mahkeme 2025/2300 E. 2025/2549 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/2300

Karar No

2025/2549

Karar Tarihi

31 Aralık 2025

T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/2300
KARAR NO: 2025/2549
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/06/2025
ESAS NO: 2023/866
KARAR NO: 2025/602
DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin Uyarlanması
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 31/12/2025
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 23/06/2025 tarih ve 2023/866 E - 2025/602 K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından 15/11/2019 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı "... Merkez İşletmeler İçin 60 Ay Süreyle Şoförlü, Hidrolik Platformlu Kamyon, 4x4 Arazi Aracı, Kombi Kamyonet, Kompresör Taşıma Kapasiteli Kamyon ve Lastik Tekerlekli Kazıcı Yükleyici (Kepçe) Kiralama Hizmet Alımı" işinin davacının uhdesinde kaldığı ve 20/12/2019 tarihinde 41.217.546,48-TL bedelli sözleşme imzalandığı, diğer ... ihale kayıt numaralı "... İlçe İşletmeler 60 Ay Süreyle Şoförlü, Hidrolik Platformlu Kamyon, 4x4 Arazi Aracı Hizmet Alımı" işinin de davalının uhdesinde kaldığı ve 20/12/2019 tarihinde 28.797.786,94-TL bedel ile sözleşme imzalandığı, ancak; ... ve ... İKN nolu her iki grup ihale 20/11/2019 tarihinde ihalesi yapılarak sözleşmesi 20/12/2019 tarihinde yapılan hizmet alım işlerinin işe başlama tarihi 09/07/2020 tarihinde işe başlanılması gerekirken 17/02/2020 tarihinde idareye yazılan yazıyla ... çift kabinli ... çift kabin kamyon araçlardan 30 adet aracın alındığı, eksik kalan 26 adet aracın ise ana bayi ve değer bayilerde olmadığı, yurt dışından gelişi durumuna göre idareye bildirileceği, ihale kapsamında olan ... araçlardan 24 adet temin edilebileceği, eksik 15 araç için 2020 yılında motor ve tasarım değişikliği olması nedeniyle 2020 yılı Eylül- Ekim ayında temin edilebileceği, yer teslimi tarihine kadar araçların temin edilemeyeceğinin idareye bildirildiği, 20/06/2020 tarihinde idareye yazılan yazıda dünya genelindeki Covid-19 nedeniyle yurt içinde üretimi olmayan yurt dışında temin edilecek olan ... ve ... yetkili bayilerin stoklarda olmadığı Ağustos ayı sonunda Türkiye'ye getirilerek teslim edilebileceği, teslim edilecek bu araçların üst yapısı Kocaeli'de bulunan hidrolik platform üreticisi ... Firması'nda üst yapı imalatı ve montajının iki ay süreceği ve ... yetkili satıcısı ...Firması'nın ise üretici fabrikaların Covid-19 nedeniyle üretimlerini durdurdukları araçların Kasım 2020 tarihine kadar teslim edilemeyeceği, ... araçların bayilerde olmadığı Temmuz, Ağustos aylarında gelebileceği, kepçenin Covid-19 nedeniyle üretim olmadığı için 2019 imalatı yerine 2018 imalatlı kepçenin temin edilebileceği, ... tarihli ... Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Genelde 2020/5 Covid-19 Salgınının Kamu İhaleler Sözleşmelere Etkisi 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu (İstisnalar dahil) ile imzalanan sözleşmelerde Covid-19 salgını nedeniyle mücbir sebep sayıldığından sözleşmesi imzalanan ve işe başlanmayan işler hakkında bu sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerekmesine rağmen idarece bu yazı hakkında hiçbir işlem yapılmadığı, ... ve ... İKN'lu her iki grup ihalede temin edilecek araçların Covid-I9 nedeniyle üretim yapan fabrikalar çalışmadığı için yer tesliminin 09/07/2020 tarihinde araçlar temin edilemediği, araçların temininin ise 19/08/2020 tarihinde hidrolik platforum araç 21.08.2020 tarihinde temin edilerek 28/12/2020 tarihinde tamamlandığı, kepçenin 21/08/2020 tarihinde, kırıcısının ise 24/02/2021 tarihinde temin edilebildiği, 8 adet ... aracın 19/08/2020 tarihinde temin edildiği, işe başlama tarihi olan 09/07/2020 tarihinden sonra 5 ay gibi uzun bir süre sonra araçlar temin edilerek ihale kapsamındaki araçların tamamı temin edildiği, araçların tamamının yurt dışından temin edildiği için ihale tarihinde Euro kuru 5,75-TL iken araç teminde ise Euro kurunun 7,80-TL olduğu, davacı tarafça fiilen eksik araçlarla işe başlanıldığı, uyuşmazlığımıza konu işlerin süresinin 60 ay yani 5 yıl olduğu, in bu denli uzun olması ve bahse konu süreçte Covid-19 pandemisi ile Rusya - Ukrayna savaşının getirdiği ekonomik dalgalanmalardan kaynaklı olarak emtia fiyatlarında dalgalanmalar ile tedarik zincirlerinde bozulmalar meydana geldiği, hiç kimsenin beklemediği aşırı çok yüksek oranlarda enflasyonda artışlar yaşandığı, sözleşmelerin imzalandığı tarihten sonra işin gördürülmesi aşamasında iş kalemleri girdilerine ilişkin fiyatlarda öngörülemeyen ve önlenemeyen çok artışlar yaşandığı, bu artışların davacı tarafça karşılanabilmesinin mümkün olmadı; lemez aşırı çok yüksek fiyat artışlarının aşırı ifa güçlüğü kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, her iki hizmet alımı işi için de ortaya konan veriler çerçevesinde aşırı ifa güçlüğü şartlarının gerçekleşmiş olduğu, bu hususlarda 17/02/2020, 22/06/2020, 28/11/2022 ve 05/06/2023 tarihli dilekçelerle sözleşmenin uyarlanması, mümkün olmaması durumunda tasfiye edilmesi yönünde talepte bulunulmasına rağmen idarece bu konuda bir işlem yapılmadığı hususları ileri sürülerek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; davacı şirket ile davalı idare arasında yapılan hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde denge davacı şirket aleyhine önlenemeyecek ve öngörülemeyecek şekilde bozulduğu, bu sebeple yapılan sözleşmelerin aşırı ifa güçlüğü sebebiyle günümüz şartlarına sözleşmenin yapıldığı 20/12/2019 tarihinden itibaren uyarlanması, aksi takdirde davalı kuruma başvuru tarihinden itibaren uyarlanmasına karar verilmesini,bu mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin sözleşmelerinin işlerinin mücbir sebep nedeniyle tasfiyesine karar verilmesini, müvekkili şirketin ekonomik mahvına ve iflasına neden olmamak üzere, arabulucu başvuru tarihi olan 21/08/2023 tarihinden itibaren, davalı kurumumun hak ediş ödemelerine TÜİK tarafından açıklanan enflasyon farkının uygulanarak ödenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından iddia edilen mücbir sebebin varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için mücbir sebebin var olduğunun düşünülmesi halinde dahi, davacı tarafın 4735 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında davacı şirkete yapılması gereken başvurunun süresi içerisinde yapılmadığı, hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiği, davanın görevli mahkemede açılmadığı, davacı tarafın bu iddialarının ve taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı, zira, davalı şirket ile davacı arasında Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan hizmet alımına ilişkin ihalelerde süre hususu davacı tarafça bilindiği, sözleşme süresinin; dava konusu sözleşmelerin 9. maddesinde işin başlığı altında açıkça yer aldığı, davacının sözleşmenin süresinin uzun olduğu yönündeki iddiasının herhangi bir şekilde kabul edilebilir tarafı bulunmadığı, ayrıca iş kalemleri girdilerine ilişkin fiyat artışlarının olduğu ve bu durumun aşırı ifa güçlüğü oluşturduğu yönündeki iddialarında hukuki bir geçerliliği olmadığı, davacının tacir olduğu ve basiretli olarak hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, sözleşmenin kurulması aşamasında davacının kabul etmiş olduğu şartnameye aykırı taleplerde bulunmasının hukuka aykırı olduğu, ihaleye çıkılırken, gerekli maliyetler öngörülerek fiyat belirlemesi yapıldığı, araç yevmiyesi kapsamında ise, yakıt giderleri hariç işçilik ve araç bütün giderleri öngörüldüğü, hakediş ödemelerinde çalışan araçların yevmiyesi, işçilik giderleri ve fiyat farkı eklenerek davacıya ödeme yapıldığı, ayrıca teknik şartnamelerin 1.6'ncı maddesinde yer alan hükme göre davacının 09/07/2020 tarihinde teslimi gereken araçların 2020 yılının Ağustos ayı ile 2021 yılının Şubat ayına kadar ki dönemde peyderpey gecikmeli bir şekilde teslim edildiği, davalı şirketin, kendi görev bölgesinde yürütmüş olduğu elektrik dağıtım faaliyetinin; stratejik öneme sahip bir kamu hizmeti niteliğinde olması, görev bölgesinde başka bir alternatifinin bulunmaması nedeniyle sözleşme feshi yoluna gidilmediği, davalı şirketin davacının sözleşmeye aykırı hareketleri nedeniyle sözleşmeyi feshetmesi durumunda hayatın her alanında vazgeçilemez bir kamu hizmeti olan elektrik dağıtım faaliyetinin aksaması söz konusu olacağı için üstün kamu yararı gözetilerek hareket edildiği ve davacıya ifada bulunabilmesi için zaman tanındığı, davalı şirketin davacının işe geç başlamasına karşı üstün kamu yararını gözeterek herhangi bir hukuki yola başvurmamasına rağmen davacı tarafın ihale kurulduğu esnada belli olan ve kendisi tarafından kabul edilen sözleşme süresinin çok uzun olduğu iddiası ve ekonomideki dalgalanmalar nedeniyle aşırı ifa güçlüğü içerisinde olduğu iddiasıyla dava açmış olmasının hukuka aykırı nitelikte olduğu, davacının ileri sürmüş olduğu ekonomik koşullar nedeniyle ve döviz artışına bağlı olarak araçların parça maliyetlerinin yükselmesi, kasko bedellerinin artması gibi hususlar sözleşmenin kurulması aşamasında basiretli hareket etmek zorunda olan davacı tarafından öngörülmesi gereken hususlar olduğu, döviz kurlarındaki yükselişler ve enflasyon sebebiyle sözleşmenin uyarlanması talebinin kabulünün mümkün olmadığı, genel ekonomik sıkıntıya karşı davacıya fiyat farkı ödemesi de ihale sözleşmesi ve KİK kapsamında hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirildiği, davacıya sözleşme, şartname ve kanun hükümlerine göre sözleşmede yer alan bedelin üzerinde bir bedel ödenmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, yüksek enflasyon olgusunun ülkemizde yıllardır mevcut olan ve yükleniciler tarafından da bilinen veya bilinmesi gereken bir olgu olduğu, ülkemizde fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen artışın sözleşmelerin uyarlanmasına yol açabilmesi için bu artışın mücbir sebep olarak da ifade edilen katlanılamaz bir hale gelmesi gerektiği, davacının sözleşmelerin uyarlanmasına bunun mümkün olmadığı takdirde sözleşmelerin tasfiyelerine yönelik taleplerinin kabul edilemeyeceğini ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İddia ve savunmalar, yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporu ve tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Yukarıda da değinildiği üzere bilirkişi kurulunun benimsenen 06/01/2025 tarihli raporunda ...İKN'lu "... Merkez İşletmeler İçin 60 Ay Süreyle Şoförlü, Hidrolik Platformlu Kamyon,...Aracı, Kombi Kamyonet, Kompresör Taşıma Kapasiteli Kamyon ve Lastik Tekerlekli Kazıcı Yükleyici (Kepçe) Kiralama Hizmet Alımı" işinde sözleşme bedelinin 41.217.546,48-TL olduğu, dava tarihi itibariyle (22/09/2023) öngörülemeyen ortalama artış oranı (%156,51) uygulandığında sözleşme bedelinin dava tarihi itibariyle 105.727.128,48-TL, ... İKN'lu "... İlçe İşletmeler İçin 60 Ay süreyle, Şoförlü Hidrolik Platform ve 4x4 Arazi Aracı Kiralama Hizmet Alımı" işinde sözleşme bedelinin 28.797.786,94-TL olduğu, dava tarihi itibariyle (22/09/2023) öngörülemeyen ortalama artış oranı (%156,51) uygulandığında sözleşme bedelinin dava tarihi itibariyle 73.869.203,28-TL olarak tespit edildiği, uyuşmazlığa konu sözleşme bedellerinde girdi maliyetlerinde yaşanan öngörülemeyen artışlar sebebiyle dava tarihi itibariyle toplam (64.509.582,004 - 45.071.416,34) 109.580.998,34-TL artış yaşanmasına rağmen dava tarihi itibariyle davacı yükleniciye her iki iş için ödenen fiyat farkı tutarının toplam (1.772.134,72 + 4961.285,06) 2.733.419,78-TL olduğu, bilirkişilerce belirlenen güncel sözleşme bedellerinden davacı yükleniciye ödenen fiyat farkı tutarı olan 2.733.419,78-TL'nin mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Talep edildiği için süre verilmesine rağmen davacı tarafından dava ıslah edilmemiştir. Davacı vekili 17/06/2025 tarihli dilekçesinde "... Mahkemece tarafımıza ıslah için iki hafta süre verilmesine rağmen müvekkilimizin dava konusu sözleşmelerin uygulanmasında aşırı ifa güçlüğü çekerken ekonomik zorluklar içerisinde bulunduğundan nakit teminindeki güçlükler ve bilirkişi raporlarına göre ıslah edilecek rakamlardan dolayı ödenmesi gereken çok yüksek miktarlardaki harçlar için nakit temin edilememesi nedeniyle ne yazık ki müvekkil tarafından şimdilik bu aşamada ıslah yapılamamıştır. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Uyarlama talebi içeren bu dava sözleşmelerin devamı sırasında 22/09/2023 tarihinde açılmıştır. Dava tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan işler ve sonrasında yapılacak işler yönünden ise ifa gerçekleşmeden dava açıldığından dolayı mahkememizce taleple bağlılık ilkesi gereği ... İKN'lu "...Merkez İşletmeler İçin 60 Ay Süreyle Şoförlü, Hidrolik Platformlu Kamyon, ...Aracı, Kombi Kamyonet, Kompresör Taşıma Kapasiteli Kamyon ve Lastik Tekerlekli Kazıcı Yükleyici (Kepçe) Kiralama Hizmet Alımı" işinde sözleşme bedeli 41.217.546,48-TL'ye davacı tarafından talep edilen 7.091.370,00-TL eklendiğinde eldeki dava ile istenilen toplam sözleşme bedeli 48.308.916,48-TL olarak bulunmuş, talep edilen 7.091.370,00-TL'nin 48.308.916,48-TL'ye oranlanmasıyla taleple bağlılık gereği uyarlama oranı %14,67 olarak hesap edilmiştir. Yine ... İKN'lu "... İlçe İşletmeler İçin 60 Ay süreyle, Şoförlü Hidrolik Platform ve ...Aracı Kiralama Hizmet Alımı" işinde sözleşme bedelinin 28.797.786,94-TL'ye davacı tarafından eldeki dava ile talep edilen 4.376.375,00-TL eklendiğinde toplam sözleşme bedeli 33.174.161,94-TL olarak bulunmuş, talep edilen 4.376.375,00-TL'nin 33.174.161,94-TL'ye oranlanmasıyla taleple bağlılık gereği uyarlama oranı %13,19 olarak hesap edilmiştir. Dava tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan işler ve sonrasında yapılacak işler yönünden taraflar arasında düzenlenen ... ihale kayıt numaralı hizmet alımına ilişkin sözleşme bedelinin taleple bağlılık kuralı gereği dava tarihi olan 22/09/2023 tarihinden itibaren sözleşme bedelinin %14,67 oranında artırılmak sureti ile sözleşme bedelinin uyarlanmasına ve taraflar arasında düzenlenen ... ihale kayıt numaralı hizmet alımına ilişkin sözleşme bedelinin taleple bağlılık kuralı gereği dava tarihi olan 22/09/2023 tarihinden itibaren sözleşme bedelinin %13,19 oranında artırılmak sureti ile sözleşme bedelinin uyarlanmasına hükmedilmesinin gerektiği düşünülmüştür. Sözleşmenin uyarlanması koşullarından birisi de borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmasının olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerin aşamalarda yapılan hakedişlerle ilerlediğinden hakedişi yapılan kesimlerin ifanın varlığını göstereceği, bu nedenle uyarlama talebi öncesi hakedişi yapılan ve ifası tamamlanmış kısımlar yönünden sözleşmelerin uyarlanması istenemeyeceğinden daha önce hakedişe girmiş ve ihtirazi kayıt olmaksızın ödeme yapılmış kısımlar yönünden uyarlama koşulları bulunmadığından buna dair uyarlama isteminin reddinin gerektiği dikkate alınarak davacının sözleşmelerin tarihinden itibaren veya davalıya başvuru tarihinden itibaren sözleşmelerin uyarlanmasına yönelik fazlaya ilişkin uyarlama isteminin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Davacının terditli ilk talebi olan sözleşmenin uyarlanması isteminin kabulüne karar