Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/689

Karar No

2025/98

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : Dr. ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACILAR : 1-
2-... -
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : MENFİ TESPİT
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; davacı müvekkilleri karı koca olup hayvancılıkla uğraşarak geçimlerini sağladıklarını, müvekkillerinin saf ve iyi niyetli anadolu köylüleri olduğunu, davalının ise müvekkillerinin eski komşuları olduğunu, davalının müvekkillerinin yanına gelerek oğlu ...' ın mafyaya bulaştığını ve mafyanın elinde olduğunu belirttiğini, kendisine senet vermeleri karşılığında yurt dışında yaşayan kardeşinden borç alarak oğullarını kurtaracağını belirttiğini, oğullarını aramalarına rağmen ulaşamayan davacıların oğullarının hayatından endişe ederek davalının yönlendirmesi üzerine apar topar ... Emlak isimli iş yerine götürüldüklerini, burada müvekkillerine hile ile 08/08/2023 ödeme tarihli 1.400.000,00 TL bedelli bir senet imzalatıldığını, müvekkillerinin evlerine gittiğinde oğullarının mafyanın elinde olmadığını öğrenince şok olduklarını, daha sonra davalı ile yapılan görüşmelerde senet ile ilgili bir sorun yaşamayacaklarını düşündüklerini, senedin ödeme günü geldiğinde davalının müvekkillerinden parayı tahsil etmeye geldiğini, müvekkillerinin ödemeyeceklerini söylediğinde senedi mafyaya vereceğini ve evlerini tarattıracağını söyleyerek müvekkillerini tehdit ettiğini, tehdit altında olan müvekkillerinin senet borcunu ancak banka kredisi ile ödeyebileceklerini söyleyince hep beraber bankaya gittiklerini, banka personelinin ipotek vs işlemlerinin uzun süreceğini söylemesi üzerine bu kez 08/09/2023 ödeme tarihli 1.400.000,00 TL bedelli bir bono daha düzenlendiğini, müvekkillerinin düzenlenen bonoyu imzaladıklarını, bu olaylar üzerine müvekkillerinin polis merkezine başvurarak suç duyurusunda bulunduklarını, davalının 13/09/2023 tarihinde Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı üzerinden 08/09/2023 ödeme tarihli 1.400.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, davanın irade bozukluğuna ilişkin olduğunu ve suç teşkil eden olaylara dayandığından bahisle öncelikle icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalarının kabulü ile dava konusu 08/09/2023 ödeme tarihli 1.400.000,00 TL bedelli bono nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibine konu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; dava dilekçesindeki hususların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davacılar ile ilişkisinin komşuluk dönemlerine dayandığını, davacıların oğlunun müvekkilinin oğlunu paranı ticaret için kullanıp para kazandırma ümidiyle kandırdığını, bunun üzerine müvekkilinin oğlu yakın çevresinin de hesaplarını kullanarak kredi ve borçlanma suretiyle parça parça toplamda 1.400.000,00 TL nin üzerinde parayı davacıların oğlunun hesabına gönderdiğini, yaklaşık 3 aylık süreden sonra herhangi bir geri dönüş olmaması üzerine müvekkilinin oğlunun şüphelenmesi üzerine müvekkilinin durumdan haberdar olduğunu, müvekkilinin oğlunun aldığı borçları kapatabilmek adına müvekkilinin taşınır ve taşınmaz tüm mallarını satışa çıkardığını, bu durumun davacılar ile görüşülmesi sonucu olayın yayılmamasını talep ettiklerini ve ödemeyi kredi çekerek yapabilecekleri yönündeki yaklaşımları üzerine davacıların kredi başvurusunda bulunduklarını, kredinin çekilmesi için zaman gerektirdiğinin anlaşılması üzerine bu süreç tamamlanıncaya kadar senet verebileceklerini belirttiklerini ve 1.400.000,00 TL lik ilk senedi müvekkillerine teslim ettiklerini, kredi çekilme işlemi tamamlanınca senedi ödeyeceklerini söylemeleri üzerine tarafların ayrıldıklarını, ödeme günü geldiğinde bankaya müvekkilleri ile birlikte giderek kredi işleminin eksper değerinden dolayı uzayacağını söylemeleri üzerine eldeki senet iptal edilerek bir ay sonra ödemeli yeni senedin tanzim edildiğini, sonrasında ise davacıların müvekkilleri aleyhinde karakola giderek suç duyurusunda bulunduklarını, görüldüğü gibi müvekkillerinin zorla senet aldığı iddiasının gerçek olmadığını, davacıların müvekkillerinin alacağını engellemek için Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile takip başlatarak kesinleştirdiklerini, bunun üzerine taşınır ve taşınmaz mallarına haciz koydurduklarını, müvekkillinin de davacılar aleyhine iftira ve dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunduğunu, sonuç olarak dosyada hile veya zorla alınan bir senedin bulunmadığını, davacıların alacağı sürüncemede bırakmak için bu yollara başvurduklarından bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit isteminden ibarettir.
Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin, 1.400.000,00 TL asıl alacak ve 3.256,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.403.256,94 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağının keşidecisi ..., avalisti ..., lehtarı ... olan, 08/08/2023 tanzim tarihli, 08/09/2023 vade tarihli, 1.400.000,00 TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya konu bononun hileye dayalı olarak davacıların iradelerinin sakatlanması suretiyle düzenlenip düzenlenmediği, bononun hangi ilişkiye dayalı olarak verildiği, senet metninin talil edilip edilmediği, ispat yükünün hangi tarafta olduğu ile bono ve bonoya dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle davacıların davalıya borçlu olup olmadığı hususlarından ibarettir.
Davacılar bononun aldatma ve korkutma fiillerine dayalı olarak tanzim edildiğini iddia ederken, davalı davacıların oğlunun oğluna olan borcunun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini savunmuştur.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı; "Dava icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde davaya konu bononun hile ve korkutma yoluyla alındığını ileri sürmüştür. Davacı buna dair delilleri arasında tanık listesini de dava dosyasına sunmuştur. Tehdit ve hile, tanık dahil her tür delil ile ispatlanabilir. Bu nedenle mahkemece tarafların gösterdiği tanıklar dinlenip, tanık beyanlarının içeriği de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." şeklindedir.
Bahsi geçen emsal nitelikteki içtihatta da belirtildiği üzere hile ve korkutma fiillerinin tanık delili ile ispatı mümkün olduğundan taraf tanıklarının dinlenmelerine karar verilmiştir.
Dinlenen tanıklardan;
Davacılar tanığı ..., davalı ...'ın, davacıların oğlunun mafya tarafından kaçırıldığını söyleyerek bir takım belgeler imzalattığını, bu belgeler içinde senedin bulunup bulunmadığını bilmediğini, 8 Ağustos tarihinde davalının senet bedelinin ödenmesi için evlerine geldiğini, davacıların bu miktarda paralarının bulunmadığını belirttiklerini, sonrasında tarafların bankaya gittiklerini, sonrasındaki olaylara bizzat şahit olmadığını,
Davacılar tanığı ..., davalının davacıların oğlunun mafya tarafından kaçırıldığını ifade ederek elindeki senedi imzalatmak istediğini, bu sırada Mehmet'in de bulunduğu, devamında evden ayrıldıklarını, 8 Ağustos tarihinde davalının davacıların evine geldiğini, parayı verin, vermezsin evinizi tarattırım, oğlunuzun beynine sıktırım şekilde bağırarak tehdit ettiğini duyduğunu, sonrasında ise tarafların araçla evden ayrıldıklarını,
Davalı tanığı ..., davacıların oğlunun kar vaadi ile piyasan para topladığını, davlının oğlundan da kar vaadi ile para aldığını, buna bizzat şahit olduğunu, davalının davacıların oğlu İbrahim'inde bulunduğu ortamda bu borçları nasıl ödeyeceksiniz şeklinde soru sorup senet imzalayın diye konuştuğunu duyduğunu, aralarında tartışma yaşanmadığını, tarafların araca binerek ortamdan ayrıldıklarını, daha sonra İbrahim'in senet düzenleyerek ...'a verdiklerini söylediğini,
Davalı tanığı ..., davacıların oğlu İbrahim ile davalının oğlu İsmail'in arkadaşları olduğunu, davalının oğlunun İbrahim'e para verdiğini, hangi amaçla verdiğini bilmediğini, taraflarla ilçeye giderken karşılaştıklarını, kendisine senet düzenlemek üzere ilçeye gittiklerini söylediklerini, bu sırada herhangi bir baskının bulunmadığını, senedin ödenmemesi nedeniyle ikinci bir senet düzenlendiğini ve bunun da ödenmediğini İsmail'den duyduğunu ifade etmişlerdir.
Her ne kadar hile ve tehdit iddiasının tanık delili ile ispatı mümkün ise de, bahsi geçen tanık beyanlarının davaya konu senedin aldatma ve korkutma yoluyla temin edildiğinin kabulüne elverişli olmadığı, tanık beyanlarının birbiriyle örtüşmediği, öyle ki ... ile ... beyanlarının dahi birbiriyle uyumsuz olduğu, tanık ... davacıların üst kat komşusu olması karşısında yaşananlara bu denli vakıf olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacılar ile aynı evde bulunan ... tanık olmadığı olaya komşu ... tanık olmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla tanık beyanlarının senedin hile ve tehdit suretiyle temin edildiğinin kabulüne elverişli olmadığı kabul edilmiştir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı; " ...Öte yandan somut olayda dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçundan davalı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasına göre hile iddiası da sübut bulmamıştır. Bu durumda mahkemece, bu yönler gözetilmeksizin tek başına hayatın olağan akışı, tanık beyanları ve somut olayla bağdaşmayan gerekçelere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. ..." şeklindedir.
Davacıların şikayeti üzerine başlatılan Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... S sayılı soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verildiği ve karara karşı yapılan itirazın da reddedildiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, özellikle tanık beyanlarının yetersiz olması ve yine davacıların şikayeti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde takipsizlik kararı verilmiş olması karşısında davacıların hile ve tehdit iddialarını ispatlayamadıkları kabul edilmiştir.
Davacılar aynı zamanda senet metninin talil edildiğini de ileri sürerek, ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini iddia etmiştir. Bononun ihdas nedeninin senet metnine yazılması zorunlu değildir. Ancak, düzenlenme sebebinin yazıldığı hallerde, bunun aksini iddia eden ispat yükünü üzerine almış olacaktır. Bu noktalarda duraksama bulunmamaktadır. Davaya konu bono "malen" kaydını içermektedir. Bu yönüyle, ilk etapta ve şeklen bononun mal karşılığı tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, somut olayda taraflar arasında bononun mal karşılığı düzenlenmediği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İspat yükünün yer değiştirmesine neden olan talil, tarafların bononun düzenlenme sebebi konusunda uyuşmazlık yaşadıkları hallerde söz konusu olur. Özellikle, davacıların bononun tehdit ve hile suretiyle temin edildiğini iddia ettikleri yerde, senet metninin talil edildiği gerekçesiyle ispat yükünün davalı tarafa yüklenmesi mümkün değildir. Ayrıca, davacıların hile ve tehdide dayalı olarak hukuki ilişkinin geçersiz olduğu yönündeki iddiaları ile senedin mal karşılığı tanzim edilmesi ve dolayısıyla talil nedeniyle aksinin davalı tarafça ispatlanması gerektiği yönündeki iddiaları birbiriyle çelişkili olup dinlenmesi de mümkün değildir. Anılan nedenlerle davacıların senet metninin talil edildiği gerekçesiyle ispat yükünün davalıda olduğu yönündeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
Davacılar aynı zamanda yemin deliline de dayanmıştır. 6100 s. HMK'nın 226/1-c. bendi uyarınca, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamayacaktır. Davacıların hile ve tehdit iddiasında bulunmaları karşısında, konusu suç teşkil eden vakıalar hakkında yemin teklif edilemeyeceği kabul edilmiş ve davacılara yemin delili hatırlatılmamıştır.
Anılan nedenlerle, davacıların bononun irade sakatlığı nedeniyle geçersiz ve bedelsiz olduğu yönündeki iddialarını usulünce ispatlayamadıkları sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacılar aynı zamanda tazminat isteminde bulunmuş ise de, dava borçlu davacılar lehine neticelenmediğinden tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davalının tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise, her ne kadar dava alacaklı davalı lehine neticelenmiş ise de, davalının alacağına geç kavuşmasına neden olacak bir tedbir kararı mevcut olmadığından, davalının tazminat isteminin şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş ve istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE,
3-Peşin alınan 23.964,13 TL harçtan, karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL. harcın mahsubu ile bakiye 23.348,73 TL. fazla harcın istek halinde davacılara (eşit oranda) İADESİNE,
4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120,00 TL yargılama giderinin davacılardan (eşit oranda) alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 208.455,97 TL vekalet ücretinin davacılardan (eşit oranda) alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacıların yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 800,00 TL yargılama giderinin davacılardan (eşit oranda) alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair ; davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/02/2025

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim