Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/114
2026/264
4 Şubat 2026
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/114
KARAR NO: 2026/264
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2025
NUMARASI: 2023/319Esas - 2025/836Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/02/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 04/02/2026
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/319 Esas 2025/836 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firma aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin takibe itiraz ettiğini, davacı şirketin sakatat işleri ile uğraşan bir şirket olduğunu, işkembe makinesi için davalı şirket ile anlaşıldığını ve 23/10/2020 tarihinde 40.000,00-TL, 14/12/2020 tarihinde 10.000,00-TL, 23/12/2020 tarihinde 10.000,00-TL ve 31/12/2020 tarihinde 5.000,00-TL olmak üzere toplam 65.000,00-TL'yi işkembe makinesi avans ödemesi olarak davalı şirketin banka hesabına gönderildiğini, davalı şirketin makineleri teslim etmediğini, avans olarak ödenen paranın da iade edilmediğini, bu nedenle davacı şirketin ihtarname ile işkembe makinesinin teslimini aksi halde ödenen 65.000,00-TL'nin iadesinin talep edildiğini, daha sonra davalı şirketin ihtarnameye verdiği cevaba ilişkin olarak işkembe makinesinin alımından vazgeçildiğini ve ödenen 65.000,00-TL'nin davacı tarafa teslimini içerir ihtarname keşide edildiğini, bu şekilde davalı şirketin temerrüde düşürüldüğünü, davalı şirketin cevabi ihtarnamelerde makine satışı için para aldığını, makineyi davacı tarafa vermediğini tevrilli olarak ikrar ettiğini, bunun üzerine başlatılan icra takibini de haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiği iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalının %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası ile 65.000 TL'lik iadesi yapılmayan avansa dayalı olarak ilamsız takip başlatıldığını, anılan takibe karşı borcun bulunmaması nedeni ile yetkiye ve borca itiraz edildiğini, davaya konu takibin mükerrer bir takip olduğunu, aynı alacağa konu görülüp karara bağlanan davada 65.000,00-TL Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, anılan takibe itiraz edilmesi üzerine İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/382 E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının davalı şirketin temerrüde düşürülmemiş olması nedeni ile reddedildiğini ve anılan kararın kesinleştiğini, davacının daha önce aynı alacağa konu icra takibinde yetkili icra dairelerinin Gaziosmanpaşa İcra Daireleri olduğunu kabul etmiş olduğunu ancak işbu mükerrer takipte kabul etmemiş olmasının kabul edilemez olduğunu, davalının cevabı ihtarname ile davaya konu makinenin bedelinin Ekim 2020 tarihinde geçerli olan 175.000,00-TL olduğu, davacının ise avans olarak alınan 65.000,00-TL'yi dahi 2020 yılı içerisinde parça parça ödemiş olduğunu ve anılan bedelin enflasyon karşısında erimiş olmasından kaynaklı olarak makine bedelinin 210.000 TL+KDV olduğunu ancak bakiye 145.000,00-TL+KDV'nin ödenmesi halinde makinenin davacıya teslim edileceğinin ihtar edildiğini, davacının makine alımından vazgeçtiği ihtarına karşılık cevabi ihtarda 2.5 yıldır davacının talebi üzerine üretilmiş olan makinenin bekletilmekte olduğunun bildirilerek ortada haklı bir neden mevcut değil iken makinenin alımından vazgeçilmesinden kaynaklı davalı şirketin zararlarına karşılık olarak yetersiz de olsa fazlaya dair hak ve taleplerin saklı tutularak 65.000,00-TL'lik avans ödemesinin davalı şirket yedinde tutulacağının davacıya ihtar edildiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini, davacı hakkında alacak miktarının % 20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Davacı ile davalı arasında şifahi sözleşme yapıldığını, taraflar arasında yazılı sözleşmenin olmadığını, sözlü sözleşmeye istinaden işkembe temizleme makinesi alım satıma konu edildiğini, işkembe temizleme makinasına ait Sevk İrsaliyesi, Fatura, teslim-tesellüm fişinin olmadığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190/1. fıkrasında, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, benzer düzenlemeye, TMK'nun 6. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbirinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, eldeki davada makinelerin bedellerinde değişiklik yapılacağı ve bu bedel üzerinde ödeme yapılacağının ispat külfetinin davalıda olduğu, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanılmamış olduğu anlaşılmakla teslimi gerçekleşmeyen makinalar için yapılan ödemeler yönünden davacının alacaklı olduğu kanaatine varıldığından..." gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile; davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 65.038,29 TL üzerinden İPTALİNE, 65.000,00-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,75 oranında ve değişen oranlarda avans faiz uygulanarak takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İtirazın iptaline karar verilen 65.038,29 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Koşulları bulunmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yetki itirazın reddi hatalı olduğunu, davacı tarafından müvekkil aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası ile 65.000 TL'lik iadesi yapılmayan avansa dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup tarafınca anılan takibe karşı borcun bulunmaması nedeni ile yetkiye ve borca itiraz edildiğini, borca itiraz edilirken aynı zamanda yetkiye de itiraz edilmiş olup yetkili icra dairelerinin müvekkil şirketin ikametgahı olan Gaziosmanpaşa İcra Daireleri olduğu ifade edildiğini, müvekkil şirketin ticaret sicil ve faaliyette bulunduğu adres " ... Mah. No:... .../İstanbul" olup bu durumda yetkili icra dairesi Gaziosmanpaşa İcra Müdürlükleri olmakla yetkili mahkemeler de İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı, daha önce aynı alacağa konu icra takibinde yetkili icra dairelerinin Gaziosmanpaşa İcra Daireleri olduğunu kabul etmiş iken işbu mükerrer takibinde kabul etmemiş olması kendi içerisinde çelişki oluşturmakta olup kabul edilemez bir durum olduğunu, icra takibine ve itirazın iptali davasında yetkili yer ... olup bu konuda karar verilmemiş olması hatalı olup kaldırılması gerektiğini, davaya konu takip, mükerrer bir takip olup borca itiraz dilekçede de bu husus belirtilmek sureti ile borca itiraz edildiğini, her ne kadar davacı yanca, dava dilekçesinde işbu dava öncesi gerçekleşen yine aynı alacağa konu görülüp karara bağlanan davadan hiçbir şekilde bahsedilmemiş ise de aynı alacağa konu 65.000 TL, Gaziosmanpaşa 6.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, anılan takibe itiraz edilmesi üzerine İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/382 E. Sayılı dosyası ile davacının ikamet ettiği itirazın iptali davası müvekkil şirketin temerrüde düşürülmemiş olması nedeni ile reddedilmiş ve anılan karar kesinleştiğini, her iki takip talebi de incelendiğinde tarafları, miktarı ve borcun sebebi aynı olduğunu, aynı takip ikinci kere mükerrer olarak yapıldığını, mükerrer takip nedeniyle bu takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasının reddi gerekirken Sayın Mahkeme tarafından kabul edilmiş olup bu sebeple de kararın kaldırılmasını talep ettiğini, davacı tarafından yukarıda belirttiği İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen karar üzerine Kayseri 1.Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yine tamamen kararın yanlış bir şekilde algılanması ile sanki makinenin tüm bedeli 65.000 TL imiş gibi davaya konu işkembe makinesinin kendilerine teslimini aksi takdirde 65.000 TL'lik ödemenin iadesi talep edildiğini, bilindiği üzere avans ödemesi, bir mal veya hizmetin bedelinin bir kısmının mal veya hizmet sahibi kişiye asıl ödeme tarihinden önce ödenmesi gerektiğini, dolayısı ile her ne kadar davacı tarafından sanki tüm makine bedeli ödenmiş gibi yansıtılmaya çalışılmış ise de kendilerinin de belirttiği ve kesinleşmiş mahkeme kararı ile de tespit edildiği üzere yapılan ödeme tüm makine bedelinin bir kısmına dair yapılan avans ödemesi olduğunu, davacının talebine uygun olarak ve sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek makineyi üretmiş olup bu yönde harcama ve masraf yapmış aynı zamanda bu kadar uzun süre için de makineyi muhafaza etmek zorunda kaldığını, dava konusu makinenin bir 3.kişiye satılıp satılamayacağı dahi somut durumda belli olmadığını, davacı, haksız ve