Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/30

Karar No

2024/774

Karar Tarihi

11 Aralık 2024

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - TC:... ...
VEKİLLERİ :
DAVALI : ... - TC:... ...
VEKİLİ :
DAVA : Şirket Yöneticinin Sorumluluğuna Dayalı Tazminat
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 12/01/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1997 yılından itibaren babası ile birlikte davalı şirkette çalıştığını, 2005 yılında Ticaret Sicil kayıtlarının olduğunu, şirketin %10 ortağı olduğunu ancak çok daha fazla sermaye koymuş olmasına rağmen kavga ortamına girmemek için belirtilen bu oran üzerinden şirket ortaklığının devam ettiğini, aradan geçen zaman içinde de şirketin geliştirilmesi, büyümesi ve faaliyetlerinin artması için müvekkilinin bir fiil çalıştığını, müvekkilinin esasen şirket ortaklığının %20 olduğunu buna ilişkin davalı şirket temsilcisiyle yapmış olduğu görüşmelere ilişkin ses kayıtlarının olduğunu, müvekkilinin şirketin kuruluşunda ve sonraki aşamalarda yapmış olduğu ödemeler olduğunu, müvekkilinin şirket ortaklığı nedeniyle hiçbir maddi karşılık almadığını ancak diğer ortakların şirket mal varlığı ve karlarını kendi şahsi şirketlerine aktarmak suretiyle işlemler yaptıklarını buna ilişkinde açmış oldukları davalar olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin haklarını engellediğini, bilgi, belge ve defter kayıtlarının gizlendiğini, şirketin dağıtılmayan kar payının mevcut olduğunu, davalı şirket yöneticisi tarafından şirketin kasıtlı olarak zarara uğratıldığını, süreç içerisinde şirket kar payının dağıtılmayarak sermaye arttırımı için kullanıldığını ancak davalının şirket kar payını şahsi hesabına ve şahsi şirketlerine kullanma yoluna gittiğini, müvekkilinin mağdur edildiğini, davalı şirketin tarım sulama sistemleri alanında Türkiye'nin en büyük önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, marka değerinin çok yüksek olduğunu, davalı baba ve müvekkili oğul arasında güvene dayalı ortaklık ile kurulan bir şirket olduğunu, müvekkiline ödenmesi gereken ancak ödenmeyen kar payının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini, 2005 yılından 2021 yılına kadar şirkette genel kurul yapılmadığını, şirketin hali hazırda 500.000.000,00TL'nin üzerinde mal varlığı ve 35.000.000,00TL civarında dağıtılması gereken kar payının bulunduğunu, son dönemde faturasız olarak satışı yapılan ve şirket hesaplarına geçmeyen hatırı sayılır miktarlarda satış gelirlerinin de mevcut olduğunu, yine şirketin son dönemde iyi yönetilemediğini, rekabet gücünü kaybettiğini, tüm varlığını kaybetme tehlikesi bulunduğunu bu durumunda bilirkişi marifetiyle tespit edilebileceğini beyanla 06/12/2021 tarihli altı numaralı yönetim kurulu kararının ihtiyati tedbir verilerek Va'zı iskat yönünden yürütmesinin durdurulmasına, müvekkilinin şirket hisse payının inançlı işlem kapsamında %20 olduğunun tespiti ile müvekkili adına tesciline, şirketin gerek bağlılık ve özen yükümlülüğüne gerekse de haksız rekabet yükümlerine aykırı şekilde zararlandırıcı işlemlere maruz kalması nedeniyle uğradığı zararın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile şirkete ödenmesine, davalı şirket tarafından elde edilen ve dağıtılması gerektiği halde dağıtılmayan şirket karının bilirkişi marifetiyle tespitine, yargılama yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 27/06/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; dava dilekçelerindeki taleplerinin yanında yönetim kurulu tarafından alınan 06/12/2021 tarih ve 6 numaralı yönetim kurulu kararı kapsamında iskat işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu 03/02/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, mahkememiz ... esas sayılı dosyası ile davalının hissesinin %10 dahi olmadığının tespit edildiğini, davacı tarafın buna karşı hisse değerinin %20 olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu, açılan davada dava değeri üzerinden harç ikmali yapılması gerektiğini aksi halde dosyanın işlemden kaldırılarak açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, bu dosyanın mahkememiz ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, davanın birbirinden bağımsız birçok taleple açıldığını, ortaklık payının tespiti ve yöneticinin sorumluluğu ile ilgili zarar taleplerine ilişkin müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, alacak talebine ilişkin ise dava miktarının dava dilekçesinde belirtilmesi gerektiğini bu eksikliğin sonradan tamamlanamayacağını ve bu nedenle HMK'nun 119 maddesi gereğince bu talep yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, kar payı tespiti talebi ile dava açılamayacağını, usul olarak eda davası açılabilecek bir konuda tespit davası açılamayacağını, davacının tüm taleplerinin hak düşürücü süreye ve zaman aşımına uğramış olup bu nedenlerle de tüm talepler yönünden davaların reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın niteliği ve gereği dikkate alındığında tanık dinlenemeyeceğini tanık dinlenilmesine rızalarının olmadığını, davacının suç teşkil eden ses kaydı deliline de rızalarının olmadığını, davacının kar payının hiç ödenmediğine ilişkin beyanının kendi ikrarı olup kendisini bağlayacağını, ıskat işlemlerinin dava ve ortaklık miktarı ile ilgisinin bulunmadığını beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla açılan davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Mahkememizce, mahkememiz ... esas sayılı dosyası, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ve ... esas sayılı dosyaları, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirkete ait tüm bilgi ve belgeler ve ... Ticaret-... unvanlı şahıs firmasının tacir olup olmadığına ilişkin tüm bilgi ve belgeler celp edilmiş, şirketler muhasebesi uzmanı, makine mühendisi, sektör bilirkişisi refakatince davalı şirketin üretim tesislerinde keşif yapılarak bilirkişi heyetinden raporlar alınmış, tarafların tanıklar dinlenmiştir.
Mahkememiz ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının mahkememiz dosyası davalısı ..., davalısının mahkememiz dosyası davacısı ... olduğu, dava konusunun inançlı işlem sebebiyle dava konusu şirket hisselerinin davacıya aidiyetinin tespiti ve davalının şirket ortağı olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, mahkememizce verilen 26/04/2023 tarih ve ... karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve dosyanın istinaf incelemesinde olduğu anlaşılmıştır.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının mahkememiz dosyası davacısı ..., davalılarının mahkememiz dosyası davalısı ... ve dava dışı ... Plastik ... Ltd. Şti. olduğu, dava konusunun davalı şirket ortağı olan davacının davalı şirket kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme ve bilgi almasına izin verilmesine ilişkin olduğu, mahkemece verilen 08/12/2021 tarih ve ... karar sayılı kararı ile davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan usulden reddine, davalı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın kabulüne ilişkin kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmıştır.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası dosyasının incelenmesinde; davacısının mahkememiz dosyası davacısı ..., davalısının mahkememiz dosyası dava dışı ... Plastik ... Ltd. Şti. olduğu, dava konusunun limited şirketi yönetim kurulu kararlarının butlanının tespiti ile ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkin olduğu, mahkemece verilen 18/05/2022 tarih ve ... karar sayılı kararı ile davanın her iki talep yönünden de reddine ilişkin karar verildiği, mahkemece verilen kararın istinaf mahkemesince kaldırılmasına karar verildiği, istinaf kaldırma kararı sonrasında dosyanın ilgili mahkemenin ... esası sırasına kaydedildiği ve duruşmasının 25/12/2024 tarihine verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememiz 15/05/2024 tarihli duruşmasında dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "...Davalı ... dayım olur, ... ise ...'