Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/306
2025/302
12 Şubat 2025
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/306
KARAR NO: 2025/302
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/12/2024 ARA KARAR
NUMARASI: 2024/1050 Esas
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: 12/02/2025
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1050 Esas sayılı 20/12/2024 tarihli ara kararına karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin üst soylarının davalı şirketin kurucusu müteveffa ... ile eşi ... olduğunu, ... ile ...'ın evliliklerinden ..., ... ve ... isimli üç çocukları olduğunu, davalı ve hissedar ...'ın olduğunu, ...Anonim Şirketi ... tarihli ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanarak kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, şirketin kurucusunun kuruluşundan beri hakim sahip ve aynı zamanda müvekkilin üstsoyu ..., 02/12/2020 tarihinde vefat ettiğini, şirketin hissedarları hâlihazırda ..., ..., ..., ... ve ...olduğunu, hissedarlar arasında müvekkil yer aldığını, yönetim kurulu kararı uyarınca muris ...'ın hissesinin tamamını oğlu ...'a devredildiğini, dolayısıyla müvekkili ve diğer mirasçılara ...'ın vefatı ile intikal eden bir hisse kalmadığını, müvekkilinin de mirastan intikal etmesi gereken bir hissesi olamadığını, ... hâlihazırda şirketin hâkim hissedarı ve yönetim kurulu başkanı konumunda olduğunu, ...Anonim Şirketi'ne ilişkin pay devri konulu yönetim kurulu kararının 30/09/2020 tarihinde düzenlenmiş olduğunu,... tarihinde Kayseri 10. Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile tasdiklendiğini, yönetim kurulu kararında şirket ortaklarımızdan ...'ın devrinin onaylanmasına devir sonucunda ...'ın şirkette hissesinin kalmamasına oy birliği ile karar verildiğini, murisin tüm hisselerinin davalıya devredildiği belirtildiğini, yönetim kurulu kararında yer alan ve hisselerini devreden ...'ın isminin altında yer alan imza, murise ait olmadığını, sahte imza olduğunu, tüm bu hususlar mahkemenizce yapılacak araştırmalarla netliğe kavuşana dek davalı ve devralan ...'ın şirkette en yüksek pay sahibi konumunda olmaya devam edeceği ve yönetim kurulu başkanı olmasından bahisle şirket üzerinde söz sahibi olduğu ve bu süreçte şirketin menfaatlerini korunmasına devam edilmesi gerektiği, bu nedenlerle şirketin ve müvekkilin şirketteki durumunun korunabilmesi için şirketin kayıtlı tüm mal varlığı üzerine satışa engel ihtiyati tedbir konulmasına, ayrıca şirket hisselerinin devir ve temlikinin önlenmesi adına davalının şirket hisseleri üzerine satışa engel ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi kararı ile; Dava dilekçesi ekinde sunulan 30/09/2020 karar tarihi, 2020/3 karar sayısı ve ... yevmiye sayılı ...Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Kararı ile davalı ...'ın hisse adedi 56.675.500 ve hisse bedeli olan 5.667.550,00-TL olduğu anlaşılmakla, davalı ...'ın payın yargılama sonuna kadar üçüncü şahıslara satışının, devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla 300.000,00-TL nakdi teminat veya süresiz banka teminat mektubu karşılığında üçüncü şahıslara satışının, devir ve temlikini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir konulması talebinin kararının kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuş "1-Davacı tarafın, davalı şirketin kayıtlı tüm mal varlığı üzerine satışa engel ihtiyati tedbir konulması talebinin REDDİNE, 2-Davalı ...'ın hakkındaki ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile davalı davalı ...Anonim Şirketi'ndeki davalı ... adına kayıtlı 56.675.500 adet payın yargılama sonuna kadar üçüncü şahıslara satışının, devir ve temlikinin önlenmesi yönünden İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA," şeklinde ara karar kurulmuştur.
Davacı vekili işbu ara kararının redde ilişkin kısmını yasal süresi içerisinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın açılması ile verilen hükmün kesinleşmesi arasında geçecek sürede dava
konusunun, ortaya çıkacak durumlar ya da değişiklikler veya karşı tarafın kötü niyetli davranışları
nedeniyle ortadan kalkması ya da değişikliğe uğraması söz konusu olabilir ve dava lehe sonuçlansa bile
bu hükümden yararlanılması mümkün olmayabileceğini, bu tehlikenin ortadan kaldırılması adına 6100 sayılı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ihtiyati tedbir müessesi düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir ile hakkı elde etmenin önüne çıkacak olan tehlike, kesin hükümden önce ortadan kaldırılmakla, hak sahibi söz konusu tehlikeye karşı korunduğunu, ihtiyati tedbir, dava neticesinde verilecek kesin hükmün sonucuna kadar,
hükmün infazını engelleyecek tehlikeyi ortadan kaldırma aracı olduğunu, bu tedbire başvurularak taraflar arasındaki davaların konusuz ve etkisiz kalmasının önüne geçilecek, davaların uzun sürmesinden kaynaklanan
sorunların aşılabileceğini, mahkemece her zaman kaldırılabilir ve değiştirilebilir
olması yönüyle de olması muhtemel hak kaybının önlenebilmesi adına ihtiyati tedbir kararının
verilmesinin yargılamaya bir sakıncası olmadığını, şirketin kurucusu, kuruluşundan beri hakim sahip ve aynı zamanda müvekkilin üstsoyu ...
..., 02.12.2020 tarihinde vefat etmiştir. Şirketin hissedarları hâlihazırda ..., ..., ..., ... ve ...’ olduğunu, hissedarlar arasında müvekkilin yer almadığını, şirketin sermayesi 110.000.000 TL olup hisse adedi ise 11.000.000’tir. Muris ve şirketin kurucusu
...’ın vefatı ile kendisine ait 5.667.550 adet hisse, mirasçılarına payları oranında
paylaşılması gerekmekte iken geçerliliği bulunmayan bir yönetim kurulu kararı nedeniyle dağılım bu
şekilde gerçekleştirilemediğini, yok hükmünde olduğu detaylıca izah edilecek yönetim kurulu kararı
uyarınca muris ...’ın hissesinin tamamının oğlu ...’a devredildiğini ve dolayısıyla müvekkil ve diğer mirasçılara ...’ın vefatı ile intikal eden bir hisse kalmadığını, müvekkilin de mirastan intikal etmesi gereken bir hissesi olamadığını, dava konusu yönetim kurulu kararı, hisse devrinin gerçekleşmesi için aranan yasal şartlar
sağlanmadığından geçersiz olduğunu, yaklaşık ispat salt bu nedenle dahi sağlanmış olup şirketin
mal varlığı günden güne azaldığından ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesi
gerektiğini, dava konusu karar, ...’ın 5.675.500 adet hissesinin, davalı ...’a devrine ilişkin olduğunu, bu karar ile şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...’ın, yönetim
kurulu üyesi olan ...’ın tüm paylarını devralarak pay sahibi olması, ...
