Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/357
2026/333
16 Şubat 2026
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/357
KARAR NO: 2026/333
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/01/2026 ARA KARAR
ESAS NO: 2025/1548
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Yapılan inceleme sonunda derdest işbu davada davacı taraf dava dilekçesiyle:
"...Davalı tarafından, Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Takibin dayanağı olarak 30.12.2015 tanzim, 20.11.2022 vade tarihli, 18.000,00 EUR bedelli, bir bono ibraz edilmiştir. Senette borçlu olarak iki kişi yer almakta; ... (müvekkil) ile ... birlikte borçlu gösterilmektedir.
Ne var ki, takip sürecinde yalnızca müvekkil fiilen hedef alınmış, diğer borçlu yönünden etkin ve gerçek bir icra faaliyeti yürütülmemiş, diğer borçluya ödeme emri gönderilmesi dahi talep edilmemiştir. Bu seçici uygulama, daha ilk bakışta takibin amacına ve iyiniyetine gölge düşürmektedir.
2. TARAFLAR ARASINDAKİ YAKIN AKRABALIK VE
DANIŞIKLILIK İHTİMALİ HAKKINDA
Davalı ..., müvekkilin yeğeni olup, senette diğer borçlu olarak yer alan ...’ın oğludur. Uyuşmazlık; aynı aile içerisindeki kişiler arasında, son derece yakın bir akrabalık ilişkisi zemininde ortaya çıkmıştır.
Müvekkil ile diğer borçlu arasında gelişen husumet bu takibin ana sebebidir. Bir babanın ve kardeşinin oğluna borçlu olması, oğlunun kendisine herhangi bir işlem yapmayıp amcasına haciz işlemleri yapması gerçek bir alacağın olmadığını veya alacak iddiasının ispat edilmesini gerektiren bir husustur.
. GERÇEK BİR BORÇ MEVCUT DEĞİLDİR
Müvekkilin davalıya karşı herhangi bir borcu yoktur. Senedin düzenlendiği iddia edilen 2015 yılında davalının, 18.000,00 EUR gibi ciddi bir meblağı müvekkile verebilecek mali gücü bulunmadığı gibi, böyle bir parayı vermesini gerektiren hiçbir hukuki, ticari veya fiili sebep de mevcut değildir. Davalı, müvekkilin yeğeni olup, müvekkilin bu ölçekte bir borçlanmayı gerektirecek olağan bir yaşam veya ticari ilişki de yoktur.
Gerçek bir borç ilişkisi mevcut olsaydı; bunun banka hareketleri, para transferi, yazılı sözleşme ya da somut tanık anlatımları ile desteklenmesi beklenirdi. Dosyada bu yönde tek bir somut veri dahi bulunmamaktadır.
4. SENETTE TAHRİFAT MEVCUTTUR
Takibe dayanak senedin sonradan bedel ve tarih kısımları doldurularak müvekkilin borçlandırıldığı yönünde kuvvetli emareler bulunmaktadır. Özellikle senedin düzenleme tarihindeki “2015” ibaresi, dikkatle incelendiğinde ilk yazımın “2025” olduğu, sonradan “2015”e çevrildiği izlenimini açıkça görülmektedir. Bu husus, senet üzerinde sonradan doldurma ve/veya tahrifat yapıldığı iddiamızı güçlendirmektedir. Bu iddianın, gerektiğinde bilirkişi incelemesi ile net biçimde ortaya konulması mümkündür.
5. SENET ÜZERİNDEKİ TARİHLER ZAMANAŞIMI VE YASAL SÜRELERE YAKIN TARİHLER SEÇİLEREK DOLDURULMUŞTUR
Senedin düzenleme tarihinin zamanaşımı süresinin sonuna yaklaşan, vade tarihinin ise bono vasfının tartışmalı hale geleceği bir döneme yakın şekilde belirlenmiş olması tesadüf değildir. Daha da önemlisi; vade tarihinden sonra yaklaşık üç yıl boyunca herhangi bir talepte bulunulmamış olmasıdır.
Gerçek bir alacak söz konusu olsaydı, alacaklının makul süre içinde hakkını talep etmesi beklenirdi. Uzun süre sessiz kalındıktan sonra bir anda icra takibi başlatılması müvekkile, senedin kötüniyetle işleme alındığı düşündürmektedir.
Senette iki borçlu bulunmasına rağmen, icra dosyasında yalnızca müvekkil hakkında haciz ve cebri icra baskısı kurulmuş; diğer borçlu yönünden ya hiçbir işlem yapılmamış ya da işlemler göstermelik kalmıştır. Bu seçici tutum, takibin danışıklı biçimde yürütüldüğünü ve gerçek hedefin müvekkil olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
6. AİLE İÇİ HUSUMET MEVCUTTUR
Müvekkil ile diğer borçlu arasında ciddi tartışmalar ve küslükler yaşanmış; bu süreçlerin ardından icra takibi başlatılmıştır. Takibin zamanlaması ve yöntemi, amacın gerçek bir alacağın tahsili değil, müvekkil üzerinde baskı kurmak olduğunu göstermektedir.
7. MENFİ TESPİT DAVASINDA İSPAT YÜKÜ HAKKINDA
Menfi tespit davalarında alacağın varlığını ve hukuki sebebini ispat yükü alacaklıya aittir. Davalı; 18.000,00 EUR’un ne zaman, hangi kaynakla, hangi ödeme aracıyla ve hangi hukuki ilişkiye dayanarak verildiğini somut, denetlenebilir ve inandırıcı delillerle ispatlamak zorundadır. Aksi hâlde, sırf senedin varlığına dayanılarak müvekkilin borçlu sayılması mümkün değildir.
8. DAVA ŞARTI ARABULUCULUĞUN EKSİKSİZ TAMAMLANMASI
Uyuşmazlık bakımından dava şartı arabuluculuk süreci işletilmiş; Kayseri Arabuluculuk Bürosu’nun ... dosyası kapsamında 09.12.2025 tarihli anlaşamama son tutanağı düzenlenmiştir. İşbu e-imzalı tutanak dava dilekçemiz ekinde sunulmuştur.
9. KÖTÜ NİYETLİ TAKİP NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİMİZ VARDIR
Davalı, icra takibini gerçek bir alacağın tahsili amacıyla değil, bilinçli ve sistematik bir kötü niyetle başlatmıştır. Boş senet, tahrifat şüphesi, seçici icra, uzun süreli sessizlik ve aile içi husumet birlikte değerlendirildiğinde; davalının davranışı TMK m.2’ye açıkça aykırı olup, TBK m.49 anlamında haksız fiil teşkil etmektedir.
Bu haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle müvekkil; malvarlığı üzerinde ağır baskıya, ekonomik kayba, itibar zedelenmesine ve manevi yıpranmaya maruz kalmıştır. Zararın ağırlığı ve davalının kusurunun derecesi gözetildiğinde, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etme zorunluluğumuz doğmuştur.
10. İHTİYATİ TEDBİRİN TALEBİMİZ HAKKINDA
Haksız takip halen derdesttir. Takibin devamı, müvekkil açısından telafisi güç ve imkânsız zararlar doğurmaktadır. Dosya kapsamındaki kuvvetli emareler, davanın esasına ilişkin yüksek haklılık ihtimalini ortaya koymaktadır. Bu nedenle HMK m.389 ve devamı uyarınca icra takibinin teminatsız; mahkeme aksi kanaatte ise mahkemece uygun görülecek bir tazminatla durdurulması kararı verilmesini talep ediyoruz.
H. NEDENLER....: TTK, TBK, TMK, HMK, İİK, 6325 sayılı Kanun ve ilgili sair mevzuat.
S. DELİLLER....: Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası, Takibe dayanak senet aslı, Arabuluculuk anlaşamama son tutanağı, Bilirkişi incelemesi, Yazışmalar, Resmi Kurum Kayıtları (SGK, VERGİ DAİRESİ VD.), Fotoğraflar, Tanık, Banka kayıtları ve Her türlü yasal delil
NETİCE-İ TALEP..: Yukarıda izah edilen nedenlerle; Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası kapsamında takibe konu 18.000,00 EUR bedelli senet nedeniyle müvekkilin borçlu olmadığının TESPİTİNE,
Yargılama süresince öncelikle teminat aranmaksızın, mahkemenizce aksi kanaate varılması hâlinde takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında, anılan icra dosyası yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine
Davalının kötü niyetli ve haksız icra takibi nedeniyle, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine (fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat haklarımız saklı kalmak kaydıyla),
Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini..." karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafça istenen ihtiyati tedbir yönünden mahkemesince 02/01/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla :
"...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası kapsamında takibe konu 18.000,00 EUR bedelli senet nedeniyle öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığı ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve takibin durdurulmasını talep etmiştir.
HMK'nun 389/1. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak yada tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nun 390/2. maddesi uyarınca talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK'nun 390/3. maddesine göre tedbir talep eden taraf dilekçesinde ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
İhtiyati tedbir, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumlarında meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup çekişmeli olan vakıanın gerçeğe yakın bir derecede ispatlanması gerekir. Mahkeme tarafından mevcut delillere göre tedbir isteyen tarafın hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini gerektirir sebepleri de varit görmelidir. HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin haklılığı konusunda tam bir kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir ispatın yeterli olacağı öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan genel açıklamalar, yasa maddeleri, dava dilekçesi ve ekinde sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde dava dilekçesi ve ekinde sunulan belgelerin uyuşmazlığın esası yönünden yaklaşık ölçüde de olsa ispata elverişli olmadığı, takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı için yasaca aranan koşullarının mevcut bulunmadığı davacı vekilinin vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yargılamayı gerektirdiği ve bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin ve takibin durdurulması talebinin REDDİNE,
2-Kararın birer suretinin taraflara tebliğine, tebligat giderinin davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına,
Dair, iş bu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda ..." karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu ara kararını 22/01/2026 tarihinde uyap tan sunduğu aynı tarihli dilekçesiyle süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde : "..İZAHLAR : Yukarıda yerel mahkeme dosya bilgileri verilen dosyası ile görülen menfi tespit davasında takibin durdurulması ve ihtiyati tedbir talebimiz mahkemece gerekçesiz bir şekilde reddedilmiştir. Söz konusu ret kararı usul ve yasalara aykırılık içermektedir. Şöyle ki;
1. MÜVEKKİL ALACAKLININ AMCASI, DİĞER BORÇLU İSE ALACAKLININ BABASIDIR. TAKİP SADECE MÜVEKKİL YÖNÜNDEN İLERLETİLMEKTEDİR.