ın oğludur, tarafları bu sebeple tanırım, dava konusu edilen şirketle bir ilgim yoktur, şirkette bir hissedarlığım veya çalışmışlığım yoktur, akrabalık bağım sebebiyle dava konusu şirketten haberdarım ayrıca kendim oto sanayide usta olarak kendi işletmemde çalışırım, dava konusu şirketin araçları bozulduğu zaman tamiratlarını ben yapardım ancak son 5-6 yıldır şirket araçlarını tamir etmeyi bıraktım, dava konu şirketle bu anlamda da bir temasım olmuştu, zaman zaman şirkete ziyaret amaçlı da giderdim, dışarıdan gördüğüm kadarıyla ... şirketin idaresiyle pek ilgilenmezdi, biz gelip gittiğimizde de herhangi bir ilgi alaka göstermezdi, bilgim görgüm bundan ibarettir..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz 15/05/2024 tarihli duruşmasında dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "... Davalı ... dayım olur, ... ise ...'ın oğludur, tarafları bu sebeple tanırım, ben 2002-2014 yılları arasında dava konusu şirkette çalıştım, dava konusu şirkette çalışan işçilerin servis şoförlüğünü yapardım, ayrıca ...'ın şahsi işletmesi olan ... Ticaret'in sattığı malzemelerin sevkıyatının yapıldığı araçların şoförlüğünü yapardım, SSK'lı olarak maaşımı ... Ticaretten alırdım ayrıca dava konusu şirketin bir takım inşaat işlerinin yapımı ve üretilen malzemelerin taşeron firmalarca üretilmesi konusunda pirim karşılığında aracılığını yapardım ve şirketten pirim alırdım, davalı ... imalat ve bu imal edilen ürünleri pazarlanması konusunda şirkete bir katkısı yoktu, genelde elde edilen hasılatın muhasebesiyle ilgilenirdi, bunun karşılığında ... fabrikanın kurulumu ve üretim konusunda bizzat şirketi idare eden kişiydi, ... sürekli olarak fabrikada işinin başında dururdu ve işçileri denetlerdi, ... ise tahminim yarım saat kadar fabrikaya bir uğrar giderdi, şirkete geldiğinde ...'dan gerekli bilgileri alırdı ve ayrılırdı, şirketin büyümesi ve üretimin arttırılması konusunda hep ... öncü olurdu, ...'ın bahsettiğim hususlarda şirkete bir katkısı olmazdı, ...'ın şahsi işletmesi olan ... Ticaret unvanıyla bildiğim bir şirketi de vardı, ... sürekli kendi şahsı işletmesinin başında dururdu, ben günlük olarak önce sabah ...'ın işletmesine uğrar oradan da çalıştığım şirkete giderdim, bunu dava konusu şirkette hem de ...'ın şahsi işletmesinde fiilen çalıştığım için biliyorum, dava konusu şirketin üretmiş olduğu malzemeler davalının şahsi işletmesi tarafından pazarlanırdı, ben sadece işin nakliye boyutuyla ilgiliydim, malların ne kadara alınıp satıldığı konusunda bir bilgiye sahip değilim, ben şirkete kamyonetle giderdim, ...'ın söylemiş olduğu malzemeleri kamyonete yükler ...'ın söylediği köylerdeki çiftçilere malzemeleri teslim ederdim, ...'a ...'ın düzenlemiş olduğu ve satılan ürünleri ve kime satıldığını gösterir listeyi bilgi amaçlı olarak verirdim, ancak bazen ... fırsatı olmadığı için benden bu konuda da bilgi alamazdı, teslim aldığım ürünlerin faturasının olup olmadığını, bedellerinin ödenip ödenmediğini bilmiyorum, ... şirkette çalışan işçilerin işe alımında ve işten ayrılmasında söz sahibiydi, işini savsaklayanlar olduğunda bazen ...'a danışarak bazen de ona danışmaksızın işçi çıkarttığı olurdu, ben işini gereği gibi yaptığı halde işine son verilen birisi olduğuna şahit olmadım, bilgim görgüm bundan ibarettir, dedi.
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık cevaben: ben fabrikadan malları teslim alırken bana herhangi bir fatura verilmezdi, ayrıca çiftçilere malzeme teslimi yaptığım sırada da ... işletmesine ait bir faturayı çiftçilere vermezdim, ... benim çalıştığım dönemde işçi ödemelerine bakan şirket muhasebecisiydi, ancak kendisi zaman zaman işe geç gelme sebebine dayalı olarak işçilerin maaşlarından kesinti yapardı ve kesintiyi bildiğim kadarıyla kendi uhdesinde bırakırdı, maaşları tam ödenmiş gibi gösterirdi, o dönemde bundan ... ve ...'ın bilgisi olmadı, ben işten ayrıldıktan sonra şirketin idaresinin ne şekilde yapıldığını, kimin şirketle ilgili olduğunu, kimin zarara uğrattığını bilmiyorum, çiftçilere malları teslim ettikten sonra ödemeler ...'ın şahıs işletmesine yapılırdı, bazen senet karşılığı da malzeme teslim ederdim, elden ödeme veya banka havalesi ile ödemeler gerçekleşirdi, dedi.
Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık cevaben: ben işten ayrıldıktan sonra yaklaşık 10 yıllık süre zarfında ne şirketin fabrikasına ne de ...'ın şahsi işletmesine gitmedim, ben davalı şirketten kendi isteğimle ayrıldım ve kendime ait şahsi bir işletme kurdum,..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz 15/05/2024 tarihli duruşmasında dinlenen davacı tanığı ... beyanında; "...ben dava konusu şirkette 1999 yılından itibaren işçi olarak çalışırım, halende işime devam etmekteyim, ...'da ben işe başladığım tarihte şirkettin üretim bölümünde çalışıyordu, ... benim çalıştığım ilk yıllarda şirketle gayet ilgiliydi, sürekli fabrikada bulunurdu, ancak daha sonrasında şirketten ilgisi kesti, ancak son 3-4 yıldır haftada 2-3 kez olmak üzere fabrikaya uğramaktadır, fabrikaya uğradığında kısaca içeriyi dolaşır ve idare bölümüne gitmektedir, fabrikada üretilecek malzemelerin miktarını ve neyin üretileceğini fabrika müdürleri bize talimat eder ve üretim bu şekilde gerçekleşir, öncesinde ... üretilecek malzeme ve kapasite konusunda sürekli olarak bizi yönlendirir ise de yaklaşık 4 yıldır şirketten ayrı olduğundan bize bir katkısı bulunmamaktadır, ben kendim usta başı olduğum için işe alımlarda ve işten çıkarımlar konusunda bilgi sahibiyim, işini lüzumu gibi yapmayanları biz müdürlere bildiririz, onlarda genelde bizim tekliflerimiz doğrultusunda hareket ederler, işten çıkarma konusunda ...'ın aktif bir rolü bulunmamaktadır, ben ilk yıllardan itibaren şirkette bulunduğum için üretilen malzemelerin çeşitliliği ve miktarı konusunda bilgi sahibiyim, ürün çeşidinde bir azalma olmadıysa da yaklaşık 2 yıldır miktar konusunda bir geriye gidiş söz konusudur, ...'ın şahsi işletmesiyle ilgili bir bilgi sahibi değilim, ürettiğimiz malzemelerin kime satıldığını, fatura düzenlenip düzenlenmediğini ben bilmiyorum, ürettiğimiz sulama ekipmanlarının bir kısım parçaları taşeronlar eliyle ürettirilmektedir, ancak bu taşeron üretim sebebiyle malzeme kalitesi açısından bir sorun ve aksaklık bulunmamaktadır, taşeronların ürettiği malzemelerin birleştirilmesi yapılırken kalite kontrolleri şirketimizin ilgili elemanları tarafından yapılır ve gerekli teyitler alındıktan sonra ürünler paketlenir, taşeron üretimi sebebiyle bildiğim kadarıyla şirketimizin ürünlerinden yana bir şikayet almadık, bize bu konuda şirket müdürleri tarafından da olumsuz bir durum bildirilmedi, bilgim görgüm bundan ibarettir, dedi.
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık cevaben: ...'ın şirkete uğradığında ben ne kadar süreyle şirkette durduğunu bilmiyorum, şuanda ... ve ... bir fiil şirketin idaresinde bulunmaktadır, kendileri şirket müdürüdür, bizimle ve diğer elemanlarla onlar muhatap olur, biz yıl içerisinde bize verilen talimat doğrultusunda üretim yaparız, gereksiz ürün üretimi ve gereksiz ürün stoğuna ilişkin bir bilgim yoktur, bunu depo ve stoklamalarda çalışanlar bilebilir, fabrikada hatalı üretim her zaman mümkündür, ancak bu hatalı üretim sebebi ham madde kaynaklı değildir, makine ve işçi hatasından kaynaklı olarak hatalı ürünler çıkabilmektedir, şirketteki işçi çıkarmaları sebebiyle üretimde bir düşüş vardır, ancak bu çıkarımlar daha öncede dediğim gibi usta başı olarak bizlerin tavsiyesiyle yapılmaktadır, dedi.
Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık cevaben: fabrikada ham madde temininde ve makine konusunda bir aksaklık yoktur, hasarlı veya arızalı makine olduğu zaman bunlara hemen müdahale edilip tamiratları yapılmaktadır, bunlardan kaynaklı olarak bir üretim düşüklüğü yoktur, biz keyfe keder olarak işçilerin adını yukarıya bildirmiyoruz, kim iş yapmıyorsa onu müdürlerimize söylüyoruz..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :
Dava, şirket yöneticisinin kötü yönetimi iddiasına dayalı tazminat davasıdır.
Mahkememiz iş bu dosyasından verilen 16/01/2023 tarihli ara kararı ile;
"...1-Davacının davalı ...'a yönelttiği şirketteki hisse payının inançlı işlem kapsamında % 20 olduğunun tespiti ile davacı adına tescili talebi yönünden davanın tefriki ile mahkememiz ... Esas sayılı yeni sırasına kaydedilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
Söz konusu ara kararı gereğince davacının davalı ...'a yönelttiği şirketteki hisse payının inançlı işlem kapsamında %20 olduğunun tespiti ile davacı adına tescili talebi yönünden açılan dava tefrik edilerek mahkememiz ... esas sayılı sırasına kaydedilmiş ve bu talep yönünden ... esas sayılı dosya üzerinden yargılama yapılmıştır.
Yine Mahkememiz iş bu dosyasından verilen 22/03/2023 tarihli (2) numaralı ara kararı ile;"...Davacının davalı şirkete yönelttiği şirketteki dağıtılmayan ortaklık kar payının tespiti talebi yönünden davanın tefrik edilerek mahkememiz yeni esas sırasına kaydedilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
Söz konusu ara kararı gereğince davacının davalı şirkete yönelttiği şirketteki dağıtılmayan ortaklık kar payının tespiti talebi yönünden açılan dava tefrik edilerek mahkememiz ... esas sayılı sırasına kaydedilmiş ve bu talep yönünden ... esas sayılı dosya üzerinden yargılama yapılmıştır.
Böylelikle eldeki davaya, davalı ...'ın bağlılık ve özen yükümlülüğüne, haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde dava konusu şirketi zararlandırıcı işlemleri sebebiyle uğranılan zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile dava konusu şirkete ödenmesi talebi yönünden devam edilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 24/06/2022 tarihli dilekçe ile, şirket yönetim kurulu tarafından alınan 06/12/2021 tarih ve 6 karar sayılı ıskat kararının iptali istenilmiş ise de, dava dilekçesinde olmayan bir talep ıslahla ileri sürülemeyeceğinden, ıslah dilekçesindeki bahse konu bu talep yönünden yargılama yapılmamış ve bu husus 16/01/2023 tarihli ara kararı ile dava taraflarına bildirilmiştir.
Davacı vekiline, dava değerinin açıklanması için tanınan imkan üzerine; davacı vekili 22/03/2023 tarihli celsedeki beyanında: "...Dava dilekçemizi aynen tekrar ederiz, karşı tarafın cevaplarındaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, dava dilekçemizde belirttiğimiz 100.000,00TL dava değeri dilekçemizdeki talep sonucunda yer alan yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat talebimize ilişkindir..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bu itibarla dava değerinin 100.000,00TL olduğu tespit edilmiştir.
Her ne kadar iş bu dosya için düzenlenen 17/01/2023 tarihli ön inceleme zaptının (5) numaralı ara kararı ile, yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan söz edilmiş ise de, somut olaya uyumlu Yargıtay . Hukuk Dairesinin 13/06/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile zorunlu arabuluculuğa tabi olmayan dava ile zorunlu arabuluculuğa tabi davanın birlikte açılması halinde artık tüm davalar için arabuluculuğun dava şartı olmaktan çıktığına dair emsal karar gözetilerek; bahse konu ara karardan dönülmüş ve davadaki taleplerden hiçbirinin arabuluculuğa tabi olmadığı, mahkememizce verilen tefrik kararının bu durumu değiştiremeyeceği kanaatine varılarak iş bu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunulmuştur.
6102 sayılı TTK'nun 560.maddesi: "(1) Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır." hükmünü amirdir.
6102 sayılı TTK’nın 560. maddesinde öngörülen bir diğer zamanaşımı süresi, ceza davası zamanaşımı süresidir. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması veya cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca fail hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması dahi gerekli değildir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 22.04.2022 T. ... E. ... K).
Davalıya iş bu dosyada yöneltilen eylem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenen Güveni Kötüye Kullanma suçunu oluşturabilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 155/2. Maddesi, "Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." hükmünü içermektedir. TCK’nın 155/2. maddesi uyarınca davalıya isnat edilen eylemler güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli halini oluşturacağından, ceza üst sınırı yedi yıl olan suç için uygulanması gereken dava zamanaşımı TCK’nın 66/1-d uyarınca 15 yıldır.
Bu haliyle somut olayda 15 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolmamakla birlikte, davacıların zararı ve sorumlularını öğrendikleri tarihten itibaren 2 yıl geçtikten sonra bu davanın açıldığına dair bir delil dosya kapsamında bulunmamaktadır. Davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket yöneticisinin azlinin dava konusu edildiği Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası için düzenlenen bilirkişi raporlarıyla zararın öğrenildiği varsayılacak olsa bile söz konusu raporların düzenlenmesinden itibaren 2 yıllık süre geçmeden eldeki davanın açıldığı anlaşılarak davalının zamanaşımı defisi reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 194/1.maddesine göre, taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Aynı Kanun'un 31.maddesine göre, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.
Sözü geçen yasal düzenlemelerden hareketle, dava dilekçesindeki iddialar ve dayanılan vakıalar belirsiz görüldüğünden Mahkememizce 26/04/2023 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile davacı vekillerine; dava dilekçesinde, "şirketin uğramakta olduğu zararlar hakkında" başlığı altında yer verdikleri iddialarını somutlaştırmak, dava konusu şirketin dava tarihi itibariyle tam olarak hangi alanda faaliyette bulunduğunu ve üretim tesislerinin nereler olduğunu, bu tesislerdeki yöneticinin zarar doğurucu işlemlerinin tam olarak neler olduğunu açıklamak üzere iki haftalık kesin süre verilmiştir.
Buna istinaden davacı vekilleri 09/05/2023 tarihli açıklama dilekçesinde özetle; şirketin çalışma alanının tarımsal sulama ekipmanları üretim ve pazarlanması olduğunu, üretim tesisinin ... yolu . km No ... Karatay/KONYA adresinde bulunduğunu, ancak bir kısım üretimin fason diye tabir edilen taşeronlara yaptırıldığını, şirketin yeterli stok temin etmeden sezona giriş yaparak üretim maliyetlerinin artmasına sebep olunduğunu, pazar payı ve cironun sürekli düştüğünü, arge ve inovasyon çalışmalarının yapılmadığını, çalışanlara yeterli değer verilmemesi sonucu eleman sürkülasyonu, hatalı üretim, kalitesiz üretim ve ekipmanların yıpranmalarına neden olunduğunu, hatalı planlamalar sonucunda taşeron veya tedarikci firmalar nazarında şirketin saygınlığının düşürüldüğünü, iştigal edilen sektör pazarının büyüme oranına göre değerlendirme yapıldığında ciddi olarak firmanın gerilediğini, faturasız hammade tedariki ile faturasız satışların yapıldığını, şirket müdürünün şirketi şahsi işletmesinden yönettiğini ve şirkete uğramadığını belirterek talep ve iddialarını somutlaştırmışlardır.
Davalı vekili yukarıda özetlendiği şekliyle davanın reddini savunmuştur.
6102 sayılı TTK'nun 644. Maddesi; "Aşağıda madde numaraları bildirilen anonim şirketlere ilişkin hükümler limited şirketlere de uygulanır.
a)....kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenleyen 553 üncü maddesi..." hükmünü amirdir.
Dava konusu şirket, limited şirket niteliğinde olduğundan somut olayda uygulanması gerekli TTK'nun 553. Maddesi ise: "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2)Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." hükümlerini içermektedir.
Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.
Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık mal varlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun mal varlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır. Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. (İstanbul BAM . H.D. ... E, ... K, 13/02/2024 gün)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, eldeki dava doğrudan zarar davası niteliğindedir. Dava tarafları arasında; davalı şirket yöneticisinin, yönetimi sırasında bağlılık, özen ve rekabet yasağı hükümlerine aykırı bir iş veya işleminin olup olmadığı, var ise bundan şirketin uğradığı zararın ne olduğu ve zararın davalı şirket yöneticisinden tazmininin gerekip gerekmediği hususları ihtilaflıdır.
İş bu davada ispat yükü kötü yönetim iddiasında bulunan davacı taraf üzerindedir.
Davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirket yöneticisinin azlinin dava konusu edildiği Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası için düzenlenen bilirkişi raporları dosya arasına alınarak usul ekonomisi gereği taraf vekillerine tebliğ edilmiş ise de, söz konusu raporların iş bu dosya için yetersiz kaldığı ve hükme elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla bilirkişilik bölge kurulu listesinden resen tayin edilen bir şirketler muhasebesi uzmanı, dava konusu şirketin faaliyet alınında uzmanlığı bulunan bir makine mühendisi ve dava konusu şirketle aynı veya benzer faaliyette bulunan bir sektör bilirkişi refakatinde dava konusu şirketin üretim tesislerinde keşif yapılarak rapor aldırılması gerekmiştir.
Dosya kapsamına uygun olup hükme ve denetime elverişli olduğundan esas alınan 07/09/2023 tarihli kök ve 18/12/2023 tarihli ek rapor içerikleriyle dosya arasına celp edilen bilgi ve belgeler, huzurda dinlenen tanıkların beyanları, dava taraflarının iddia ve savunmaları ile dosyaya ibraz ettikleri belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava konusu ... Tic. Ltd. Şti. iki ortaklı olup, davacının şirkette %10 oranında, davalının ise %90 oranında pay sahibi olduğu, davalının, şirketin münferit tek yetkili olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, dava konusu şirketin bilançoları ve vergi dairesine sunmuş olduğu beyannameler gözetildiğinde; davalının yönetici olduğu dönemde şirketin hasılatının ve net karının düzenli olarak artış gösterdiği, ortaklık sıfatından kaynaklı olarak şirket ve ortakları arasında ortaklar hesabına kayıtlı bir alacak borç ilişkisi bulunmadığı, fakat ... şahıs işletmesiyle dava konusu şirket arasında gerçekleşen bir ticari alışveriş olduğu, bu alışverişin ise davalı şirketin, ... şahıs işletmesine mal veya hizmet satışı şeklinde olduğu, söz konusu alışverişe istinaden düzenlenen fatura ve ödeme kayıtlarının dava konusu şirketin ve ayrıca ... şahıs işletmesinin ticari defterlerine işli olduğu, dava konusu şirketin ... şahıs işletmesinden herhangi bir mal veya hizmet alımı yapmadığı, bilirkişi heyeti tarafından sondajlama yöntemiyle dava konusu şirketin ... şahıs işletmesi dışında başka firmalara yapmış olduğu satışlar için düzenlenen 12 adet fatura baz alınarak yapılan tespite göre, ... şahıs işletmesine daha yüksek fiyatlı mal satımı yapıldığı, adı geçen işletmeye düşük tutarlı veya faturasız mal satımına ilişkin bir tespitin yapılamadığı, yani daha düşük fiyatla mal satımı yapılarak şirketin zarara uğraması gibi bir durum olmadığı, ayrıca şirket varlıklarının azalması veya şahıs firmasına aktarılması gibi bir tespitin de yapılamadığı, şirketin faal olarak üretime devam ettiği, kullanılan malzeme ve ekipmanların şirketin faaliyet konusu ve kuruluş amacına elverişli olduğu, şirket karındaki ve hasılatındaki artış dikkate alındığında şirketin gerekli yatırım ve gelişimi gösterdiği, tanık beyanlarının davalının isnat konusu edilen zarar doğurucu eylemlerini ispata elverişli görülmediği, bu haliyle davacının iddialarının sübut bulmadığı netice ve kanaatine ulaşılarak davanın reddi yönünde aşağıdaki hükmün tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Yargılama sırasında alınan 1.707,75TL harçtan alınması gereken 427,60TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.280,00TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 11,50TL vekalet harcı ve 250,00TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplam 261,50TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-AAÜT'ye göre 30.000,00TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/12/2024

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim