2. maddesinde öngörülen şekilde belirlenecek gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabilecektir. Değer kaybının zms sigortası genel şartları a.5.a maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerekmektedir. Müvekkil şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranındadır. Araç mağrumiyeti zms sigortası genel şartlarına göre teminat dışıdır. Açılan davanın reddini talep ederiz" şeklinde cevap vermiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Mahkememiz dosyasına kazandırılan tüm bilirkişi raporları, gelen giden belgeler ile müzekkere cevapları ve diğer deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; (Yüksek Yargıtay 3. HD. 14/05/2015 tarih, 2014/14312 Esas, 2015/8605 Karar Kararın özeti; Dava maddi tazminat talebine ilişkindir, delil tespitinin konusun maddi vakıalar oluşturur ve raporda belirtilen zarar miktarı davacı lehine kazanılmış hak doğurmaz, başka bir anlatımla; delil tespitinin kesin delil niteliği yoktur, dosya içeriğinden daha önce yaptırılan delil tespitine dayalı olarak dava açıldığı, tespit raporunun davalıya tebliğ edildiği ve rapora itiraz edildiği anlaşılmaktadır, bu durumda yeniden bilirkişi raporu alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken itiraza uğrayan delil tespiti raporu esasa alınarak karar verilmesi hatalıdır. Davacı vekili delil tespitine göre hüküm kurulmasını talep etmiş ise de delil tespiti emsal kararda da olduğu gibi tek başına hükme esas alınamayacağından bu yöndeki talebe itibar edilmemiştir. ) Davacının, davalılar aleyhine açtığı trafik kazası nedeniyle açtığı tazminat davası nedeniyle; 27.977,60 TL nin davalılar .....'DAN (26.332,60 TL sinin ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere Davalı.... Sigorta AŞ'den, 11.990,40 TL sinden davalılar .... ve .....'dan, 11.285,40 TL sinden davalı....Sigorta AŞ'den poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalılar.... Sigorta AŞ ve....Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 15/12/2017 tarihinden, diğer davalılar yönünden (....., ...., .....) taleple bağlı kalınarak (HMK 26) 06/11/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte olmak kaydı ile) alınıp, davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ç maddesi gereği davacının yapmış olduğu Konya . Noterliği 25/10/2017 tarih ve ... yevmiyeli ihtarname nedeniyle 557,86 TL ve Konya 3. Sulh Hukuk dosyasından yapılan 653, 60 TL nin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre;
DAVACININ DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
Davacının, davalılar aleyhine açtığı trafik kazası nedeniyle açtığı tazminat davası nedeniyle; 27.977,60 TL nin davalılar .....'DAN (26.332,60 TL sinin ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere Davalı.... Sigorta AŞ'den, 11.990,40 TL sinden davalılar .... ve .....'dan, 11.285,40 TL sinden davalı....Sigorta AŞ'den poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalılar.... Sigorta AŞ ve....Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 15/12/2017 tarihinden, diğer davalılar yönünden (....., ...., .....) taleple bağlı kalınarak (HMK 26) 06/11/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte olmak kaydı ile) alınıp, davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
6100 sayılı HMK'nın 323/1-ç maddesi gereği davacının yapmış olduğu Konya ... Noterliği 25/10/2017 tarih ve ... yevmiyeli ihtarname nedeniyle 557,86 TL ve Konya 3. Sulh Hukuk dosyasından yapılan 653, 60 TL nin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalılar ..... ve .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özet olarak; kazaya karışan .....plakalı aracın her ne kadar müvekkili .... adına görünse de müvekkilinin söz konusu araç üzerinde fiili bir hakimiyetinin bulunmadığını, aracın işleteni konumunda da olmadığını, yalnızca araç kaydı üzerinde olup zilyetliğinin ....'de bulunduğunu, ....'nin araç alım satım işi yaptığını, bi süreçte kızı .....'dan birçok araç alım satım işi yaptığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, söz konusu çelişkiler giderilmeksizin kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, kazaya karışan .....plakalı aracın sürücüsünün.... .... olup bu hususun ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğunu, mahkeme kararındaki aleyhe hususların kaldırılmasını, davanın husumet yokluğundan reddini, aksi kanaatte olunur ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusura ilişkin alınan raporlarda somut gerçeklerin göz ardı edildiğini, mevcut olmayan ve soyut niyet okumalar ile belirlemeler yapıldığını, müvekkiline yönelik kusur tespiti yapılırken müvekkilinin şerit değiştirdiğine dair belirleme yapıldığını ancak bunun somut bir delile dayanmadığını, kusur tespiti yapılırken illiyet bağının dikkate alınmadığını, yaşanan kaza ile tarafların kusurlu davranışları arasında bulunan illiyet bağının dikkate alınmadan karar verildiğini, .....plakalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu ve kavşağa girerken hızını azaltmadığı hususlarının rapordaki kusur oranlarına hiçbir şekilde etki etmediğini, dava konusu aracın daha önce bir kazaya karışıp karışmadığının tespitinin bir bütün halinde göz önünde bulundurulması gerektiğini, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini, aksi görüşte olunur ise dosyadaki eksikliklerin ve çelişkilerin giderilmesi için mahkemeye iadesini talep emtiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava; maddi hasarlı trafik kazası nedeni ile HASAR,DEĞER KAYBI,ARAÇ MAHRUMİYET ve ÇEKİCİ gideri nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
1-İşletenlik sıfatı yönünden yapılan incelemede:
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
Kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususlarının belirlenmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2002 tarih., 2002/11-71 Esas, 2002/141 Karar sayılı kararında; “konunun sağlıklı çözümü için öncelikle “işleten” teriminin hukuki niteliğinin irdelenmesinde yarar vardır. 2918 sayılı Yasanın 3.maddesinde Araç sahibi; “Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir.” İşleten ise: “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Somut olayda davalı ....'un işletenlik sıfatının yeterince irdelenmemesi, söz konusu aracı araç alım satımı ile uğraştığı iddia edile ....'nın bu aracı hangi sıfatla temin ettiği, iddia edildiği gibi araç alım satımı (oto galericilik) yapıp yapmadığının, söz konusu aracın kendisine bu kapsamda teslim edilip edilmediğinin tam olarak araştırılmaması, böyle bir devir–teslim yoksa söz konusu aracın davalı .... tarafından gerçekten dava dışı....'a ’e haricen satılıp satılmadığının saptanmaması, bu kapsamda harici satıştan sonra söz konusu aracın sigortasının kimin adına ve kim tarafından yaptırıldığının, vergilerinin kim tarafından yatırıldığının, trafik cezasına konu olup olmadığının irdelenmemesi, toplanacak bu ve benzeri delillere göre davalı ....’un işletenlik sıfatının var olup olmadığının değerlendirilmemesi, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülerek kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
2-Sürücü yönünden yapılan incelemede :
KONYA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI .... Soruşturma sayılı dosyasında; 28/08/2017 tarihinde, Ahmet Yesevi Caddesinde meydana gelen zincirleme trafik kazasında müşteki ...'in yaralandığı, kaza ile ilgili düzenlenen bilirkişi raporuna göre .....plaka sayılı araç sürücüsünün (somut olayda şüpheli .... olduğu değerlendirilmiştir) 2918 sy. Kanunun 52/1-B maddesi (aracın hızını, teknik özelliği ile görüş, hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, ayrıca şüphelinin olayda 1.01 promil alkollü olduğunun belirlendiği,
Şüpheli üzerine atılı bilinçli taksirle yaralama suçunun 89/5 maddesi gereğince, müştekinin yaralanmasının niteliğine göre takibinin şikayete bağlı olduğu, müştekinin şüpheli hakkında şikayetinin bulunmadığı anlaşılmakla,
Şüpheli hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, karar verildiği
Her ne kadar şüpheli.... .... .....plaka sayılı aracı kaza esnasında arkadaşı ....'ın alkollü olduğunu söyleyerek kendisinden rica etmesi üzerine aracı kendisinin kullandığını beyan etmiş ise de, olay yerinde şüphelinin görülmediği, aracın yanında sadece ....'nin yaralanmış halde görüldüğü, ...'ın kazada herhangi bir yara almadığı, arkadaşı ....'ın alkollü olması sebebiyle suçu kendisinin üstlendiğinin değerlendirildiği, şüpheli hakkındaki suç üstlenme suçundan ötürü evrakın bu dosyadan ayrılarak soruşturmanın .... sırasına kaydedildiği.
KONYA . ASLİYE CEZA MAHKEMESİ... Esas ... kara sayılı ilamı ile sanık.... hakkında suç üstlenme suçundan kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan beyanlara göre isnat edilen eylemin sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın CMK:nun 223/2-e maddesi uyarınca müsnet suçtan BERAETİNE karar verildiği .Bu hali ile sürücünün .... olduğunun kesinleştiği anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.
3-Kusur itirazının incelenmesinde:
Ceza dosyasında Ankara trafik ihtisastan alınan rapor ile mahkemece alınan raporların birbiri ile ve olayla uyumlu olduğu davalı sürücü ...'in kazada %70 davalı sürücü ....'nın ie %30 kusurlu olduğunun kesinleştiği anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.
4-Değer kaybı itirazının incelenmesinde:
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Genel Şart Kapsamındaki Teminat Türleri A-5.maddesinde, maddi zararlarında sigorta teminatı kapsamında olduğu belirtilmiş ve maddi zararın “Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır.” Şeklindeki düzenleme ile trafik kazası sonucu zarar gören üçüncü kişiye ait araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin zararların, genel şartların ekindeki hesaplama yöntemine ilişkin çizelgeye göre eksper tarafından belirleneceği belirtilmiştir. Genel şartlar Ek-1 de değer kaybının belirlenmesine ilişkin çizelge ve teminatı dışında kalan bazı haller belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigorta sözleşmesinin ayrılmaz eki niteliğinde olan genel şartlarda yapılan düzenlemelerin zarar gören üçüncü şahıslar yönünden bağlayıcı olup olmadığı hususuna ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ila 101.maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, (Trafik Sigortası) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. Maddesinde; “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir. Bu madde gereğince ZMSS yapılması yasal bir zorunluluk olmakla birlikte bu tür sigorta sözleşmeleri, sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile kurulur ve bir sigorta poliçesine bağlanır.Yoksa yasa gereği kendiliğinden oluşan bir sigorta türü değildir. (Işıl Ulaş Uygulamalı Sigorta Hukuk) "KTK'nın 93. maddesinde; (Değişik:17/10/1996-4199/34 md) Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır." hükmü mevcuttur.
Sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmeleri kapsamındaki sorumlulukları sigorta poliçelerinin ayrılmaz parçası olan genel şartlarda düzenlenmiştir.
Genel Şartlar: Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından her sigorta branşı için hazırlanmış olan ve sigorta şirketlerinin bunun aksine hareket edemeyecekleri, teminatın kapsamı, istisna edilen haller, hasar prosedürü, sigortalının görev ve yükümlülükleri, anlaşmazlık halinde uygulanabilecek hükümler, prim ödemesi, rücu durumu gibi sigorta sözleşmesinin esaslarını belirten koşullardır.
Genel açıklamalar bu şekilde olmakla birlikte KTK'nun tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller: başlıklı 95.maddesinde “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” hükmüne göre; Karayolları Trafik Kanununda düzenlenmeyen, sigortacının zarar görenlere karşı ileri süremediği tazminatın kaldırılması veya miktarının azaltılmasını gerektiren hallerde, ancak sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiştir. Yani sigorta şirketi KTK'nun da düzenlenmeyen teminat kapsamında olmayan halleri ve rücu koşullarının varlığını zarara uğrayan kişilere karşı ileri süremez, koşullarının varlığı halinde sigorta sözleşmesinin eki olan genel şartlarda düzenlenmiş teminat dışı haller ve rücu halleri mevcut ise sadece sigorta sözleşmesinin tarafı olan akidi sigortalıya rücu edebilir.
Trafik kazaları dayanağını 2918 sayılı KTK'dan alan haksız fiil niteliğinde olaylardır. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde etken olan hususlarda olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekir.
Bu kapsamda Davalı vekilinin mahkemece aldırılan hasar raporundaki değer kaybına yönelik itirazlarının incelenmesinde; 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden YUKARIDA İZAH EDİLDİĞİ ÜZERE TARAFI OLMADIĞI ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.
Yargıtay 17.HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15/03/2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmesine,
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda değer kaybının bu ilkeye uygun olarak belirlenmesine,raporun usul ve yasaya uygun olduğunun tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup,bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usulsüzlük olmamasına göre itiraz yersizdir.
Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesinin gerektiğine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar ..... ve .... vekili ile davalı ..... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden davalı tarafça yatırılan, başvurma harçları dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde davalı tarafa iadesine,
4-İstinaf eden davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 12/02/2024
Başkan
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Katip
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.