Davalı, elindeki senedi sadece müvekkil hakkında kullanmış; diğer borçlu hakkında hiçbir icra işlemi yapmamıştır. Aynı senette iki borçlu olmasına rağmen sadece biri hedef alınmıştır. Bu durum, icra takibinin alacak tahsili değil, özel olarak müvekkili sıkıştırma amacı taşıdığını açıkça göstermektedir.
Davalının bu şekilde hareket etmesinin temel nedeni diğer borçlu babası ile amcası müvekkil arasında var olan husumetten ileri gelmektedir. Davalı taraf sadece müvekkil hakkında icra işlemleri yapmakta, babası olan diğer borçluya karşı ise hiçbir şekilde icrai işlemlerde bulunmamaktadır. Bu husus dahi başlı başına takibin gerçek bir borç ilişkisi olmadığını ortaya koymaktadır.
2. BORÇ İLİŞKİSİNE DAİR SOMUT TEK BİR DELİL SUNULMAMIŞTIR
Senet dışında alacağın varlığına dair herhangi bir belge, banka kaydı, tanık beyanı veya sözleşme yoktur. Müvekkilin davalıdan bu tutarda bir borç alacak ilişkisinin varlığı hayatın olağan akışına aykırıdır. Taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi ve geçmişte yaşanan husumet göz önüne alındığında, senedin kötüye kullanıldığı açıktır.
3. SENET ÜZERİNDE TESPİT EDİLEBİLİR DÜZELTMELER MEVCUTTUR
Takibe konu senedin düzenleme tarihi üzerinde oynama yapıldığı yönünde kuvvetli emareler mevcuttur. Özellikle “2015” tarihinin kalem farkı ve yazım izleri, 2025 olarak yazılıp sonradan 2015 olarak düzeltilmiş olması ve dava dilekçemizde belirttiğimiz diğer nedenler senedin sonradan doldurulmuş olabileceğini göstermektedir. Bu husus, gerekli görülmesi hâlinde bilirkişi incelemesi ile ispatlanabilir niteliktedir.
4. TEDBİR TALEBİNE İLİŞKİN YAKLAŞIK İSPAT KOŞULU SAĞLANMIŞTIR
Mahkeme, ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını belirtmiştir. Ancak dava dilekçemiz ve eklerinde sunduğumuz deliller, özellikle:
Senedin tahrifat içerdiğine dair belirtiler,
Borç ilişkisinin varlığına dair hiçbir somut delil bulunmaması,
Takibin sadece müvekkile yöneltilmiş olması,
Davalı ile müvekkil arasındaki geçmiş ilişki ve çekişme gibi hususlar bir arada değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat seviyesini açıkça karşılamaktadır. Mahkemenin bu hususu değerlendirmemesi isabetsizdir.
5. DURUŞMANIN 9 AY SONRAYA VERİLMESİ, TEDBİRİN REDDİYLE BİRLİKTE AĞIR MAĞDURİYET DOĞURMAKTADIR
Mahkeme duruşmayı 15.09.2026 tarihine bırakmış, aynı zamanda da ihtiyati tedbiri reddetmiştir. Bu durumda müvekkil, yaklaşık 9 ay boyunca haksız takibin ve olası haciz işlemlerinin baskısı altında kalacaktır. İhtiyati tedbirin amacı tam da bu gibi telafisi güç zararları önlemektir. Mahkemenin hem tedbir vermemesi hem de yargılamayı bu kadar ileri bir tarihe atması, HMK m.389 ve devamı hükümleriyle bağdaşmaz.
NETİCE-İ TALEP: Yukarıda açıklanan nedenler ve dairenizce res'en nazara alınacak hususlarla;
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02.01.2026 tarihli, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararının kaldırılmasına, Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı takip dosyasında müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinin, yargılama sonuna kadar ihtiyaten durdurulmasına, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini..." ileri sürmüş ve talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde istinaf talebinin reddi istenmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararında yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest davanın, Kayseri Genel icra dairesinin ... esas sayılı, dayanak bonoya istinaden başlatılmış icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olması , İİK 72. maddesine göre :"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..." şeklinde hüküm altına alınmış olup, İİK 72/3 maddesine göre İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyecek olması ve ayrıca sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların da bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmaması nedeniyle, dava konusu edilen ve davadan önce başlatılmış olan sözkonusu icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de ,istinaf edilen 02/01/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu sebeplerle davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Kayseri 1. Asliye Ticaret mahkemesi'nin 2025/1548 Esas sayılı, 02/01/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 732,00TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest davadaki yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 16/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.