...’ın ise tüm paylarını devrederek pay sahipliğinin ortadan kalkması söz konusu olduğunu, alınan
karar öncesi pay sahiplerinin ...hariç hepsi yönetim kurulunda üye iken, pay devrine ilişkin karar sonrası ... pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi, ...yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahibi, diğer bütün pay sahipleri yönetim kurulu üyesi olarak gözüktüğünü, somut olay bakımından taraflar arasındaki sözleşme eğer satım akdi ise, bu sözleşme bir bedele
bağlı olarak yapılacak olup, tasarruf işlemi alacağın temliki olacağını, doktrin ve yargı kararlarında
kabul gördüğü üzere, anonim şirketin pay devri alacağın temliki şeklinde yapılması gerektiğini, 4. TTK m.490 vd. hükümlerinde nama yazılı pay olarak belirtilen doktrinde ise çıplak pay olarak adlandırılan payların devrine ilişkin bir hüküm olmayıp, bu nedenle genel hükümlerin uygulanacağı öngörülmekte ve bunun da alacağın temliki olduğu kabul edilmektedir. Alacağın temlikinin ise yazılı olarak yapılması TBK m.184 hükmü
gereği olduğunu, yazılı şekil, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun olan hukuki sonuç iradelerini yazılı olarak içeren
metin ile imza unsurlarının birleşmesi ile oluştuğunu, dolayısıyla paylar satım akdi gereği devredilmişse, yazılı bir devir beyanı tasarruf işlemini oluşturduğunu, bununla birlikte payın devrinde uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değiştiğini, bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleştiğini, alacağın temliki, bir tasarruf işlemi olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçtiğini, şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz
konusu olduğunu, somut olay bakımından her iki sözleşme açısından da pay devrinin alacağın temlikiyle ve bu
temlikin şekil şartı olan yazılı şekilde yapılması gerek doktrin gerekse yargı kararları tarafından net
şekilde kabul edildiğini, bu halde temlikin şartlarını taşıyan yazılı bir belge olmadıkça pay devrinin geçersiz olduğunu, alacağın temlikinin şartlarına gelince, temlik sözleşmesine ilişkin yazılı metnin sözleşmenin esaslı
unsurlarını taşıması gerektiğini, bu alacağın temlikindeki belirlenebilirlik veya belirlilik ilkesinin bir
gereği olduğunu, sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını içeriyor olması, temlik edilen alacağı yeterli açıklıkta
göstermesi gerektiğini, somut olay gözetildiğinde, Kayseri 13. Noterliği ...
yevmiye nolu ... Tarihli hisse devri içeren Yönetim Kurulu Kararı’nın geçerliliğinden söz
edilemeyeceğini, ortada yalnızca bir Yönetim Kurulu Kararı mevcut olup işbu karar da yasada gereken
şartlar taşımadığını, hisse devri Türk Borçlar Kanunu gereği alacağın temliki niteliğinde olmasına rağmen devralan davalı ... ve üstsoy ... arasında hisse devrine
ilişkin hiçbir temlikname, sözleşme bulunmadığını, sonradan düzenlenecek ve dosyaya sunulabilecek hiçbir yazılı sözleşmeye muvafakati bulunmadığını, yazılı beyan resmi şekle tabi olmadığından
kolaylıkla düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, somut olayda devrin TTK 416 ve devamı maddeleri ile anasözleşmeye uygun bulunup
bulunmadığı, alacağın temliki şartlarının sağlanıp sağlanmadığının araştırılması gerektiğini, Yargıtay içtihatları ve açık kanun hükümleri gereği yasal unsurları
barındırmayan devrin hüküm doğurmayacağının kabulü gerektiğini, kabul Anlamına Gelmemekle Birlikte Yönetim Kurulu Kararı’nın Yasal Şartları Taşıdığının Ve
İmzanın Murise Ait Olduğunun Varsayımında Dahi, Murisin Sağlığında Yapmış Olduğu İşlemin
Muvazaa Gereği İptali Gerektiğini, bilindiği üzere mirasçı, muvazaalı işlemin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı
iddiası her türlü delille kanıtlanabileceğini, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde
Türk Borçlar Kanunu’nun 19. Maddesinin uygulanabileceği ve muvazaalı işlemiş araştırılması gerektiği
yasal ve yargısal uygulamanın bir gereğidir. Dolayısıyla, murisin sahip olduğu payları muvazaalı olarak satış
sözleşmesi görünümündeki bir sözleşme ile mirasçılarından mal kaçırmak üzere devredilmesi halinde, bahse
konu işleminin hükümsüzlüğü, TBK md. 19’da düzenlenen “genel muvazaa”nın varlığı gerekçesi ile miras bırakanın saklı paylı olsun ya da olmasın tüm mirasçıları ve hatta hükümsüzlüğün tespitinde
menfaati olan herkes tarafından ileri sürülebileceğini, somut olaya konu devir sözleşmesi incelendiğinde, geçerliliğini kabul anlamına gelmemekle birlikte,
miras bırakan ...’ın ölümünden az bir zaman önce hisselerinin tümünü oğlu ...
...’a devrettiği ve şirkette hiç hissesinin kalmadığı anlaşıldığını, bu devir işleminin muvazaalı olduğu ve diğer hissedarları/mirasçıları aldatma kastı içerdiği izahtan vareste olduğunu, üç çocuklu miras bırakanın, payının tümünü tek bir çocuğuna devretmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemekte, diğer
mirasçıların hakkını ihlal ettiğini, Pyın ikinci durum olan bağışlama ile geçmesi durumunda ise, bağışlamanın, TBK m.288/1 hükmüne
göre geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlandığını, taraflar bağış hususundaki iradelerini yazılı olarak
ortaya koymadıkları sürece geçerli bir bağış sözleşmesinden söz edilemeyeceğinden ve yazılı bir sözleşmenin
varlığı söz konusu olmadığından, bu husus eğer iddia yönetim kurulu kararına isnat ettirilerek ileri sürülecek olursa da, ilgili yönetim kurulu kararında bağışlama iradesi yer almadığından geçersiz olacağını, işbu nedenlerle hisse devri konulu Yönetim Kurulu Kararı’nın geçerli olduğu varsayımında dahi
muvazaa bakımından gerekli değerlendirmeler yapılarak hisse devrinin iptali ile payları oranında
mirasçılara tescili gerektiğini, bu şekilde devredilen tüm hisselere ilişkin olarak diğer mirasçılara
da dava açılacağını,
dava dilekçesi ekinde yer alan uzman mütalaasında davaya konu yönetim kurulu kararının
hangi hallerde ne sebeple geçersiz olacağı belirtilmiş ve geçersiz olduğu kanaatine varıldığını, devre konu yönetim kurulu kararı yok hükmünde olduğundan şirketin zarara uğramasının ve
hisse kaybının önlenmesi adına tümden ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, dava
konusu şirketin en önemli geliri ve neredeyse tek geliri taşınmazlara ilişkindir. dolayısıyla salt
işin esası olmadığına dayalı olarak ret kararı verilmemesi gerektiğini, haksız yere şirketten pay sahibi
olamayan müvekkilin her geçen gün zararı artmakta, geri dönülemez bir hal aldığını, izah edildiği üzere davaya konu Yönetim Kurulu kararı, yasada belirlenen geçerlilik
şartlarını taşımadığından yok hükmünde olduğunu, davaya konu Yönetim Kurulu Kararı öncelikle alacağın temlikine ilişkin geçerlilik
şartlarını taşımaması, herhangi bir sözleşmeye dayandırılmaması, ayrıca 30.09.2020 tarihinde
düzenlenmesine rağmen 3 ay sonra Noter tasdikine tabi tutulması, Noter Tasdikinin de murisin
vefatından 9 gün sonra yapılmış olması, dolayısıyla onaylama işlemi sırasında murisin orada
bulunamayacağı, orada bulunamayacağı için murisin imzasının kendisine ait olduğuna dair beyanı
içermesi gerektiği, bu unsurların hiçbirini taşımadığı, ayrıca çıplak gözle dahi görülür bir fark
bulunduğu, imzanın taklit imzadan ibaret olduğundan Yönetim Kurulu kararının bu bağlamda da
geçersiz olduğu, Yönetim Kurulu kararının bir diğer geçersizlik nedeninin ise TBK 19 gereği muvazaa
kapsamında kaldığı, muvazaanın tüm şartlarının sağlandığı, mirasbırakanın hisselerinin devretmesi için
haklı bir nedeninin olmadığı, davalının alım gücünün bulunmadığı, ivazsız bir işlem olduğu açık olup
yargılama neticeleninceye kadar şirketin aktif mal varlığı ve davalı hisseleri üzerine satışa engel tedbir
konulması gerektiği, zira davalının şirketin mal varlığını zarara uğrattığı, şirketin ve mirasçıların
menfaatlerinin korunması adına ihtiyati tedbir talebimizin tümden kabulüne karar verilmesi
gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulüne, Şirketin Ve Müvekkilin Şirketteki Durumunun Korunabilmesi Amacıyla ihtiyati tedbir
talebimizin tümden kabulüne, şirketin kayıtlı tüm malvarlığı üzerine satışa engel
ihtiyati tedbir konulmasına, ayrıca şirket hisselerinin devir ve temlikinin önlenmesi
adına davalının şirket hisseleri üzerine satışa engel ihtiyati tedbir konulmasına, şirketin
adına kayıtlı taşınır ve taşınmazların tespiti için Tapu Müdürlüğüne VE Noterler Birliğine müzekkere yazılmasına,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu Düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Derdest dava, " ..Şirketin Ve Müvekkilin Şirketteki Durumunun Korunabilmesi Amacıyla ihtiyati tedbir
talebinin kabulüne, şirketin kayıtlı tüm malvarlığı üzerine satışa engel ihtiyati
tedbir konulmasına, Ayrıca Şirket Hisselerinin Devir Ve Temlikinin Önlenmesi Adına Davalının Şirket Hisseleri Üzerine Satışa Engel ihtiyati tedbir konulmasına, Şirketin Adına Kayıtlı Taşınır Ve Taşınmazların Tespiti İçin Tapu Müdürlüğüne ve noterler birliğine
müzekkere yazılmasına,
Yönetim Kurulu Kararı’nın Öncelikle Mevzuat Ve Yargıtay İçtihatları Gereği Aranan Geçerlilik Şartların Taşımadığından Geçersizliğinin Kabulüyle şirket hisselerinin mirasçıların yasal
payları oranında mirasçılara dağıtılmasına, bu hususun ticareti sicil
gazetesinde tescil ve ilanına,
Mahkeme Aksi Kanaatte İse Gerek Noterlik Kanunu Onaylama Şartlarını Taşımadığı Gerekse Murisin Vefatından Sonra Tasdike Sunulması Gerekse Murise Ait Asıl İmzalar İle Arasında Gözle Görülür Farklar
Olması Nedeniyle Yönetim Kurulu Kararı’nda Yer Alan Murise Ait Görünür İmzanın Bilirkişi İncelemesine Gönderilmesine, Sahte İmza Nedeniyle Yönetim Kurulu Kararının Geçersizliğinin Tespiti İle şirket hisselerinin mirasçıların yasal payları oranında mirasçılara
dağıtılmasına, bu hususun ticareti sicil gazetesinde tescil ve ilanına,
Mahkemeniz Aksi Kanaatte İse Murisin Vefatından 3 Ay Önce Yapmış Olduğu Hisse Devri İşleminin TBK 19 Genel Muvazaa Hükümleri Gözetilmek Suretiyle İptaline, şirket hisselerinin mirasçıların yasal payları oranında mirasçılara dağıtılmasına, bu hususun ticareti sicil gazetesinde tescil ve ilanına,
neticeten haklı davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar Verilmesi..." taleplerine ilişkindir.
Mahkeme , 20/12/2024 tarihli gerekçeli ara kararı ile davacının davalı şirketin kayıtlı tüm mal varlığı üzerine satışa engel olacak şekilde ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin tedbir talebinin reddine, davalı ... hakkındaki ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davalı şirketteki davalı ... adına kayıtlı 56.765,500 adet payın yargılama sonuna kadar 3.şahıslara satışının devir ve temlikinin önlemesi yönünden ihtiyati tedbir konulmasına, (300.000TL teminat karşılığında ) karar vermiştir. Davacı vekili işbu ara karardaki reddedilen ihtiyati tedbir istemine ilişkin karar kısmını süresinde istinaf etmiştir.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; derdest işbu davada davacı tarafça istenen, davalı şirketin adına kayıtlı tüm mal varlığı üzerine satışa engel olacak şekilde ihtiyati tedbir konulmasına yönelik tedbir talebinin kabulü için HMK 389. Vd maddesi gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de, istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davacı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda mahkemece yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile mevcut derdest dava dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde istinaf edilen ara kararda usul,yasa ve mevcut dosya kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararın hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle de davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/1050 Esas sayılı, 20/12/2024 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,
5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 12/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.