mahkeme 2022/150 E. 2023/624 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/150

Karar No

2023/624

Karar Tarihi

19 Ekim 2023

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :

DAVALI :
VEKİLİ :

DAVA İHBAR OLUNAN :
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Davacı taraf vekilinin davalı aleyhinde açtığı Menfi Tespit davası mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, mahkememizce yapılan aleni/açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulmuş olan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin kurulu güneş elektrik santralleri vasıtasıyla elektrik üretimi yapmak ve bu elektriği daha sonra elektrik dağıtım firmaları aracılığıyla devlete satarak enerji sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin ürettiği elektriği davalı şirketin kurulu tesisleri üzerinden devlete sattığını, bu tesislerin kullanması nedeniyle davalıya bir bedel ödediklerini, son dönemlerde davalı şirketin müvekkili şirketten talep ettiği fiyatın fahiş ve haksız olduğunu, bu artışın iyi niyet ilkelerine aykırı olduğunu, üretilip sisteme verdikleri elektriğin aynı olduğunu fakat lisanslı veya lisansız ayrımına gittiklerini ve lisanssız üreticilerden 5 katı aşan miktarda dağıtım bedeli uygulandığını, üretilen elektriğin aynı olduğunu ve elektrik akımı için kullanılan tesislerinde aynı olduğunu, bu artışın hakkın kötüye kullanma olduğunu, davanın konusunun bir miktar para olmadığından arabuluculuğa gidilmediğini, bu nedenlerle fazlaya dair her türlü yasal hak saklı kaymak kaydıyla; davalının müvekkili şirketten talep ettiği şimdilik 1.000,00-TL tutarında dağıtım bedeli katkı payı borcunun olmadığının, davalının dağıtım bedeli katkı payında yaptığı artışın yasalara ve sözleşmeye uygun olup olmadığı, günün ekonomik koşulları ve diğer hususlar dikkate alınarak adil bir dağıtım bedeli katkı payı miktarının ne kadar olması gerektiği ve bu hususlarla bağlantılı olarak davacının davalıya fazla ödeme yapıp yapmadığı ile yapmış ise bunun miktarının ne kadar olduğu, yapılacak bu tespite kadar davacının fazla ödeme yapmasının ve hak kaybı yaşamasının engellenmesi amacıyla davacının yapacağı ödeme işlemlerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasını, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Lisanslı üreticilere uygulanan tarife ile lisanssız üreticilere uygulanan tarifenin farklı olmasının üstün kamu idaresi tarafından herkes için bağlayıcı nitelikte EPDK tarafından belirlendiğini, şirketlerin tarifeleri uygulamama yönünde bir takdir yetkisinin olmadığını, davacının fazla ödediği iddia edilen katkı paylarının miktarının tespiti ile istirdadını amaçladığını, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğine göre davacının yapılan iş ve işlemlere, işlemlerin kendilerine bildirim tarihinden itibaren üç işgünü içerisinde itiraz edebileceğini, fakat doğrudan dava açıldığını, davanın EPDK tarafından onaylanan tarifeye dayalı olarak yapılan faturalandırmalara karşı olduğundan husumetin EPDK'ya yöneltilmesini, üreticinin ne miktarda üretim yaptığını ve buna isabet eden dağıtım bedelini bilebileceğini, davacının faturalara sekiz günlük kanuni süre içerisinde itirazda bulunmadığını, lisanssız santraller lisans almak ve lisans almanın yanında getirdiği pek çok ek yükümlülüğünden muaf tutulduğunu, lisanssız elektrik üreten tesisler ürettikleri enerji daha yüksek bir bedelle satarak fiyat avantajına sahip olduklarını, 6446 sayılı Kanunun Tarifeler ve Tüketicilerin Desteklenmesi başlıklı 17. Maddesine göre, kurulca belirlenen usul ve esaslara göre tarife konusu faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerinin içerecek şekilde hazırlanıp onaylandığını, ilgili tüzel kişilerin kurul tarafından onaylanan tarifeleri uygulamakla yükümlü olduğunu, sistem kullanım bedelleri üzerinden şirketlerin fazla gelir elde etmesinin ve bu gelirin kâr olarak şirketlere kalmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin dava konusu edilen bedelden tüzel kişi olarak bir yararının olmadığını, dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alınacak teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer aldığını ve tüketicilere yansıtıldığını, dağıtım tarifesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların bölgelere göre farklılık gösterebileceğini, dağıtım tarifelerinin sadece birim fiyat karşılığı elektrik bedeli olmadığını, esasen dağıtım faaliyetlerinin ne şekilde finanse edileceğinin kimin ne şekilde destekleneceği yada sübvanse edileceği bir devlet politikası olarak EPDK tarafından planlandığını, belli bir tesisat ya da abone grubunun durumu değil sistemin bütünün nazara alınarak tarifelerin belirlendiğini, EPDK'nın tarife üzerinden uygulanan fiyatlarındaki indirim oranını değiştirmeye ya da indirimi tümüyle kaldırmaya yetkili olduğunu, davacının öngörülmezlik iddiasının haksız olduğunu, EPDK'nın elektrik piyasasında bir üst kuruluş olduğunu, müvekkilinin EPDK kararlarını yada tarifelerini görmezden gelme veya yerine getirmeme gibi bir durumunun olmadığını 6446 sayılı Kanunun 16. Maddesi uyarınca yüksek para cezaları ve lisans iptali dahil pek çok yaptırımının olduğunu, davacının tarifelere dayalı bir hak iddiası var ise bunu idari yargıda söz konusu idari düzenlemeyi yapan kuruma karşı dava açması gerektiğini, davacının asıl maksadının istirdat olduğunu bunun da arabuluculuğu gerektirdiğini, müvekkilinin EPDK kararlarını uyguladığından tavan gelir modeli kapsamında müvekkilinin idari düzenleyici işlemi uygulaması sebebiyle fazladan maddi yararının olmadığını, iddia edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, davanın belirsiz alacağı ilişkin olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
I.DAVANIN NİTELENDİRİLMESİ
Taraflar arasında görülmekte olan davanın; Taraflar arasında akdedilen dağıtım/sistem kullanım anlaşmasından dolayı davalı tarafından fazla tahsil edildiği iddia edilen ve davacı tarafından dava tarihinden önce ödenen sistem kullanım / dağıtım bedellerinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti amacıyla açmış olduğu menfi tespit olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın ise davalı tarafından lisanssız üretici olduğu anlaşılan davacıdan fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli tahsil edilip edilmediği, lisanslı üreticiler ile lisanssız üreticilerden farklı dağıtım tarifesi uygulanmasına ilişkin sözleşme hükmünün eşitlik ilkesine aykırı olup olmadığı, adil dağıtım bedeli katkı payının ne kadar olması gerektiği hususlarında olduğu görüldü.
II.HÜKME EMSAL ALINAN YÜKSEK MAHKEME İLAMLARI
1.T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 18/11/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
"İlk derece Mahkemesince, uyuşmazlığın tacir olan taraflar arasında imzalanmış olan "Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasından" kaynaklanmakta olduğu, TTK'nın 4. maddesi uyarınca nispi ticari dava olduğu, aynı Yasa'nın 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu, somut uyuşmazlıkla ilgili İdari Yargının görevli olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme olmadığı gözetilerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde yargı yolu dava şartı konusunda yanılgılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamıştır." denilmiştir.
2.T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 24/01/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
"Davalı Akbank aleyhine eksik gönderildiği ileri sürülen ve harç ve masraf adı altında yapılan kesinti yönünden eda davası açabilecekken tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, davalı Akbank yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili ile davalılardan ... Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
...
Somut olayda; bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında verilen kararda, davalılardan Akbank T.A.Ş. yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle ret kararı verilmiş olmakla, AAÜT.'nin 7/2 maddesi uyarınca bu davalı lehine maktu 2.040 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile 9.396,18 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir."
3.T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/01/2012 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
"Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir.
Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
...
Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (... , ... , ... , ... , İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). " denilmiştir.
4.T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 24/05/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
"7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." denilmiştir.
III.DEĞERLENDİRME VE NETİCE
1.YARGI YOLU VE PASİF HUSUMET DAVA ŞARTI YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; Her ne kadar davalı vekili tarafından eldeki davada idari yargı merciilerinin görevli olduğu ve davalının pasif husumet ehliyeti olmadığından bahisle yargı yolu ve husumet ehliyeti dava şartı itirazında bulunulmuş ise de yukarıda detayı verilen T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 18/11/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere dava konusu uyuşmazlığın tacir olan taraflar arasında imzalanmış olan "Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasından" kaynaklanmakta olduğu, TTK'nın 4. maddesi uyarınca nispi ticari dava olduğu, aynı Yasa'nın 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu, somut uyuşmazlıkla ilgili İdari Yargının görevli olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme olmadığı gözetilerek davalının bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından olumlu görev uyuşmazlığı istemi ile bulunulması üzerine dilekçe dava dosyası ile birlikte Danıştay Başsavcılığına gönderilmiş, Danıştay Başsavcılığı tarafından olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması üzerine dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş , Uyuşmazlık Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı 26.12.2022 tarihli ilamı ile söz konusu davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğine karar veirlmiştir.
2.ARABULUCULUK DAVA ŞARTI YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; Her ne kadar davalı vekili tarafından eldeki davanın arabuluculuğa tabi olduğu ve davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edilmediğinden bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddi talep edilmiş ise de yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 24/05/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak davalının bu yöndeki savunmasına ve itirazına itibar edilmemiştir.
3.HUKUKİ YARAR DAVA ŞARTI YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; Taraflar arasında görülmekte olan davanın akdedilen dağıtım/sistem kullanım anlaşmasından dolayı davalı tarafından fazla tahsil edildiği iddia edilen sistem kullanım / dağıtım bedellerinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti amacıyla açmış olduğu menfi tespit olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın ise davalı tarafından lisanssız üretici olduğu anlaşılan davacıdan fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli tahsil edilip edilmediği, lisanslı üreticiler ile lisanssız üreticilerden farklı dağıtım tarifesi uygulanmasına ilişkin sözleşme hükmünün eşitlik ilkesine aykırı olup olmadığı, adil dağıtım bedeli katkı payının ne kadar olması gerektiği hususlarında olduğu görüldü.
28/02/2022 tarihli dava dilekçesinin içeriği ve ilgili dilekçenin netice talep kısmında açıkça ifade edildiği üzere eldeki davada davacının talebi fahiş artırıldığı iddia edilen sistem kullanım / dağıtım bedellerinden dolayı fazla tahsil edildiği iddia edilen kısmın şimdilik 1.000,00 TL yönüyle borçlu olmadıklarının tespiti talebini içermektedir.
Gerek dava dilekçesi içeriğinden gerekse de 07/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporundan eldeki davaya dayanak faturaların dava açılmadan önce ödendiği görülmektedir.
6.Yukarıda detayı verilen T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 24/01/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/01/2012 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında açıkça ifade edildiği üzere borçlunun menfi tespit davası açmakta korunmaya değer hukuki yararının olması gerektiği, eda davasının açılabileceği durumlarda tespit davası açılmasında hukuki yarar olmadığı, somut olayımızda dava konu fatura bedellerinin ödenmiş olması sebebiyle eda davası açılması gerekirken menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar olmadığı değerlendirilmekle davacının davasının 6100 sayılı HMK m. 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur.
28/02/2022 Tarihli dava dilekçesinin içeriği ve ilgili dilekçenin netice talep kısmında açıkça ifade edildiği üzere eldeki davada davacının talebi fahiş artırıldığı iddia edilen sistem kullanım / dağıtım bedellerinden dolayı fazla tahsil edildiği iddia edilen kısmın şimdilik 1.000,00 TL yönüyle borçlu olmadıklarının tespitine yönelik olduğu, davacının borçlu olup olmadığının tespitinin de tahakkuk ettirilen miktarların fahiş olup olmadığı veya adil dağıtım payı katkı bedelinin ne kadar olması gerektiğinin tespiti ile mümkün olacağı, nitekim bu hususun açılacak eda davası ile de tespit edilebileceği, bu nedenle davada asıl talebin menfi tespite yönelik olduğu değerlendirilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle;
1-)Davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 189,15-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı vekili yararına AAÜT'nin 7/2 maddesine göre hesaplanan 160,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-)Davalı tarafından sarfedilen 11,50-TL vekalet suret harcı, 20,50-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 32,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 19/10/2023

Katip Hakim

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim