Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/226
2025/316
12 Şubat 2025
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/226
KARAR NO: 2025/316
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/11/2024
ESAS NO: 2024/94
KARAR NO: 2024/1035
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ:19/02/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2024 tarih ve 2024/94 Esas 2024/1035 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davacı ile davalı arasında 18/12/2020 tarihli boru satış sözleşmesi imzalandığını, davacının sipariş listesi uyarınca davalıya 3.100,000,00-TL ödeme yaptığını, sözleşme konusu borulardan bir kısmının değişik özelliğe ve fiyata haiz olan farklı nitelikli ve fiyatlı borularla her iki tarafında kabulü ile değiştirildiğini ve davalı tarafından ilgili boruların davacıya teslim edildiğini, değiştirilen boruların sözleşmede belirlenen borulardan daha ucuz fiyatlı olması nedeniyle davalıya 87.018,97-TL fazla ödeme yapıldığını, davalı tarafından 30/09/2021 tarihli 87.018,97-TL bedelli fiyat farkı fatura kesildiğini ve e-fatura olarak gönderildiğini, bu faturanın kabul edilmediği gibi davacı şirket tarafından düzenlenen 30/09/2021 tarih ve 87.018,97-TL bedelli fatura ile iade edildiğini, ihtarname gönderildiğini, mezkur sözleşmenin 4/a maddesine göre fiyatın sabitlenmiş olduğunu, davalı tarafça da ihtarname gönderildiğini, sözleşme kapsamındaki sabit kur ve fiyattan yararlanmanın mümkün olmadığını, siparişin değiştirilmesi halinde sözleşmenin hususu korumadığını iddia ettiğini, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yapılan itiraz nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenle icra takibine yapılan itirazın iptali ile takebin devamını, % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİNİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE;
Davacının davalıya fazla ödeme yapıldığı yönündeki iddianın haksız olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye dayanarak fazla ödeme yapıldığı iddiasının yerinde olmadığını, aynı sözleşmede tek seferde sipariş verilmemesi veya siparişin değiştirilmesi halinde sipariş tarihindeki cari fiyat listesinin esas alınacağını, bu nedenle sabit kur ve fiyattan yararlanılmasının mümkün olmadığını, sözleşme gereği davalının üretilmesi gereken boruları eksiksiz ve hatasız olarak ürettiğini, sonradan davacı tarafından satışa konu ürünler üzerinde denetim yapılmış, davalının tayin ettiği yerlere davalı tarafça teslimatın eksiksiz yapıldığını, davalının üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından kötü niyetli olarak takip başlatıldığını, bu nedenlerle davanın reddini, %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Toplanan deliller, BAM kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporu ve BAM kararı sonrası alınan bilirkişi heyet raporu, mahkememizce toplanmış usulüne uygun deliller olarak değerlendirilmiş buna göre, taraflar arasındaki ticari satış sözleşmesinin, sözleşmeye konu malların davacı alıcıya teslimi hususundaki davalı satıcının taahhüdünün malların davacı alıcıya teslimi olgusunun taraflar arasında çekişmesiz olup, taraflar arasındaki çekişme konusu hususun birim fiyatlar üzerinde bir değişiklik söz konusu olup olmadığı noktasında toplandığı, buna dair sözleşmede birim fiyatların ne şekilde düzenleneceğine dair hükümler bulunduğu, sipariş konusu malların birim fiyatlarında herhangi bir değişiklik olmamakla birlikte sipariş konusu malların birim miktarının değişikliğe uğradığı ve bu değişiklik sonucu davacı alıcının sözleşmenin kurulduğu tarihte satın almaya taahhüt ettiği malların miktarının azaldığı, aynı şekilde davalı satıcının sözleşmenin başında belirlenen miktarda mal teslimi taahhüdünü azalttığı, bu nedenle birim fiyatlarla herhangi bir değişiklik olmamakla davacının sözleşmenin kurulduğu tarihteki malların birim miktarı üzerinden satın almayı taahhüt ettiği mal karşılığının 3.200.136,32-TL olduğu, fakat daha sonra yapılan değişiklikle azalan miktar itibariyle davacıya teslim edilen malların toplam tutarının 3.012.981,03 TL'ye düştüğü aradaki fark olarak 187.218,29-TL üzerinde tarafların mutabakatsızlık yaşadıkları, davacının söz konusu bu farkın kendisinden tahsili istemiyle davalı hakkında 87.018,97-TL bedelli davalı tarafından kesilen fiyat farkı faturasının toplam tutarı üzerinden icra takibi başlattığı, ancak davalının düzenleyip davacıya tebliğ ettiği faturaya davacının yasal süresi içerisinde itiraz ile faturayı iade ettiği, davacının imzaladığı sipariş formunun altında KDV dahil toplam satış bedelinin 3.012.981,03-TL olduğu, sözleşmedeki davacı alcının satın almayı taahhüt ettiği mal miktarında yapılan değişiklik sonrası bu yeni satış bedelinin ortaya çıktığı, davalının ise sipariş edilen mal miktarından bağımsız olarak davacının ilk taahhüt ettiği satış bedeli olan 3.100.000,00 TL üzerinden ödeme yapması gerektiğinden bahisle aradaki fark tutarı olan 87.018,97 TL'lik fiyat farkı faturası kestiği, bu faturanın 73.744,89 TL'sinin bedel 13.274,08 TL'sinin KDV olarak faturaya yansıtıldığı ve fakat fiyat farkı faturasının davacıdan tahsil edilebileceğine ilişkin herhangi bir sözleşme kaydı bulunmadığı, davalının bu fiyat farkı faturasını davacıdan tahsil ettiği fazladan bu tutarın muhasabeleştirmek maksadıyla düzenlediği, sözleşme hükmüne dayalı olmadığı, her ne kadar davalı taraf savunmasında sözleşmenin 4/e maddesinin kendisine bu yetkiyi tanıdığını ve davacının sözleşmenin 4/a maddesindeki sabit kur ve fiyattan yararlanmasının mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de davalının dayandığı sözleşme hükmü; "ek-A'da yer alan birim fiyatlar sözleşme kapsamında yer alan tüm boruların siparişinin tek seferde verilmesi durumunda geçerlidir. Alıcının sözleşme tarihinden sonra partiler halinde sipariş vermesi ya da ek-A'da olmayan ürünler sipariş vermesi durumunda sipariş tarihindeki cari satıcı-imalatçı fiyat listesi üzerinden fiyatlandırma yapılacaktır." şeklinde olup davalının sözleşmenin bu hükmüne dayanmasının sözleşmede yapılan değişikliğin niteliği dikkate alındığında yerinde olmadığı zira davacı alıcının sipariş tarihinden sonra partiler halinde sipariş vermesinin söz konusu olmadığı gibi ek-A'da olmayan farklı yahut yeni ürünlerin de sipariş vermesinin söz konusu olmadığı, davacı alıcının yalnız ilk taahhüt ettiği miktar yerine daha az bir miktarda mal tedarik etmek üzere sipariş formu düzenlediği ve davalıya teslim ettiği davalının da sözleşmedeki bu değişikliği onaylayarak davacının sipariş formunda belirttiği miktar üzerinden ve sözleşme ile belirlenen birim fiyatlar üzerinden malları faturalandırarak davacıya teslim ettiği, sonuç olarak; BAM kaldırma kararı çerçevesinde yeniden yapılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda ilk sözleşme (18/12/2020 tarihli sözleşme) uyarınca sipariş edilen HDPE 100 borular ile daha sonraki sipariş doğrultusunda (15/03/2021 tarihli sipariş formu) arasında davacı alıcıya teslim edilen ürün bedellerinin birbirinden farklı olduğu sözleşme ile kararlaştırılan ürünü sipariş tutarının daha sonraki sipariş formu ile davacı alıcıya teslim edilen ürünler arasında 187.155,29-TL fiyat farkı bulunduğu, bu suretle davacının daha sonra sipariş ve teslimi gerçekleştirilen ürünlerin farklı olması nedeniyle aradaki fark tutarı olarak belirlenen 187.155,29-TL tutarında iskontolu olarak ürün aldığını kabulünün zorunlu olduğu, davacının ise ilk sözleşme ile kararlaştırılan şekilde ödeme yaptığı gözetiltiğinde fazladan yapmış olduğu bu tutarı iadesini istemekte haklı olduğu, davalının fiyat farkı faturası düzenleyerek ilk mutabakata varılan sözleşme hükümleri uyarınca davacıdan 3.100.000,00-TL satış bedeli tahsil etmesinin yerinde olmadığı, davacıya teslim edilen malların toplam tutarının 3.012.981,03-TL olduğu davalının yalnız bu tutar üzerinden satış bedeline hak kazandığı, aradaki fark olan 87.018,97-TL'yi davacıdan fazladan tahsil ettiği bu tutarı davacıya iade etmesi gerektiği, bu hususun BAM kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, ancak tam aksine davalının bu tutarı davacıya iade etmemek maksadıyla bu tutarı KDV dahil toplam tutar oluşturacak şekilde fiyat farkı faturası düzenleyerek davacıya tebliğ etmek yoluna gittiği, davacının bu tutarı davalıdan iadesi isteminin ve bu sebeple başlatmış olduğu icra takibinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. Likit nitelikte alacağa haksız itiraz nedeniyle yasal koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmiştir. 1-Davanın KABULÜ ile, Davacının davalı hakkında başlatmış olduğu Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosya kapsamında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, takibin devamına,2-Davacının icra inkar tazminatının kabulü ile, alacağın (87.018,97-TL) %20'si tutarında olmak üzere 17.403,79-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." dair karar verilmiştir.
İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; davacının müvekkili ile akdetmiş olduğu 18/12/2020 tarihli boru satış sözleşmesi kapsamında 87.018,97 TL fazla ödeme yaptığı iddiası ile müvekkili aleyhine bir icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin müvekkilince yapılan itiraz üzerin durduğunu, akabinde davacının bahsi geçen itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli olarak eldeki davayı ikame ettiğini, yerel mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın doğru tahlil edemediğini, mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporu fiyat farkının hesaplanması yönünden denetime elverişsiz olduğunu, uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 4/e maddesi uyarınca müvekkili davacının sonraki siparişi için yeni bir fiyat listesi üzerinden fiyatlandırma yapılabildiğini, yerel mahkemenin davadaki uyuşmazlık noktalarını doğru tahlil etmediğini, davacının sonraki siparişi ile farklı ürünleri sipariş ettiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık olmamasına ve aynı zamanda borular arasında cins ve nitelik anlamında farklılıklar olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olmasına rağmen yerel mahkemenin yalnızca sipariş edilen boru miktarının azaltıldığı yönündeki tespitinin açıkça gerçeğe aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinden özetle; davalının istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan delillere ve tarafların karşılıklı iddia ve savunmalara, taraflar arasındaki boru satım sözleşmenin kapsamına, Dairemiz kaldırma kararları doğrultusunda hazırlanan ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu görülen 28.08.2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere, mahkemenin kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına göre davanın kabulüne dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bulunmadığından davalı şirket vekilince yapılan ve yukarıda yazılı istinaf itirazlarının tümünün yerinde olmadığı görülmüştür.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli ... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan "...341 inci ve 362 inci..." ibaresi ile "....362 inci..." ibaresinden sonra gelen "...ve..." kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 21/11/2024 tarih ve 2024/94E. - 2024/1035K.Sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 5.944,26-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.486,07-TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 4.458,19- TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibarin iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.