kötüniyetli olarak müvekkilin hiçbir kusuru olmaksızın dava konusu makineyi almaktan vazgeçtiğini , davacının sebepsiz vazgeçme nedeni ile tazminatla yükümlü tutulmaması gibi bir ihtimal, davalının dürüstlük kuralına aykırı davranışına prim vermek ya da onu temerrüde özendirmek anlamına gelmekte ve müvekkilin sözleşmenin ifa edileceğine duyduğu güvenin boşa çıkması nedeniyle uğradığı zararlara katlanmak zorunda bırakılması adalet ve hakkaniyet duygularını zedelediğini , bu kapsamda borçlu temerrüdünde alacaklı TBK madde 125/3 uyarınca nasıl sözleşmenin hükümsüz kalması nedeni ile zararını talep edebiliyorsa müvekkil satıcının da her iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler uyarınca bu zararının tazmini gerekmekte olup bu nedenle davacının herhangi bir para iadesi talep hakkı bulunmamakla birlikte aksine müvekkile daha fazla zarara sebebiyet vermesi nedeni ile fazlası ile tazmin yükümlüğü mevcut olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.09.2025 tarih 2023/319 Esas, 2025/836 Karar sayılı kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı tarafından davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinde, 65.000,00 TL asıl alacak ve 12.936,05 TL faiz talep edildiği, takibin dayanağı olarak iadesi yapılmayan avansın tahsili olarak belirtildiği görülmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir.
Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.
Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar olup, derdestlik ve kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında yer alır.
6100 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK m. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, HMK'nın 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E. - 2013/421 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001, C. V, s. 4980 vd.).
Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Kuru, C. V, s. 5051- 5053).
Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada kesin hükme bağlanmış olan husus yönünden kesin delil teşkil eder. (6100 sayılı Kanun m.303/1,2) Aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukuki ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile iki davanın da temelini oluşturan aynı hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder. Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci davada kesin delil teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder. Aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3108 E., 2021/380 K.; 09.02.2021 tarihli ve 2016/(7)9-1247 E., 2021/54 K.; 17.11.2020 tarihli ve 2016/(7)9-1867 E., 2020/908 K. ve 15.09.2020 tarihli ve 2017/(22)9-1293 E., 2020/588 K. sayılı kararlarında da yer verilmiştir.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasında hukukî yararı olmadığı gerekçesi ile HMK’nın 114 üncü maddesiyle derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir.
Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 2007, s.8 vd.). Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir.
Derdestlik anlamında görülmekte olan dava, yargılamanın başlaması anından hüküm verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreçte görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir (Mazlum, İsmet: Medenî Usûl Hukukunda Aslî Müdahale, Ankara 2019, s. 126; Tanrıver, s. 49).
Bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde; davacının davalıya karşı aynı alacak nedeniyle takip başlattığı, takibe itiraz olması üzerinde İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/382 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, bu davada istinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine şeklinde 20.12.2022 tarihinde karar verildiği görülmekle dosyanın uyaptan istenerek kesinleşip kesinleşmediği, taleplerin, tarafların, dava konusu ve dava sebebinin bire bir aynı ise derdestlik veye kesin hüküm teşkil edip etmediğinin değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulü yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE ,
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/319 Esas 2025/836 sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 04/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.