verildiğinden terditli 2. talebi olan sözleşmenin tasfiyesi istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; a)Taraflar arasında düzenlenen ... ihale kayıt numaralı hizmet alımına ilişkin sözleşme bedelinin taleple bağlılık kuralı gereği dava tarihi olan 22/09/2023 tarihinden itibaren SÖZLEŞME BEDELİNİN %14,67 ORANINDA ARTIRILMAK SURETİ İLE SÖZLEŞME BEDELİNİN UYARLANMASINA, b)Taraflar arasında düzenlenen ... ihale kayıt numaralı hizmet alımına ilişkin sözleşme bedelinin taleple bağlılık kuralı gereği dava tarihi olan 22/09/2023 tarihinden itibaren SÖZLEŞME BEDELİNİN %13,19 ORANINDA ARTIRILMAK SURETİ İLE SÖZLEŞME BEDELİNİN UYARLANMASINA, 2-Davacının fazlaya ilişkin uyarlama isteminin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; "...Davacı tarafça mücbir sebep iddiası ile sözleşmenin uyarlanması bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmelerin tasfiyesine karar verilmesi talep edilmiştir. Mücbir sebebin varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için mücbir sebebin var olduğunun düşünülmesi halinde dahi, davacı tarafın 4735 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 10. Maddesi kapsamında müvekkil şirkete yapması gereken başvuruyu süresi içerisinde yapmadığı görülmektedir. 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun mücbir sebepler başlıklı 10. Maddesi: "Süre uzatımı verilmesi, sözleşmenin feshi gibi durumlar da dahil olmak üzere, idare tarafından yukarıda belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için; yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi zorunludur." şeklinde olup mücbir sebebin meydana geldiği tarihten itibaren 20 gün içerisinde idareye başvuru şartı aramıştır. Ancak davacı tarafın süresi içerisinde yapılmış bir başvurusu yoktur. Davacının bu yönde bir başvurusunun bulunmadığı gerekçeli kararda da belirtilmiş, davacının sözleşmenin uyarlanması talebini dava ile öne sürdüğü hüküm altına alınmıştır. Buna rağmen davacı tarafın taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Bu nedenle de davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesince cevap dilekçemizde de belirtilen bu hususa ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmamış olması kararın eksik inceleme neticesinde verilmiş olduğunu göstermekte olup kararın kaldırılması gerekmektedir. Eldeki dava Kamu İhale Kanunu çerçevesinde imzalanan Sözleşmenin uyarlanması talebine ilişkin olarak açılmıştır. Kamu İhale Kanunu kapsamında olan sözleşmeler literatürde “Özel Hukuk Sözleşmeleri” olarak adlandırılmaktadır. Bu sözleşmelerde kural olarak özel hukuk hükümleri uygulanır. Ancak, bilindiği üzere sözleşmenin kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar idari yargıda sözleşmenin imzalanması ve uygulanması aşamasındaki uyuşmazlıklar ise adli yargıda görülür. Davacı tarafın talebi sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin olup işbu uyarlama talebi sözleşmenin uygulanması ile ilgili bir uyuşmazlık durumu değildir. Sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıktığı iddia edilen durumlara göre sözleşmenin yeniden düzenlenmesine ilişkindir. Sözleşmenin uyarlanması ise sözleşmenin yeniden kurulması gibi bir sonuç doğuracak olup, sözleşmenin kurulmasına ilişkin olan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girmektedir. Eldeki davanın idare mahkemelerinde açılması gerekirken adli yargıda açılmış olması hukuka aykırı niteliktedir. Bu nedenle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekmekteyken davanın görülerek karara bağlanması da hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gerekmektedir. Müvekkil şirket, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile yaptığı Görev Verme Sözleşmesi ve TEK ile yaptığı İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi uyarınca, 1990 yılından beri, 6446 Sayılı Kanun ve İkincil mevzuatı gereği Kayseri ili ve ilçelerinde (18. Görev Bölgesi) elektrik dağıtımı yapmak üzere Dağıtım Lisans sahibi, sermayesinin %51'i kamunun elinde bulunduğu, Kayseri ve civarına elektrik dağıtım hizmeti veren bir kamu iştirakidir. Müvekkil şirket, kamu iştiraki olmasından ötürü bazı özel haklara sahiptir. Bu istisnai haklardan biri de 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na tabi olarak hizmet alımı yapabilmesidir. Müvekkil şirket hizmet alımı gereği duymuş ve "Merkez İşletmeler İçin 60 Ay Süreyle Şoförlü, Hidrolik Platformlu Kamyon, ...Aracı, Kombi Kamyonet, Kompresör Taşıma Kapasiteli Kamyon ve Lastik Tekerlekli Kazıyıcı Yükleyici (Kepçe) Kiralama Hizmet Alım İşi " ve "İlçe İşletmeler İçin 60 Ay Süreyle, Şoförlü Hidrolik Platformlu ve 4x4 Arazi Aracı Kiralama Hizmet Alım İşi" kapsamında ihale düzenlemiştir. Diğer katılımcılarla birlikte ...Mühendislik - ...iş bu ihaleye katılmış ve nihayetinde ihaleyi kazanmıştır. ... Mühendislik - ...ile müvekkil şirket arasında ihale sözleşmesi akdedilmiş ve ihale konusu iş ... Mühendislik - ...'e teslim edilmiştir. Davacı taraf, istinaf başvurumuza konu eldeki dava ile sözleşme süresinin çok uzun olduğu, işin görülmesi aşamasında iş kalemleri girdilerine ilişkin fiyatlarda artışlar yaşandığı, fiyat artışlarının aşırı ifa güçlüğü oluşturduğu iddiaları ile sözleşmelerin uyarlanmasını bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmelerin tasfiyesini talep etmiştir. Ancak davacı tarafın iş bu iddialarının ve talepleri hukuka uygun değildir. Zira, müvekkil şirket ile davacı arasında Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan hizmet alımına ilişkin ihalelerde süre hususu davacı tarafça bilinmektedir. Sözleşme süresi; dava konusu sözleşmelerin 9. Maddesinde İşin Süresi başlığı altında açıkça yer almaktadır. Davacının sözleşmenin süresinin uzun olduğu yönündeki iddiasının herhangi bir şekilde kabul edilebilir tarafı bulunmamaktadır. Ayrıca iş kalemleri girdilerine ilişkin fiyat artışlarının olduğu ve bu durumun aşırı ifa güçlüğü oluşturduğu yönündeki iddialarınında hukuki bir geçerliliği yoktur. Zira davacı tacir olup basiretli olarak hareket etme yükümlülüğü altındadır. Dava konusu sözleşme bedeli hem işçilik hem araç bedellerinden oluşmaktadır. İşçilikten meydana gelen fiyat farkları zaten asgari ücret fiyat farkı ile belirlenerek ödenmektedir. İhale bedelinin tamamında yapılan bir güncelleme durumunda asgari ücret oranında güncellenen işçilik ücretlerinin yeniden güncellenmesi sonucu doğacaktır. Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise ihale bedelinin tamamı üzerinden hesaplama yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesi de tüm sözleşme bedeli yönünden karar vermiştir. Davanın personel giderlerine ilişkin olmadığı hususu davacı tarafça da açıkça ifade edilmektedir. Davacı tarafça dosyaya sunulan 09.10.2023 tarihli beyan dilekçesinde "Ekli tablolardan da anlaşılacağı üzere ihaleye verilen teklif ve kabul edilen imzalanan sözleşmedeki işçilik ücreti, personel ve fazla mesai kalemleri (ilk tablodaki 1, 2, 6 ve 7. kalemler, ikince tablodaki 1, 3 ve 4. kalemler) zaten dosyaya sunduğumuz ve ileride davalı şirketten de celbedilecek yazışmalar ve belgelerde de görüleceği üzere tartışma ve uyarlama talebi konusu dışındadır." şeklinde açıkça belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda ise taleple bağlılık ilkesi göz ardı edilerek davanın tüm sözleşme bedeli üzerinden uyarlanmasına karar verilmiştir. Karar bu yönü itibarı ile açıkça hukuka aykırıdır. sözleşme bedeli hem işçilik hem araç bedellerinden oluşmaktadır. işçilikten meydana gelen fiyat farkları zaten asgari ücret fiyat farkı ile belirlenerek ödenmektedir. ihale bedelinin tamamında yapılan bir güncelleme durumunda asgari ücret oranında güncellenen işçilik ücretlerinin yeniden güncellenmesi sonucu doğacaktır. bu nedenle ihale bedelinin tamamı üzerinden hesaplama yapılması hatalıdır. Güncelleme yapılmasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, güncelleme yapılması halinde toplam sözleşme bedelinden işçilik bedellerini ayırarak sadece araç bedelleri üzerinden işlem yapmak gerekmektedir. Zira dava sürecindeki davacının tüm beyanlarından da anlaşılacağı üzere dava konusu uyuşmazlık sadece araç fiyat farkları üzerindedir. Bilirkişi raporlarında da hesaplandığı üzere dava bedelinin yaklaşık %50'si personel giderlerine ilişkin iken bu bedellerin dışlanmadan karar verilmiş olması kararın açık bir şekilde hatalı ve hukuka aykırı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ilgili kararın kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca, mahkemelerce verilen kararların gerekçeli olarak verilmesi gerekmektedir. Gerekçeli karar incelendiğinde, davacı tarafından harca esas değer olarak beyan edilen miktarın sözleşme bedeline eklenip tekrardan bu bedelin yüzdelerini alarak güncelleme oranı bulunmuş olması anlaşılabilir değildir. Dosya muhteviyatındaki gerek bilirkişi raporlarında gerekse de uzman görüşlerinde hiçbir şekilde bu oranlardan bahsedilmemiştir. Mahkeme tarafından ... İKN'lu sözleşme için %14,67, ... İKN'lu sözleşme için %13,19 oranında bulunan güncelleme oranının gerekçesi ve dayanağının ne olduğu anlaşılamamaktadır. Bu oranların neye göre hesaplandığı kararda gerekçelendirilmemiş olup karar bu yönü itibari ile de hukuka aykırıdır. Kaldı ki, müvekkil şirket tarafından yapılan fiyat farkı ve ek fiyat farkı ödemeleri bu oranların belirlenmesinde hiç dikkate alınmamış bu hususa ilişkin olarak bir değerlendirme ve gerekçelendirme de yapılmamıştır. Bu nedenlerle kararın kabule yönelik hükümlerinin kaldırılması ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Önemle belirtmek gerekir ki, gerekçeli kararda tarafımızca yapılan savunmalarda da belirtildiği üzere ifanın gerçekleşmiş olduğu ve uyarlama talep edilemeyeceği belirtilmiştir. Kararda bu konu "yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin sözleşmenin uyarlanması koşullarından birisi de borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması iken, taraflar arasındaki sözleşme aşamalarda yapılan hakedişlerle ilerlediğinden, hakedişi yapılan kesimlerin ifanın varlığını göstereceği, bu nedenle uyarlama talebi öncesi hakedişi yapılan ve ifası tamamlanmış kısımlar yönünden sözleşmenin uyarlanması istenemeyeceğinden daha önce hakedişe girmiş ve ihtirazi kayıt olmaksızın ödeme yapılmış kısımlar yönünden uyarlama koşulları bulunmadığının uyarlama isteminin reddinin gerektiği" şeklindeki ifadelerle açıklanmıştır. Davacı tarafın dava dilekçesinde ve harç tamamlamaya ilişkin vermiş olduğu dilekçede talep ettiği uyarlamanın dava tarihine kadar ki yapılan ödemeler olduğu açıkça ortadadır. Davacı dava tarihine kadar ki sürece ilişkin talepte bulunmuş ve gerekçeli kararda dava tarihine kadar ki ödemelerin uyarlanmasının talep edilemeyeceği belirtilmiştir. Davacının dava sonrası için herhangi bir talebi olmadığı tüm beyanları ile sabittir. Ancak işbu doğru tespitlere karşın mahkemece yine taleple bağlılık ilkesi göz ardı edilerek davacının talepleri dışında ifa edilmemiş olan kısım için uyarlamaya karar verilmiştir. Karar bu yönü ile hem taleple bağlılık ilkesine uymamaktadır hem de kendi içerisinde çelişkiler ihtiva etmektedir. Davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirken kısmen de olsa kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır. Davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu ve mücbir sebebin varlığına temel dayanak olarak gösterdiği, Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan "COVID-19 Salgınının Kamu İhale Sözleşmelerine Etkisi konulu genelge sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin bir düzenleme değildir. Bilakis, İdareye "süre uzatımı verilmesi veya idarenin sözleşmenin feshine karar verebilmesine" yönelik hak tanımakta olan bir düzenlemedir. İşbu genelgenin davacının taleplerine dayanak olması düşünülemez. Davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu ekonomik koşullar nedeniyle ve döviz artışına bağlı olarak araçların parça maliyetlerinin yükselmesi, kasko bedellerinin artması gibi hususlar sözleşmenin kurulması aşamasında basiretli hareket etmek zorunda olan davacı tarafından öngörülmesi gereken hususlardır. Davacının, döviz kurlarındaki yükselişler ve enflasyon sebebiyle sözleşmenin uyarlanması talebinin kabulü de hukuka aykırı niteliktedir. Şöyle ki, ülkemizde özellikle 2018 yılı ortasından itibaren ciddi bir fiyat artışı ve döviz kurlarında yükselme olgusu yaşanmaktadır. Söz konusu genel ekonomik sıkıntıya karşı davacıya fiyat farkı ödemesi de İhale sözleşmesi ve KİK kapsamında hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Fiyatların genel seviyesinde sürekli ve önemli artış olarak tanımlanan enflasyon olgusu ülkemizde yeni bir olgu olmayıp yarım asra yakın bir zaman süresince birey ve kurumlar tarafından bilinen ve hissedilen bir olgudur. Her ne kadar 2000’li yılların başından itibaren sağlanan ekonomik istikrarın etkisiyle enflasyon belli bir seviyeye inmiş ve belli bir süre bu seviyelerde seyretmişse de özellikle 2018 yılının ortalarından itibaren enflasyon tekrar yükselme yönünde ivme kazanmıştır. Dolayısıyla, yüksek enflasyon olgusu ülkemizde yıllardır mevcut olan ve tacirler tarafından da bilinen veya bilinmesi gereken bir olgudur. Ülkemizde fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen artışın sözleşmelerin uyarlanmasına yol açabilmesi için bu artışın mücbir sebep olarak da ifade edilen katlanılamaz bir hale gelmesi gerekmektedir. Ülkemizde çok uzun yıllardır enflasyon olgusu bulunmakla birlikte söz konusu olgu, fiyatların her gün ve hatta gün içinde birkaç kez arttığı bir durum olan hiperenflasyon olarak nitelendirilebilecek mahiyette değildir. Önemle belirtmek gerekir ki; fiyat artışları, enflasyon veya dövizdeki yükselişler 4735 Sayılı Kanunda mücbir sebep halleri arasında sayılmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki piyasa koşullarının olağan dışı şekilde değiştiği tespitinin hatalı olduğu hususu, Yİ-ÜFE değerlerindeki artış oranları incelendiğinde görülecektir. Zira Yİ-ÜFE artış oranları 2004 - 2009 arasında %40 iken; 2009 - 2014 yılları arasında %49 seviyesindedir. Davacı tarafın da belirttiği üzere Yİ-ÜFE oranında 2014 - 2019 yılları arasında ise %88'lik bir artış söz konusu olmuştur. Bu veriler ışığında; fiyat endeksinin artış trendinde olduğu ve her geçen yıl daha da yükselerek devam ettiği açıkça ortadadır. 