mahkeme 2023/623 E. 2025/378 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/623
2025/378
17 Haziran 2025
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACILAR : 1-
2-
VEKİLİ :
DAVALI : 1-
VEKİLİ :
DAVALILAR : 2-
3-
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacılar vekili 28/12/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 21/03/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sevk ve idaresinde, diğer davalı ...'ın maliki olduğu ... plaka sayılı aracın müvekkillerinin murisi ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu ...'ın hayatını kaybettiğini, kaza sonucu tutulan kaza tespit tutanağı ile davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı araç sürücüsünün davaya konu kazada alkollü olduğunu, kaza nedeniyle başlatılan soruşturma neticesinde Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, ...'ın kaza sonrası 2 ay süre Konya Şehir Hastanesinde tedavi gördüğünü ancak tedavi neticesinde maalesef vefat ettiğini, müvekkillerinin murisin anne ve babası olduğunu, muris ...'ın asgari ücretten yüksek maaşla tekstil sektöründe çalıştığını, murisin 18 yaşında olup bekar olduğunu, müvekkilleri ile birlikte yaşadığını, müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldığını, evlatlarını kaybetmenin derin üzüntüsü içinde olduklarını, davalı sigorta şirketinin de araç sigortacısı olarak sorumluluğunun bulunduğunu, sigorta şirketi dava öncesi yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını, yine dava öncesi yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de netice alınamadığını beyanla öncelikle alacaklarının güvence altına alınması için ihtiyati haciz kararı verilerek davalı ... ve ...'ın tüm taşınır ve taşınmazları üzerine tedbir şerhi konulmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik müvekkili ... için 100,00TL, müvekkili ... için 100,00TL olmak üzere 200,00TL maddi tazminatın tüm davalılardan olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, müvekkili ... için 500.000,00TL, müvekkili ... için 500.000,00TL olmak üzere 1.000.000,00TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili davalı sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesine karşı mahkememize vermiş olduğu 31/01/2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin dava öncesi usulünce başvuru yapılmadığı iddiasını kabul etmediklerini, 11/01/2024 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve usulünce yapılan bu başvuruya ait bilgilerin mevcut olduğunu, ceza davası kapsamında taraflar arasında herhangi bir uzlaşma sağlanmadığını, davaya konu kazada davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun açık olduğunu, bu durumun alınacak raporlarla da ortaya çıkacağını, müvekkillerinin murisine ait maaş bordrolarının SGK kurumundan celp edilmesi ile murisinin destek gelirinin ortaya çıkacağını, murisin asgari ücretin üzerinde maaşla çalıştığını, murisin 18 yaşında olup müvekkilleri olan ailesiyle birlikte yaşadığını ve ailesine destek olduğunu beyanla dava dilekçelerindeki talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili davalılar ... ve ... vekilinin cevap dilekçesine karşı mahkememize vermiş olduğu 09/02/2024 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalılar vekilinin ceza dosyasının bekletici mesele yapılması talebini kabul etmediklerini, ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmeden iş bu açılan davanın yargılamasının başlaması gerektiğini zira müvekkillerinin derin üzüntü içinde olduklarını, ceza yargılamasında olay yerinde yapılan keşif sonrası alınan kusur raporu ile davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalılar vekilinin koruyucu ekipmanların takılı olmamasının kazaya etkili olacağı iddialarını da kabul etmediklerini, oluşan kaza ile murisin ölümü arasındaki illiyet bağı olduğunun da açık olduğunu, müvekkillerinin tek çocukları olan murisin 2 ay boyunca hastanede yaşam mücadelesi verdiğini ve vefat ettiğini, müvekkillerinin bu süreçte çok derinden etkilendiklerini ve yaşamları boyunca da bu acıyı içlerinden atamayarak acı çekmeye devam edeceklerini, yaşanılan acı düşünüldüğünde istenilen manevi tazminat taleplerinin yüksek olduğu iddialarının kabul edilemez olduğunu, maddi tazminat taleplerinin belirsiz alacak olarak talep edilip alınacak raporlar ile dava sürecinde arttırılacağını beyanla dava dilekçelerindeki talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 23/04/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan hesap raporu doğrultusunda dava dilekçesi ile 100,00'er TL olarak talep etmiş oldukları maddi tazminat bedellerini, müvekkili ... için 862.274,53TL, müvekkili ... için 1.215.949,25TL arttırdıklarını, beyanla bu bedeller üzerinden maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAPLAR:
Davalı sigorta şirketi vekili 12/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi dava şartı olan müvekkili sigorta şirketine başvuru şartının tam olarak yapılması gerektiğini ancak bu şartın yerine getirilmediğini bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini, ceza yargılamasında uzlaştırma olup olmadığının tespit edilerek uzlaşma olması halinde tazminat talebinde bulunamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sigorta limitleri kapsamında kusur oranları ile sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu, davaya konu kazadaki kusur durumunun mahkememizce ilgili yönetmelikler kapsamında aldırılacak raporlar ile tespit edilmesini, tazminat hesapları yapılırken murisin belirlenebilir ücreti yoksa asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalma tazminat talep edebilmesi için murisin davacılara destek olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, murisin oluşan kazada motosiklet sürücüsü olarak takması gereken kask, koruyucu ekipmanlarının takılı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müterafik kusur durumunun da dikkate alınması gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin tespit edilerek bu ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini beyanla yapılacak inceleme ve alınacak raporlarda beyanlarının dikkate alınmasına, açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili 24/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını öncelikle zamanaşımı nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza nedeniyle açılan ceza davasının henüz kesinleşmediğini, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili araç sürücüsü ...'a oluşan kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağı ile atfedilen kusur durumunu kabul etmediklerini, müvekkilinin kazada kusuru olmadığını, bu durumun mahkememizce aldırılacak kusur raporu ile ortaya çıkacağını, dava konusu kaza ile murisin ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat bedelinin sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek şekilde fahiş olduğunu ve kabul etmediklerini, murisin davacılara destek olup olmadığının varsa nasıl destek olduğunun ispatlanması gerektiğini, davacı tarafın tedbir kararı verilerek müvekkillerine ait taşınmazlara tedbir konulmasın taleplerinin de hukuka aykırı olup kabul etmediklerini, beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili 14/02/2024 tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesindeki beyanlarını kabul etmediklerini, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, kazadaki kusur durumunun usulünce tespit edilmesini, murisin asgari ücretin üzerinde maaşla çalıştığı iddiasına ilişkin davacı tarafça herhangi bir belge sunulmadığını, bu nedenle asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, murisin başkaca mirasçısı olup olmadığının tespit edilerek varsa hak sahibi tüm mirasçılarına haklarının dağıtılması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sigorta limitleri ve kusur oranları kapsamında sorumluluğu olduğunu, murisin davacılara gerçek desteğinin mahkememizce tespit edilmesi gerektiğini, mahkememizce aldırılacak hesap raporunda Yargıtay kararları da dikkate alınarak TRH 2010 tablosunun esas alınması gerektiğini, murisin koruyucu ekipmanlarının oluşan kazada etkili olup bu duruma ilişkin kusur indirimi yapılması gerektiğini beyanla cevap dilekçesindeki talepleri gibi davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili 12/02/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili araç sürücüsüne atfetilen kusuru kabul etmediklerini, murisin kazada koruyucu ekipmanlarını kullanmadığının açık olduğunu, ortaya çıkan zarara da bu durumun sebebiyet verdiğini, oluşan kaza ile murisin ölümü arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde fahiş bedeller olduğunu, murisin başkaca mirasçısı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini beyanla cevap dilekçesindeki talepleri gibi davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
DELİLLER:
Mahkememizce, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilmiş, davalı sigorta şirketinden davaya konu kazaya ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı da tespit edilerek ilgili bilgi ve belgeler, SGK İl Müdürlüğünden murisin hizmet dökümleri ve davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiş, Emniyet müdürlüklerinden davacı ve davalı gerçek kişinin sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, UYAP sisteminden kazaya karışan ... plakalı aracın trafik sicil kayıtları alınmış, Adli trafik bilirkişisi ve Adli Tıp uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, Aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden hesap raporu alınmıştır.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekisinin mahkememiz dosyası davacısı ... olduğu, sanığının mahkememiz dosyası davalısı ... olduğu, sanık hakkında taksirle ölüme neden olma ve taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Davacılar vekili 10/06/2025 tarihli beyan dilekçesi ekinde davalı sigorta şirketi ile yapılan sulh ibra ve feragatname protokolü ve ödeme makbuzları suretini mahkememize sunduğu anlaşılmıştır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 21/03/2023 tarihinde, davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan davalı ... adına tescilli ... plakalı araç ile davacıların murisi ...'ın sevk ve idaresinde bulunan motosikletin karıştığı trafik kazası neticesinde davacıların desteği olan ...'ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dava tarafları arasında, dava konusu trafik kazasındaki kusur durumu, davacıların uğradığı zararın türü ve miktarı, zararın davalılardan tazmin edilip edilemeyeceği; edilebilir ise ne miktarlarda tazmin edilebileceği, hususları ihtilaflıdır.
Kazaya karışan ... plakalı aracın, kaza tarihinde davalı ... adına tescilli olduğu ve kaza sırasında sürücüsünün davalı ... olduğu ve davalı ... Sigorta şirketinin 02/01/2023-02/01/2024 tarihli ... poliçe numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, kaza tarihinde geçerli sakatlanma/ölüm ve sağlık/tedavi gideri teminat limitlerinin 1.200.000,00'er TL olduğu, dosya kapsamına celp olunan bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
Davanın, uzamış ceza zamanaşımı hükümlerine tabi olması ve kaza tarihinde geçerli TCK hükümlerine göre dava tarihi itibariyle 8 yıllık ceza dava zamanaşımı süresinin dolmamış olması karşısında, davalı vekilinin zamanaşımı def'isi yerinde görülmemiştir.
Trafik kazasından kaynakla tazminat davaları davacının yerleşim yerinde de görülebileceğinden ve dava tarihindeki davacının yerleşim yeri Mahkememiz yetki sınırları içerisinde bulunduğundan yetki itirazı yerinde görülmemiştir.
2918 sayılı KTK'nın 85/1. Maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
2918 sayılı KTK'nın 85/5. Maddesine göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesine göre; Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Anayasa Mahkemesi’nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/7/2020 tarihli ve ... E, ... K sayılı Kararı ile, 2918 sayılı KTK'nın 90/1. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesine göre; İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesine göre; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.
2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre; Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesine göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesine göre; Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
6098 sayılı TBK'nın 55. Maddesine göre; Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Anılan yasal düzenlemelere istinaden bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu eylem sonucu oluşan zarar ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olması gerekir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sonucu bir kişinin ölümü sonucunda ölenin yardımından mahrum kalanlara ödenecek bir tazminat türüdür. Bu tazminatın kaynağı olan 6098 sayılı TBK m. 53 öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/2 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.
Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesi dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtılması da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Davacılar, davaya konu trafik kazasında vefat edenin anne ve babası olup, çocuklarının ölümüyle destekten mahrum kaldıklarını savunarak destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuşlardır. Davacılar ile müteveffa arasındaki ölüm tarihindeki akrabalık durumu nedeniyle desteklik ilişkisi bulunduğu kabul edilmiştir.
Adli trafik bilirkişisi ve Adli Tıp uzmanı bilirkişi heyetince mahkememize sunulan 11/07/2024 tarihli raporda özetle;
"...... plakalı Otomobil Sürücüsü ...' bu kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK nun 84.maddesinin asli kusurlardan kod No:8'e denk gelen Madde-57/1-a (Kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek.) ve Madde-47/1-c (Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymamak.) Asli kural ihlali olup %75 (yüzde yetmiş beş) ORANINDA KURAL İHLALİNİN olduğu;
Tescilsiz Motosiklet Sürücüsü ... ise bu kazada yine aynı kanunun tali kusurlardan Madde-52/1-a (Araçların hızını; kavşaklara, yaklaşırken azaltmamak) Tali kural ihlali olup %25 (yüzde yirmi beş) ORANINDA KURAL İHLALİNİN olduğunu,
Mütevveffa ...'ın trafik kazası ile husulü mümkün künt genel beden travmasına bağlı kafa, çoklu kaburga (kot), ekstremite kemik kırıkları ile müterafık kafa içi kanama, beyin doku hasarı, hemo-pnömotoraks ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün anlaşıldığı,
Kafa bölgesi ile ilgili tariflenen patolojilerin kafa ve yüz bölgesini koruyan başlık (kask) kullanılmaması ile meydana gelmesinin mümkün olduğu, mobesa görüntülerinde de kask takılmadığı ile ilgili somut tespitlerde bulunulduğu, çarpma yönü, kaza şiddeti, çarpma noktası, vb. etkenlerin de motosiklet kazalarında kafa ve yüz bölgesi ile ilişkili yaralanma ağırlığını artırıcı rolü bulunduğu bilinmekle birlikte kask kullanılmamasının müteveffanın ölümünde %70 oranında etkili olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir.
Raporun dosya içerisindeki tüm raporları irdeler ve çelişkileri giderir mahiyette olması ve aynı zamanda kazanın oluş şeklinde ve dosya kapsamındaki delillere uygun nitelikte olması sebebiyle mahkememizce benimsenerek dava konusu kazada davalı ...'ın %75 oranında, davacıların desteği ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Aktüerya hesap uzmanı bilirkişisi tarafından mahkememize sunulan 12/03/2025 tarihli raporda özetle;
"... 1)Hesaplama, ... plakalı araç sürücüsüne atfedilen %75 kusur oranına göre yapılmıştır. Müteveffa desteğe atfedilen %25 oranındaki kusur, hesap edilen tazminattan indirilmiştir. Müterafik kusur indirimi, münhasıran mahkemeniz takdirindedir. Bu nedenle bu hususta bir indirim yapılmamıştır.
2) Müteveffa destek ...'ın, 20.05.2023 tarihinde, trafik kazasından vefatı nedeniyle; davacıların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı,
a) TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre,
- Davacı anne ... için 1.216.049,25TL, ,
- Davacı baba ... için 862.374,53TL olarak hesaplanmıştır.
b) PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre,
- Davacı anne ... için 866.726,39TL,
- Davacı baba ... için 739.624,54TL olarak hesaplanmıştır.
3) Davalı ... Sigorta A.Ş. nin KTK ZMSS Teminat Limiti 1.200.000,00 TL dir. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olması ve teminat limitinin tüm tazminatı karşılamaması nedeniyle garame hesabı yapılmıştır. Garame hesabına göre davacıların, davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tazminat miktarları şöyledir:
a) TRH 2010 Yaşam Tablosuna Göre
... için -702.098,92TL
... için - 497.901,08TL
b) PMF 1931 Yaşam Tablosuna Göre
... için -647.474,75TL
... için - 552.525,25TL olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir.
Destek zararı tazminatının hesaplanmasında hükme esas alınması gereken yaşam formülünün TRH 2010 ya da PMF 1931 yaşam formüllerinden hangisinin olması gerektiğine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin olarak vermiş olduğu, 30/05/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında;
"...
KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir.
TBK'nın 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
TBK'nın "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir.
Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Dairemiz içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir.
Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... -E, ... K sayılı kararı da bu yöndedir.)
Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı ile ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömrün belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir. Uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen iki husus hakkında da hem sürücü, hem işleten, hem de sigorta şirketleri açısından Daire uygulaması aynı şekildedir.
Dolayısıyla uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir.
KARAR: Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE... " şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır. Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacıların destek zararlarının belirlenmesi gerekmiştir.
Davacılar vekili 28/05/2025 tarihli beyan dilekçesinde; davalı sigorta şirketi ile mutabakat sağlandığını, 1.200.000,00TL tazminat, 100.000,00TL faiz, 150.000,00TL ilam vekalet ücreti, 100.000,00TL icra vekalet, 15.000,00TL yargılama gideri olmak üzere toplam 1.565.000,00TL tazminat ödemesi aldıklarını, davalı sigorta şirketi tarafından poliçe limitleri dahilinde ödeme yapıldığını, maddi tazminat taleplerine ilişkin davalı sigorta şirketi yönünden alacaklarının kalmadığını beyanla davalı sigorta yönünden karar verilmesine yer olmadığına yönelik karar verilmesini, bu davalı yönünden vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını beyan etmiş, bilahare mahkememizce yapılan ihtar üzerine beyanlarıyla örtüşür şekilde 10/06/2025 tarihli dilekçesi ekinde sulh ve ibra protokolü ile banka dekontunu dosyaya ibraz etmiştir.
Böylelikle davacı ... için 702.098,92TL, davacı ... için 497.901,08TL destek tazminatı ödemesinin dava tarihinden sonra davalı sigorta şirketi tarafından yapılması sebebiyle davalı sigorta şirketine yönelik talep yönünden davanın konusuz kaldığı, sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin mahsubundan sonra geri kalan destek tazminatları için sigorta şirketi haricindeki diğer davalıların sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmış ve hüküm buna göre tesis edilmiştir.
Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise;
Davacılar vekili manevi tazminat talebini davalı araç işleteni ve sürücüsüne yöneltmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... )
Somut olayda; davacılar ile davalıların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu, müteveffa ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, olay sonrasında duyulan manevi acı hususları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin kabulü gerekmiştir.
Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, kaza tespit tutanağında davacı motosiklet sürücüsünün kask ve koruyucu ekipmanlarının takılı olmadığı şeklinde belirtilmiş olması, soruşturma dosyasına yansıyan ifadelerde davacı motosiklet sürücüsünün kask ve koruyucu ekipmanının takılı olmadığı şeklinde anlatımların bulunması ve dosya kapsamında alınan adli tıp raporunda davacıda koruyucu ekipman bulunmamasının ölüm sonucunun meydana gelmesine etki ettiğinin değerlendirilmesi hususları dikkate alınarak belirlenen maddi ve manevi tazminat tutarlarından yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiş ve bu indirim sebebiyle davacılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti doğmayacağından hüküm fıkrası buna göre oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacıların maddi tazminat talepleri yönünden davalı sigorta şirket aleyhine açılmış davada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Davacıların maddi tazminat taleplerinin davalılar ... ve ... yönünden olaydaki müterafik kusur durumu da dikkate alınarak KISMEN KABULÜ İLE,
Davacı ... için 411.160,26TL,
Davacı ... için 291.578,76TL olmak üzere toplam 702.739,02TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21/03/2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Davacıların manevi tazminat taleplerinin davalılar ... ve ... yönünden olaydaki müterafik kusur durumu da dikkate alınarak KISMEN KABULÜ İLE,
Davacı ... için 400.000,00TL,
Davacı ... için 400.000,00TL olmak üzere toplam 800.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/03/2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4-Hazine tarafından karşılanan 3.200,00TL arabuluculuk giderinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 48.004,10TL ve kabul edilen manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 54.648,00TL olmak üzere toplam alınması gereken 102.652,10TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 3.416,19TL harç ile yargılama sırasında alınan 5.191,35TL ıslah harcı ve 3.681,38TL tamamlama harcı toplamı olan 12.288,92TL'nin mahsubu ile bakiye 90.363,18TL harcın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 697,45TL başvuru harçları, 3.416,19TL peşin harç, 38,40TL vekalet suret harcı, 5.191,35TL ıslah harcı, 3.681,38TL tamamlama harcı, 9.500,00TL bilirkişi ücretleri, 620,00TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 23.144,77TL yargılama giderinden ibranamede yargılama gideri olarak davalı sigorta tarafından ödenen 15.000,00TL mahsup edilerek kalan 8.144,77TL'nin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 65.674,04TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
8-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 46.652,60TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
9-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 64.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
10-Davacı ... yönünden AAÜT'ye göre manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
11-Maddi ve manevi tazminat talebinin tam kabulü gerekirken müterafik kusur sebebiyle hakkaniyet indiriminin uygulanmasından dolayı davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
12-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair; davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/06/2025
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.