Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/2542
2026/206
4 Şubat 2026
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2542
KARAR NO: 2026/206
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/09/2025
NUMARASI: 2023/1138 E. - 2025/744 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 04/02/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/09/2025 tarih ve 2023/1138 E - 2025/744 K kararına karşı süresi içinde davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Limited Şirketi isimli firmanın sahibi ve yetkilisi olduğunu, şirketin devri hususunda anlaşma yapıldığını, anlaşma kapsamına göre müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, protokol şartları okutulmadan müvekkiline imzalatıldığını, sonrasında müvekkilinin ve ilgili şirketin işlerinin kötüye gittiğini, icra takibi altında kaldığını, müvekkilinin karşı yanla iletişime geçtiğini, zararını karşılayacağını bildirdiğini, davalının Vergi Dairesi ile SGK' ye 100.000-TL ödeme yaptığını, ancak geçen zamanda paranın değerinin eridiğini, alım gücünün kalmadığından bahisle 600.000-TL ödenmesini istediğini, bunun haricinde hiçbir borç alacak ilişkinin kalmayacağını bildirdiğini, müvekkilini bu miktarı çek karşılığında ödenmesinin konuşulduğunu, ancak müvekkilinin çekleri ödeyemediğini ve hakkında karşılıksız çek düzenleme suçundan dava açıldığını, bunun üzerine müvekkilinin davalı ile iletişime geçerek bir kısım ödeme yaptığını, müvekkilinin borçlarını bittiğini düşündüğünü, ancak hakkında dava konusu icra takibinin başladığını, 13.08.2016 tanzim tarihli, 30.11.2016 vade tarihli 300.000 TL bedelli nakden para alındığını belirtir bonoda yer alan yazı ve imzalar müvekkiline ait olmadığını, müvekkili ile karşı yan arasında nakden para alındığında ilişkin bir borç ilişkisi mevcut olmadığını, bu nedenlerle dava konusu icra dosyasına yatacak olan paranın davalıya ödenmemesine, davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, davalı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacının ihtilaf konusu ile alakası olmayan uzun bir süreçten ve taraflar arasındaki kişisel muhabbetlerden bahsetmişse de uyuşmazlığın can alıcı noktası, davacının borçu olmadığının senete eş değer bir yazılı belge ile ispat edip edemeyeceği olduğunu, nitekim kambiyo senetleri illetten mücerret olup kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren kıymetli evraklar olduğunu, bu nedenle senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi gereği davacı tarafça borçlu olunmadığının ispatı ancak yazılı belge ile olacağını, oysa davacı taraf iddiasını yazılı bir belge ile ispatlayamadığını, davacı, dava konusu bono icra takibine konulduğunda yasal süresi içerisinde gerek borca gerekse imzaya herhangi bir itirazda bulunmadığını, takibin üzerinden 8 yıl geçtikten sonra açılan dava ve bu aşamadaki iddiaları haksız ve kötüniyetli olduğunu, ayrıca bono üzerindeki imzalar ve yazılar da davacıya ait olduğunu, bu nedenlere davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Somut davada, davacı vekili tarafından, senetteki yazı ve imzanın müvekkiline ait olmadığı ileri sürülmüş olup TTK'nın 778/1-f mad. atfıyla TTK'nın 680.maddesine göre açık bono düzenlenmesi mümkün olduğundan senet üzerindeki yazıların kime ait olduğu hususunda Mahkememizce bir inceleme yaptırılmamıştır.İmza inkarına yönelik ise senet üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığını tespiti amacıyla grafolog bilirkişiden rapor alınmış olup,düzenlenen bilirkişi raporunda, takibe dayanak senedin ön yüzündeki borçluya atfen atılı imzaların davacının elinden çıktığı tespit edilmiştir. Davacının, senedin bedelsiz kaldığına ilişkin iddiası yönünden yapılan değerlendirmede ise, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/39576 soruşturma dosyasında davalının alınan ifadesinde, ''Senedin ...Ltd. Şti ile taş ocağının devrinden dolayı düzenlendiğini,davacıya parasını vererek buraları satın almaya anlaştığını,birçok kez ruhsat harçlarının yatırıldığını ancak şirketin devredilmediğini ve ödenen paralarında tarafına ödenmediğini,'' beyan ettiği görülmekle senet metninin talil edilmediği,ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, bu hususta senedin sahteliği iddiası yönünden yürütülen Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/39576 soruşturma dosyasının bekletici mesele yapıldığı ancak ilgili dosyada sahtecilik suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek davacı hakkında iftira suçundan dava açıldığı, davacı tarafından yemin deliline dayanıldığı ve davalı tarafından dava konusu senedin bedelsiz olmadığına, senet bedeli kadar alacaklı olduğuna ve senet bedelinin ödenmediğine ilişkin yemin edildiği de gözetildiğinde davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine, İİK' nın 72/3.maddesi gereğince, tedbir kararı nedeniyle davalının alacağını geç almasından kaynaklı zararından dolayı hükmün kesinleşmesiyle birlikte dava değeri olan 300.000-TL' nin %20' si oranında (60.000,00-TL) tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. Davanın reddine, İİK' nın 72/4.maddesi gereğince, Mahkememizin 27/12/2023 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA, bu hususta İcra Dairesi' ne müzekkere yazılmasına, İİK' nın 72/3.maddesi gereğince, tedbir kararı nedeniyle davalının alacağını geç almasından kaynaklı zararından dolayı hükmün kesinleşmesiyle birlikte dava değeri olan 300.000-TL' nin %20' si oranında (60.000,00-TL) tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İmza incelemesi için kurumlardan celp edilen belge asıllarının iadesine
..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında 06.01.2025 tarihli bilirkişi raporunun hiçbir inceleme yapılmaksızın basit bir imza olan müvekkilinin imzasının mevcut olduğunu bilimsel verilerden uzak biçimde tespit ettiğinden bahsettiğini, öyle ki bilindiği üzere imza incelemelerine en geç senet tanzim tarihi ve öncesine dair ıslak imzalı evrak asıllarının menfi tespiti istenen evrak ile bilimsel biçimde mukayeseli incelemesi gerekmekte olup 06.01.2025 tarihli raporda bu yönde bir incelemenin gerçekleştirilmediğini, 14.01.2025 tarihli itiraz dilekçede de bu hususun nazara alınmadığını, somut olarak ifade etmek gerekirse menfi tespiti istenen evrak ile raporun üçüncü sayfasında mukayese edildiği iddia edilen evrakların hangi tarihli hangi kurumdan celbedilen evraklar olduğunun tespit edilemediğini, zira 26.02.2024 tarihli veya 09.06.2022 tarihli vekaletnamede incelenmiş olabileceği gibi 25.09.2018 tarihli pay devir sözleşmesi de incelenmiş olabilir nitelikte olup 13 adet incelemeye esas evrakın alındığını belirten bilirkişi raporunun 3 adet imzadan bahsettiğini, tüm bu hususlar nazara alındığında Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi Esas:2024/919 Karar:2024/1028 Karar Tarihi:03.05.2024 tarihli kararına konu dosyasında olduğu gibi Adli Tıp Kurumu nezdinde bir bilirkişi raporu tanzimi gerekeceğinin açık olduğunu, 12.09.2025 tarihli gerekçeli karar içeriğinde şahsi defi ve ispat yükümüne ilişkin değerlendirmenin çelişkili olarak yapıldığını, öncelikle ispat yükünün davalı yan üzerinde olup bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, zira menfi tespiti istenen senet metinin içeriğinde 13.08.2016 tanzim tarihinde, 30.11.2016 vade tarihinde geri alınmak üzere 300.000 TL bedelli nakden para verildiğinin ifade edildiğini ve anlaşıldığını, bu hususta ise davalı asilin 06.11.2023 tarihli kolluk ifadesinde açıkça "BANA BİR KAÇ DEFA RUHSAT HARÇLARINI YATIRTTI, ŞİRKETİ DEVRETMEDİ, KENDİSİ DİLEKÇESİNDE BELİRTTİĞİ ÖDEDİĞİNİ BELİRTTİĞİ ÇEKLERİ BANA İŞLERİM BOZUKTU ÖZÜR DİLERİM DİYEREK VERDİ. Ancak bana daha sonra bir kepçe aldırmaya çalıştı, bende önceki tecrübelerimden dolayı kendisine kanmadım çekleri yazdırdım, O ÖDEMEDİ, TEKRAR GELİP ÖZÜR DİLEYİP İŞLERİNİ TOPARLADIĞINI SÖYLEYEREK O BORCUNU ÖDEDİ, BEN O YÜZDEN HİÇBİR İŞLEM YAPTIRMAMIŞTIM ÇEKLERİ İADE ETTİM" şeklinde müvekkilinin kendisine borcunun bulunmadığını iddia ederek senedi talil etmekle kalmadığını, üstüne anılan senetten borcunun bulunmadığını iddia ettiğini, ancak yerel mahkemenin ise işbu ifadeden deyim yerinde ise cımbızlama ile talilin gerçekleşmediğinin gerçeğe aykırı olarak iddia ettiğini, nitekim Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi Esas:2022/1749 Karar:2022/1814 Karar Tarihi:28.09.2022 olan kararında "Dava konusu bonoda davacı keşideci, lehdar davalıdır. Davacı senedin bedelsiz olduğunu, davalıdan bu miktarda borç almadığını belirterek menfi tespit isteminde bulunmuş, davalı ise ceza soruşturmasında verdiği ifadesinde senedin davacıya satılan araca binaen alındığını savunmuştur." şeklinde gerçekleşen olaya konu yargılamada bu hususa açıkça değindiğini, davalı yanın alacağının kaynağının ruhsat harcı yatırılması olduğunu iddia ettiğini ve (sonrasında çeklerle bu ödemeleri aldığını da belirtmiş olup bir an için bu yönde bir açıklama bulunmadığının kabulünde dahi) bu alacağını ispat yükünü üzerine aldığını, nitekim yerel mahkemece açıklamalarının deyim yerinde ise yoksayıldığını, 24.05.2025 tarihli duruşmada ticari ilişkiye istinaden söz konusu senedin alındığının iddia edilmesi nedeniyle de bu ticari ilişkinin ve alacağın davalı yanca ispat edilmesi gerekeceği subjektif ispat yükümünün yer değiştirmiş olduğunun da kapsamında açık olduğunu, yemin delilinin kesin delil niteliğinde bulunmakla beraber yemin delilini ileri süren tarafın ispat yükümünü üzerinde olan taraf olması gerektiğini, yerel mahkemece bu hususun gözetilmeden yemin delili ikamesi gündeme getirilmiş ise de Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi Esas:2020/742 Karar:2020/784 Karar Tarihi:05.11.2020 olan kararında "İspat yükü kendisine düşmeyen taraf (ispat yükünün kendisine düştüğü sanısıyla) diğer tarafa yemin teklif ederse, diğer taraf yemin etmiş olsa bile bu yemin geçersizdir, başka bir ifadeyle kesin delil teşkil etmez (Kuru, B.: Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, C.1, s. 738)." şeklinde de bu hususu açıkça belirttiğini, bu nedenle dosya muhteviyatında bulunan yemin delilinin herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını, 12.09.2025 tarihli gerekçeli kararda yer alan sahteciliğe ilişkin yapılan soruşturmada her nasıl olmuş ise ceza makamları hiçbir incelemenin gerçekleştirmediğini; yerel mahkeme nezdinde alındığını ve bilimselliği tartışmalı olan 06.01.2025 tarihli rapora dayalı takipsizlik kararı verdiğini, bu nedenle söz konusu husustan bahseden yerel mahkemenin bilimsellikten uzak bir bilirkişi raporunun soruşturma makamlarınca esas alındığı gerçeğini deyim yerinde ise gözardı ettiğini ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1138 Esas sayılı dosyasından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etme gerekliliğinin hasıl olduğunu ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1138 Esas sayılı dosyasından verilen 12.09.2025 tarih ve 2025/744 sayılı kararın hukuka aykırılık arz etmesi ve dahi çelişkiler içermesi nedeniyle istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti ile kötüniyet tazminatının karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunun bilimsel olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının temel ilişkiyi kanıtlayamadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu beyan ederek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.09.2025 tarihli ve 2025/744 K. sayılı kararının onanmasına, yargılama giderleri ve istinaf vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davası sahteliğe ve bedelsizliğe dayalı olarak icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas (kapatılan Kayseri 2.İcra Müdürlüğü'nün ... esas)sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine 08.03.2017 tarihinde 13/08/2016 tanzim, 30/11/2016 vade ve 300.000 TL bedelli senede dayalı olarak davacı aleyhine 300.000 TL asıl alacak 8.050 TL işlemiş faiz 527,70 TL masraf olmak üzere toplam 309.478,70 TL üzerinden takip yapıldığı görülmüştür.
Davacı, senetteki imzanın ve yazıların kendisine ait olmadığını, ... Limited Şirketi ait olan maden ruhsatının davalının yetkilisi ve sahibi olduğu ... Limited Şirketi ne devri hususunda anlaşma gerçekleştirdiklerini anlaşma kapsamında kendisine ve şirkete hiçbir ödeme yapılmadığını ancak karşı yanın hazırladığı birçok evrağın, protokolun incelettirilmeden imzalatıldığını, davalı tarafça devire konu edilen şirketin vergi dairesi ve SGK'ya olan borçları için 100.000 TL ödeme yapıldığının belirtildiğini, kendisinin işlerinin bozulması nedeniyle ödeme yapamadığını ancak bir süre sonra davalının zararını gidermek istediğini davalıya ilettiğini, davalının kendisine 600.000 TL'yi çekle ödemesi halinde kendisinden alacağının kalmayacağını belirttiğini bunun üzerine karşı yana ... seri numaralı 150.000 TL bedelli 23.12.2021 vade tarihli, ... seri numaralı 225.000 TL bedelli 20.10.2021 vade tarihli, 20.01.2022 vade tarihli 250.000 TL bedelli ... seri numaralı çekleri tanzim edip verdiğini söz konusu ödemeleri gerçekleştiremediğini daha sonra söz konusu çeklerden dolayı davalının banka hesabına 08.06.2022 tarihinde 100.000 TL, 08.06.2022 tarihinde 50.000 TL, 15.06.1022 tarihinde 250.000 TL, 16.06.2022 tarihinde 225.000 TL, 17.06.2022 tarihinde 30.000 TL ödeme yapıp ve kesin olarak karşı yanla olan ticari ilişkilerini sonlandırdığını beyan ettiği görülmüştür.
Davalı imzanın davacıya ait olduğunu davanın reddini talep etmiştir.
Takibe dayanak yapılan senet incelendiğinde; davacı tarafından davalı lehine keşide edildiği 13/08/2016 tanzim, 30/11/2016 vade ve 300.000 TL bedelli nakden ibareli bono olduğu görülmüştür.
Takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olduğu gerek mahkemece aldırılan 06.01.2025 tarihli grafoloji bilirkişi raporu, gerekse Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/39576 soruşturma dosyasında aldırılan rapor, kovuşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile Kayseri 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20225/65 Esas 2025/244 Karar Sayılı dosyalarından anlaşılmıştır.
Takibe konu senetten nakden ibaresi mevcut olup davalı ... soruşturma aşamasında verdiği ifade incelendiğinde:.... söz konusu bahsettiği senedi bana ... isimli şirketi ve taş ocağına devir etmesinden dolayı düzenledi kendisinden parasını vererek orayı satın almaya anlaştık bana birkaç defa oranın ruhsat harçlarını yatırttı ancak şirketi devir etmedi bu senette benim iş yerimde kendisi tarafından doldurulmuştur... bende bu devir işlemini yapmayıp ödediğim parayı da ödeyemeyince icraya verdim. Kendisi dilekçesinde ödediğini belirttiği çekleri ( ... seri numaralı 150.000 TL bedelli 23.12.2021 vade tarihli, ... seri numaralı 225.000 TL bedelli 20.10.2021 vade tarihli, 20.01.2022 vade tarihli 250.000 TL bedelli ... seri numaralı) bana işlerim bozuktur özür dilerim diyerek verdiği ancak bana daha sonra bir kepçe aldırmaya çalıştı bir de daha önceki tecrübelerinden dolayı kendisine kanmadım çekleri yazdırdım. o ödemedi tekrar gelip özür dileyip işlerini toparlandığını söyleyerek o borcunu ödedi. kalan borçlarını da ödeyeceğim" diyerek şeref sözü verdi ben o yüzden hiçbir işlem yaptırmamıştım çeklerini iade ettim. kalan borcunu inkar edip ödemediği bu şahsa bir çok bu şekilde aramızda ticari ilişki oluyor anılan söyleyeceklerim kısaca budur " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bonoda bedelsizlik iddiası ileri sürüldüğünde kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2017/(19)11-821 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı).
Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli ve 2024/11-121 Esas, 2025/390 Karar sayılı kararında da aynen benimsenmiştir.
Taraflar arasında maden ruhsatının devir edilmediği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacı senetteki imzayı kabul etmemekle birlikte kendisine ait Vergi ve SGK borcu ödemesi nedeniyle davalıya borcunun olduğunu savcılık soruşturması ifadesinde kabul etmiş olup senedin tanzim nedenine ilişkin bir beyanı bulunmamaktadır. Davalı ise ruhsat devri öncesi ödediği harçlar için senet tanzim edildiğini belirtmiş olup senette nakden ibaresi mevcuttur.
Bu durumda davacı senet miktarı kadar davacıya borcu olmadığını yada borcu ödediğini ispat külfeti altında olup dosyaya bu yönde yazılı deliller sunmadığı görülmüştür.
Açıklamalar ışığında mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı tarafın yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/09/2025 tarih ve 2023/1138 E - 2025/744 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davacı tarafından peşin yatırılmış 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 116,60 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.