2004 - 2009 yılları ile 2009 - 2014 yılları arasındaki artış oranındaki farkın %9 olması ve 2009 - 2014 yılları ile 2014 - 2019 yılları arasındaki artış oranındaki farkın %39 olması dahi enflasyonun hızlı bir yükselişe geçtiğini ve bu ivmenin artarak devam ettiğini göstermektedir. Ülkemizde yaşanan enflasyon gerçeğinin açıklamış olduğumuz şekilde artış trendinde olduğunun basiretli bir tacir tarafından öngörülemeyeceği tespitlerinin kabulü mümkün değildir. Zira, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Tacir olmanın hükümleri” başlıklı 18’inci maddesinin 2’nci fıkrasında “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” hükmü bulunmakta olup, basiretli işadamı kavramı tacirin öngörülü, konusunu bilen, hukuki ve fiili durumları kavrayabilme özelliklerine sahip olmasını ifade eder. Basiretli iş adamı kavramı iyi niyeti de içine almakla birlikte, iyi niyetten de öte tedbirli bir hareketi, vasat bir şahıstan daha fazla özen gösterme gereğini, ticari hayatın gereklerini ve teamüllerini iyi bilmeyi ve gelecekteki şartları tahmini de ifade etmektedir. Bu nedenle ülkemizin 50 yılı aşkın süredir yaşamış olduğu enflasyon probleminin kendisi için mücbir sebep olarak aşırı ifa güçlüğü oluşturduğu iddiasında bulunan davacının taleplerinin kabulü mümkün değildir. Kaldı ki, fiyat artışları mücbir sebep olarak kabul edilse dahi davacıya bu nedenle ilave bedel ödenmesi yasal olarak mümkün değildir. Zira, 4735 sayılı Kanun’un “Mücbir sebepler” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Süre uzatımı verilmesi, sözleşmenin feshi gibi durumlar da dahil olmak üzere, idare tarafından yukarıda belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için; yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi zorunludur.” denilerek, davacının taleplerinin dayanağı olan ekonomik durumların hiçbirinin yer almadığı mücbir sebep hallerinde dahi sözleşme bedelinin artışı yani sözleşmenin uyarlanmasına imkan tanınmamıştır. Ayrıca, söz konusu imkânların kullanılabilmesi için bile mücbir sebebin taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması ve mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi gerekmektedir. Ancak, yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere davacı tarafından müvekkil şirkete 20 günlük süresi içerisinde başvuru yapılmamıştır. Davacı tarafından müvekkil şirkete başvuru yapılmadığı, taleplerini dava ile ileri sürdüğü gerekçeli kararda da ifade edilmiştir. Ekonomik koşullardaki sıkıntılar nedeniyle yüklenicilerin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için 4735 sayılı Kanun’a; 17/1/2019 tarih ve 7161 sayılı Kanun’un 32’nci maddesiyle “Sözleşmelerin tasfiyesi veya devri” başlıklı Geçici 4. madde, 19/1/2022 tarih ve 7351 sayılı Kanun’un 11’nci maddesiyle “Ek fiyat farkı ve/veya sözleşmelerin devri” başlıklı Geçici 5. madde ve 8/4/2022 tarih ve 7394 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesiyle “Ek fiyat farkı veya sözleşmelerin feshi” başlıklı Geçici 6. madde eklenmiştir. Söz konusu kanun maddeleri sözleşme bedelinin güncellenmesi yerine belli enflasyon endeksine göre yükleniciye fiyat farkı verilmesi veya sözleşmenin devrine imkân vermektedir. Müvekkil şirket tarafından da davacının yapmış olduğu başvurulara istinaden kanuna uygun şekilde fiyat farkı düzenlemeleri yapılmış olup, hakkediş ödemeleri bu doğrultuda gerçekleştirilmiştir. Bu husus gerekçeli kararda da açıkça ifade edilmiştir. Ancak buna karşın davacının uyarlama talebinin kabulü hukuka aykırı niteliktedir. Kamu ihale sözleşmeleri özel olarak 4735 Sayılı Kanun’da düzenlendiğinden enflasyon, döviz kurları vb. ekonomik parametrelerdeki kötüleşme gerekçe gösterilerek söz konusu sözleşme bedelinin arttırılması suretiyle sözleşmelerin uyarlanması yasal olarak mümkün değildir. Konuya ilişkin Yargı kararları da istikrarlı bir şekilde bu yöndedir. Genel ekonomik şartlardaki bozulma nedeniyle yüklenicilerin mağduriyeti söz konusu kanundaki belli bazı şartlar dahilinde yükleniciye süre uzatımı verilmesi, sözleşmenin devri veya feshi, ek fiyat farkı kararnamesi vb. mekanizmalar yoluyla giderilebilmektedir. Sözleşmenin uyarlanarak sözleşme bedelinin artırılması mümkün değildir. Bu nedenle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerekmekteyken kabulüne karar verilmiş olması hukuka aykırıdır. Danıştay'ın benzer bir konuda vermiş olduğu bir kararda, müteahhit firmanın sözleşme hükümlerini ihaleye girmeden önce incelediği ve sözleşmeyi imzalayarak bu hükümleri kabul ettiği, bu aşamadan sonra yapılacak değişikliğin kamu ihalelerine hakim olan ilkelere aykırılık teşkil edeceğini, durumun özel hukuk ilkelerine de aykırılık teşkil edeceği, aynı zamanda değişiklik için gerekçe gösterilen Türk Lirasının yabancı paralar karşısından çok hızlı şekilde değer kaybetmesi, faiz oranlarının yükselmesi hallerinin baştan öngörülemeyen veya öngörülüp de taraflarca nazara alınamayan hususlar olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, zira Türk Lirasının değer kaybının, sözleşmenin yapıldığı tarihlerden çok daha önceki zamanlarda başladığı belirtilerek sözleşmede değişiklik talebini uygun bulmamıştır. Bu nedenle eldeki benzer davada da davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne yönelik olarak karar verilmesi hatalıdır. Kamu ihale sözleşmeleri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na göre yapılan ihaleler sonucunda 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde düzenlenen ve uygulanan sözleşmelerdir. Dolayısıyla, özel hukuk sözleşmelerinden farklı olarak söz konusu sözleşmelerin hukuken anlam ifade edebilmesi için sözü edilen kanunlardaki prosedürlere uygun olarak düzenlenmesi ve uygulanması gerekmektedir... Söz konusu kanun maddesinde zikredilen ihale dokümanı idari şartname ile teknik şartnameden oluşmaktadır. 4734 Sayılı Kanun’a göre idari şartname; ihaleye ilişkin bilgiler ile ihaleye katılmak için gerekli şart ve belgeleri ihaleden önce ilgili kişilere açıklayan bir ihale dokümanıdır. Söz konusu dokuman ihaleye katılmak için istekliler tarafından edinilmesi zorunlu bir dokuman olduğundan ihaleye katılan isteklilerin dokumanda yazılı şartları bildiği ve kabul ettiği varsayılır. Söz konusu şartların sözleşme yapıldıktan sonra değiştirilmesi kamu ihalelerinin temel ilkeleri olan şeffaflık, eşitlik, rekabet, kamu kaynaklarının verimli kullanılması ilkelerine aykırılık teşkil edecektir. Bu nedenle davacının sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin talebinin kabulüne yönelik verilen karar hukuka aykırı niteliktedir. Davacı taraf ile müvekkil şirket arasında imzalanan ihale sözleşmesinin 14. maddesinde "Bu esaslara göre hesaplanan fiyat farkları, fiyat farkı ödenmesine konu olabilecek tüm fiyat artışlarını kapsar. Ancak, yüklenicinin kullandığı usuller, makine, ekipman, malzeme ve işçiliğin cins ve miktarı, Türk parasının yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi veya kazanması, yurt dışından temin edilen malzemenin menşei ülkede fiyatının değişmesi veya bu Esaslarda düzenlenmeyen diğer nedenlerle fiyat farkı hesaplanamaz" şeklinde, açıkça sözleşme bedellerinde değişiklik yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle, davacıya sözleşme, şartname ve kanun hükümlerine göre sözleşmede yer alan bedelin üzerinde bir bedel ödenmesi yasal olarak mümkün değildir. Her ne kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138’inci maddesinde; “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” denilmekte ise de 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nda “Amaç” başlıklı 1’inci maddesindeki; “Bu Kanunun amacı, Kamu İhale Kanunu’na göre yapılan ihalelere ilişkin sözleşmelerin düzenlenmesi ve uygulanması ile ilgili esas ve usulleri belirlemektir.” şeklindeki hüküm nedeniyle kamu ihale sözleşmelerinde esas olarak uygulanması gereken kanun 6098 sayılı Kanun değil, 4735 sayılı Kanun’dur. Her iki kanun da sözleşmelerin düzenlenmesi ve uygulanması ile ilgili esas ve usulleri düzenlemekle birlikte kanun koyucu 6098 sayılı Kanun’un kamu ihale sözleşmeleri dahil tüm sözleşmelere uygulanmasını amaçlamış olsaydı 4735 sayılı Kanun’un yayımlanmasına gerek kalmazdı. Nitekim, 4735 sayılı Kanun’un “Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 36’ncı maddesinde ancak bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Aşırı ifa güçlüğü durumu 4735 Sayılı Kanun’da da düzenlenmiş olup, bu durumlarda yükleniciye yönelik olarak fiyat farkı, iş artışı, iş eksilişi, süre uzatımı verilmesi, sözleşmenin devri, sözleşmenin feshi vb. hususlara ilişkin somut düzenlemeler bulunmaktadır. 6098 Sayılı Kanun’da yer alan aşırı ifa güçlüğü hükümlerinin, 4735 Sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiş sözleşmelere uygulanamayacağı açıktır. Davacı ile müvekkil şirket arasındaki davaya konu ihale sözleşmesinde de sözleşme bedelinde değişiklik yapılamayacağı açıkça kararlaştırılmıştır. Tüm bu hususlara rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından TBK 138 kapsamında sözleşmenin uyarlanmasına yönelik karar vermiş olması da hatalı olup iş bu kararın kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca gerekçeli karar incelendiğinde harçların sadece müvekkil şirkete yüklendiği görülecektir. Kısmen kabul kısmen reddedilen ve büyük bir kısmı reddedilen eldeki davada harçların tamamının müvekkil şirkete yüklenmesi hatalıdır. HMK 326 gereğince yargılama giderlerinin haklılık oranına göre paylaştırılması gerekirken tüm harçların müvekkil şirkete yüklenmesi de kararın hatalı bir yönü olup kararın kaldırılması gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; tehir-i icra talebimizin kabulüne, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23.06.2023 tarihli 2023/866 Esas ve 2025/602 Karar sayılı kararının davanın kısmen kabulüne ilişkin yönü itibariyle kaldırılmasına ve davanın reddi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini..." talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf/cevap dilekçesinde özetle; "...Her ne kadar Yerel Mahkeme müvekkil yönünden kısmen kabul kararı vererek lehe karar vermiş ise de kısmen red kararı vermesi ve aşağıdaki açıklayacağımız sebeplerle karar usul ve esas yönünden yasaya, hukuka ve Yargıtay kararlarına aykırı olması nedeniyle aleyhe yönlerden itiraz ediyor, kabul etmiyoruz. Taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşmelerin aşırı ifa güçlüğü sebebiyle uyarlanması, olmadığı taktirde sözleşmelerin tasfiyesi için açılan davada müvekkilin aşırı ifa güçlüğü içerisinde olduğu, sözleşmelerdeki dengenin müvekkil şirket aleyhine önlenemeyecek ve öngörülemeyecek şekilde bozulduğu, müvekkilin mağdur olduğu, sözleşmelerin uyarlanması gerektiği ortaya çıkmış, toplanan tüm delillerle davamız ve haklılığımız ispatlanmıştır. İdarenin iddiasının aksine, Covid 19 salgını doktrinde de açıkça, TBK 138. madde anlamında aşırı ifa güçlüğü oluşturur hal olarak kabul ediliyor ve sürekli örnek gösteriliyor (Bkz. Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Turhan Kitabevi, s. 346) Zaten mahkeme de bu yönde karar vermiştir. Yerel Mahkemece, yargılama sırasında sunulan tüm yazılı-sözlü beyanlara, itirazlara ve taleplere rağmen deliller yetirince toplanmadan, itirazların gerekleri yerine getirilmeden, çelişkiler giderilmeden, ısrarla talep edilmesine rağmen tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, mahkemenin kendi kararına gerekçe kabul ettiği bilirkişi raporuna ve uzman görüşlerine de tam olarak itibar edilmeden, uyulmadan hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde, eksik incelemeyle, yeterince açık olmayacak şekilde, muğlak belirsiz hükümler içerecek şekilde karar verilmiştir. Bilindiği gibi mahkeme gerekçeli kararları mahkeme kararının uygulanmasında, icra edilmesinde duraksamaya ve tereddüte yer vermeyecek açıklıkta, netlikte ve buna uygun eksiksiz tüm gerekçeleriyle birlikte yazılması gerekmektedir. Buna rağmen ilk derece mahkemesi gerekçeli kararı, uygulanmasında ve icrasında tereddüte yer vermeyecek netlik ve açıklıkta değildir. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki bulunmaktadır. Nasıl uygulanacağı konusunda tam olarak açıklık ve netlik taşımamaktadır. Yine bu anlamda gerekçeler de yeterli değildir. Hükümde miktar değil oran yazılması infazda tereddüt oluşturur. Her iki tarafça itiraz edilmesine rağmen bilirkişi raporlarına itirazlar ilk derece mahkemesince değerlendirilmemiş, dosya tekrar itirazlar doğrultusunda bilirkişilere gönderilmeden eksik incelemeyle karar verilmiştir. Aslında böylece mahkemenin kendi kararına gerekçe gösterdiği bilirkişi raporuna ve uzman görüşlerine de tam olarak itibar edilmeden, uyulmadan karar verilmiştir. Öyle ki bilirkişi raporunda kabul edilen uyarlama şartlarının oluştuğu sonucuna Sayın Mahkemece de iştirak edilmekle birlikte, bilirkişi raporunda tespit edilen uyarlama seviyesi, hesap yöntemi gibi temel verilerin tamamen dışına çıkılarak nasıl ve hangi model üzerine inşa edildiği belli olmayan bir hesaplama yapılmıştır. Mahkeme hesaplamayı kendisi yapmıştır ve hangi yöntem ve gerekçeyle yaptığı çok anlaşılır değildir. Oysa yerleşmiş yargıtay kararlarına göre bu şekilde teknik bilgi gerektiren durumlarda mutlaka ek rapor aldırılması gerektiği açıktır. Mahkeme gerekçesinde bilirkişi kök raporuna da atfen, idarece ödenen ek bedel personel maliyetlerini karşılar mahiyette diyor, davacının uyarlama talebi de zaten araçlara ilişkin maliyet artışları ile alakalı. Ama Mahkeme, idarece ödenen ek bedeli, bilirkişilerce tespit edilen ve uyarlama neticesinde ulaşılması gereken bedelden düşüyor, gerekçe bu noktada da kendi içinde çelişkili, bu şekilde mahsup yapılmamalı. Yapılan yargılamada toplanan tüm deliller, mahkemeye sunduğumuz belgeler, bilimsel uzman görüşleri, hukuki mütalaalar ve her ne kadar uyarlama hesabında kullanılan ölçütler yönüyle itiraz etmiş olsak da bilirkişi kök ve ek raporlarıyla haklılığımız ortaya çıkmış, müvekkilin aşırı ifa güçlüğü içerisinde olduğu, ağır ve çekilemez bir mağduriyete maruz kaldığı, çok düşük miktarlı yapılan fark ödemeleriyle mağduriyetinin ve zararının giderilmediği, bu sebeplerle sözleşmelerin uyarlanması gerektiği ortaya çıkmış, toplanan tüm delillerle davamız ve haklılığımız ispatlanmıştır. Ayrıca dava devam ederken dava konusu işlerle ilgili davalı kamu şirketi dava konusu ihale bedellerinin 22 kat fazlası yaklaşık bedelle ihale açmış (ki böylece davalı da mevcut bedellerle bu işlerin yapılamayacağını zımnen kabul etmiş), ihaleye 17 firma teklif vermiş ve ihale yaklaşık olarak mevcut bedellerin 15 katı bir bedelle ihale müvekkilde kalmıştır. Böylece bizzat davalı tarafın aynı işlerle ilgili yaptığı ihalenin sonucu ile de mevcut işlerde aşırı ifa güçlüğü bulunduğu, önceki ihale ile son ihale arasındaki fiyat artışlarının makul ve normal olmadığı, hiçbir basiretli tacir tarafından da tahmin edilip bilinemeyeceği, müvekkilin mağdur olduğu ve açılan davadaki haklılığımız hakkaniyetle ve somut kanıtlara dayalı olarak açıkça ortaya çıkmıştır. Zaten bilirkişiler de ek raporlarında bu durumun dava dilekçesini, uzman görüşlerini ve kendi kök raporlarını desteklediğini belirtmişlerdir. Mahkemeye sunduğumuz bilimsel uzman görüşleri de ittifakla iddialarımızı ve haklılığımızı ortaya koymuş, bu görüşlerde bilirkişi kök ve ek raporlarını teyit eden somut tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Mahkemece de tüm bu olgular genel itibariyle kabul görmüş, uyarlama şartlarının oluştuğu gerekçe bölümünde açıkça tespit edilmiştir. Ancak her nasılsa uyarlama yönünde karar verilirken uzman görüşleri ve bilirkişi raporlarındaki uyarlama usul, esas ve oranlarına aykırı şekilde ve maalesef uyarlamanın genel mantığı ve gerekçelerini karşılamayan, müvekkilin mağduriyetini ve zararlarını kesinlikle gidermeyecek çok düşük ve sembolik oranlarda uyarlama kararı verilmiştir. Bu durum kararın gerekçe bölümüyle hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki oluşturmuştur. Bilirkişi kök ve ek raporunda uyarlama yöntemi olarak Sözleşmenin uyarlanması talebine ilişkin; ihale öncesi 5 (beş) yıllık dönemde döviz kuru, asgari ücret, TÜFE ve Yİ-ÜFE gibi sözleşmeye konu işlerdeki maliyetleri etkileyen parametrelerde ortalama toplam % 70,44 oranında artış yaşanmasına rağmen, dava tarihine kadar olan süreçte ortalama toplam % 226,95 oranında, sözleşmenin yürütüldüğü dönemde ise ortalama toplam % 256,42 oranında artış yaşandığının tespit edildiği, diğer bir ifadeyle, sözleşme öncesi döneme göre dava tarihi itibariyle (226,95-70,44) % 156,51 oranında daha fazla artış yaşandığının görüldüğü, davacının ihalelere teklif sunduğu dönemdeki şartlar göz önünde bulundurulduğundan bu artışın yaşattığı ifa güçlüğünü karşılamaktan uzak kaldığı belirtilmiştir. Tarafımızca bu hesap yönteminin dahi müvekkilin zararını ve mağduriyetini gideremeyeceği yönünden itiraz edilmiş ise de Mahkemece bu itirazlar reddedilerek bilirkişi raporundaki % 156,51 oranındaki sonuçlanan hesap yöntemi ve oranları kabul edilmesine rağmen sonuçta Mahkeme gerekçeli kararında kendi içinde çelişkili bir şekilde %14,67 ve %13,19 oranında uyarlama yapılmasına karar verilmiş. Bu oranlara hangi yöntemle ulaşıldığı mahkeme kararında tam olarak açıklanmamış ve gerekçeler de yetersiz kalmıştır. Evet uyarlama kararı verilmesi elbetteki gerekliydi ve mahkemenin uyarlama şartlarının gerçekleştiği kabul ve kararı doğrudur. Ancak uyarlama yöntem ve oranları kesinlikle doğru değildir ve hukuka aykırıdır. Yani bir bakıma mahkeme kendi içinde çelişkiye düşerek müvekkilin mağduriyetini ve zararını dolayısıyla uyarlamayı kabul etmiş ancak uzman görüşleriyle ve bilirkişi raporlarıyla çelişkili bir şekilde bulduğu formül ile yetersiz ve eksik uyarlama oranlarına hükmetmiştir. Bu durumda uyarlamadan amaçlanan sonuç kesinlikle oluşmamış, maksat hasıl olmamış, müvekkilin mağduriyeti ve zararı kesinlikle giderilmemiştir. Ayrıca gerekçeli kararda yeterince açıklık ve netlik de olmadığından eksik ve yetersiz de olsa verilen kararın nasıl uygulanacağı, nasıl icra edileceği de maalesef belirsiz ve tereddütlü kalmıştır. Mahkeme tarafından da kabul gerekçesinde dayanak olarak gösterilen bilirkişi heyetinin 06.01.2025 tarihli kök ve 27.02.2025 tarihli ek raporunda ortaya konulan somut veriler, açıklanan gerekçe ve kanaat iddia ve savunmalarımızı doğrulamış, yaşadığımız ağır mağduriyeti ve haklılığımızı sabit hale getirmiştir. Dolayısıyla bilirkişi heyetinin uyarlama şartlarının doğduğuna ilişkin tespit, değerlendirme ve kanaatlerine tarafımızca da iştirak edilmiş, ancak uyarlama hesabında kullandığı ölçütlere itirazımız olmuştur. Zira, bilirkişi kök ve ek raporunda, Döviz Kuru (USD), Asgari Ücret, TÜFE ve Yİ-ÜFE unsurlarının değişim değerleri ortalaması esas alınarak ihale tarihinden 5 yıl öncesi ile dava tarihi ve sözleşme süresini kapsayan dönemde aynı unsurlarda meydana gelen değişim değerleri karşılaştırılarak, alınan fiyat farkı da düşülmek suretiyle, öngörülebilirliğin dışına taşan tutara ulaşılmışsa da, değer karşılaştırmasına esas alınan Döviz Kuru (USD), Asgari Ücret, TÜFE ve Yİ-ÜFE unsurları ihale konusu işin özünü oluşturan makine-ekipman-taşıt amortismanı ve bunların idamesi için katlanılan gerçek maliyet değişimlerini tam olarak temsil etmemektedir. Nitekim Sayın Mahkemeye sunulan 09.12.2024 tarihli beyan dilekçemizde açıklandığı üzere; davalı İdare ... İhale Kayıt Numaralı "Sürücüsüz Hidrolik Platformlu Araç, Kamyon, Kamyonet ve Kepçe Kiralama (36 Ay, Yakıtsız)" işini 30.11.2024 tarihinde ihale etmiş, ihaleye 17 firma iştirak etmiş, söz konusu ihale müvekkil uhdesinde Kepçe hariç Diğer Araçlar kalmıştır.Bu ihalede ortaya çıkan aylık kira bedeli sonuçları ile dava konusu işteki aylık kira bedelleri karşılaştırıldığında farklı araç tiplerine göre Mevcut devam eden ihaledeki Aylık kira bedeline göre Davalı idarenin yeni ihalede belirlediği Yaklaşık maliyet aylık kira bedeli % 943 - % 2041 olduğu Yeni ihalede ise % 661 - % 1414 aralığında değişen Aylık kira bedeli fiyat artışlarının göre İhale edildiği ortaya çıktığı görülmektedir. Bunu da bilirkişi Raporları ile teyit etmektedir. Keza kök rapora itiraz dilekçemizde de ifade edildiği üzere; Bilirkişi raporunda (s. 29-30); ".. araçların parça fiyatlarında işlere başlama tarihinden (09.07.2020) dava tarihine kadar (20.09.2023) ortalama %471,06, Temmuz 2024 tarihi itibariyle ise %653,76 oranında artış..", "….araç kiralama kısmına ilişkin diğer maliyetlerde de dava tarihi itibariyle ortalama %428,46 oranında artış…" yaşandığı tespit edilmiştir. Dava dosyasında mevcut ...(E. Sayıştay Uzman Denetçisi, Kamu İhale Kurulu E. Üyesi) tarafından hazırlanan uzman görüşünde kapsamlı şekilde açıklandığı üzere; makine ve ekipman amortismanlarındaki fiyat ve maliyet değişimini gösteren endeks grubunun ana endeksini temsil eden "28 - Makine ve ekipmanlar b.y.s." nin ihalenin gerçekleştirildiği Kasım 2019 dan başlamak üzere Eylül 2024 tarihine kadarki değişim oranı % 541,43 dür. Bütün bu veriler göstermektedir ki, bilirkişi kök ve ek raporunda uyarlama yöntemi olarak Sözleşmenin uyarlanması talebine ilişkin olarak; ihale öncesi 5 (beş) yıllık dönemde döviz kuru, asgari ücret, TÜFE ve Yi-ÜFE gibi sözleşmeye konu işlerdeki maliyetleri etkileyen parametrelerde ortalama toplam % 70,44 oranında artış yaşanmasına rağmen, dava tarihine kadar olan süreçte ortalama toplam % 226,95 oranında, sözleşme dönemini kapsayan dönemde ise ortalama toplam % 256,42 oranında artış yaşandığının tespit edildiği, diğer bir ifadeyle, sözleşme öncesi döneme göre dava tarihi itibariyle (226,95-70,44) % 156,51 oranında daha fazla artış yaşandığının görüldüğü, davacının ihalelere teklif sunduğu dönemdeki şartlar göz önünde bulundurulduğundan bu artışın yaşattığı ifa güçlüğünü karşılamaktan uzak kalmaktadır. Bilirkişi raporunda ve uzman görüşlerinde davalı idarenin hukuka ve genel uygulamalara aykırı şekilde 5 (beş) yıl süreli ihaleye çıkmış olduğu, bu durumun öngörülemezliği ve ifa güçlüğünü artırdığı hususunun açıkça tespit edilmediği görülmektedir. Halbuki yasal olarak idarenin 3 yılı aşkın süreli ihaleye çıkması mümkün değilken, kusurlu şekilde 5 yıl süreli çıkmış olması belirsizliği ve öngörülemezliği artırmıştır. Ayrıca bu durum uyuşmazlık konusu işlerin ihale dokümanında yer alan fiyat farkı düzenlemeleri yürürlükte bulanan “4734 Sayılı Kamu Îhale Kanununa Göre Îhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına ilişkin Esaslar” (Fiyat Farkı Esasları) nın emredici hükümlerine uygun düşmemektedir. ... ve ... İhale Kayıt Numaralı işler bakımından işçiliklerin (al) gerçek ağırlığı sırasıyla 0,52 ve 0,57 olmasına rağmen bu değer araç tiplerine göre 0,94 ve 0,95 şeklinde tespit edilmiş; işçilik dışındaki girdilerin gerçek ağırlığı sıraslyla 0,48 ve 0,53 olmasına rağmen bu değer araç tiplerine göre 0,06 ve 0,05 olarak belirlenmiştir. Bu veriler açık biçimde göstermektedir ki idarenin amaçladığı ve hüküm altına aldığı fiyat farkı hesap modelinden, işçiliklere tam olarak fiyat farkı verilmesi, işçilik dışındaki girdiler için ise, sembolik düzeyde kalan kısımlar için fiyat farkı hesaplanması şeklinde bir netice ortaya çıkmaktadır. Öte yandan ldarenin işçilik dışındaki girdiler için araç tiplerine göre belirlediği 0,06 ve 0,05 değerlerini nasıl tespit ettiği, bu bağlamda ekteki yaklaşık maliyet detaylarından hangi alt girdiler üzerinden bu oranlara ulaştığı tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte, eldeki verilerden çıkan sonuç, idarece belirlenen 0,06 ve 0,05 değerlerinin araçların amortismanı dışında kalan bir kısım sigorta, bakım, vergi gibi idame giderlerini temsil ettiği yönündedir. Bütün bu durumlar belirsizliği ve öngörülemezliği artırmıştır. Sonuç itibariyle, ihale konusu araç kiralama hizmetini isabetli biçimde yansıtan bu somut ölçütler varken, dava konusu hizmeti tam olarak yansıtmayan itibari unsurlar (Döviz Kuru (USD), Asgari Ücret, TÜFE ve Yİ-ÜFE) esas alınarak belirleme yapılması hakkaniyete, bilimsel ve teknik icaplara uygun düşmediğinden, uyarlama hesabının yukarıda açıklanan somut verilere göre yapılması gerekmektedir. Bu itirazlarımıza ve davalı tarafça yapılan itirazlara rağmen mahkemece itirazlar değerlendirilmeden, dosya itirazlar doğrultusunda yeniden bilirkişilere gönderilmeden, ek rapor aldırılmadan eksik incelemeyle karar verilmiştir. Müvekkil tarafından hakedişlere itirazi kayıt konulmasına, buna ilişkin tüm bilgi ve belgeler dosyada bulunmasına rağmen Mahkemece itirazi kayıt yapılmamış gibi değerlendirme yapılarak karar verilmesi de tamamen hukuka aykırıdır. Davalı tarafça da tüm hakedişlere ilişkin itirazi kayıtlı belgeler, 04.04.2024 tarihli dilekçelerine ekli flaş bellek ile mahkemeye sunulmuştur. Bu konuda hakedişlere itirazi kayıt konulduğuna dair dosyada bulunan belgeler, yapılacak istinaf incelemesinde dikkate alınması bakımından dilekçemize tekraren eklenmiştir. Dosyada bulunan idareye verilen 31.01.2022 tarihli hakedişle birlikte verilen dilekçede ... nolu hakkediş dahil ve bundan sonra yapılacak hakedişlerin İhtiraz kayıtlı yapılacağı, 05.12.2023 tarihinde idareye verilen ikinci dilekçemizde ise dava açıldığı, daha önceki hakedişler dahil bundan sonrada yapılan hakedişlerin ihtiraz kayıtlı yapılacağı da genel olarak bildirilmiştir. Hakedişlere ihtirazi kayıt konulmuş, bu anlamda TBK 138. maddede yer alan “borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa” şartı gerçekleştiği için Mahkemenin hakedişi alınan kısım için uyarlama talebinde bulunulamaz kabulü hukuka aykırıdır. Saklı tutmadan ifa genel olarak ani edimli sözleşmelerde olur, dava konusu sözleşme bu nitelikte değildir. Kaldı ki, hakedişlerin ihtirazi kayıtla kabul edildiğine ilişkin evrakın dosyada mevcut olduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle, yapılan hakedişleri mahsup ederek Mahkemenin ulaştığı % 14,67 ve 13,19 oranları bu açıdan da hukuka aykırıdır. Ayrıca müvekkil tarafından davalı idareye verilen ve dosyada bulunan 17.02.2020, 22.06.2020, 28.11.2022 ve 05.06.2023 tarihli dilekçelerle de genel olarak itirazi kayıtlarla sözleşmenin uyarlanması, mümkün olmaması durumunda tasfiye edilmesi yönünde dilekçeler verilmiş olmasına rağmen davalı idarece bu konularda hiçbir işlem yapılmamıştır. Davacı tarafça ıslah yapılmadığı halde sanki ıslah yapılmış gibi kısmen kabul kısmen red kararı verilmesi ve buna bağlı olarak davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de açıkça hukuka aykırıdır. Mahkemenin hukuka aykırı nitelendirmelerle hükmüne esas aldığı 09.10.2023 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi değildir. Mahkemenin itiraz ettiğimiz 27.09.2023 tarihli ara kararı ara kararı gereğince kesin süre verilmesi nedeniyle harç tamamlanmasına dair açıklama ve beyan dilekçesidir. Bu dilekçede de açıklandığı ve ekli tablolardan da anlaşılacağı üzere ihaleye verilen teklif ve kabul edilen imzalanan sözleşmedeki işçilik ücreti, personel ve fazla mesai kalemleri (İlk tablodaki 1, 2, 6 ve 7. Kalemler, ikince tablodaki 1, 3 ve 4. kalemler) zaten dosyaya sunduğumuz ve davalı şirketten de celbedilen yazışmalar ve belgelerde de görüleceği üzere tartışma ve uyarlama talebi konusu dışındadır. Bu kalemleri dışarıda bıraktığımızda ... sayılı ihale sözleşmesi için uyarlama konusu yapılabilecek miktar : 20.493.000,-TL. ... sayılı ihale sözleşmesi için ise uyarlama konusu yapılabilecek miktar : 11.739.000,-TL. (Toplam: 32.232.000,-TL. ) olduğu görülmektedir. Burada sözleşmedeki işçilik ücreti, personel ve fazla mesai kalemleri çıktıktan sonra uyarlama yapılacak miktarlar belirtilmiştir. 28.11.2022 ve 05.06.2023 tarihli idareye verdiğimiz ve mahkeme dosyasına da sunulan dilekçelerimiz ekindeki diğer kamu kuruluşlarıyla (Elektrik dağıtım şirketleriyle) yapılan benzer ihalelerdeki araç, yedek parça, araç kiralama ve sigorta bedellerinin artış oranları göz önüne alınarak araç kiralama bedellerinin ekli hesaplama tablosunda 90 günlük sürede bile meydana gelen aşırı fiyat artışlarının bilirkişilerce ve mahkemece yapılacak hesaplama ve kararlarda dikkate alınması amacıyla örnek bir hesaplama çıkartılarak harçlar o günün şartlarında bunun üzerinden yatırılmıştır. Bilindiği gibi bu tür davalarda bilirkişi raporlarından sonra ancak uyarlama rakamları ortaya çıkmakta ve ondan sonra davacı taraf isterse ıslah yoluna gidebilmektedir. Müvekkil ise aşırı ifa güçlüğü içinde bulunduğundan bilirkişi raporlarından sonra ıslah için gerekli harç miktarını da yatıramayacağından ıslah yoluna gidememiştir. Kaldı ki, mahkeme rakama dayalı bir karar vermemiş, kabul etmemekle birlikte kendince hesapladığı oranlara göre karar verdiğinden ve kararda açıklık bulunmadığından da verilen karşı vekalet ücreti hukuka aykırıdır. Yukarıda açıkladığımız sebeplerle tarafımızca bilirkişi raporlarındaki hesap yönteminin ve oranlarının dahi müvekkilin zararını ve mağduriyetini gideremeyeceği yönünden itiraz edilmiş ise de Mahkemece bu itirazlar reddedilerek bilirkişi raporundaki % 156,51 oranındaki sonuçlanan hesap yöntemi ve oranları kabul edilmesine rağmen sonuçta Mahkeme gerekçeli kararında kendi içinde çelişkili bir şekilde %14,67 ve %13,19 oranlarında uyarlama yapılmasına karar verilmiş. Bu oranlara hangi yöntemle ulaşıldığı mahkeme kararında tam olarak açıklanmamış ve gerekçeler de yetersiz kalmıştır. Bu sebeplerle usul ve esas yönünden yasaya, hukuka ve Yargıtay kararlarına aykırı kararı istinaf etmek zarureti doğmuştur. Yukarıda arz ve izah etmiş olduğumuz ve inceleme sırasında re’sen nazara alınacak nedenlerle istinaf talebinin kabulü ile usul ve esas yönünden hukuka aykırı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/866 E. 2025/602 K. sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasını, yargılama sırasında sunulan tüm yazılı beyanlara, itirazlara ve taleplere rağmen deliller yeterince toplanmadan, itirazların gerekleri yerine getirilmeden, ısrarla talep edilmesine rağmen tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, çelişkiler giderilmeden, hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde, eksik incelemeyle verilen ve karara dayanak tutulan bilirkişi raporlarındaki hesap usul, esas ve oranlarına dahi uyulmadan kendi içinde çelişkili ve nasıl uygulanacağı belirsiz hukuka aykırı kararın kaldırılarak davanın kabulüne, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." Talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, mücbir sebep kapsamında taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin uyarlanması, bu talebin yerinde görülmemesi halinde sözleşmelerin feshine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler kapsamında mücbir sebebin varlığının tespiti ile sözleşmenin uyarlanması talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının ve davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 23/06/2025 tarih ve 2023/866 E - 2025/602 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 615,50 TL istinaf karar ve ilam harcının peşin yatırılan 11.800,00 TL Harçtan mahsubu ile bakiye artan 11.184,46 TL'nin talebi halinde davacıya iadesine,
Davalının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 106.492,58 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 26.622,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 79.870,11 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/12/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim