mahkeme 2025/195 E. 2025/695 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/195
2025/695
9 Eylül 2025
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1.BEYANLAR:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; Müvekkil ... A.Ş. ile davalı ... ’nın da müşterek müteselsil kefil olduğu ... Tic. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri kapsamında gayrinakdi çek kredisi kullandırıldığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine 90.000 TL çek bedelinin 3 gün içinde ödenmesi için 10.10.2023 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine Ereğli İcra Dairesi’nin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli itirazları sonucu takibin durduğunu beyan etmiştir. Davalının faiz ve ferilerine yönelik itirazlarının da geçersiz olduğunu, zira genel kredi sözleşmelerinde faiz oranlarının açıkça belirtildiğini ve davalıya sözleşme öncesi bilgilendirme yapıldığını, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını belirtmiştir. Bu nedenlerle, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasına, Ereğli İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, ayrıca alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; Müvekkilinin yetkilisi olduğu ... A.Ş.’ye davacı banka tarafından çek karnesi verildiğini, müvekkilinin de müteselsil kefil olarak yer aldığını, çek bedelleri için 66.696,50 TL bloke konulduğunu, iki çekin karşılıksız çıkması üzerine bankanın blokedeki paradan 12.000 TL tahsil ettiğini, geriye 54.696,50 TL bloke para kalmasına rağmen banka tarafından haksız şekilde icra takibi başlatıldığını beyan etmiştir. Ayrıca ... A.Ş. hakkında Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyasında konkordato kararı bulunduğunu, bu nedenle ödenmeyen bedellerin tahsilinin hukuken mümkün olmadığını, bu şartlar altında müvekkilinin icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini belirtmiştir. Bu gerekçelerle davanın reddine, haksız icra takibi nedeniyle davacı banka aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
Bilirkişi (... ) 14.05.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; Davacı banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında 23.02.2023 tarihinde 5.000.000 TL tutarında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davalı ... ’nın müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, ayrıca davalı tarafından 07.08.2023 tarihli taahhütname, karekodlu çek muvafakat beyanı ve çek beyannamesinin imzalandığı tespit edilmiştir. Dava dışı şirketin bankadan aldığı 15 yapraklı çek karnelerinden 8 adedinin ibraz edilerek karşılıksız çıktığı ve 48.000 TL ödeme yükümlülüğü doğduğu, henüz ibraz edilmemiş 4 adet çek için de 50.600 TL sorumluluk bulunduğu, toplam 98.600 TL tutarında ödeme yükümlülüğü olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin savunduğu üzere 66.696,50 TL bloke edildiğine dair dosyada belge bulunmadığı, bu hususun belgelendirilmesi halinde yeniden hesaplama yapılabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, davacı bankanın talebiyle bağlı kalınarak, 15 yaprak için 90.000 TL ana para ile 10.10.2023 tarihli ihtarname ve 06.11.2023 tarihli takip arasında 27 günlük süre için %65 faizden doğan 4.387,50 TL faiz, 219,37 TL BSMV ve 12,73 TL masraf olmak üzere toplam 94.619,60 TL alacağın bloke edilmesi gerektiği kanaatine varıldığını, takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişi (... ) 23.06.2025 tarihli ek raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; Davacı banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında 23.02.2022 tarihli, 5.000.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi bulunduğu ve davalı Asuman Kebabcı’nın bu sözleşmeye müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, ayrıca çek taahhütnamesi, çek beyannamesi ve karekodlu çek muvafakat beyanında da imzasının yer aldığı anlaşılmıştır. Dava dışı firmanın davacı bankadan 2023 yılı içinde toplam 20 yapraklı çek karnesi aldığı, bunlardan 6 adedinin banka hesaplarından ödendiği, 14 çek yaprağının ise ödenmemiş olduğu tespit edilmiştir. 5941 sayılı Çek Kanunu ve TCMB tebliğlerine göre bankaların çek yaprağı başına sorumluluk tutarının 31.01.2023 itibariyle 6.000 TL, 31.01.2024 itibariyle 9.270 TL, 31.01.2025 itibariyle 12.650 TL olduğu, dosya kapsamındaki tarihler dikkate alındığında 14 yaprak için toplam sorumluluk tutarının 84.000 TL olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere, 22.09.2023 tarihinde davacı bankaca 66.696,50 TL blokaj işlemi yapıldığı banka hesap ekstrelerinden görülmüş olup, bu tutarın dikkate alınması halinde kalan farkın 17.303,50 TL olduğu hesaplanmıştır. Ayrıca, davacı tarafın %65 faiz talebi dikkate alınarak, bloke tarihi 22.09.2023 ile dava tarihi 17.03.2025 arasındaki 539 gün üzerinden yapılan hesaplama sonucunda; 16.839,20 TL faiz, 841,95 TL BSMV ile birlikte toplam 34.984,65 TL alacak bulunduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak bilirkişi, davalı Asuman Kebabcı’nın kefaleti nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunu, blokaj sonrası kalan 17.303,50 TL’nin ve hesaplanan faiz ile birlikte toplam 34.984,65 TL tutarın davacı banka lehine alacak olarak değerlendirilmesi gerektiğini, nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
3. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun Bankacılık Sözleşmesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür.
Kredinin tanım olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanununda (Ban. K) kanun koyucu tarafından bir belirlemesi yapılmamıştır. Bununla birlikte kredi sınırlarının çizilmesinde bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağı hususu Ban. K madde 48 belirlenmiştir.
Buna göre, krediler, bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu kanun uygulamasında kredi sayılacağı şeklinde düzenlenmiştir.
Kredinin birden çok çeşidi olmakla beraber uygulamada en çok kullanılan tür nakit ödeme yapılmak suretiyle verilen kredilerdir. Bu tür ise, nakdi kredi olarak tanımlanabilecektir. Bu itibarla kredi kartı hesabı suretiyle kullandırılan kredi, tüketici ya da ticari krediler nakdi krediye örnek olarak verilebilecektir.
Nakdi kredinin alt türlerinden olan sabit vadeli para ödüncü kredisinde değinilecek olursa; banka parayı bir defada kredi alana verecek, kredi alan ise almış olduğu bu para ödüncünü tek defada veya taksitler halinde kararlaştırmış oldukları vadede geri ödeyecektir.
Bu kredi sözleşmelerinde cari hesap şeklinde çalışmaz. Bu nedenle kredinin yenilenmesi, döner çalışması söz konusu değildir. Banka krediyi bir defada verir, kredi alan ödeme yapmakla belli limite kadar tekrar kredi çekme imkânı yoktur. Kredi belli bir limite kadar cari hesap şeklinde açılmamıştır. Bu sebeple kredi alanın ödemeler yaparak krediyi döner olarak kullanması mümkün değildir (... /... : Kredi ve Kredi İşlemlerinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, Pamukkale Journal of Eurasian Socioeconomic Studies 6/2 (Aralık2019), 45-46).
Kredi Sözleşmesinin genel hükümler bağlamında hukuki niteliği; Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 386 ve devamında düzenlenmiştir. Kanuni tanım da dikkate alındığında, kanun koyucu tüketim ödüncüne ancak ya bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin söz konusu olabileceği, ödünç verenin bu ödüncü devretmeyi yükümlendiği, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktardaki şeyi geri vermeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşme olarak tanımlamıştır.
Sözleşmenin rızai niteliği sebebiyle; banka ve kredi talep edenin anlaşması halinde artık sözleşmenin kurulacağı yorumu yapılabilecektir. Bu nedenle ayrıca paranın devredilmesi şart değildir. Bu hususa ilişkin ihtilaf olması halinde ancak tarafların yükümlülükleri dairesinde bakmak ve değerlendirmek gereklidir (... /... ,s.47).
Kanun koyucu, ticari olmayan tüketim sözleşmelerinde ancak kararlaştırılmış olması halinde faiz istenebileceğini belirlemişken, ticari işlerde ise, tarafların bu konuda herhangi bir anlaşması olmasa bile faiz talebinde bulunulabileceği şeklinde düzenleme yapmıştır.
Kefalet Sözleşmesi irdelenecek olursa, ilgili sözleşme TBK madde 581 ve devamında düzenlenmiş olup, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borçlarını ifa etmemesi halinde ödemeyi kişisel olarak üstlenmesi hali olarak tanımlanmıştır.
Kefalet, halihazırdaki borç için yapılabileceği gibi gelecekte doğacak borç için de yapılabilecektir. Yine sözleşme, yazılı şekilde yapılması gerekli olup, kefilin sorumlu olacağı miktarın ve kefalet tarihinin yazılması da geçerlilik şartı olarak düzenlemiştir.
Kefaletin türü bakımından ayırım ise, kefilin sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu açıkça belirtmesi gerekli olup aksi halde adi kefalete ilişkin hükümlerin uygulanması gereklidir. Bunun önemi ise, adi kefalet halinde alacaklı, istisnai hükümler hariç öncelikle borçluya başvurmadan kefilin sorumluluğuna gidemeyecekken, müteselsil kefalette ise, alacaklı borçlu yerine kefile doğrudan takibe geçme imkanına sahip olacaktır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... /... /... :İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184).
İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.
Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı şirket arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği ve gayrinakdi çek kredisi kullanımı olduğu, davalının müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeye katıldığı, ilgili borcun ödenmemesi sebebiyle Ereğli (Konya) İcra Dairesi ... E sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiği, davalı tarafından ilgili icra takibine itiraz edildiği, davacının hak düşürücü sürede iş bu davayı dermeyan ettiği, ilgili kredi sözleşmesi ve çek örnekler incelendiğinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, uzman bilirkişi marifetiyle yapılan tespite göre davacı bankanın kısmi olarak alacaklı olduğunun tespit olduğu beraber değerlendirildiğinde davacının alacağını ispat ettiği hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmuş itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde; İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir. Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018).
Somut olayda; davalının müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, icra takibine konu olan borcun likit olmadığı bu bağlamda itiraz kapsamının kötü niyetli olmadığı değerlendirilmekle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: (Gerekçesi Yukarıda açıklandığı Üzere):
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
1-Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile 17.303,50 TL asıl alacak, 17.681,15 faiz üzerinden takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin 72.696,5 TL istemin REDDİNE,
-Şartları oluşmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2-Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam: 2.389,80 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 1.648,56 TL'nin masubu ile bakiye 741,24 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 1.648,56 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça ödenen 615,40 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 223,03 TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafça yapılan 5.385,00 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 1.951,57 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (kabul/talep oranına göre) 1.667,08 TL'sinin davalıdan; 2.932,92 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
8-Karardan sonra yapılacak masrafların % 36,24 oranında (kabul oranı) davalıya; % 63,76 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,
9-Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
10-Davacı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Kabul edilen kısım yönünden; taraf vekillerinin yüzüne karşı davalının yokluğunda dava değerinin istinaf sınırı altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi
Dair; reddedilen kısım yönünden; davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/09/2025
Katip Hakim
MADDİ HATANIN DÜZELTİLMESİNE İLİŞKİN ŞERH
Mahkememizin 09/09/2025 tarih ve ... Esas sayılı duruşmasının HÜKÜM bölümünün 1 nolu fıkrasında "Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile 17.303,50 TL asıl alacak 17.681,15 faiz üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin 72.696,5 TL istemin REDDİNE," şeklinde sehven yazıldığı anlaşılmakla; "Ereğli (Konya) İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile 17.303,50 TL asıl alacak, 17.681,15 TL faiz üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin 61.549,26 TL istemin REDDİNE.." olarak düzeltilmesine ilişkin bu tashih şerhi düzenlenmiştir. 09/10/2025
Katip Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.